Tom'un Mary ile büyük bir mücadelesi vardı.Tom had a big fight with Mary.
Tom onun öyle büyük bir problem olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think it's such a big problem.
Tom onun öyle büyük bir anlaşma olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think it's such a big deal.
Tom'un en büyük oğluyla kesinlikle sorunları var.Tom definitely had problems with his oldest son.
Tom'un kesinlikle en büyük oğluyla ilgili sorunları vardı.Tom definitely had problems with his oldest son.
Tom büyük bir züppe olarak karşısına çıkıyor.Tom comes across as a big snob.
Tom kesinlikle on ikiden daha büyük gösteriyor.Tom certainly looks older than twelve.
Tom büyükbabasından miras kalan parayla Mary için bir nişan yüzüğü aldı.Tom bought an engagement ring for Mary with money he inherited from his grandfather.
Tom ve Mary bu sabah büyük bir kavga etti.Tom and Mary had a huge fight this morning.
Tom'un büyük ailesini desteklemek için yeterli para kazanması kolay değildi.It hasn't been easy for Tom to earn enough money to support his large family.
Büyük bir deprem değildi.It wasn't much of an earthquake.
Büyük bir bahçe değildi.It wasn't much of a yard.
Büyük bir görüş değildi.It wasn't much of a view.
Büyük bir fırtına değildi.It wasn't much of a storm.
Büyük bir plan değildi.It wasn't much of a plan.
Büyük bir parti değildi.It wasn't much of a party.
Büyük bir tartışma değildi.It wasn't much of a debate.
Büyük bir köprü değildi.It wasn't much of a bridge.
John büyük bir çocuk.John is a big boy.
Sen büyük bir insansın.You are a large person.
Market büyüktür.The market is big.
Molly'nin büyük bir kol saati var.Molly has a big watch.
Onların en büyük kız kardeşi henüz evli değil.Their oldest sister still hasn't gotten married.
Çoğu büyük Japon firması ihracata bağımlıdır.Most big Japanese firms depend on exports.
Sanırım o büyük bir yazar.I think he's a great writer.
Japonya'daki büyük depremi duydun mu?Did you hear about the big earthquake in Japan?
Büyük, eski, güzel, kırmızı bir yün İran halısı satın aldım.I bought a beautiful large ancient red Iranian woolen carpet.
Büyük olsalar bile, bütün acılar dayanılabilir olmalı.All sorrows should be tolerable, even if they are great.
İngilizce bir cümlenin ilk sözcüğü büyük harfli olmalıdır.The first word of an English sentence should be capitalized.
İngilizce bir cümlenin ilk sözcüğü büyük harfle başlamalıdır.The first word of an English sentence should be capitalized.
İngilizce bir cümledeki ilk sözcüğün büyük harfle başlaması gerekir.The first word of an English sentence should be capitalized.
Mary Tom'un üçüncü evliliğinden olan en büyük çocuğu.Mary is Tom's oldest child from his third marriage.
Büyük babam şogide iyidir. Onun seviyesi dördüncü dan, amatör.My grandpa is good at shogi. His level is fourth dan, amateur.
Sen büyüksün.You are big.
Güneş büyüktür.The sun is big.
Göl büyük.The lake is big.
Büyük binaya bakıyorum.I am looking up at the big building.
Annem babamdan beş yaş büyük.My mother has five more years than my father.
Shakespeare'in eserleri sıklıkla ingiliz dilinin en büyükleri arasında düşünülür.Shakespeare's works are frequently considered among the greatest in the English language.
Bu benim en büyük hayalim.It's my biggest dream.
Uzun zaman önce, Yunanlılar sık sık büyük atletik olaylar düzenlerdi.Long ago, the Greeks would frequently hold great athletic events.
O büyük bir siyasetçi olarak kabul edilir.He's considered to be a great politician.
Bir hediye almak niyetiyle büyük mağazaya gittim.I went to the department store with the intent of buying a gift.
Büyükbabamla gitmek istemiyorum anne. Beni burada bırak.Mom, I don't want to go with Grandpa. Leave me here.
Yine, köktenci ideolojiler büyük tarihsel ilerlemelere karşı çıkarlar.Once more, the fundamentalist ideologies oppose to the great historical advances.
Ağaçların büyük bir sembolik korusu olabilir mi?Might it happen to be a large symbolic grove of trees?
İslam, Musevilik ve Hristiyanlık üç büyük tek tanrılı dindir.The three major monotheistic religions are Christianity, Islam and Judaism.
Büyükbabalarım ve büyükannelerim ne yapıyorlar?What are my grandparents doing?
Aniden daha büyük görünüyor.Suddenly, it looks bigger.
Büyükbabam köpeği olmadan yürüyemez.My grandfather can't walk without his cane.
Akşam yemeği için kalmaya ne dersiniz? Ben büyük bir kap güveç yapıyorum.How about staying for dinner? I'm making a big pot of stew.
Tom büyük olasılıkla haklıydı.Tom was probably right.
Tom şüphesiz büyük konuşur.Tom sure talks big.
Tom büyük bir adam gibi görünüyor.Tom sounds like a great guy.
Geniş bant hızında ve kalitesinde ülkeden ülkeye büyük farklılıklar vardır.There are big differences in broadband speed and quality from country to country.
Onun buluşlarının büyük bir kısmı tarihe bilinmeyen olarak kalacağı tahmin edilmektedir.It is estimated that a great number of his inventions remain unknown to date.
Kız büyükbabasıyla okuyor.The girl reads with her grandfather.
Sana büyük başarılar diliyorum.I wish you great success.
Daha yüksek sesle konuş. Büyükbaban pek de iyi duymuyor.Speak louder. Your grandfather's hearing isn't so good.
O büyük bir dolandırıcılığa katıldı.He took part in a big scam.