butünüyle ile cümle

butünüyle kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Bütünüyle Kuzey Kutup Dairesi içinde yer almaktadır.[1][2]It is located entirely within the Arctic Circle.[2][3]
Bu makalenin sınırları içerisinde Marx'ın yöntemini bütünüyle tartışmak niyetinde değilim.I do not intend to discuss Marx's method in its entirety within the confines of this article.
Bu parçalardan sadece yarısı bütünüyle korunmuştur.Allerdings wurde nur die Hälfte der Bäume unter Schutz gestellt.
Bu model böyle gereksinimleri bütünüyle bir sıra olarak öngörür ve diğerlerinden daha açıktır.Das Modell sieht eine ganze Reihe solcher Bedürfnisse vor und ist offen für weitere.
Manastırın mezarlığı da bugün bütünüyle kaybolmuştur.Das Kloster ist heute vollständig verschwunden.
1984 yılında kitabevini kapatıp kendini bütünüyle yazılarına verdi.1984 gab sie ihre bisherigen Tätigkeiten auf und widmete sich ganz dem Schreiben.
Sırbistan bütünüyle fethedilmiştir.Die gesamte Bretagne wurde erobert.
Ama uygulama bütünüyle başarılı olmadı.Das Modell hatte aber keine volle Funktionsfähigkeit.
Tamamen yoksullaşmada işçi sınıfının yaşam koşulları bütünüyle kötüleşir.Bis Kriegsende verschlechterten sich diese Lebensbedingungen für alle Arbeiter.
Almanya'nın kısa sürede Batı'da kesin sonuç elde etme planı bütünüyle başarısız olmuştur.Erfolge auf westdeutscher Ebene waren beinahe zwangsläufig.
Bütünüyle bir bina kazılmamıştır.Das gesamte Gebäude ist nicht erhalten.
Yaşamının son yıllarını toplumdan bütünüyle uzak kalarak geçirdi.Ihre letzten Lebensjahre verbrachte sie ruhig und fast abseits der Öffentlichkeit.
Hayatta iken yayımlamayan bazı eserleri de bütünüyle 1990 yılında yayınlanmıştır.Alle Werke, die natürlich nicht vollständig erhalten sind, wurden in London gedruckt.
Bu yüzden bu alt alanlar bütünüyle teorik linguistik olarak adlandırılır.Daher werden diese Teilfächer in ihrer Gesamtheit oft auch als „Theoretische Linguistik“ bezeichnet.
Tanrı'nın karakteri bütünüyle aktiftir.Die Lippen des Gottes sind leicht geöffnet.
Geç Cumhuriyet'in lejyonları yapısal olarak neredeyse bütünüyle ağır piyadeydi.Die Westseite der Herrenhausinsel war fast gänzlich unbebaut.
Çeşitli dönemlerde kısmen ya da bütünüyle yeniden inşa edilmiştir.Viele Häuser sind vollständig oder teilweise renoviert.
Bütünüyle farklı nedenlerle olsa bile, top atışı öyle görünüyor ki bardağı taşıran damla olmuştu.Glücklicherweise waren alle so betrunken, dass die Schüsse alle bis auf einen in die Luft gingen.
Yine de eski inançlar bütünüyle silinmedi.Die alten Legionen verschwanden aber nicht zur Gänze.
Sığın: Bütünüyle gıda olarak görülür.Ainsi, le miso peut être considéré comme un aliment à part entière.
Sırbistan bütünüyle fethedilmiştir.L’Angleterre est désormais conquise.
Yine de eski inançlar bütünüyle silinmedi.La philosophie antique ne disparaît toutefois pas complètement.
Bütünüyle bir bina kazılmamıştır.Aucun appareil n'a été construit.
Sekizgen biçimli kürsüsü bütünüyle mermerden, gövdesi tuğladandır.Ces huit statuettes se détachent presque complètement du fût de la croix.
Çeşitli dönemlerde kısmen ya da bütünüyle yeniden inşa edilmiştir.Elles sont renouvelées en partie ou totalité à chaque nouveau tour.
Bunun üzerindeki birinci kat bütünüyle kütüphaneye ayrılmıştır.Dans un premier temps, l'ensemble du fonds est stocké à la bibliothèque.
Tamamen yoksullaşmada işçi sınıfının yaşam koşulları bütünüyle kötüleşir.Trop à l’étroit, les conditions de travail des agents devaient en outre être améliorées.
Geç Cumhuriyet'in lejyonları yapısal olarak neredeyse bütünüyle ağır piyadeydi.Las legiones de finales de la República estaban compuestas por infantería pesada casi en su totalidad.
Bütünüyle bir bina kazılmamıştır.No se ha excavado ningún edificio en su totalidad.
Bir Geiger sayacının uygulamalarını ve kullanmını bütünüyle tüpünün tasarımı belirler.La aplicación y el uso de un contador Geiger están dictados completamente por los numerosos diseños del tubo.
Sığın: Bütünüyle gıda olarak görülür.Activo: necesita alimentación.
Aslında bu seminerler bütünüyle yeni değildi.Mas este ceremonial no era absolutamente nuevo para ellos.
Dünya'nın karasal kütlesinin %24'ü bütünüyle dağlıktır.En total, un 24 % de la litosfera constituye masa montañosa.
Bütünüyle mat siyah renktedirler.Todos, claro, de etiqueta negra.
Böylece donanmaının da katkısıyla kent bütünüyle kuşatılmış oldu.C.), tenían abandonada por completo su flota.
Performans sırasında seyirciye, "Bu şarkı bütünüyle ileri gitmek ile ilgili!", diye seslendi.Y deciamos: "Dios mío, ¡ésta canción está en todas partes!".
Tamamen yoksullaşmada işçi sınıfının yaşam koşulları bütünüyle kötüleşir.Mientras tanto, el nivel de vida de las clases trabajadoras sufrió un considerable deterioro.
Daha sonra da bütünüyle terkedilmiştir bu inanç.Posteriormente quedó totalmente abandonada.
Bazen boş bırakılan alanı bütünüyle doldurması için büyültülebilir.Talvolta può quindi essere necessario recuperare tutto lo spazio disponibile.
Bunun dışında bütünüyle beyaz renkten oluşuyordu.È stato, in sostanza, fuori dal branco.
Ancak bugün bu canlılar İstanbul direyinden bütünüyle silinmiş durumdadır.Attualmente, la specie è del tutto scomparsa dal Burundi.
Ama uygulama bütünüyle başarılı olmadı.La spedizione non fu però del tutto inutile.
Sırbistan bütünüyle fethedilmiştir.La Scozia era tutt'altro che conquistata.
Ayrıca kendisini bir işe bütünüyle vermek veya o uğurda feda etmek anlamında da kullanılır.Totalmente votato al suo lavoro, sacrifica per quello qualsiasi cosa, moglie compresa.
Babası onu, sekizinci sınıfa gittiği sıralarda bütünüyle okuldan aldı.Её отец забрал её из школы, когда она была в восьмом классе.
Çeşitli dönemlerde kısmen ya da bütünüyle yeniden inşa edilmiştir.За это время не раз перезаписывался частично или полностью.
Sırbistan bütünüyle fethedilmiştir.Сабария была завоевана целиком.
Dünya'nın karasal kütlesinin %24'ü bütünüyle dağlıktır.В целом 24 % земной поверхности приходится на горы.
Sazak köyü, bütünüyle terkedilmiştir. * Uzaklıklar yaklaşık olarak verilmiştir.Местность вокруг села сильно заболочена. ? — село ликвидировано.
Bütünüyle gıda olarak görülür.Высоко ценится как пищевой продукт.
Bu parçalardan sadece yarısı bütünüyle korunmuştur.Из всех памятников полностью раскопано не больше половины.
Arkasında çok sayıda yüksek sütun dizilmiş, en öndeki bütünüyle gösterilmiştir.Было множество рекламных объявлений, которым предоставлялась практически вся первая полоса.
Bunun üzerindeki birinci kat bütünüyle kütüphaneye ayrılmıştır.Почти весь 2-й этаж заняла библиотека.
Bütünüyle bir bina kazılmamıştır.للأسف لم يتم العثور على هيكل كامل.
1984 yılında kitabevini kapatıp kendini bütünüyle yazılarına verdi.وفي العام 1983 تركت الصحافة وكرست نفسها للكتابة.
Maldiv ekonomisi yüzyıllardır bütünüyle balıkçılık ve diğer deniz ürünleri üzerine kuruludur.A economia das Maldivas foi durante séculos totalmente dependente da pesca e de outros produtos marinhos.
Geç Cumhuriyet'in lejyonları yapısal olarak neredeyse bütünüyle ağır piyadeydi.As legiões de final da república eram compostas por infantaria pesada quase na íntegra.
23 davalının 20 si, tıbbi doktorlardı ve bütünüyle Nazi insan deneylerine karışmış olmakla suçlandılar.Vinte dos 23 acusados eram médicos e acusados de se envolver em experimentos humanos nazistas.
Bunun üzerindeki birinci kat bütünüyle kütüphaneye ayrılmıştır.Todo o segundo andar é ocupado pela biblioteca.
Bütünüyle bir bina kazılmamıştır.Nenhum edifício tem sido escavado em sua totalidade.

İlgili Sayfalar