Büyükannem her zaman soğuktan şikâyet ediyor.My grandmother is always complaining of the cold.
Büyükannem bu kasabada en yaşlıdır.My grandmother is the oldest in this town.
Büyükannem gece huzur içinde öldü.My grandmother went peacefully in the night.
Büyükannem giderek unutkan ve kırılgan oluyor.My grandmother was gradually becoming forgetful and frail.
Büyükanne çok iyi görünüyordu.Grandmother looked very well.
Büyükanne masayı kendi başına taşıdı.Grandmother carried the table by herself.
Büyükannem sadece yumuşak gıdaları yiyebilir.My grandmother can only eat soft food.
Büyükannem yavaş konuşur.My grandmother speaks slowly.
Büyükanne, Çin ilaçlarının en iyi olduğuna inanıyor.Grandmother believes that Chinese medicines are the best.
Büyükannem dün gece huzur içinde öldü.My grandmother passed away peacefully last night.
Ben onu ziyaret ettiğimde büyükannem bir haftadır hastaydı.My grandmother had been sick for a week when I visited her.
Büyükannem bana Külkedisi hikayesini anlattı.My grandmother told me the story of Cinderella.
Büyükannem bize bir kutu elma gönderdi.Grandmother sent us a box of apples.
Büyükannem bana yeni bir elbise yaptı.My grandmother made me a new dress.
Büyükannem benden daha hızlı yürür, ve benim oynadığımdan daha iyi tenis oynar.My grandmother walks faster than me, and plays tennis better than I do.
Büyükannem biraz ağır işitir. Yani hafifçe sağırdır.My grandmother is hard of hearing. In other words she is slightly deaf.
Büyükannem yaşam tarzını hiçbir zaman değiştirmedi.My grandmother never changed her style of living.
Büyükannem geçen hafta hasta oldu.My grandmother became sick last week.
Büyükanne, bahçedeki çimi biçer.Grandmother mows the grass in the garden.
Büyükannem bize büyük bir servet bıraktı.My grandmother left us a great fortune.
Büyükannem bir elbiseyi paçavra olana kadar giyer.My grandmother wears a dress to rags.
Büyükannem avlusundaki otları çekiyordu.My grandmother was pulling up weeds in her backyard.
Büyükannem tren ile seyahat etmeyi sever.My grandmother likes traveling by train.
Oğlum en büyük baş belamdır.My son is my biggest headache.
Birçok ülkede, insanların büyük şehirlere gelmesinin asıl nedeni iş yüzündendir.In many countries, the main reason that people come to big cities is because of work.
Bizim büyük bir seyircimiz vardı.We had a large audience.
Sen büyük ihtimalle haklısın.You are very likely right.
Büyük olasılıkla, bir hafta uzak kalacaklar.In all likelihood, they'll be away for a week.
Pasifik dünyanın en büyük okyanusu.The Pacific is the largest ocean in the world.
Güneş aydan çok daha büyüktür.The sun is much larger than the moon.
Güneş aydan daha büyüktür.The sun is larger than the moon.
Taro büyük olasılıkla üniversite giriş sınavını geçecek.Taro is very likely to pass the university entrance examination.
Emekli olduğunda büyük bir aylık kazanmıyordu.He wasn't earning a large salary when he retired.
Büyük mü yoksa küçük mü?Large or small?
Büyük ve güçlü olmak için büyüyebilesin diye sebzelerini ye.Eat your vegetables so that you will grow up to be big and strong.
Bu kazağı geri getireceğim çünkü o çok büyük.I am going to return this sweater because it's too big.
Büyük bir süpermarketimiz var.We have a big supermarket.
Onlar büyük bir barajın yapılacağını söylüyor.They say that a huge dam will be built.
Büyük bir otelde kalırsanız, onların yüzme havuzu kullanabilirsiniz.If you stay at a big hotel, you can use their swimming pool.
Büyük bir girdap ve güçlü bir akıntı vardı.It has a big whirlpool and a strong current.
Büyük evler yaşamak için mutlaka rahat değildir.Large houses are not necessarily comfortable to live in.
Büyük evler yaşamak için pahalı.Large houses are expensive to live in.
Büyük bir işaret var.There's a big sign.
O, büyük tehlike karşısında sakindi.He was calm in the face of great danger.
Büyük bina ışıklarla parlıyordu.The big building was blazing with lights.
Büyük bir köpeği olan adam içeri girdi.A man with a big dog came in.
Büyük başarılar sürekli çabadan kaynaklanmaktadır.Big successes result from constant effort.
Büyük bir gemi buraya yakın demirledi.A big ship is anchored near here.
Ufukta büyük bir gemi göründü.A big ship appeared on the horizon.
Büyük bir tayfun yaklaşıyor.A big typhoon is approaching.
Büyük bir örümcek bir ağ örüyordu.A big spider was spinning a web.
Büyük bir direk göl manzarasını engelliyor.A large pillar obstructs the view of the lake.
Büyük çiftliklerde sığırlar genellikle damgalarla işaretlenirler.On large farms, cattle are usually marked with brands.
Büyük bir bomba düştü ve çoğu insan hayatını kaybetti.A big bomb fell, and a great many people lost their lives.
Büyük bir ağaç fırtınada düştü.A big tree fell in the storm.
Büyük ağaca yıldırım düştü.The big tree was struck by lightning.
Büyük bir daire yapalım.Let's make a big circle.
Şiddetli yağmurdan sonra büyük bir sel vardı.After the heavy rain, there was a big flood.
Onun geliri büyük ailesini geçindiremeyecek kadar çok küçüktü.His income is too small to support his large family.
Büyük bir aileyi geçindirmenin sıkıntıları onunla arayı kapatmak için başlıyor.The pressures of supporting a big family are beginning to catch up with him.