bununla birlikte ile cümle
bununla birlikte kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
16
HARF
6
HECE
9
ORT. KELİME
Bununla birlikte, onun için tanıklık etmesine yardımcı olanların çoğu serbest bırakıldılar.I de fleste sager er de tiltalte blevet frifundet.
Bununla birlikte, kişiler bazılarına daha iyi yanıt verebilir.Respondenten kan i sit svar angive flere svar ud af flere.
Bununla birlikte pek çok arıcı her sene veya iki senede bir kraliçeyi değiştirir.Biavlere vil ofte skifte dronningen, når den er højst to år gammel.
Bununla birlikte oyuncu istediğini yapabilmekte özgürdür.Kunstnerne har altid fuld frihed til at lave hvad de har lyst til.
Bununla birlikte bazı ekonomik ve toplumsal reformlar yaptı.Det har alligevel medført socio-økonomiske ændringer.
Bununla birlikte BDNF uzun süreli hafızanın kalıcılığı için önemlidir.Dette vil teste langtidshukommelsen.
Bununla birlikte, Artur Axmann 1940'tan bu yana Hitler Gençliği'nin işlerli lideri olarak görev yapıyordu.I 1940 overtog Arthur Axmann ledelsen af Hitlerjugend.
Bununla birlikte, tremissis denilmiyordu.Salerno blev dog ikke nævnt.
Bununla birlikte, Berlin Führerbunker'da Hitler'le kalmaya gönüllü oldu.Ved slutningen af krigen opholdt Hitler sig i Førerbunkeren i Berlin.
Bununla birlikte hepsi yazılım kalitesini geliştirmeye yardımcı olur.Enhver kan få sit manuskript videreudviklet.
Bununla birlikte kara ve demiryolları da kullanılmaktadır.Der produceres også krydsfiner og jernbanesveller.
Bununla birlikte, sonuç olarak az sayıda insana uygulandı.Derfor var forholdsvis få mennesker i besiddelse af et pas.
Bununla birlikte müzik derslerinden çok zevk alıyordu ve iyi bir harpçı ve dansçı olmuştu.Herudover havde han stor kærlighed til musik og var en kompetent pianist og dirigent.
Bununla birlikte, Ba'al panteonun başı değildi.Udover dette så var Al Abbas’ opgave også at være fanebære.
Bununla birlikte mezarlık ve çöp alanı olarak kullanılmış olmalıdır.Jættestuer brugtes både som gravsted og som offerplads.
Bununla birlikte ikonlar Bizans sanatının sembolünü teşkil etmektedirler.I begge tilfælde var de bekendte med de byzantinske ritualer.
Bununla birlikte beş bireyin 50 yaşın üstünde öldüğü saptanmıştır.Efter de nye undersøgelser var begge kvinder lidt over 50 år, da de døde.
Bununla birlikte lifler ezilmeye dayanıklı değildir.Men europæerne nøjede sig ikke bare med at afværge.
Bununla birlikte sözcüğün kullanımı pek muğlaktır ve sözcük ile birden çok şey anlatılabilir.Der er dog stor frihed med denne metode, og der kan laves emner med stor tykkelse.
Kuzey Kutbu’nda, bununla birlikte, kışın nadiren görülürler ve buz kütlesine yaklaşmazlar.I Arktis ses den dog sjældent om vinteren og kommer ikke tæt på isen.
Bununla birlikte daha az olarak sığırda da görülebilir.Dertil er der mindre mængder kvæg.
Bununla birlikte Yahudi olmayan nüfusun nüfus artış oranı da yüksek rakama sahiptir.På den anden side fandtes der også landlige områder med jødiske befolkningsandele over gennemsnittet.
Bununla birlikte, Rusya’yı terk eden Yahudilerin birçoğu Avrupa'ya göçtü.Blandt de mange millioner jøder, som flygtede fra Rusland, drog en mindre del til Palæstina.
Bununla birlikte, Nokia üç uygulama içeriyordu.KKK havde tre formål.
Bununla birlikte bazı faktörler hastalığın ortaya çıkma riskini arttırabilir.Dog kan visse andre infektioner mindske risikoen.
Bununla birlikte mol/L (= mol/dm³) de kullanılmakta.Oftere bruges dog enheden mol/L, som mere kortfattet skrives M (udtales molær).
Birkaç yıl içerisinde firmanın ilerleme tarzı değişmiş, bununla birlikte firma çok daha başarılı olmuştur.Efter nogle år gik butikken så godt, at den udvidede.
Bununla birlikte çağrıldıklarında çok çevik bir şekilde karşılık verirler.Når de står foran palasser, kan de også kalles bangmu (謗木).
Bununla birlikte, Morrigan'ın yaptığı teklif kabul edilmezse, Şeytan'ı öldüren kişi ölür.Dersom spilleren ikke hadde samleie med Morrigan vil den som drepte erkedemonen dø.
Bununla birlikte Apple, Sun Microsystems gibi OS/2 ve UNIX sağlayıcılarıyla rekabet içerisindeydi.I tillegg møtte Apple konkurranse fra OS/2 og UNIX-leverandører som Sun Microsystems.
Bununla birlikte bunların bir çekirdek ve halkası olur.Disse er en blanding av skjemt og alvor.
Bununla birlikte, daha sonra Thomas başpiskoposla tartıştı ve onu Yanya'ndan sürdü.Ikke desto mindre kom Thomas i krangel med erkebiskopen og utviste ham fra Ioannina.
Bununla birlikte bazı yıllar kar oranı daha aşağılara düşer.Noen år opplever man også noe større snømengder.
Bununla birlikte Sovyetler Birliği konferansta temsil edilmemiştir.Sovjetunionen ble ikke invitert til Londonkonferansen.
Bununla birlikte onları affet, ellerini tut.Men, bruk dine evner til å male, men vær flittig flittig flittig».
Bununla birlikte, iki yıl sonra 1946'da ölmüştür.Han døde to år senere, i 2003.
Bununla birlikte nüfus, trafikte, kirlilik ve iklim değişiklikler oldu.Det skjedde samtidig med minsket handel, vanntilgang og klimaendringer.
Bununla birlikte, ticari konunun aksine, asla keskin değildir.Imidlertid har det aldri blitt syntesert kommersielt.
Bununla birlikte, gezegenin merkezi yaklaşık 5000 °C kadar sıcaktır.Inne i jordas sentrum ligger temperaturen på rundt 5500 grader.
Bununla birlikte bu hastalık hâlâ üçüncü dünya ülkelerinde önemli bir sağlık sorunudur.Sykdommen er ennå et betydelig problem i utviklingsland.
Bununla birlikte Çin, Sovyetler Birliği ve ABD'nin ardından uzay yürüyüşü gerçekleştiren üçüncü ülke oldu.Dermed ble Kina det tredje landet som selv har plassert mennesker i verdensrommet, etter Sovjetunionen og USA.
Bununla birlikte bu misyon, görevi başarıya ulaşmasını neredeyse imkansız görüyordu.Etter denne kampen så det nesten umulig ut å nå EM.
Bununla birlikte Good Girl Gone Bad Haziran 2007'den beri ilk kez ilk ona girdi.Dette var det første direkte møtet mellom dem siden juni 2007.
Bununla birlikte bazı ekonomik ve toplumsal reformlar yaptı.Han gjennomførte også en rekke sosiale og politiske reformer.
Bununla birlikte oyunlar sırasında trafik seviyesinin azaltılması amaçlanmaktadır.Her tenkte man å løse transportproblemene under lekene med tog.
Bununla birlikte tanımadıkları, ya da hoşlanmadıkları kişilerle daha uzaktan iletişim kurarlar.De skulle verken ta imot råd eller stille spørsmål til folk de ikke kjente.
Bununla birlikte aynı sezon TNT kanalında da çalıştı.Hun var også gjest i Sommertid på samme kanal.
Bununla birlikte her yaşta görülme olasılığı vardır.Men den forekommer også av og til i alle aldre.
Bununla birlikte dünyanın herhangi bir yerinden üniversiteye devam etmek de mümkündür.I tillegg kan man ta allmenn påbygging på skolen.
Bununla birlikte pek çok arıcı her sene veya iki senede bir kraliçeyi değiştirir.Biavlere vil ofte skifte ut dronningen når den er ca. to år gammel.
Bununla birlikte birahâneler büyük şehirlerde de bulunur.Det finnes templer i alle større byer.
Bununla birlikte Valensiya gelişirken Saguntum geriledi.Til tross for det forble Valencia-veien åpen.
Bununla birlikte, Yahudilerden geleneklerini sürdürmeleri değil, entegre olmaları beklenmekteydi.Selv da var jødene forventet å integrere seg og ikke fortsette sine tradisjoner.
Bununla birlikte tarım da yapılır.I tillegg til dette kommer landbruket.
(Bununla birlikte üstten ve alttan basık olma eğiliminde olacaktır.)(Dette avhenger selvsagt av vær og tidspunkt).
Bununla birlikte, "Şehir Turları" özelliği hem iOS hem de OS X'da tanıtıldı.I Mexico ser man byen stavet både med X- og med J-.
Bununla birlikte Alman kayıpları da ağır olmuştur.Samtidig hadde de tyske styrkene også store tap.
Bununla birlikte aynı adlı bir canlı aksiyon filmi 2017'de gösterime girdi.Filmen fikk en oppfølger med samme tittel i 2018.
Bununla birlikte, John Stuart Mill'in ürettiği tüm materyalleri okumuş ve yorum yapmıştır.Taylor Mill leste og kommentere alle skriftene som ektemannen John Stuart Mill forfattet.
Bununla birlikte zaman geçtikçe grup içinde uzaklaşmalar başladı.På omtrent samme tid begynte det å oppstå intern splid i gruppa.