cürüm ile cümle

cürüm kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Örneğin Nottingham Şerifi 'Rottingham' Şerifi yapılmıştır (İng. rot=zırva, çürüme)."Helgeland new sheriff of 'Nottingham'".
Onlar, çürümüş bir sistem içinde çalışıyorlardı.The programme used an escrow system.
Perdeyi açtığım anda aldığım o çürümüş et kokusunu halen hatırlayabiliyorum.I can still remember sort of that smell of rotting flesh as I pulled the curtain back to see her.
Eğer eş zamanlı oldukları gözlenseydi, teoride çürümüş olacaktı.If they'd been observed in phase, the theory would have been refuted.
Eğer eksen eğriliği teorisi çürümüş olsa, savunuclarının gidecek başka yerleri olamazdı.If the axis-tilt theory had been refuted, its defenders would have had nowhere to go.
Bu tür bir cürümün cezası normalde hapistir.The penalty for this type of activity is prison.
Sosyal çürüme.65 dead.
Bir başka bir umutsuz keder tedavileri çürümek:One desperate grief cures with another's languish:
Bu çürümüş.This one's rotten.
Yerel balık işleme tesisinden tonlarca ve tonlarca kokuşmuş, çürümüş balık leşlerini temizledik.We cleared tons and tons of stinking, rotting fish carcasses from the local fish processing plant.
Hemen herşey çürümüş, geminin içinde gömülmüş olan kişinin kemikleri bile yok olup gitmiş.Almost everything has rotted; even the bones of the man that would have been buried have dissolved.
Dişler bir kere çürümeye başladı mı, geri dönüşü olmaz.Once your teeth start to go, there's no turning back.
"Ne mutlak çürüme!"What absolute rot!
Fakat bu adam fakir için oldukça çürümüş oldu.But it was pretty rotten for the poor chap.
Çürümüş bedenleri yemeye kalkışmıştım. Yoldaşlarımın bedenlerini. Birisi bana yardım etti.As I was tempted to eat the rotten flesh of my comrade, he gave me comfort.
Bankacılık sisteminiz tamamen çürümüş.Your whole banking system's utterly corrupt.
Çünkü sen canımı ölüler diyarına terk etmeyeceksin, Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.because you will not leave my soul in Hades , neither will you allow your Holy One to see decay.
‹‹Bunun için başka bir yerde de şöyle der: ‹Kutsalının çürümesine izin vermeyeceksin.›Therefore he says also in another psalm, 'You will not allow your Holy One to see decay.'
Oysa Tanrının dirilttiği Kişinin bedeni çürümedi.But he whom God raised up saw no decay.
Ölülerin dirilişi de böyledir. Beden çürümeye mahkûm olarak gömülür, çürümez olarak diriltilir.So also is the resurrection of the dead. It is sown in corruption; it is raised in incorruption.
Çünkü bu çürüyen beden çürümezliği, bu ölümlü beden ölümsüzlüğü giyinmelidir.For this corruptible must put on incorruption, and this mortal must put on immortality.
Servetiniz çürümüş, giysinizi güve yemiştir.Your riches are corrupted and your garments are moth-eaten.
Biz çürümüş kemikler olduktan sonra ha?After having turned to carious bones?"
Nereden geçmiş, neye dokunmuşsa orasını ve o şeyi çürümüş kemiğe döndürmüştü.Which turned everything it touched to ashes.
(Hem de) çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"After having turned to carious bones?"
"Biz, çürümüş kemikler olduktan sonra ha?"After having turned to carious bones?"
Cürümlere, suçlara batanlar dünyada iken, müminlerle alay edip onlara gülerlerdi.The sinners indeed laughed at believers
Halkın, çürümüş hurma gövdeleri gibi yere yıkıldıklarını görürsün.You should have seen the people prostrate like the decayed trunks of date-palm trees.
"Biz çürümüş kemikler olduktan sonra ha!?"After having turned to carious bones?"
Onlar, âyetlerimizi yalanladılar, Allah da kendilerini cürümleri sebebiyle kıskıvrak yakaladı.They belied Our signs, wherefore Allah laid hold of them for their sins.
Ve bir de şöyle diyor: "Şu çürümüş kemiklere kim hayat verecek?"He says: "Who will give life to these bones when they have rotted away and became dust?"
Çürüme EkranıDecayScreen
Dairesel çürümeOrbital decay
ÇÜRÜMÜŞ SUKABAĞIConstellation name (optional)ROTTEN GOURD
NATO üyeliği olmazsa, Sırbistan, Avrupa ve Balkanlar'ın kıyısında çürümeye mahkum olur.Without NATO membership, Serbia is doomed to decay at the margins of Europe and the Balkans.
Aksi takdirde onlar da cürüm suçlamasıyla karşı karşıya kalacaklar.Otherwise they too will face misdemeanor charges.
Taloviç's teyzesi Ajka Ömeroviç, cürümde herhangi bir dini nedenin bulunmadığını söyledi.Talovic's aunt, Ajka Omerovic, denied any religious motive for the crime.
Daire sadece cürum suçlamasında bulunabiliyor ve bu da çoğu zaman bir sonuç vermiyor.The Agency can only file misdemeanour charges, which in most cases, yield no results.
Ancak heykelin kumun için yatan arka kısmı çok daha ciddi biçimde çürümüştü."But the rear of the statue, which had lain in the sand, was much more seriously corroded."
Katedral hasar gördü ve yavaş yavaş çürümeye yüz tuttu.The cathedral was damaged and gradually declined.
Gemilerin çoğu çürümüş gövdelere sahipti ve mürettebatları iyi eğitilmemişti.Many of the ships had rotted hulls and their crews are poorly trained.
En büyük yapıların tahmini çürümeyarılanma ömrü yaklaşık 1.000 yıldır.The largest structures have an estimated decay half-life of about 1,000 years.
Sonuç olarak, kale çürümeye başladı ve 1684 kuşatması sırasında Fransızlar tarafından yıkıldı.[1]As a result, it began to decay, and was destroyed during the siege of 1684 by the French.[1]
Bir yerlerde çürümüş bir şeyin belli belirsiz farkına varmadan önce, hapishane bunu netleştirdi.Before I had been vaguely conscious of something rotten somewhere, prison crystallised this.
Herhangi bir malzemenin geri dönüşü olmayan çürümeye maruz kaldığını gözlemler.He observes that any material is subject to irreversible decay.
Çürüme ve değiştirmeDecay and replacement
Kirli ayaklar ayak çürümesine veya tavuğun topal olmasına neden olabilir.Soiled feet could lead to foot rot or the chicken becoming lame.
Kök çürümesini önlemek için iyi toprak drenajı şarttır, bu nedenle kumlu toprak önerilir.Good soil drainage is essential to prevent root rot, so sandy soil is recommended.
Günümüzde araştırmalarda çürüme teorisinde revizyonlar yapılmaktadır.Revisions in decay theory are being made in research today.
Windows'un çürümesiWindows rot
Çürüme 11.Putrefaction 11.
Kükürtte çürüme 3.Putrefaction in sulphur 3.
Glasse'ın Çürüme ve Tıbbın Donması zamanı için duruşu.The standing of the Glasse for the tyme of the Putrefaction, and Congelation of the Medicine.
17. yüzyılın sonları İspanya’nın tamamen çürümesine şahit olacaktır.Ende des 17. Jahrhunderts hatten sich die Satzzeichen dann vollständig in Spanien durchgesetzt.
Oyuncu Yuri'nin cesedi ile beraber bir hafta sonu aynı sınıfta kalır ve çürümesini izlemek zorundadır.Der Protagonist verbringt das Wochenende mit der Leiche von Yuri.
Üzerindeki et henüz çürümeden buraya atıldığı anlaşılmaktadır.Das Tier verweste daraufhin, bevor es für den Abtransport zerstückelt wurde.
Ağacı kurtarmak için birçok şey denense de ağaç çürümeye başlamıştı ve kalıcı olarak zayıflamıştı.Obwohl konservierende Maßnahmen ergriffen wurden, litt der Baum fortan an Holzfäule und wurde immer schwächer.
Bir örnek kaon çürüme .Ein Beispiel ist die Krätze.
Bir söylentiye göre ağaç yıkılmadan birkaç yıl önce çürümeye kurban giderek ölmüştü.Einer der Bäume ist vor wenigen Jahren abgestorben.
Çürümek yıpranmak Kele: Pekiştirme sözüdür.Il sera rebaptisé Récréo, afin d'évoquer au mot Récréation.

İlgili Sayfalar