bununla birlikte ile cümle
bununla birlikte kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
16
HARF
6
HECE
9
ORT. KELİME
Bununla birlikte, hangi dillerin Kürtçenin lehçesi kabul edilip edilemeyeceği tartışma konusu olmuştur.Kakve li se još sve jezične nakarade neće sjetiti?
Bununla birlikte, hiperürisemi derecesine bağlı olarak risk değişiklik gösterir.Ipak, opasnost od obolijevanja ovisi o tome koliko je hiperuricemija uznapredovala.
Bununla birlikte artan düzensizlik Kars yöresini de etkilemişti.Jasno, pogodovala su i unutarnja neslaganja.
Bununla birlikte, şu anda bilinen hiçbir mekanizma mevcut değildir.Za sada nam nije poznat nijedan takav proces.
Bununla birlikte yetişkinleri hedef alan filmlerin çoğu günümüzde 90-210 dakika arasındadır.Većina dugometražnih filmova traje između 90 i 210 minuta.
Bununla birlikte bu hastalık hâlâ üçüncü dünya ülkelerinde önemli bir sağlık sorunudur.TBC otporna na lijekove je važan javnozdravstveni problem u mnogim zemljama u razvoju.
Bununla birlikte deistlerin ruhun ölümsüzlüğüne dair inançları hayli çeşitlidir.Vjerovali su i u besmrtnost duše.
Bununla birlikte daha düşük ısı ve kutup bölgelerini tercih ederler.Uprednostňujú ale nižšie teploty a polárne regióny.
Bununla birlikte, Stalin aksini kararlaştırdı.S tým vraj súhlasil aj Stalin.
Bununla birlikte epey sessizdir.Lieta veľmi ticho.
Bununla birlikte pek çok özelliği de paylaşırlar.Napriek tomu majú niekoľko spoločných vlastností.
Bununla birlikte, Zen kutsal metinleri tamamıyla boşlamış da değildir.Svätcovo telo však dnes nie je kompletné.
Bununla birlikte, şarkı Portekiz'de popüler olduğu kanıtlandı.Pieseň si ziskala obrovskú popularitu v Nemecku.
Bununla birlikte birkaç dikkat çekici fark mevcuttur.Je tu ale niekoľko význačných rozdielov.
Bununla birlikte, Mao Zedong 1976'da öldükten sonra, bu çabalar geri ölçeklendi.Po smrti Mao Ce-tunga v roku 1976 sa situácia uvoľnila.
Bununla birlikte tarım da yapılır.Používa sa i v poľnohospodárstve.
Bununla birlikte Çarlık yönetimi altındaki farklı etnik gruplar arasındaki gerilimleri de içermekteydi.Ďalej pravdepodobne dochádzalo k splynutiu jednotlivých vládcov v rámci dynastií.
Bununla birlikte bu evrim bir ilerleme ya da gelişmeye işaret etmez.Čas ale nebol dobrý pre tento vynález alebo spôsob pohybu.
Bununla birlikte, birçok önemli detayları içerir.Napriek tomu diskusia poskytne niekoľko dôležitých myšlienok.
Bununla birlikte, şu anda bilinen hiçbir mekanizma mevcut değildir.V súčasnosti ale nie je známy mechanizmus ich vzniku.
Bununla birlikte, Nokia üç uygulama içeriyordu.Sokel obsahuje tri karyatídy.
Bununla birlikte bu bilim dalların bir kısmı diğer akademik disiplin gruplarının da altında yer alabilir.Okrem toho spolupracuje aj pri zabezpečení niektorých ďalších predmetov v rámci celej Technickej univerzity.
Bununla birlikte, bölgesel farklılık 1933'te yapılan referandumdakiyle aynıydı.Pôvodne bola rezervácia vyhlásená v roku 1933 v inom rozsahu.
Bununla birlikte, bazı semptomlar üç haftaya kadar sürebilir.Príznaky ustúpia asi po troch týždňoch.
Bununla birlikte şafakta değil öğleden sonranın geç saatlerinde ölmüş olmalıdır.V druhý deň sa nesúťažilo v rannom programe, ale až vo večernom.
Bununla birlikte Fransa ve çevresinde, birkaç madeni para sistemi oluşmuştur.V rodnom Mali a okolitých krajinách následne predali niekoľko MC kaziet.
Bununla birlikte Mabel'ın sağlığı bir çöküş sürecine girmişti.Diagnózou Bonhamovej smrti bolo udusenie zvratkami.
Bununla birlikte, gezegenin merkezi yaklaşık 5000 °C kadar sıcaktır.Priemerná teplota pri povrchu planéty je okolo −56 °C.
Bununla birlikte, Arktik Okyanusu'ndan daha sıcak ve daha tuzludur.Napriek tomu je aj táto slabšia zložka jasnejšia a teplejšia ako Slnko.
Bununla birlikte diğer ülkelerde üretimi devam etmiştir.Ale v ostatných krajinách výstavba kanálov pokračovala.
Kuzey Kutbu’nda, bununla birlikte, kışın nadiren görülürler ve buz kütlesine yaklaşmazlar.Naproti tomu v Arktíde sú kosatky v zime, keď nenavštevujú polárny ľadovec, vídané len zriedka.
(Bununla birlikte milletvekili olmayan kişiler de bakan olarak atanabilir.)Ministri nemôžu byť zároveň aj poslancami.
Bununla birlikte dumanlı sisin olduğu yerlerde ozon miktarı artmaktadır.So vzrastajúcimi množstvami kyslíka súvisí aj vznik ozónovej vrstvy.
Bununla birlikte, Ocak 1937'de ablası öldüğünde ailesinin sorumlulukları daha da arttı.Po smrti jeho sestry v roku 1537 sa jeho spoločenská situácia zlepšila.
Bununla birlikte, normal elle kullanım çok tepkiseldir.Všetky bežné drôtové rezistory majú pomerne veľkú indukčnosť.
Bununla birlikte jeneriklerini de yenileyerek, 16:9 görüntü formatına geçmiştir.Momentálne taktiež vysiela v novom širokouhlom formáte 16:9.
Bununla birlikte, son üründe olası birçok kirlilik vardır.Tá však musí mať dostatočnú vlhkosť.
Bununla birlikte, Kabil'deki İngiliz birliklerinin ve Şuca'nın durumu hızla kötüye gitti.Avšak vzťahy medzi britskou armádou a katolíkmi rýchlo ochladli.
Bununla birlikte, ekonomik nedenlerden ötürü atıklarla sonuçlanabilirler.Kastrácia kancov sa robí z hospodárskych dôvodov.
Bununla birlikte 2007'de, Kick Ass Pictures ile sözleşme imzaladı.V roku 2013 sa objavila vo filme Kick-Ass 2.
Bununla birlikte M82'nin de bir Bullpup modeli vardır.K8 má tiež viacúrovňovú cache.
Bununla birlikte sık sık akedemik araştırmalarda kaynak olarak kullanılmaktadır.Používa sa však často ako súčasť procesu vylaďovania výkonnostného profilu.
Bununla birlikte okyanus kabuk oluşur.V skutočnosti je však zátoka vyschnutá.
Bununla birlikte, Rus hükümeti buna benzer bir tanınma bildirmedi.Samotná Európska centrálna banka však už vyjadrila nespokojnosť nad takýmto textom.
Bununla birlikte anlaşma yürürlüğe girmedi.Vec sa napriek tomu nejako neriešila.
Bununla birlikte Almanca Pop Müzikte de büyük çeşitlilik gözlemlenebilmektedir.V hudobných skladbách môžeme taktiež pozorovať prirodzenú hierarchiu.
Bununla birlikte bu dönemlere ait herhangi bir buluntu ele geçmemiştir.V tom veku však necvičil s činkami, čo sa prejavilo.
Bununla birlikte, negatif kültürlü kadınlar yine de antibiyotik tedavisiyle iyileşebilirler.Vendar pa se ženskam z negativnimi kulturami stanje lahko še vedno izboljša z zdravljenjem z antibiotiki.
Bununla birlikte, belki de en ünlü Taksiarh, antik Makedon Pezhetairoi piyadeleriydi.Najbolj slaven je bil verjetno taksiarh antične makedonske pehote pezhetarijev.
Bununla birlikte, babasının Rus İmparatorluğu'na yönelik yalın politikasını tersine çevirmekte başarılı oldu.Vendar mu je uspelo razveljaviti očetovo hlapčevsko politiko do Ruskega imperija.
Bununla birlikte, bu zafer Perslerin direnişlerini parçalayacak kadar önemliydi.Vendar pa je bila ta zmaga dovolj pomembna, da je razbila odpornost Perzijcev.
Bununla birlikte, daha sonra Thomas başpiskoposla tartıştı ve onu Yanya'ndan sürdü.Toma se je kljub temu z nadškofom kasneje sprl in ga izgnal iz Janine.
Bununla birlikte, Internet Explorer Mobile tarayıcısının yeni bir sürümü geldi.Nadomestil je brskalnik Internet Explorer.
Bununla birlikte, Unix/Linux gibi diğer işletim sitemleri için bağımsız sürümleri 4.8 sürümüne kadar vardı.Samostojne različice za druge operacijske sisteme, kot je Unix/Linux, so bile vzdrževane do različice 4.8.
Bununla birlikte açık yaralardan da enfeksiyon kapılabilir.Lahko pride tudi do okužbe ran.
Bununla birlikte enfeksiyon kan veya lenf yoluyla da ortaya çıkabilir.Vendar pa lahko do okužbe pride tudi preko krvi ali limfe.
Bununla birlikte, "Sue" olarak bilinen Tyrannosaurus rex türünün gut hastalığına yakalandığına inanılmaktadır.Zanimivo pri tem je, da primerek »Tyrannosaurus rexa«, znan kot »Sue«, kaže znake protina.
Bununla birlikte klinik bulgular da hastalığı düşündürür.Karkoli, torej, kar spominja na bolezen.
Bununla birlikte, reformlar ve piyasa ekonomisine geçiş başladı.Začeli so razmišljati o preoblikovanju trga.
Bununla birlikte, Türk ordusunun merkezdeki birlikleri hâlâ mücadeleye girmemişti.Turška vojska je v mesto vstopila brez boja.