butünüyle ile cümle

butünüyle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Biyosfer 2 yaklaşık 1,2 dönüm büyüklüğünde, dışarıya bütünüyle kapatılmış bir minyatür dünyadır.그렇습니다, 바이오스피어2는 실제로 3에이커이고, 완전히 밀폐된, 작은 세계입니다.
Biyosfer 2 yaklaşık 1,2 dönüm büyüklüğünde, dışarıya bütünüyle kapatılmış bir minyatür dünyadır.3エーカーの 外界と完全に遮断されたミニチュア世界です 私はそこで2年と20分、生活していました
Biyosfer 2 yaklaşık 1,2 dönüm büyüklüğünde, dışarıya bütünüyle kapatılmış bir minyatür dünyadır.אז, ביוספרה 2 היתה, באופן בסיסי, שטח בגודל 12 דונם חתומים לגמרי, שהיוו עולם בזעיר אנפין
Biyosfer 2 yaklaşık 1,2 dönüm büyüklüğünde, dışarıya bütünüyle kapatılmış bir minyatür dünyadır.بيوسفار 2 هو حوالي ثلاثة فدادين ، مغلقة تماما ، عالم مصغر
Bu bütünüyle bizim inanç geleneğimiz, kat etmemiz gereken ilahi yol ve almamız gereken derstir.신성과 결합시킵니다.
Bu bütünüyle bizim inanç geleneğimiz, kat etmemiz gereken ilahi yol ve almamız gereken derstir.la lección y el fin de nuestra senda espiritual, de todas nuestras tradiciones de fe.
Bu bütünüyle bizim inanç geleneğimiz, kat etmemiz gereken ilahi yol ve almamız gereken derstir.והלקח והמטרה של דרכנו הרוחנית ושל כל מסורות הדת שלנו.
Bu bütünüyle bizim inanç geleneğimiz, kat etmemiz gereken ilahi yol ve almamız gereken derstir.هذا هو الدرس المستفاد والغرض من طريقنا الروحي وجميع شركائنا في التقاليد الدينية.
Bu bütünüyle bizim inanç geleneğimiz, kat etmemiz gereken ilahi yol ve almamız gereken derstir.ムスリムはキリストをスーフィの達人、すなわち
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.All das ist wie ein großer Tonklumpen, eine Skulptur.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.Astfel toată chestia asta e ca un fel de bucată mare de lut, o sculptură.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.Całość jest jak rzeźba.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.이 모든 게 거대한 찰흙덩어리인 셈입니다.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.Kokonaisuus on kuin pala savea, ikään kuin veistos.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.Questa cosa è come un grosso pezzo di argilla, una scultura.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.Tout ceci est comme une grosse masse de glaise, une sculpture.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.Tudo isto é como se fosse barro, uma escultura.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.В общем, это и правда напоминает большой ком глины, скульптуру.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.Отже в цілому це все схоже на великий шмат пластиліну, скульптуру.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.Така че цялото това нещо е като един голям къс от глина, скулптура.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.אז כל זה בערך כמו גוש חימר ענקי, פסל.
Bu bütünüyle büyük bir avuç çamur gibi, bir nevi heykel.كل هذا كأنه نوع من أنواع نحت الطين.
Bu bütünüyle, maddesel olarak kapalı bir ortamdır.그것은 물질적으로 완전히 밀폐되었고,
Bu bütünüyle, maddesel olarak kapalı bir ortamdır.היא סגורה לחלוטין מבחינה חומרית,
Bu bütünüyle, maddesel olarak kapalı bir ortamdır.أنه ماديا مغلق تماما ،
Bu bütünüyle, maddesel olarak kapalı bir ortamdır.どんな物質も出入りせず、かつ
Bununla beraber moleküllerin üç boyutlu biçimleri, bütünüyle belirsizdi, çünkü doğrudan gözlemlenemiyorlardı.그러나, 3차원 구조를 가진 분자들은 직접 볼 수 없어서 아주 불분명 했죠.
Bununla beraber moleküllerin üç boyutlu biçimleri, bütünüyle belirsizdi, çünkü doğrudan gözlemlenemiyorlardı.Mas as formas tridimensionais das moléculas eram confusas, porque não eram diretamente observáveis.
Bununla beraber moleküllerin üç boyutlu biçimleri, bütünüyle belirsizdi, çünkü doğrudan gözlemlenemiyorlardı.Niestety trójwymiarowy kształt cząsteczek był niejasny, bo nie dały się bezpośrednio obserwować.
Bununla beraber moleküllerin üç boyutlu biçimleri, bütünüyle belirsizdi, çünkü doğrudan gözlemlenemiyorlardı.Однако трёхмерная структура молекул оставалась загадкой до того, как их смогли непосредственно увидеть.
Bununla beraber moleküllerin üç boyutlu biçimleri, bütünüyle belirsizdi, çünkü doğrudan gözlemlenemiyorlardı.אבל המבנה התלת-ממדי של המולקולות היה לגמרי לא ברור, מכיוון שלא היה ניתן לצפות בהן בצורה ישירה.
Bununla beraber moleküllerin üç boyutlu biçimleri, bütünüyle belirsizdi, çünkü doğrudan gözlemlenemiyorlardı.غير أن الشكل الثلاثي الأبعاد للجزيئات، كان مبهماً تماما بما أنهم لم يستطيعوا ملاحظته بشكل مباشر.
Cetvel kütle merkezi etrafında bütünüyle döner.A régua inteira irá rodar ao redor do centro de massa.
Cetvel kütle merkezi etrafında bütünüyle döner.Il righello tutto ruoterà attorno al centro di massa.
Cetvel kütle merkezi etrafında bütünüyle döner.자 전체가 무게중심을 축으로 하여 회전을 할 것입니다.
Cetvel kütle merkezi etrafında bütünüyle döner.La règle toute entiére va se mettre à tourner autour de son centre de masse.
Cetvel kütle merkezi etrafında bütünüyle döner.Pravítko se bude otáčet kolem těžiště.
Cetvel kütle merkezi etrafında bütünüyle döner.Twoja intuicja zapewne ci podpowie, że cała linijka zacznie się obracać wokół środka masy.
Cetvel kütle merkezi etrafında bütünüyle döner.Цялата линийка ще се завърти около центъра на масата.
Cetvel kütle merkezi etrafında bütünüyle döner.הסרגל יסתובב סביב מרכז המסה שלו.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.Ezzel szemben a nyelvnek közepes az entrópiája; sem nem nagyon kötött, sem nem teljesen véletlen.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.Il linguaggio ha un livello di entropia intermedio; non è né troppo rigido, né troppo casuale.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.La langue, en revanche, a un niveau intermédiaire d'entropie; ce n'est ni trop rigide, ni trop mélangé.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.Ngôn ngữ, mặt khác, có độ ngẫu nhiên trung bình; nó không phải quá cứng nhắc, cũng không quá ngẫu nhiên.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.Pe de alta parte, limbajul are un nivel intermediar de entropie; nu este nici prea rigid, nici foarte aleator.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.Språk, å andra sidan, har en medelhög nivå av entropi; den är varken för strikt eller för slumpartad.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.Taal heeft daarentegen een gemiddeld entropieniveau, niet heel rigide maar ook niet te willekeurig.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.Toisaalta, kielellä on keskitason entropia; se ei ole liian jähmeä, eikä liian satunnainen.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.Η γλώσσα, από την άλλη, έχει ενδιάμεση εντροπία, δεν είναι ούτε πολύ αυστηρή, ούτε πολύ τυχαία.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.Езикът, от друга страна, има средно ниво на ентропия; не е нито много строго, нито твърде случайно.
Diller ise orta düzeyde entropiye sahiptirler. Ne bütünüyle tekdüze, ne de gelişigüzeldirler.Мова має середній рівень ентропії - вона не є ані занадто передбачуваною, ані занадто випадковою.
Eğer bir insan beyni gördüyseniz, iki yarıkürenin birbirinden bütünüyle ayrı olduğu aşikardır.2つの脳半球は 完全に分離されているのをご存じでしょう 本物の人間の脳を持ってきました
Eğer bir insan beyni gördüyseniz, iki yarıkürenin birbirinden bütünüyle ayrı olduğu aşikardır.Ak ste už niekedy videli ľudský mozog, viete, že jeho dve hemisféry sú od seba celkom oddelené.
Eğer bir insan beyni gördüyseniz, iki yarıkürenin birbirinden bütünüyle ayrı olduğu aşikardır.Če ste že kdaj videli človeške možgane, je očitno, da sta dve hemisferi popolnoma ločeni ena od druge.
Eğer bir insan beyni gördüyseniz, iki yarıkürenin birbirinden bütünüyle ayrı olduğu aşikardır.Ha valaha is láttatok emberi agyat, nyilvánvaló, hogy a két félteke teljesen elkülönül egymástól.
Eğer bir insan beyni gördüyseniz, iki yarıkürenin birbirinden bütünüyle ayrı olduğu aşikardır.Je vous ai ramené un véritable cerveau.
Eğer bir insan beyni gördüyseniz, iki yarıkürenin birbirinden bütünüyle ayrı olduğu aşikardır.Każdy, kto widział kiedyś mózg wie, że jego półkule są całkowicie oddzielone.
Eğer bir insan beyni gördüyseniz, iki yarıkürenin birbirinden bütünüyle ayrı olduğu aşikardır.두 개의 반구가 서로 완전하게 분리되어 있다는 것을 아실 것입니다. 여러분을 위해 진짜 인간의 뇌를 가지고 왔습니다.
Eğer bir insan beyni gördüyseniz, iki yarıkürenin birbirinden bütünüyle ayrı olduğu aşikardır.Nämä ovat siis todelliset ihmisaivot.
Eğer bir insan beyni gördüyseniz, iki yarıkürenin birbirinden bütünüyle ayrı olduğu aşikardır.Nếu bạn đã từng nhìn thấy một bộ não con người, sẽ thấy nó hiển nhiên có hai bán cầu hoàn toàn tách biệt nhau.

İlgili Sayfalar