butünüyle ile cümle

butünüyle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Dünya'nın karasal kütlesinin %24'ü bütünüyle dağlıktır.No total, 24% da superfície terrestre é montanhos.
Babası onu, sekizinci sınıfa gittiği sıralarda bütünüyle okuldan aldı.Ela só foi à escola em tempo integral quando estava na oitava série.
Manastırın mezarlığı da bugün bütünüyle kaybolmuştur.As construções do convento desapareceram completamente.
Korku / Eskatoloji mitleri: Kısmen veya bütünüyle korku temalı başlıklardır.Usurpação - apropriar-se, no todo ou em parte, de coisa imóvel alheia.
Çeşitli dönemlerde kısmen ya da bütünüyle yeniden inşa edilmiştir.Várias residências foram parcialmente ou totalmente destruídas.
Yaşamının son yıllarını toplumdan bütünüyle uzak kalarak geçirdi.Em seus últimos anos de vida, esteve praticamente afastado da vida política.
Bunun dışında bütünüyle beyaz renkten oluşuyordu.Daarbij werd het vakje met de totaalstand wit gekleurd.
Bütünüyle bir bina kazılmamıştır.Geen enkel gebouw bleef intact.
3 kişi öldü, 59 ev bütünüyle, 62 ev kısmen yıkıldı.In totaal vallen hierbij 65 doden en 32 zwaargewonden, 96 huizen raken zwaar beschadigd.
Bütünüyle kırmızı mürekkeple basılmış olan son sayı, "kırmızı baskı" olarak adlandırıldı.Deze uitgave werd volledig met rode inkt gedrukt en werd "de rode uitgave" genoemd.
Alopesi totalis Alopesi areata'nın baştaki saç bütünüyle kaybının olduğu dönemidir.Haaruitval of alopecie is het bovenmatig verliezen van hoofdharen.
Manastırın mezarlığı da bugün bütünüyle kaybolmuştur.Wel werd de begraafplaats van het klooster volledig ontheiligd.
Haziran 2007’de Hamas, Gazze’nin bütünüyle kontrolünü silah zoruyla aldı.Op 14 juni 2007 nam Hamas de controle over de Gazastrook met geweld over.
Babası onu, sekizinci sınıfa gittiği sıralarda bütünüyle okuldan aldı.Chelsea nam hem op zijn achtste op in haar jeugdopleiding.
Geç Cumhuriyet'in lejyonları yapısal olarak neredeyse bütünüyle ağır piyadeydi.Wrogowie Republiki szybko opanowali niemal całą Terrafermę.
Şehir, Sauron'un ordusu tarafından bütünüyle kuşatılmış durumdaydı.Miasto było zajęte przez wojsko Saladyna.
Katedral 1666 yılında çıkan Büyük Londra Yangını'nda bütünüyle yıkıldı.Katedra spłonęła ostatecznie podczas wielkiego pożaru Londynu w 1666 r.
297 km (184 mil) uzunluğundadır ve bütünüyle Ruanda içinde yer alan en uzun nehirdir.Długość Świętej wynosi 246 km i jest to najdłuższa rzeka płynąca w całości po terytorium Litwy.
Yaşamının son yıllarını toplumdan bütünüyle uzak kalarak geçirdi.Ostatnie lata swojego życia spędziła z dala od polityki.
Tanrı'nın karakteri bütünüyle aktiftir.Prawdopodobnie postać Boga miała być namalowana w pełnym kształcie.
Babası onu, sekizinci sınıfa gittiği sıralarda bütünüyle okuldan aldı.Hennes pappa tog henne ur skolan när hon gick i åttan.
Bütünüyle bir bina kazılmamıştır.Ingen fullskalig anläggning byggdes.
Aslında bu seminerler bütünüyle yeni değildi.Fenomenet var inte helt nytt.
Yaşamının son yıllarını toplumdan bütünüyle uzak kalarak geçirdi.Sina senare år tillbringade han borta från all offentlig verksamhet.
Yaşamının son yıllarını toplumdan bütünüyle uzak kalarak geçirdi.Останні роки життя він провів, свідомо відійшовши від суспільства.
Bütünüyle bir bina kazılmamıştır.Будівлю захоплено не було.
Çeşitli dönemlerde kısmen ya da bütünüyle yeniden inşa edilmiştir.В повоєнний час їх частково або повністю перепланували.
Aslında bu seminerler bütünüyle yeni değildi.Ці договори не були абсолютно недійсними.
Pasaport sahibi hakkında bütünüyle konuyla ilgili kimlik bilgisi de bu lisanlarda basılır.Дані про власника паспорта вказуються на тій же сторінці, що і особисті дані.
Babası onu, sekizinci sınıfa gittiği sıralarda bütünüyle okuldan aldı.Když byla v osmé třídě, její otec ji vytáhl ze školy.
Aslında bu seminerler bütünüyle yeni değildi.Charta nebyla zcela nová.
Katedral 1666 yılında çıkan Büyük Londra Yangını'nda bütünüyle yıkıldı.Kostel byl zničen při Velkém požáru Londýna v roce 1666.
Ada, çevresi bütünüyle sularla çevrili kara parçasına verilen addır.Ergosféra je označení pro oblast, která se nachází kolem černé díry.
Stalingrad’ın kuzey bölümü bütünüyle Alman kuvvetlerinin kontrolüne geçmiş bulunmaktadır.Zdá se že stalingradský "kotel" je nad síly německých vojsk.
Sığın: Bütünüyle gıda olarak görülür.Prodejci bývá prezentována jako zdravá potravina.
Çeşitli dönemlerde kısmen ya da bütünüyle yeniden inşa edilmiştir.În anumite perioade a fost reconstruit partial sau total.
Bütünüyle bir bina kazılmamıştır.Nu s-a păstrat niciun aparat întreg.
Bunun üzerindeki birinci kat bütünüyle kütüphaneye ayrılmıştır.Întregul etaj al doilea găzduiește biblioteca.
Babası onu, sekizinci sınıfa gittiği sıralarda bütünüyle okuldan aldı.Tatăl ei a scos-o de la scoală când era în clasa a IX-a.
Ve biz onu bütünüyle anlamaya, ona nasıl uyum sağladığımızı öğrenmeye çalışıyoruz."E important să știm cum să le armonizăm.
Bu yüzden bu alt alanlar bütünüyle teorik linguistik olarak adlandırılır.De aceste toate se ocupă domeniul teoretic lingvistic al onomasiologiei.
Diğer yandan, dinden sapılırsa hem kral hem halk bütünüyle yok olacaktır.Oricine trebuia să se simtă în pericol, chiar și regele.
Dünya'nın karasal kütlesinin %24'ü bütünüyle dağlıktır.Összesen a Föld szilárd felszínének 24%-át tekinthetjük hegységnek.
Bu parçalardan sadece yarısı bütünüyle korunmuştur.Valójában a szükségesnek mindössze a fele volt bennük.
Ama çocukluk yaşamı bütünüyle huzurlu ve sakin değildi.Élete hátralévő része békés és magányos volt.
Stalingrad’ın kuzey bölümü bütünüyle Alman kuvvetlerinin kontrolüne geçmiş bulunmaktadır.Az eisenachi gyár teljes mértékben szovjet irányítás alá került.
Bunlar üyeliğin derecelerinin devamlı ve aralıksız bütünüyle bir kümedir.Igazán maradandó és páratlan a kor hétköznapjainak leírása.
Katedral 1666 yılında çıkan Büyük Londra Yangını'nda bütünüyle yıkıldı.Valitettavasti katedraali tuhoutui Lontoon suuressa palossa 1666.
Eğitimin amacı hayatın bütünüyle ilgili bilgiler kazandırmaktır.Organisaation tarkoituksena on taata koulutusta kaikille.
Bütünüyle Gana sınırları içerisindedir.Vallitkoon runsaus rajojemme sisällä.
Bütünüyle sarılmış olan Pers kuvvetleri için bozgun kaçınılmaz oldu.Voidaan osoittaa, että jokainen suljettujen joukkojen leikkaus on suljettu.
Bütünüyle bir bina kazılmamıştır.Yhtään toimivaa ajoneuvoa ei rakennettu.
Bu şehir bütünüyle, deniz kulağı da dahil, Dünya Mirasları listesindedir.Ολόκληρη η πόλη είναι καταγεγραμμένη ως Μνημείο Παγκόσμιας Κληρονομιάς, μαζί με τη λιμνοθάλασσά της.
Manastırın mezarlığı da bugün bütünüyle kaybolmuştur.Σήμερα αυτό το μοναστήρι είναι σχεδόν εντελώς απομονωμένο.
Ama çocukluk yaşamı bütünüyle huzurlu ve sakin değildi.Η παιδική της ηλικία δεν ήταν εύκολη και ανέμελη.
Bütünüyle gıda olarak görülür.Θεωρείται άνετο τρόφιμο.
Eğer adanın limanına bir şey olsaydı adadaki balıkçılık sektörü bütünüyle sekteye uğrayacaktı.Βρισκόταν στο ανατολικό μέρος του νησιού και είχε σαν έδρα το κοσμοπολίτικο Νυδρί.
Yine de eski inançlar bütünüyle silinmedi.Imidlertid forsvandt de gamle strukturer ikke fuldstændig.
Çeşitli dönemlerde kısmen ya da bütünüyle yeniden inşa edilmiştir.Den vil som oftest være helt eller delvist revet ned.
Siyasal gücünü bütünüyle yitiren DP, Ağustos 1977'de kurulan II. Milliyetçi Cephe Hükümeti'ne de katılmadı.Regjeringens første foranstaltninger ble derfor tatt uten ham i statsrådet 2. august.

İlgili Sayfalar