butünüyle ile cümle

butünüyle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Yaşamının son yıllarını toplumdan bütünüyle uzak kalarak geçirdi.Han tilbrakte de siste årene av sitt liv tilbaketrukket fra offentlig liv.
Dokumacılık gibi yöresel el sanatları bütünüyle terk edilmiştir.Kunst- og håndverkstradisjoner er nesten helt borte.
Ama çocukluk yaşamı bütünüyle huzurlu ve sakin değildi.Hennes liv var alt annet enn passivt.
Sırbistan bütünüyle fethedilmiştir.Skottland var blitt erobret.
Şu türleri bulunmaktadır: Özelliklerinin bütünüyle hasen olan haberlerdir.Di antara buku-buku itu adalah: Impak Pendidikan terhadap kependudukan (bersama Masri Singarimbun).
1984 yılında kitabevini kapatıp kendini bütünüyle yazılarına verdi.Setelah 1984, dia menyerahkan seluruh waktunya untuk proyek tersebut.
Ama çocukluk yaşamı bütünüyle huzurlu ve sakin değildi.Masa kecil hidupnya bahagia dan tidak kekurangan.
Bütünüyle bir bina kazılmamıştır.Puing gedung tidak ada yang tertinggal.
Eğitimin amacı hayatın bütünüyle ilgili bilgiler kazandırmaktır.Hari ini ditujukan untuk mewakili tujuan pendidikan bagi seluruh anak.
Maldiv ekonomisi yüzyıllardır bütünüyle balıkçılık ve diğer deniz ürünleri üzerine kuruludur.Kinh tế Maldives phụ thuộc hoàn toàn vào đánh cá và các sản phẩm biển và du lịch từ nhiều thế kỷ nay.
Ama çocukluk yaşamı bütünüyle huzurlu ve sakin değildi.Và cho dù là gì đi nữa, cuộc đời của một lỗ đen không hề yên tĩnh và thanh bình.
Bütünüyle bir bina kazılmamıştır.Không một căn nhà nào còn nguyên vẹn.
Babası onu, sekizinci sınıfa gittiği sıralarda bütünüyle okuldan aldı.Cha cô quyết định cho cô thôi học khi cô đang học dở lớp 8.
Manastırın mezarlığı da bugün bütünüyle kaybolmuştur.修道院の建物は現在完全に失われている。
Hayatta iken yayımlamayan bazı eserleri de bütünüyle 1990 yılında yayınlanmıştır.未完に終わった同作品は、1990年に出版された。
GNU Tasarısı'nin ilk amacı bütünüyle özgür yazılım olan bir işletim sistemi geliştirmekti.GNUプロジェクトの最初の目標は、完全にフリーソフトウェアで構成されるオペレーティングシステムを作成することであった。
Sırbistan bütünüyle fethedilmiştir.北海道完全征服!
Bu parçalardan sadece yarısı bütünüyle korunmuştur.それ以外はそれぞれの系統で半々ずつ担当する。
Daha sonra da bütünüyle terkedilmiştir bu inanç.大正時代以降は急速にその信仰が失われた。
Tanrı'nın karakteri bütünüyle aktiftir.就表明上帝的靈在動工。
Geç Cumhuriyet'in lejyonları yapısal olarak neredeyse bütünüyle ağır piyadeydi.罗马军团在共和国晚期几乎都是完全的重装步兵军队。
23 davalının 20 si, tıbbi doktorlardı ve bütünüyle Nazi insan deneylerine karışmış olmakla suçlandılar.23位被告中的22位為醫師,且遭指控涉入納粹人體實驗與T-4行動等非人道活動。
Sığın: Bütünüyle gıda olarak görülür.食物:直接供應實際食物。
ROB bütünüyle dallanma tahmini hatalarını düzeltmek amacıyla tasarlanmıştır.ROB主要是由分支错误预测恢复所推动。
Bu şarkı, o dönemin insanı üzerinde direkt olarak etki edecek görseller bütünüyle kliplendirilmiştir.Wenn du wirklich willst 이 곡에는 모든 인간들에 내재되어 있는 힘(또는 의지를)을 다루고 있다.
Bunun dışında bütünüyle beyaz renkten oluşuyordu.그 때까지 모든 얼굴 파우더는 하얀색이었다.
Sazak köyü, bütünüyle terkedilmiştir. * Uzaklıklar yaklaşık olarak verilmiştir.주변에 주거 시설이 거의 없는 산중에 있어 이용객이 극단적으로 적었다.
1984 yılında kitabevini kapatıp kendini bütünüyle yazılarına verdi.בשנת 1981 פרש מהכנסת והקדיש עצמו לכתיבה.
Heimaey'deki hareketlilik haziran ayında yüzeyde bütünüyle sona erdi.המצב בגיברלטר היה נואש כבר באמצע יוני.
Ama çocukluk yaşamı bütünüyle huzurlu ve sakin değildi.היא תיארה את ילדותה כנוחה, אך לא מאושרת.
Yaşamının son yıllarını toplumdan bütünüyle uzak kalarak geçirdi.אישי חי את רוב חייו במנותק לגמרי מהעולם המודרני.
Dünya'nın karasal kütlesinin %24'ü bütünüyle dağlıktır.Като цяло 24% от световната повърхност е заета от планини.
Bunun üzerindeki birinci kat bütünüyle kütüphaneye ayrılmıştır.Големият салон на първия етаж е бил предназначен да побере библиотеката.
Aradan uzun yıllar geçince de ev bütünüyle toprağın altında kalır.След като се върне на Земята, на Земята ще са минали много години.
GNU Tasarısı'nin ilk amacı bütünüyle özgür yazılım olan bir işletim sistemi geliştirmekti.GNU projekt Izvorna svrha FSF-a je bila promicanje ideala slobodnog softvera.
Bazen boş bırakılan alanı bütünüyle doldurması için büyültülebilir.Grubo se može pretpostaviti da ispunjuju potpuno cijeli prostor.
Katedral 1666 yılında çıkan Büyük Londra Yangını'nda bütünüyle yıkıldı.Katedrálu zničil veľký požiar v roku 1666.
O'na göre Aristagoras bütünüyle soğukkanlılığını kaybetmiş ve mücadeleden kaçmıştır.Nech to už bolo akokoľvek, Herakles stratil trpezlivosť a veľmi sa nahneval.
Mesela biri ısıyı tüketiyor ve bunu bütünüyle bir “iş’e döünüştürüyor.Potom sa všetko v putierke premrvilo a zalialo „zvarnicou“.
Tamamen yoksullaşmada işçi sınıfının yaşam koşulları bütünüyle kötüleşir.Celkovo však žil spôsobom života nižšej triedy.
Babası onu, sekizinci sınıfa gittiği sıralarda bütünüyle okuldan aldı.Njen oče jo je, ko je bila v osmem razredu, izpisal iz šole.
GMIB (Geç Minos 1-B) döneminde Minos saray kültürü bütünüyle çöktü.Na koncu obdobja PM I B je minojska kultura ponovno uničena.
MÖ 6. yüzyılın ortalarında uğradığı yıkımla birlikte bütünüyle terk edilmiştir.Med preseljevanjem ljudstev v 6. stoletju je popolnoma opustela.
Çeşitli dönemlerde kısmen ya da bütünüyle yeniden inşa edilmiştir.Te napovedi so se že delno ali v celoti uresničile.
Maldiv ekonomisi yüzyıllardır bütünüyle balıkçılık ve diğer deniz ürünleri üzerine kuruludur.Mongolska okupacija je za več kot stoletje zavrla razvoj Merva in drugih velikih središč.
Tamamen yoksullaşmada işçi sınıfının yaşam koşulları bütünüyle kötüleşir.Nezadovoljstvo, zlasti delavskega razreda, je raslo.
Haziran 2007’de Hamas, Gazze’nin bütünüyle kontrolünü silah zoruyla aldı.2007 m. birželio 14 d. Hamas visiškai kontroliavo Gazos Ruožą.
Bazen boş bırakılan alanı bütünüyle doldurması için büyültülebilir.Kartais fonai gali būti padidinami tam, jog būtų padengiamos tuščios vietos.
Bu yüzden bu alt alanlar bütünüyle teorik linguistik olarak adlandırılır.Tundub, et selleks on tarvis vähemalt keele kui terviku üldist teooriat.
3 kişi öldü, 59 ev bütünüyle, 62 ev kısmen yıkıldı.Maha põles 39 maja, täielikult purustati 53 ja osaliselt 216 Tartus asuvat maja.
15 yaşına geldiklerinde, bütünüyle siyah-beyaz beneklerle kaplanırlar.15살 쯤에는 흑백의 점박 무늬가 완전히 나타납니다.
15 yaşına geldiklerinde, bütünüyle siyah-beyaz beneklerle kaplanırlar.A okolo ich 15. roku života sú celé pokryté čiernymi a bielymi škvrnami.
15 yaşına geldiklerinde, bütünüyle siyah-beyaz beneklerle kaplanırlar. Bu gördüğünüz anne yunus Mugsy.Y por la edad de 15 años, están completamente manchados de blanco y negro.
15 yaşına geldiklerinde, bütünüyle siyah-beyaz beneklerle kaplanırlar.De moeder die je hier ziet is Mugsy.
15 yaşına geldiklerinde, bütünüyle siyah-beyaz beneklerle kaplanırlar.Og omkring en alder af 15, er de fuldt plettet i sort og hvid.
15 yaşına geldiklerinde, bütünüyle siyah-beyaz beneklerle kaplanırlar.Okolo věku 15 let jsou plně černobíle tečkovaní.
15 yaşına geldiklerinde, bütünüyle siyah-beyaz beneklerle kaplanırlar.Pe la 15 ani, sunt complet pestriți, cu pete albe și negre.
15 yaşına geldiklerinde, bütünüyle siyah-beyaz beneklerle kaplanırlar.Quando raggiungono i 15 anni, il corpo è coperto di macchie bianche e nere.
15 yaşına geldiklerinde, bütünüyle siyah-beyaz beneklerle kaplanırlar.Quanto atingem os 15 anos, são todos às pintas, brancos e pretos.
15 yaşına geldiklerinde, bütünüyle siyah-beyaz beneklerle kaplanırlar.Und wenn sie ungefähr 15 sind, sind sie komplett schwarz-weiß gefleckt.

İlgili Sayfalar