butünüyle ile cümle
butünüyle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Eğer bir insan beyni gördüyseniz, iki yarıkürenin birbirinden bütünüyle ayrı olduğu aşikardır.Pokud jste někdy viděli lidský mozek, pak zřejmě víte, že hemisféry jsou vzájemně úplně oddělené.
Eğer bir insan beyni gördüyseniz, iki yarıkürenin birbirinden bütünüyle ayrı olduğu aşikardır.Se já viram um cérebro humano, é óbvio que os dois hemisférios estão totalmente separados um do outro.
Eğer bir insan beyni gördüyseniz, iki yarıkürenin birbirinden bütünüyle ayrı olduğu aşikardır.Якщо ви коли-небудь бачили людський мозок, то знаєте, що його дві півкулі повністю відділені одна від одної.
Eğer bir insan beyni gördüyseniz, iki yarıkürenin birbirinden bütünüyle ayrı olduğu aşikardır.אם הזדמן לכם פעם לראות מוח אנושי, רואים בבירור ששני חצאי המוח נפרדים לחלוטין זה מזה.
Eğer bir insan beyni gördüyseniz, iki yarıkürenin birbirinden bütünüyle ayrı olduğu aşikardır.إذا سبق ورأيتم مخ بشري يتضح أن النصفين الكرويين منفصلين تماماً عن بعضهما.
EW: Bütünüyle.Dokonalé.
EW: Bütünüyle.에디쓰: 온전한 모양입니다.
EW: Bütünüyle.W całej okazałości.
EW: Bütünüyle.א.ו.: ההופעה במלוא הדרה.
EW: Bütünüyle.إيديث ويدر: ذي فول مونتي.
EW: Bütünüyle.私が本当に驚いたのは
Hatırlama kabiliyetleri yok, bir bakıyorsunuz ki üç ay sonra konuyu bütünüyle baştan anlatıyorsunuz.지속적인 기억력이 부족합니다.; 약 3개월 후엔 재고처리 하듯 개념을 다시 설명해 주어야 합니다.
Hatırlama kabiliyetleri yok, bir bakıyorsunuz ki üç ay sonra konuyu bütünüyle baştan anlatıyorsunuz.3ヵ月後にはまた全部説明です 文章題への嫌悪感もあります
Hatırlama kabiliyetleri yok, bir bakıyorsunuz ki üç ay sonra konuyu bütünüyle baştan anlatıyorsunuz.De materie blijft hen niet bij, het overkomt je dat je drie maand later het geheel nog eens moet herhalen.
Hatırlama kabiliyetleri yok, bir bakıyorsunuz ki üç ay sonra konuyu bütünüyle baştan anlatıyorsunuz.Gli manca la memoria; vi trovate a rispiegare concetti tre mesi dopo, integralmente.
Hatırlama kabiliyetleri yok, bir bakıyorsunuz ki üç ay sonra konuyu bütünüyle baştan anlatıyorsunuz.Ils manquent de mémoire, vous vous retrouvez à ré-expliquer les concepts trois mois plus tard, en totalité.
Hatırlama kabiliyetleri yok, bir bakıyorsunuz ki üç ay sonra konuyu bütünüyle baştan anlatıyorsunuz.Nejsou schopni znalosti udržet; můžete zjistit, že celé učivo vysvětlujete odznova o tři měsíce později.
Hatırlama kabiliyetleri yok, bir bakıyorsunuz ki üç ay sonra konuyu bütünüyle baştan anlatıyorsunuz.Sie behalten nichts; Monate später finden Sie sich dabei Konzepte ganz von vorne wieder zu erklären...
Hatırlama kabiliyetleri yok, bir bakıyorsunuz ki üç ay sonra konuyu bütünüyle baştan anlatıyorsunuz.Wszystko zapominają. Musisz tłumaczyć wszystko od początku po 3 miesiącach.
Hatırlama kabiliyetleri yok, bir bakıyorsunuz ki üç ay sonra konuyu bütünüyle baştan anlatıyorsunuz.Είναι ξεχασιάρηδες· Βρίσκεστε στην θέση του να ξαναεξηγείτε έννοιες τρεις μήνες αργότερα, από την αρχή.
Hatırlama kabiliyetleri yok, bir bakıyorsunuz ki üç ay sonra konuyu bütünüyle baştan anlatıyorsunuz.Липсва им запомняне; получава се че ти обяняваш неща отново след 3 месеца.
Hatırlama kabiliyetleri yok, bir bakıyorsunuz ki üç ay sonra konuyu bütünüyle baştan anlatıyorsunuz.Они не стараются запоминать: одни и те же понятия приходится объяснять спустя три месяца заново.
Hatırlama kabiliyetleri yok, bir bakıyorsunuz ki üç ay sonra konuyu bütünüyle baştan anlatıyorsunuz.הם חסרי יכולת שימור. אתה מוצא את עצמך מסביר מחדש רעיונות שלושה חודשים מאוחר יותר.
Hatırlama kabiliyetleri yok, bir bakıyorsunuz ki üç ay sonra konuyu bütünüyle baştan anlatıyorsunuz.يفتقرون إلى القدرة على الاحتفاظ، إنك تجد نفسك تعيد شرح المفاهيم كلها مرة أخرى بعد 3 شهور، كالبيع بالجملة.
'her şeyi bütünüyle bilen içeridekiler' diye bir şey olmadığını anlayacağınız yerlerden biriydi.És rájöttem arra, hogy nincsenek abszolút mindentudó bennfentesek.
'her şeyi bütünüyle bilen içeridekiler' diye bir şey olmadığını anlayacağınız yerlerden biriydi.וגם עם ההבנה שאין בכלל אנשי-סוד יודעי-כול
'her şeyi bütünüyle bilen içeridekiler' diye bir şey olmadığını anlayacağınız yerlerden biriydi.و التفهم أنه لا يوجد مطلقاً ، مطلعين في الداخل يعرفون كل شئ.
'her şeyi bütünüyle bilen içeridekiler' diye bir şey olmadığını anlayacağınız yerlerden biriydi.完全に精通した内部者はいないということです そして 部外者は決して核心にたどりつけないのです
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.Az egész hely teljes csendbe burkolózott, de a csend nem a zaj hiányát jelentette.
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.De hele plek was in totale stilte, maar de stilte was geen gebrek aan geluid.
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.Der ganze Ort war vollkommen still. Aber diese Ruhe war nicht lautlos.
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.Hele området var komplet stille, men stilheden var ikke et fravær af lyde.
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.În tot locul domnea o liniște deplină, dar liniștea nu era absența zgomotului.
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.그 공간은 완벽히 침묵이었습니다. 하지만 그 침묵은 소리의 부재가 아니었습니다.
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.Koko paikka oli täydellisen hiljainen, mutta se hiljaisuus ei ollut melun puuttumista.
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.L'endroit était absolument silencieux, mais le silence n'était pas une absence de bruit.
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.O lugar estava em absoluto silêncio, mas não era uma ausência de ruído.
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.Seluruh tempat itu sunyi, tetapi kesunyian itu bukanlah karena ketidakadaan suara.
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.Stället vilade i absolut tystnad, men tystnaden var inte frånvaron av oväsen.
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.Toàn bộ nơi đó tĩnh lặng hoàn toàn, nhưng sự tĩnh lặng không phải là do không có tiếng ồn.
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.Todo el sitio estaba en silencio absoluto, pero el silencio no implicaba la ausencia de ruido.
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.Tutto il posto era in assoluto silenzio, ma il silenzio non era l'assenza di rumore.
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.Όλο το μέρος ήταν εντελώς σιωπηλό, αλλά η σιωπή δεν ήταν μόνο η απουσία θορύβου.
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.Всё место было абсолютно тихим, но тишина не была просто отсутствием шума.
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.Місцина була абсолютно тихою, але ця тиша не полягала у відсутності шуму.
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.Цялото място беше абсолютно тихо, но тишината не беше липса на шум.
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.כל המקום היה שקט לחלוטין, אבל השקט לא היה כתוצאה מחוסר רעש.
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.كان المكان صامتاً تماماً، لكن الصمت لم يكن غياب الضجيج.
Her yer bütünüyle sessizlik içindeydi, ama sessizlik sesin yokluğu değildi.その静寂は騒音がない ということではなく ある種のエネルギーや 脈動があったのです
Hikayeye Pete'i koymak bütünüyle John'un fikriydi.Bylo to čistě Johnovo rozhodnutí přidělit mi Peta ke zpracování tohoto tématu.
Hikayeye Pete'i koymak bütünüyle John'un fikriydi.Decyzja by przenieść Pete'a do tej historii należała wyłącznie do Johna.
Hikayeye Pete'i koymak bütünüyle John'un fikriydi.Es war allein Johns Entscheidung Pete auf diese Story anzusetzen.
Hikayeye Pete'i koymak bütünüyle John'un fikriydi.Fue decisión de John involucrar a Pete en esta historia.
Hikayeye Pete'i koymak bütünüyle John'un fikriydi.Fue decisión de John involucrar a Pete en esta historia.
Hikayeye Pete'i koymak bütünüyle John'un fikriydi.Het was puur John zijn beslissing om Pete op dit verhaal te zetten.
Hikayeye Pete'i koymak bütünüyle John'un fikriydi.John döntése volt, hogy Pete-et rakja erre sztorira.
Hikayeye Pete'i koymak bütünüyle John'un fikriydi.Oli puhtaasti Johnin ratkaisu laittaa Pete tähän tarinaan.
Hikayeye Pete'i koymak bütünüyle John'un fikriydi.Ήταν ξεκάθαρα του John απόφαση να βάλει τον Pete στο θέμα.
Hikayeye Pete'i koymak bütünüyle John'un fikriydi.Била је то чисто Џонова одлука да убаци Пита у ову причу.
İkincisi bu resimleri etkileşimli hale getirin böylelikle bütünüyle bağlantılandırırız.Druga: niech te obrazy oddziałują na nas aby bardziej nas to zachęcało.