En büyük görünen delikanlıyla konuştum.I spoke to the boy who seemed to be the oldest.
Dün büyük bir balık yakaladım.I caught a big fish yesterday.
İlk trene binmek için büyük bir acelem vardı.I was in a great hurry to take the first train.
Haftada iki kez büyük babamı ve annemi ziyaret ederim.I visit my grandparents twice a week.
Büyük araba süren insanlara karşıyım.I'm against people driving big cars.
Büyük bir pul kolleksiyonum var.I have a large collection of stamps.
Büyük babamın öldüğü yılda doğdum.I was born in the year that Grandfather died.
Büyükbabam tarafından bana Robert adı verildi.I was named Robert by my grandfather.
Büyükannem tarafından oldukça sevilirim.I am well loved by my grandmother.
Büyükannemi çok severim.I love my grandmother very much.
Büyük annem tarafından yetiştirildim.I was brought up by my grandmother.
Büyükannemi hayal meyal hatırlıyorum.I have a dim memory of my grandmother.
Ben büyük annemin yüzünü tam olarak hatırlamıyorum.I don't remember my grandmother's face accurately.
Büyük bir siyah köpeğim var.I have a big black dog.
Büyük şehirleri ziyaret etmekten hoşlanmam.I don't like visiting big cities.
Ben çorbayı büyük tencerede pişiririm.I cook soup in a big pot.
Geçimini sağlayacak büyük bir ailem var.I have a large family to provide for.
Büyük bir aileye bakmak zorundayım.I have to support a large family.
Ben büyük bir şehirde yaşıyorum.I live in a big city.
Büyük bir mirasa kondum.I came into a huge fortune.
Sanırım o, zamanın en büyük sanatçısı.I think he is the greatest artist of the time.
Büyük haberi ona söyledim.I told him the big news.
Onu büyük bir bilim adamı olarak görüyorum.I consider him a great scientist.
Onu büyük bir yazar olarak düşünüyorum.I consider him a great writer.
Ben genellikle kıyafetlerimi büyük mağazadan satın alırım.I usually buy my clothes at the department store.
Maalesef ben büyük bir müzisyen değilim.I'm afraid I'm not much of a musician.
Beni partiye davet etmeniz büyük nezaket.It is very kind of you to invite me to the party.
Beni akşam yemeğine davet etmeniz büyük incelik.It is very kind of you to invite me to dinner.
Onun birden istifade etmiş olması, bizim için büyük sürpriz.To our great surprise, he suddenly resigned.
Tek oğlum Tom'a büyük babamın ismini verdik.We named our only son Tom after my grandfather.
Dinamitle büyük bir kayayı havaya uçurduk.We blew up a huge rock with dynamite.
Zaman büyük bir şifacıdır.Time is the great healer.
Bir hindi, bir piliçten biraz daha büyüktür.A turkey is a little bigger than a chicken.
Toplum üzerinde bilimin etkisi büyüktür.The impact of science on society is great.
Toplumun bireyler üzerinde büyük bir etkisi vardır.Society has a great influence on individuals.
O, genç olduğu için, hasta büyük annesine özveriyle hizmet etti.Young as she was, she devotedly attended on her sick grandmother.
Bu hafta sonu büyükbabamı ziyaret edelim.Let's visit my grandpa this weekend.
Kitaplar o kadar değerliydi ki onlara büyük bir titizlikle bakıldı.So valuable were books that the greatest care was taken of them.
Kıza büyükannesinin anısına Elizabeth adı verildi.The girl was called Elizabeth after her grandmother.
Küçük bir araba büyük olandan daha ekonomiktir.A small car is more economical than a large one.
Küçük bir köy büyük bir şehre dönüştü.A small village grew into a large city.
Küçük işletmeler genellikle büyük bir şirket tarafından sömürülürler.Small business are often absorbed by a major company.
Romancı büyük bir okuyucu kitlesiyle konuştu.The novelist talked to a large audience.
Bir fil çok büyük bir hayvandır.An elephant is an enormous animal.
Fil en büyük kara hayvanıdır.The elephant is the largest land animal.
Şangay dünyanın en büyük kentleri arasındadır.Shanghai is among the largest cities in the world.
Gemi büyük bir buzdağına çarptığında yolcular kamaralarında uyuyorlardı.The passengers were asleep in their cabins when the ship hit a huge iceberg.
Mürettabat büyüktür.The crew is large.
İş güvenliği büyük bir endişe haline geldi.Job security became a major worry.
81 yaşındaki büyükbabası onunla gurur duyuyor.The new venture was financed by a group of entrepreneurs.
Shinjuku'da birçok büyük mağazalar ve süpermarketler vardır.There are many department stores and supermarkets in Shinjuku.
Gazeteye göre, Boston'da büyük bir yangın vardı.According to the paper, there was a big fire in Boston.
Gazeteye göre dün gece büyük bir yangın vardı.According to the newspaper, there was a big fire last night.
Gazeteye göre, dün gece büyük bir yangın vardı.According to the newspaper, there was a big fire last night.
Gazeteler Nagoya'da büyük bir yangın olduğunu söylüyorlar.The papers say that there was a big fire in Nagoya.
Gazetelere göre, kasabada büyük bir yangın vardı.According to the papers, there was a big fire in the town.
Bir insanın kalbi yaklaşık yumruğu kadar büyüktür.A man's heart is about as large as his fist.
Kişinin yaşam tarzı, büyük ölçüde para ile belirlenir.One's lifestyle is largely determined by money.
İnsanlar onu büyük bir bilgin olarak düşünüyorlar.People thought him to be a great scholar.
İnsanın ruhu gökyüzünden daha büyük ve okyanustan daha derindir.The soul of man is larger than the sky and deeper than the ocean.