Yazarlar ve âlimler, ressamlar ve sanatkârların cömert bir koruyucusuydu.Була улюбленим місцем літераторів та художників.
Ve sabırlı ol, zira sabır cömertlik demektir.Терпеливість стоїть природно за доброчесністю і смиренням.
Tom nazik ve cömerttir.Том добрий і щедрий.
Bu çok cömert bir teklif.Це дуже щедра пропозиція.
Nikola, iyi kalpliliği ve cömertliği ile meşhurdu.Johanka jim byla vděčná za to, jak k ní byly laskavé a soucitné.
Kahramanlığa, yardımseverliğe, cömertliğe yürekten inanırdı.Credea cu încăpățânare în prietenie.
Cömertti ve güçlü bir espri anlayışı vardı.Era înzestrat cu un deosebit simț al umorului.
Para yönünden cömerttir.El este generos cu banii lui.
Çünkü cömert hâkimiyetin, göğün ona hüküm yetkisi verdiğine işârettir.Természetfeletti adomány a kegyelem, amire őt választották ki, mert Isten anyjává tétetett.
Genelde her türlü ganimeti askerin elinde bırakmak cömertlik sayılırdı.Általában mindent elkövetett, hogy a katonák bizalmát biztosítsa magának.
Takıntısız ve koşulsuz cömertlik, verme ve vazgeçme olarak ifade edilir.Ennek jellemzője a feltétel nélküli nagylelkűség, az adakozás és az elengedés.
Bunun sebebi, Roma'nın cömert mülteci politikasıdır.Ettől fogva Róma éléskamrája volt.
Yine de Cömert ile sonradan bir benzeşime uğradığı öne sürülebilir.Ha így folytatja, előbb-utóbb együtt fényképezkedhet velem!
O bütün kendi yol yöntemlerinde hep cömert olmuştur.Az ő életével Atanáz mindig is szimpatizált.
Budizmde altı mükemmellikten (pāramitā) biri olarak sayılır: cömertlik mükemmelliği - dāna-pāramitā.A dána a tökéletesedés (pāramitā) irányába mutat: az adakozás tökéletessége a „dāna-pāramitā”.
İsminin manası ''Cömert kadın'' demektir.Hänen nimensä tarkoittaa ”ylevistä naisista etummainen”.
Ilımlı ve cömert bir kral olarak övüldü.Häntä on pidetty oikeudenmukaisena, suurena ja rakastettuna kuninkaana.
Dönemin sanatçısı Farinelli'ye cömert davranışları vardı.Hän valitsi itse itselleen taiteilijanimen Farinelli.
Ilımlı ve cömert bir kral olarak övüldü.Περιγράφεται σαν δίκαιος και φιλειρηνικός βασιλιάς.
Buyan: Aziz, cömert demektir.Hellighed er det at være hellig.
Asıl tören mütevazıydı ancak hatırasına sikke basıldı ve halka cömertlikle dağıtıldı.De faktiske bryllupsseremonien var beskjeden, men ble feiret på mynter og veldedighet ble delt ut til folket.
Dāna veya Daan (Pāli, Sanskrit: दान dāna) cömertlik veya bağışlama anlamına gelir.Kṣānti (sanskrit) eller khanti (pāli) er tålmodighet, overbærenhet og tilgivelse.
En iyi cömert, muhtaca yardım edendir.Wahai Yang Paling Dermawan dari semua yang dermawan.
Mihail iktidarını kurmak gayreti ile orduya, bürokrasiye ve kiliseye cömertçe para dağıttı.Mikhael dengan murah hati membagikan uang kepada tentara, birokrasi, dan Gereja dalam upaya membangun dirinya.
Karakterinin güzel olduğu, özellikle çok cömert olduğu söylenmiştir.Dia memiliki kepribadian yang anggun, dan dianggap sangat indah.
Halk, cömertliği ve liderliği sayesinde onun yanında yer aldı.Namanya pun populer di kalangan rakyat karena kepemimpinan dan kemurahan hatiannya.
Çünkü cömert hâkimiyetin, göğün ona hüküm yetkisi verdiğine işârettir.Nhưng theo tông chỉ của Nho giáo thì thiên hạ là của trời, Nghiêu chỉ nhường quyền cai trị thiên hạ cho Thuấn.
Arafat'ın temas ettiği işadamları ve petrol işçileri cömertçe el-Fetih örgütüne yardım etti.Những nhà doanh nghiệp và công nhân dầu khí này đã đóng góp một cách rất hào hiệp cho tổ chức Fatah.
Çapraz ateş sonucu Cömert olay yerinde öldü.Đặng Nguyên Giác bị Hoa Vinh bắn chết trên chiến trường.
Ilımlı ve cömert bir kral olarak övüldü.Người đương thời ca tụng ông là một ông vua hào phóng và sùng đạo.
En iyi cömert, muhtaca yardım edendir.最も幸福に貢献する知は何なのか。
Ayrıca, erken ve cömert emeklilik programları yüksek emeklilik maaşlarına katkıda bulunmaktadır.早く寛大な退職計画は高い年金費の原因となっている。
Senin Rabbin en cömert olandır.わたしはあなたの主なる神である。
Servetini cömertçe dağıtmaya, özellikle fakir ressamlara destek olmaya başladı.慈善活動に多額の金を使い、特に貧しい年少の芸術家たちへの支援は惜しまなかった。
Dişiliğini erkekleri etkilemek için cömertçe kullanan şımarık zengin kızı (Sue Lyon).黄龍親衛隊(おうりゅうしんえいたい) 美黄が誘拐した少女達を洗脳して力を与えた忠実な部下。
Onunla gurur duyuyorum ve bulunduğum yolda onun hatırası, cömertliği ve tutkusuyla ilerliyorum.そんな母の目の高さで今を、そして未来を見つめ母のような優しさ、力強さ、謙虚さで事業展開していく。
Amcam para harcamada cömerttir.おじは気前よく金を出す。
Cömert, âlicenap, yardımsever, merhametli olan Oruç Reis, ciddî ve sertti.美麗(睿)英(增)彊壯,聯輝發佩香(芳),令儀咸巽順,偉望表謙(暌)光。
İsminin manası ''Cömert kadın'' demektir.名稱的意思為「女性」。
Parasını tıp çalışmaları için çeşitli kurumlara cömert bağışlarda bulunmaya harcadı.最終,他要遺棄他大部分的財產,以確保蘿絲能持續獲得醫療照顧。
Senin Rabbin en cömert olandır.你的主的言辞,诚实极了,公平极了。
Cömertti ve güçlü bir espri anlayışı vardı.他有良好的幽默感。
Kahramanlığa, yardımseverliğe, cömertliğe yürekten inanırdı.他廣施恩惠、仁愛、講究信譽。
Fakat işgüzar, tedbirli ve cömert vasıflarını da buna eklerlerdi.他们的这项功绩使他们获得了重奖,深受人们的羡慕。
Çok cömert olduğunu tarihler yazarlar.”時人評價甚高。
En iyi cömert, muhtaca yardım edendir.惟兹淑德之良,式备顺仪之助。
En iyi cömert, muhtaca yardım edendir.본관은 순흥(順興)이며 호(號)는 도운(濤雲)이다.
İsminin manası ''Cömert kadın'' demektir.이름의 뜻은 '강한 여자'란 뜻이다.
Bekleyip göreceksiniz ve cömert bir bütçem var," dedi.하지만 저는 유명해질거고 돈도 완전 많이 벌거에요.’라고 대답했어요.
İsminin manası ''Cömert kadın'' demektir.משמעות שמה היא גברת (במשמעות אצילית).
Çünkü cömert hâkimiyetin, göğün ona hüküm yetkisi verdiğine işârettir.אִם חָבֹל תַּחְבֹּל שַׂלְמַת רֵעֶךָ עַד בֹּא הַשֶּׁמֶשׁ תְּשִׁיבֶנּוּ לוֹ.
Buyan: Aziz, cömert demektir.שכוונתו היא לקדוש ברוך הוא.
Cömertti ve güçlü bir espri anlayışı vardı.Притежавал е особено силно изразено чувство за хумор.
Cömertliği ve becerisi ile Roma'da çok büyük saygı görmüştür.Ползвала се е с голямо уважение в Рим.
Cömert’e ateş eden silahların Ankara'da pek çok cinayette kullanıldığı anlaşıldı.Гърмежът на оръдията отчетливо се е чувал в Анкара.
Ve sabırlı ol, zira sabır cömertlik demektir.Запази спокойствие, търпение и добро настроение.
Fakat işgüzar, tedbirli ve cömert vasıflarını da buna eklerlerdi.Svojstveni su joj urođeni (nespecifični) i stečeni (specifični ili adaptivni) mehanizmi.
Kral cömertliğinden dolayı azizlik makamına yükseltilmiştir.Ondje ga je kralj velikodušno primio.
Halk, cömertliği ve liderliği sayesinde onun yanında yer aldı.Verejnosť si ho obľúbila pre jeho vodcovské schopnosti a veľkorysosť.
Sen affedicisin, cömertsin.Ti si vse-usmiljen in večno dobrohoten.