burun ile cümle
burun kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Hiç kimse burun kısmındaki budaklı yapıların benzerliğini farketmemişti.Nikdo si nevšiml, že ty výrůstky vypadají podobně.
Hiç kimse burun kısmındaki budaklı yapıların benzerliğini farketmemişti.Nikt nie zauważył, że to sękate coś wygląda jakby tak samo.
Hiç kimse burun kısmındaki budaklı yapıların benzerliğini farketmemişti.Nikto si nevšimol, že tie výrastky vyzerajú podobne.
Hiç kimse burun kısmındaki budaklı yapıların benzerliğini farketmemişti.Nimeni nu a observat că chestiile noduroase arată cam la fel.
Hiç kimse burun kısmındaki budaklı yapıların benzerliğini farketmemişti.Ninguém reparou que as protuberâncias rugosas, até pareciam todas iguais.
Hiç kimse burun kısmındaki budaklı yapıların benzerliğini farketmemişti.Personne n'a remarqué que les trucs noueux avaient plutôt l'air ressemblants.
Hiç kimse burun kısmındaki budaklı yapıların benzerliğini farketmemişti.Senki sem vette észre, hogy a csomós dudorok hasonlóak.
Hiç kimse burun kısmındaki budaklı yapıların benzerliğini farketmemişti.И никто не заметил, что шипы были похожи.
Hiç kimse burun kısmındaki budaklı yapıların benzerliğini farketmemişti.Никой не забеляза, че възлестите образувания изглеждат еднакво.
Hiç kimse burun kısmındaki budaklı yapıların benzerliğini farketmemişti.אף אחד לא שם לב שהנקודות על האף דומות.
Hiç kimse burun kısmındaki budaklı yapıların benzerliğini farketmemişti.لم يلاحظ احد ان العُقد تٌعتبر تشابه
Hiç kimse burun kısmındaki budaklı yapıların benzerliğini farketmemişti.これら3つを見て 彼らは言いました
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.A gdy się modlił, stał się inakszy kształt oblicza jego, i szaty jego stały się białe i świetne.
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.A když se modlil, učiněna jest tvář jeho proměněná, a oděv jeho bílý a stkvoucí.
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.A v tom, čo sa modlil, vzhľad jeho tvári bol razom iný, a jeho rúcho stalo sa bielym, skvejúcim sa jako blesk.
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.Ðương khi cầu nguyện, diện mạo Ngài khác thường, áo Ngài trở nên sắc trắng chói lòa.
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.Ðương khi cầu_nguyện , diện_mạo Ngài khác_thường , áo Ngài trở_nên sắc trắng chói_lòa .
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.E, mentre pregava, il suo volto cambiò d'aspetto e la sua veste divenne candida e sfolgorante
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.Enquanto ele orava, mudou-se a aparência do seu rosto, e a sua roupa tornou-se branca e resplandecente.
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.imádkozása közben az õ orczájának ábrázata elváltozék, és az õ ruhája fehér [és] fénylõ lõn.
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.In ko moli, postane podoba obličja njegovega drugačna in oblačilo njegovo belo in svetlo.
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.Ja hänen rukoillessaan hänen kasvojensa näkö muuttui, ja hänen vaatteensa tulivat säteilevän valkoisiksi.
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.기도하실 때에 용모가 변화되고 그 옷이 희어져 광채가 나더라
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.Och under det att han bad, blev hans ansikte förvandlat, och hans kläder blevo skinande vita.
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.Og mens han bad, blev hans åsyn anderledes å se til, og hans klædning blev hvit og skinte som lynet.
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.Pe cînd Se ruga, I s'a schimbat înfăţişarea feţei, şi îmbrăcămintea I s'a făcut albă strălucitoare.
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.Pendant qu`il priait, l`aspect de son visage changea, et son vêtement devint d`une éclatante blancheur.
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.Sementara Yesus berdoa di situ, muka-Nya berubah dan pakaian-Nya menjadi putih berkilauan
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.Terwijl Hij aan het bidden was, begon Zijn gezicht te glanzen.
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.Und da er betete, ward die Gestalt seines Angesichts anders, und sein Kleid ward weiß und glänzte.
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.Και ενω προσηυχετο, ηλλοιωθη η οψις του προσωπου αυτου και τα ιματια αυτου εγειναν λευκα εξαστραπτοντα.
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.И като се молеше, видът на лицето Му се измени, и облеклото Му стана бяло и бляскаво.
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.И когда молился, вид лица Его изменился, и одежда Его сделалась белою, блистающею.
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.І, як молив ся Він вид лиця Його став инший, і одежа Його біла, блискуча.
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.ויהי בהתפללו נשתנה מראה פניו ולבושו הלבין והבריק׃
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.وفيما هو يصلّي صارت هيئة وجهه متغيرة ولباسه مبيضا لامعا.
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.正 禱 告 的 時 候 、 他 的 面 貌 就 改 變 了 、 衣 服 潔 白 放 光
İsa dua ederken yüzünün görünümü değişti, giysileri şimşek gibi parıldayan bir beyazlığa büründü.正 禱告 的 時候 、 他 的 面貌 就 改變 了 、 衣服 潔白 放光
Kadınları daha fazla lider role büründürebilmek için diğer kadınlar onlara mentörlük desteği vermeli.Aby kobiety doszły do władzy, potrzeba innych kobiet jako wzorów.
Kadınları daha fazla lider role büründürebilmek için diğer kadınlar onlara mentörlük desteği vermeli.Az egyik módja, hogy a nőket vezető pozícióba juttassuk, hogy más nők mentorálják őket.
Kadınları daha fazla lider role büründürebilmek için diğer kadınlar onlara mentörlük desteği vermeli.Để đào tạo nhiều lãnh đạo nữ hơn là hãy cho những phụ nữ khác cố vấn họ.
Kadınları daha fazla lider role büründürebilmek için diğer kadınlar onlara mentörlük desteği vermeli.Eén manier om meer vrouwen aan de leiding te krijgen, is andere vrouwen ze te laten mentoren.
Kadınları daha fazla lider role büründürebilmek için diğer kadınlar onlara mentörlük desteği vermeli.Jedným zo spôsobov, ako dostať viac žien do vedenia, je podeliť sa o rady skúsenejších kolegýň.
Kadınları daha fazla lider role büründürebilmek için diğer kadınlar onlara mentörlük desteği vermeli.더욱 많은 여성들이 주도권을 잡기 위해서는 그들의 멘토가 되어줄 다른 여성이 있어야 합니다.
Kadınları daha fazla lider role büründürebilmek için diğer kadınlar onlara mentörlük desteği vermeli.Uma forma de chegar-se a mais mulheres em posições de liderança é ter outras mulheres como suas mentoras.
Kadınları daha fazla lider role büründürebilmek için diğer kadınlar onlara mentörlük desteği vermeli.Una manera de tener más mujeres en posiciones de liderazgo es tener otras mujeres que las orienten.
Kadınları daha fazla lider role büründürebilmek için diğer kadınlar onlara mentörlük desteği vermeli.Une façon de faire accéder plus de femmes au leadership est d'avoir d'autres femmes comme mentors.
Kadınları daha fazla lider role büründürebilmek için diğer kadınlar onlara mentörlük desteği vermeli.Un mod de-a avea mai multe femei lideri e să avem mai multe femei mentori.
Kadınları daha fazla lider role büründürebilmek için diğer kadınlar onlara mentörlük desteği vermeli.Un modo per far sì che più donne assumano posizioni di rilievo, è avere altre donne che le guidino.
Kadınları daha fazla lider role büründürebilmek için diğer kadınlar onlara mentörlük desteği vermeli.Wenn wir mehr Frauen in die Chefetagen bringen wollen, müssen Frauen für andere Frauen Mentorinnen werden.
Kadınları daha fazla lider role büründürebilmek için diğer kadınlar onlara mentörlük desteği vermeli.Yksi tapa saada lisää naisjohtajia on saada naisia mentoroimaan heitä.
Kadınları daha fazla lider role büründürebilmek için diğer kadınlar onlara mentörlük desteği vermeli.Ένας τρόπος να εισέλθουν περισσότερες γυναίκες σε ηγετικές θέσεις είναι να έχουν ως μέντορες άλλες γυναίκες.
Kadınları daha fazla lider role büründürebilmek için diğer kadınlar onlara mentörlük desteği vermeli.Ещё один способ привлечь больше женщин в руководство, заключается в том, чтобы другие женщины курировали ими.
Kadınları daha fazla lider role büründürebilmek için diğer kadınlar onlara mentörlük desteği vermeli.Один зі способів залучити більше жінок на керівні посади - мати інших жінок-наставниць.
Kadınları daha fazla lider role büründürebilmek için diğer kadınlar onlara mentörlük desteği vermeli.דרך אחת שתעודד נשים לתפוס עמדות מנהיגות היא שנשים אחרות ידריכו אותן.
Kadınları daha fazla lider role büründürebilmek için diğer kadınlar onlara mentörlük desteği vermeli.أحد الطرق للحصول علي أكثر من أمراة في مقال القيادة هو أن تجعل امرأة أخري موجهة لها
Kadınları daha fazla lider role büründürebilmek için diğer kadınlar onlara mentörlük desteği vermeli.彼女らを女性のメンターが導く という方法があります 我々の役員の一人は 世界的な
Karanlığa bürünsün o gün, Yüce Tanrı onunla ilgilenmesin, Üzerine ışık doğmasın.Az a nap legyen sötétség, ne törõdjék azzal az Isten onnét felül, és világosság ne fényljék azon.
Karanlığa bürünsün o gün, Yüce Tanrı onunla ilgilenmesin, Üzerine ışık doğmasın.Converta-se aquele dia em trevas; e Deus, lá de cima, não tenha cuidado dele, nem resplandeça sobre ele a luz.
Karanlığa bürünsün o gün, Yüce Tanrı onunla ilgilenmesin, Üzerine ışık doğmasın.Denne Dag vorde Mørke, Gud deroppe spørge ej om den, over den stråle ej Lyset frem!