cürüm ile cümle
cürüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ağır suçlulara cürümlüler, hafif suçlulara kabahatliler dendi.Interrogé sur les Phantom Thieves, il les qualifie de criminels, et d'injustes.
Örneğin, Gotham polisindeki çürüme, Batman'in varlığına duyulan ihtiyacı doğurur.Le Bat-Signal est utilisé par la police de Gotham pour requérir l'aide de Batman.
Oyuncu Yuri'nin cesedi ile beraber bir hafta sonu aynı sınıfta kalır ve çürümesini izlemek zorundadır.Il restera donc deux jours en salle de classe, près du cadavre de Yuri qui se décomposera au fil des jours.
Bu gazın kokusu çürümüş yumurtaya benzemektedir.Une fumée âcre au parfum d’œuf pourri.
Bu gazın kokusu çürümüş yumurtaya benzemektedir.Es el gas del olor a huevos podridos.
Willow'un bedeni kısmen çürümüş ve renk değiştirmiştir.Boca perdió y debió cambiar los colores.
Hapishane o günden bu yana boş olarak çürümeye terk edilmiştir.Desde entonces la cárcel quedó abandonada.
Örneğin Nottingham Şerifi 'Rottingham' Şerifi yapılmıştır (İng. rot=zırva, çürüme).El Sheriff de Nottingham (voz de David Voluntades) basado en el Sheriff de Nottingham.
Koku çürüme kokusu olarak tanımlanamasa da rahatsız edici bir kokudur.Tiene un olor tan fuerte que puede resultar desagradable.
17. yüzyılda boyanmış olan tarihî freskoların çoğu çürümüştür.Algunas capillas con frescos del siglo XVII fueron derribadas.
Örneğin, Gotham polisindeki çürüme, Batman'in varlığına duyulan ihtiyacı doğurur.En Gotham, el miedo es representado por Batman.
Bu cesetler yaz sıcağında gayet çabuk kokuşup çürümeye başlamışlardı.Questi corpi, abbandonati al caldo sole estivo, dovevano essere sepolti in fretta.
Bunun buzlanmayı, paslanmayı ve çürümeyi önleme gibi faydaları vardır.Come tagliare il ghiaccio, trasportarlo e conservarlo.
Donlu toprak platoların bazı kısımları büyürken diğer kısımları çürümeye maruz kalır.Con qualche pianta di marijuana saldano il resto del debito.
1980 yılında Alan Guth erken evrende yanlış vakum çürümesinin sorunu çözebileceğini fark etti.Nel 1981, il fisico Alan Guth ipotizzò la teoria dell'universo inflazionario.
Katedral hasar gördü ve yavaş yavaş çürümeye yüz tuttu.La chiesa è tuttora abbandonata e continua lentamente a sprofondare.
Elmanın yarısı çürümüştü.Половина яблока была гнилой.
Buzdolabını açınca etin çürümüş olduğunu fark ettim.Открыв холодильник, я заметил, что мясо испортилось.
Bu gazın kokusu çürümüş yumurtaya benzemektedir.Запах из озера напоминает запах тухлых яиц.
Bakınız çürüme zinciri.К вопросу о Златых Цепях.
Gemideki çürüme ve eğilme-bükülmeler sürekli olarak izlenmektedir.На корабле всё чаще происходят неполадки и сбои оборудования.
Odunu çürümeye karşı son derece dayanıklıdır.Система крайне неустойчива к взлому.
Kızın cesedi mahzende çürümüş ve tanınmaz halde bulundu.وسرعان ماإكتشف بقايا ابنته مدفونة في كيس.
17. yüzyılın sonları İspanya’nın tamamen çürümesine şahit olacaktır.شهدت العقود الأخيرة من القرن ال 17 الركود والاضمحلال التام في إسبانيا.
Çürümüş, kokuşmuş yemler.افرازات مهبلية ذات رائحة كريهة.
Tarımsal çürümenin en az 20%' si Alternaria türleri tarafından gerçekleştirilir.Pelo menos 20% da deterioração de produtos agrícolas é causada por espécies de Alternaria.
Şeker yemekten dişleri çürümüştür.Açúcar apodrece seus dentes.
Bu gazın kokusu çürümüş yumurtaya benzemektedir.O sabor característico lembra aquele de carne defumada.
Çürümüş, kokuşmuş yemler.Os frutos lisos, avermelhados.
Laserdisklerle ilgili bir sorun da Laser Çürümesi (LaserRot) idi.Raios Laser: São raios laser comum.
Onlar, çürümüş bir sistem içinde çalışıyorlardı.Uma grande construção em uma área desértica.
Elma çürümeye başladı.A maçã começou a apodrecer.
Koku çürüme kokusu olarak tanımlanamasa da rahatsız edici bir kokudur.Een geur die als onaangenaam wordt ervaren, wordt aangeduid als stank.
Örneğin Nottingham Şerifi 'Rottingham' Şerifi yapılmıştır (İng. rot=zırva, çürüme).Hij is gebaseerd op de sheriff van Nottingham.
Ancak bu arada buluntular rutubetli ortamda kaldığından, kaçınılmaz olarak yavaşça çürümeye başladı.Omdat hun lichamen nu feitelijk dood zijn, beginnen ze langzaam te ontbinden.
Üzerindeki et henüz çürümeden buraya atıldığı anlaşılmaktadır.De prooi wordt eerst tussen de kaken verpletterd voordat deze wordt doorgeslikt.
Bu cesetler yaz sıcağında gayet çabuk kokuşup çürümeye başlamışlardı.In de zomer gingen de kadavers snel stinken en ontbinden.
Ceset ile öyle şiddetli sevişir ki çürümüş beden kollarının arasında çatlamaya başlar.Daar wordt het zo intens tussen hen dat het eindigt in een kus.
Katedral hasar gördü ve yavaş yavaş çürümeye yüz tuttu.De Groeningeabdij raakte ontvolkt en verviel langzaam tot ruïne.
Romanova'nın hayatta kalmış olma ihtimali kesin olarak çürümüştür.Een feit dat Rosa waarschijnlijk volledig is ontgaan.
Laserdisklerle ilgili bir sorun da Laser Çürümesi (LaserRot) idi.Laserbehandeling, ook wel laserresurfacing genoemd.
"Bağırsak Çürümesi Nedir?".Wat doet Steenbreek eigenlijk?"
Bu siyaset kokmuş, çürümüştür.De plant is doornloos en afgeplat.
"Bağırsak Çürümesi Nedir?".Dlaczego ten żar gniewu?»
Evinin altında 27 kurbanın çürümüş cesedi bulundu.W domu i wokół niego znaleziono 26 ciał ofiar.
Bakınız çürüme zinciri.Zobacz też: gromada Krzesk.
Ayrıca bakteri olarak Xanthomonas campestris saplarında çürümeye sebep olabilir.Liście są uszkadzane także przez bakterie Xanthomonas campestris.
Onlar, çürümüş bir sistem içinde çalışıyorlardı.Zawody zostały rozegrane w systemie pucharowym.
Yuva, bazen yerdeki bir deliğe, çoğunlukla çürümüş ağaç oyuklarına yapılır.Den bygger sitt bo i ett hål i marken, ofta ett gammalt gnagarhål.
Cürüm nispeti mütemadiyen fazlalaşıyor.Brottsligheten ökar stadigt.
Çürümek yıpranmak Kele: Pekiştirme sözüdür.شکستهنستعلیق; шекасте насталік) є наступником почерку насталік.
Bu siyaset kokmuş, çürümüştür.Ця порода енергійна та рухлива.
Bir örnek kaon çürüme .Це приклад каскадного відкоту.
Kazıklar tamamiyle zemin suyuna yerleştirildi, bakteriler tarafından sebeb olacak çürümeyi önlemek için.Стовпи повністю знаходяться у ґрунтових водах для запобігання гниттю, що викликається бактеріями.
Mezarı açtıklarında Jason'ın çürümüş cesedini bulurlar.На місці вибуху правоохоронці виявили понівечене тіло Олександра.
Çiçeklerinde çürümekte olan yaprakların kokusunu andıran hoş olmayan bir kokusu vardır.Pro květy je charakteristický jejich nepříjemný zápach.
Onlar, çürümüş bir sistem içinde çalışıyorlardı.Bývaly stavěny v rovinatém terénu.
Ruh bu zincir koparsa rahatça hareket edebilir ama bu aynı zamanda zincirin çürümesine neden olur.Spiritul se poate mișca liber dacă lanțul a fost rupt, dar acest lucru face ca lanțul să înceapă a se coroda.
"Bağırsak Çürümesi Nedir?".Ce-are de-a face cu potcovitul bietei mele gloabe?)”
Gündüz cesedin altına gizlenip akşamları aktif olarak cesedin çürümesini hızlandırırlar.Aceștia se intoxicau cu băutură zi și noapte până când corpul decedatului urma să fie incinerat.