Ama, o kadar cömertti ki, inanamamıştım.何もせずにそうしてくれたわけではありません
Benden çok az şey talep edip, bana karşı çok cömert davranıyorsun.D'accord Sita. tu me demandes si peu et me donne tant.
Benden çok az şey talep edip, bana karşı çok cömert davranıyorsun.Dajesz mi tak wiele, a prosisz o tak mało.
Benden çok az şey talep edip, bana karşı çok cömert davranıyorsun.De acuerdo, Sita. Pides tan poco y me das tanto.
Benden çok az şey talep edip, bana karşı çok cömert davranıyorsun.Doar ceri atât de puţin şi-mi dăruieşti atât de multe.
Benden çok az şey talep edip, bana karşı çok cömert davranıyorsun.Du ber om så lite och ger mig så mycket.
Benden çok az şey talep edip, bana karşı çok cömert davranıyorsun.Hisz oly keveset kérsz, és oly sokat adsz nekem.
Benden çok az şey talep edip, bana karşı çok cömert davranıyorsun.Kamu meminta begitu sedikit dan memberiku begitu banyak.
Benden çok az şey talep edip, bana karşı çok cömert davranıyorsun.Na gut, Sita. Du verlangst so wenig von mir und gibst mir so viel.
Benden çok az şey talep edip, bana karşı çok cömert davranıyorsun.Nàng đòi hỏi quá ít và cho ta quá nhiều!
Benden çok az şey talep edip, bana karşı çok cömert davranıyorsun.Pyydät aina niin vähän ja annat minulle niin paljon.
Benden çok az şey talep edip, bana karşı çok cömert davranıyorsun.Tu pedes tão pouco e dás-me tanto!
Benden çok az şey talep edip, bana karşı çok cömert davranıyorsun.Va bene, Sita. Mi chiedi cosi' poco e mi dai cosi' tanto.
Benden çok az şey talep edip, bana karşı çok cömert davranıyorsun.Žádáš tak málo a dáváš mi toho tak moc.
Benden çok az şey talep edip, bana karşı çok cömert davranıyorsun.Искаш толкова малко, а ми даваш толкова много.
Benden çok az şey talep edip, bana karşı çok cömert davranıyorsun.Ты так мало просишь, и так много мне даешь!
Benden çok az şey talep edip, bana karşı çok cömert davranıyorsun.家を離れないと約束しろ 森は危険だ
Ben onu ve Chester belâ cömert teklif arasında durdu olmasaydı.그 사람과 체스터의 confoundedly 관대한 제의 사이에 서서하지 않았 더라면.
Ben onu ve Chester belâ cömert teklif arasında durdu olmasaydı.אם לא הייתי עומד בינו לבין הצעה נדיבה confoundedly של צ'סטר.
Ben onu ve Chester belâ cömert teklif arasında durdu olmasaydı.إذا لم أكن قد وقفت بينه وبين العرض السخي confoundedly تشيستر.
Ben onu ve Chester belâ cömert teklif arasında durdu olmasaydı.私は彼のあふれんばかりの想像力は、ウォルポール島で作られたであろうものを疑問に思う - そのほとんど
Bense, "Eh, bu işte tek başınasın. Sen öğretiyorsun: Bu cömertliktir," dedim."고승께서 이미 갖추고 설법하시는 관용의 마음씨입니다." 이것이 제가 드릴 수 있는
Bense, "Eh, bu işte tek başınasın. Sen öğretiyorsun: Bu cömertliktir," dedim.אז אמרתי, "טוב, אתה יודע, אתה כולך בתוך זה. אתה מלמד, זאת נדיבות".
Bense, "Eh, bu işte tek başınasın. Sen öğretiyorsun: Bu cömertliktir," dedim.ثم قلت له "اذا, تعرف, أنت في هذا كله نفسك . تعلم : إنه الكرم
Bense, "Eh, bu işte tek başınasın. Sen öğretiyorsun: Bu cömertliktir," dedim.それしか私には考えられなかったのです。徳とは何でしょう?
BG: Peki, umarım ki bizde bu haberi yayacağız ve hükümetler cömertliklerini üst seviyede tutacaklar.Miejmy nadzieję, że rozpowszechnimy tą informację i rządy podtrzymają swoją hojność.
BG: Peki, umarım ki bizde bu haberi yayacağız ve hükümetler cömertliklerini üst seviyede tutacaklar.Skvělé, doufejme, že budeme vyslyšeni, a že vlády zvýší svoji štědrost.
BG: Peki, umarım ki bizde bu haberi yayacağız ve hükümetler cömertliklerini üst seviyede tutacaklar.Надеюсь, нам удастся распространить эту информацию, и правительства не забудут о своей щедрости.
Bilgiyi paylaşma, insanlara yapılan bir cömertlik.Det är en generös handling från många personer, att bara dela med sig av kunskap.
Bilgiyi paylaşma, insanlara yapılan bir cömertlik.Đó là một hành động của lòng hảo tâm từ rất nhiều người, chỉ bằng việc chia sẻ kiến thức.
Bilgiyi paylaşma, insanlara yapılan bir cömertlik.Es ist eine Geste der Großzügigkeit vieler Menschen, die einfach ihr Wissen teilen.
Bilgiyi paylaşma, insanlara yapılan bir cömertlik.Es un acto de generosidad de muchas personas, el compartir conocimiento.
Bilgiyi paylaşma, insanlara yapılan bir cömertlik.È un atto di generosità da parte di molti, quello di condividere la conoscenza.
Bilgiyi paylaşma, insanlara yapılan bir cömertlik.Het is een daad van gulheid vanwege vele mensen, gewoon het delen van kennis.
Bilgiyi paylaşma, insanlara yapılan bir cömertlik.Ini adalah suatu kemurahan hati dari banyak orang, yang berbagi pengetahuan.
Bilgiyi paylaşma, insanlara yapılan bir cömertlik.Je velikodušno dejanje mnogih ljudi, da preprosto delijo znanje.
Bilgiyi paylaşma, insanlara yapılan bir cömertlik.이것은 많은 사람들로부터 비롯되는 관대함의 실천이며 지식의 나눔을 통해서.
Bilgiyi paylaşma, insanlara yapılan bir cömertlik.Od spousty lidí je velmi šlechetné, že jen tak sdílí své znalosti.
Bilgiyi paylaşma, insanlara yapılan bir cömertlik.To akt szczodrości, motywowany chęcią dzielenia się wiedzą.
Bilgiyi paylaşma, insanlara yapılan bir cömertlik.Είναι μια πράξη γενναιοδωρίας από πολλούς ανθρώπους, το να μοιράζεσαι τη γνώση.
Bilgiyi paylaşma, insanlara yapılan bir cömertlik.Для многих это щедрость, просто делиться знанием.
Bilgiyi paylaşma, insanlara yapılan bir cömertlik.إنه فعل نابع من الكرم من كثيرين مجرد تشارك المعرفة.
Bilgiyi paylaşma, insanlara yapılan bir cömertlik.知識を伝えているんです みんなに刺激を与え みんなに 希望を与えるためです
Binbaşı Armstrong'un cömertliğinden yararlanıp kısa bir süre için ayrıldım.Aproveitei a generosidade do Major Armstrong e ele substituiu-me por instantes.
Binbaşı Armstrong'un cömertliğinden yararlanıp kısa bir süre için ayrıldım.Ho approfittato della generosità del tenente Armstrong e mi sono concessa una piccola pausa.
Binbaşı Armstrong'un cömertliğinden yararlanıp kısa bir süre için ayrıldım.Jag tog hjälp av major Armstrong som avlöste mig ett tag.
Binbaşı Armstrong'un cömertliğinden yararlanıp kısa bir süre için ayrıldım.Jeg udnyttede major Armstrongs hjælpsomhed - - og gav mig selv en lille pause.
Binbaşı Armstrong'un cömertliğinden yararlanıp kısa bir süre için ayrıldım.Majuri Armstrong lupautui avuliaasti tuuraamaan minua hetken.
Binbaşı Armstrong'un cömertliğinden yararlanıp kısa bir süre için ayrıldım.Me he aprovechado de la generosidad del comandante Armstrong y me ha substituido brevemente.
Binbaşı Armstrong'un cömertliğinden yararlanıp kısa bir süre için ayrıldım.Skorzystałam z grzeczności majora Armstronga i dałam się na chwilę zastąpić.
Binbaşı Armstrong'un cömertliğinden yararlanıp kısa bir süre için ayrıldım.Επικαλέστηκα τη γενναιοδωρία του ταγματάρχη Άρμστρονγκ, και του ζήτησα να με απαλλάξει για λίγο.
Binbaşı Armstrong'un cömertliğinden yararlanıp kısa bir süre için ayrıldım.Я воспользовалась добротой майора Армстронга и позволила ему освободить меня ненадолго.
Bir de iyi ve cömert.Ale jest także uprzejmy, hojny.
Bir de iyi ve cömert.Aztán a kedves, a nagylelkű is.
Bir de iyi ve cömert.Dan ada juga yang baik, yang pemurah.
Bir de iyi ve cömert.E c'è anche il gentile, il generoso.
Bir de iyi ve cömert.E há também o Bondoso, o Generoso.
Bir de iyi ve cömert.En dan zijn er ook nog een ander soort, de vrijgevigen.
Bir de iyi ve cömert.Et il y a aussi les gentils, les généreux.
Bir de iyi ve cömert.친절하고 관대한 면도 있지요.