bununla birlikte ile cümle

bununla birlikte kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
16
HARF
6
HECE
9
ORT. KELİME
Bununla birlikte 1968-1981 yılları arasında Dünya Bankası Başkanıydı.El a fost între anii 1961–1968 secretar al Apărării al SUA și președintele Băncii Mondiale între 1968 și 1981.
Bununla birlikte sanatoryuma yatabilme hakkını da kaybetmiş oluyordu.De asemenea, i-a dat dreptul de exploatare a sării din salinele de la Ocnele Mari.
Bununla birlikte takımı 2004-05 sezonunda ligi altıncı bitirdi.În 2009 echipa a terminat sezonul tot pe locul 4.
Bununla birlikte kırsal alanlar şehirlerin hakimiyetindeydi.Mai mult chiar, apărătorii erau favorizați de teren.
Bununla birlikte 200,000-300,000 kişinin anadilidir .Aceasta ar putea include până la 200-300 de persoane.
Bununla birlikte bazı farklılıklar da vardı.Au fost, totuși, diferențe importante.
Bununla birlikte, hastaların %60'ı bir yıl içerisinde ikinci bir atak geçirir.Totuși, în cazul a 60% dintre pacienți criza se repetă în decurs de un an.
Bununla birlikte Hindistan'da resmi bir devlet dini bulunmamaktadır.Cât despre Albania, statul se declarase fără religie oficială.
Bununla birlikte artan düzensizlik Kars yöresini de etkilemişti.Un incident armat a perturbat totuși liniștea Clujului.
Bununla birlikte bunların bir çekirdek ve halkası olur.Totuși, trebuie să fim lași și să ne mângâiem.
Bununla birlikte, her iki çikolata markası da yine de Barry Callebaut şemsiyesi altında varlığını sürdürüyor.Deține și două restaurante cu autoservire sub brandul Self.
Bununla birlikte, çoğu sanayi hala devlet mülkiyetinde kaldı.Cele mai multe dintre camerele de stat erau, cu toate acestea, încă ocupate de spitalul militar.
Bununla birlikte ortaya çıkan diğer bir koşul da, dilsel birliğin kimliğinin ortaya çıkmasıdır.Există însă o evaluare globală care prezintă următoarea structură etnică.
Bununla birlikte, hiperürisemi derecesine bağlı olarak risk değişiklik gösterir.Riscul, totuși, variază în funcție de gradul de hiperuricemie.
Bununla birlikte Sisam gemileri muharebe hattından çark ederek uzaklaşmıştır.Între timp apa a umplut treptat polderele din linia de apărare.
Bununla birlikte, Türk ordusunun merkezdeki birlikleri hâlâ mücadeleye girmemişti.Surprinzător, trupele japoneze nu erau acolo.
Bununla birlikte çoğu açıdan ipv6 ipv4 ün genişletilmişidir.Versiunea de standard folosită în majoritatea cazurilor este IPv4.
Bununla birlikte, çocuklar arasındaki görülme sıklığı büyük farklılıklar gösterebilir.Estimările legate de frecvență la copii variază totuși în mod considerabil.
Bununla birlikte kendi adıyla anılan atı ile bilinmektedir.Ea este cunoscută pentru farul său cu același nume.
Bununla birlikte, akı kuantum değeri yalnızca Φ0 eşittir.Respectiv balanța comercială este egală cu zero.
Bununla birlikte, selefinden farklı olarak, Touch Dual'ın dahili WiFi'ı yoktur.Spre deosebire de tatăl lui, Tyke nu vorbește.
Bununla birlikte diğer ülkelerde üretimi devam etmiştir.Azonban gyártás is folyik más országokban.
Bununla birlikte sadece Orta Avrupa ve Doğu Avrupa'da satışa sunuldu.Ezt csak Közép- és Kelet-Európában árusították.
Bununla birlikte, Okeechobee Gölü Muharebesi Taylor ve ordusu için büyük bir zafer olarak karşılandı.Az Okeechobee csatát Taylor seregének nagy győzelmeként kiálltották ki.
Bununla birlikte albüm 2009 yılında bir milyon satışa ulaşan ilk albüm oldu.2009-ben ez volt az első album, ami elérte az egymilliós eladást.
Bununla birlikte 2050 yılına kadar ABD ordusunda hizmetinde kalması planlanmaktadır.Az Amerikai Légierő még 2040-ig szolgálatban kívánja tartani.
Bununla birlikte, Stalin aksini kararlaştırdı.Sztálin azonban másképp döntött.
Bununla birlikte bazı bölgelerde (Leipzig, Kopenhag, Milano gibi) kitap yasaklanmıştır.Egyes helyeken (például Lipcse, Koppenhága, Milánó) a könyvet éppenséggel betiltották.
Bununla birlikte 1928'de Mussolini tarafından senatör yapıldı.1928-ban Mussolini ennek ellenére szenátorrá választotta.
Bununla birlikte şehrin kurulduğu yılı bilmiyorlardı.A város alapításának éve nem ismert.
Bununla birlikte, Persarmenya üzerinde kontrolü geri alamadı.Ennek ellenére nem sikerült repertoáron maradnia.
Bununla birlikte o dönemde ABD, Mao'nun kuvvetlerinin önemini daha yeni kavramaya başlamış görünüyordu.A szovjet mellett azonban egyre jobban előtérbe került a maoista felfogás is.
Bununla birlikte Amerika Birleşik Devletleri, İtalya ve Fransa diğer büyük dış ticaret ortaklarıdır.Németország, Olaszország és Oroszország a fő külkereskedelmi partnerei.
Bununla birlikte 9 takdirname ve 322 maaş mükafatlandırmasının da sahibiydi.Ezzel a GYSEV 9 db saját tulajdonú és három bérelt 323-assal rendelkezett.
Bununla birlikte diğer kaplumbağa türlerinde de görülebilir.Néhány teknősfajta is látható.
Bununla birlikte, 3.3 milyon seçmenin oyu 'geçersiz' sayıldı.A leadott szavazatok 3,06 százaléka érvénytelen szavazat volt.
Bununla birlikte, fanlar ve bazı eleştiriler albümün büyük bir şaheser olduğu fikrine sahipti.Bár a rajongók és más kritikusok szerint az album hatalmas mestermunka.
Bununla birlikte, bölgesel farklılık 1933'te yapılan referandumdakiyle aynıydı.A térségenkénti eltérések azonban megegyeztek az 1933-as népszavazás eredményeivel.
Bununla birlikte Polonya ikinci kez paylaşılarak yeni anayasa devre dışı bırakıldı.Csak Lengyelország harmadik felosztásakor szakadt meg ez a kapcsolat.
Bununla birlikte modern evlerde yaşayan İnuitler de vardır.Jelenleg modern lakások vannak benne.
Bununla birlikte bunların sayısı 40-50 bin kişi oldu.Ez a szám a valóságban nem haladhatta meg a 40-50 ezer főt.
Bununla birlikte daha güçlü iki ZMDB Progress(Ivchyenko)Al-24VT turboprop motorile donatılmıştır.A gépet nagyobb teljesítményű Ivcsenko-Progressz AI–24VT légcsavaros gázturbinákkal szerelték fel.
Bununla birlikte devrim döneminin kimi kazanımlarını da kabul etmek zorunda kaldı.Ezen kívül megígérte, hogy a forradalom vívmányait megtartja.
Bununla birlikte bu etkinin azaldığı durumlar vardır.Vannak azonban olyan tényezők is, amelyek a folyamatot lassítják.
Bununla birlikte nüfus alana eşitsiz dağılmıştır.A lakosság egyenlőtlenül oszlik el.
Bununla birlikte sürgüne gönderilecekti.Ezért kitoloncolják az Útvesztőbe.
Bununla birlikte temel bir zenginlik ölçüsüdür.Tágabb értelemben vagyonösszességet jelent.
Bununla birlikte Birleşik Krallık'ta o yıl en iyi satan üçüncü albüm oldu.Bár abban az évben csak a harmadik legjobban eladott lemez lett az Egyesült Királyságban.
Bununla birlikte, Osmanlı vergilendirme sisteminde de değişikliklere gidildi.Ezzel egyidejűleg került bejelentésre a lebegtetett árfolyamrendszer bevezetése.
Bununla birlikte, ülke doğal kaynaklar açısından zengindir.Az ország természeti erőforrásokban igen gazdag állam.
Bununla birlikte grup bu şarkıyı Metropolis Pt.Az anyagon a zenekar a teljes Metropolis Pt.
Bununla birlikte iki vurucu ordunun bu taarruzu Alman hatlarında derin bir girinti oluşturdu.E két arcvonal csomópontján indította a támadást a német hadsereg.
Bununla birlikte parlamento hükümet aleyhinde her zaman güven oylaması yapabilir.A Nemzeti Tanács képviselői bármikor bizalmatlansági indítványt adhatnak be a kormány ellen.
Bununla birlikte 1930'larda kulüp bir düşüş yaşadı.Az 1930-as években a Társaság hanyatlásnak indult.
Bununla birlikte, De Gaulle'ün siyasi zaferi kısa süreli olur.Az ünnepségen De Gaulle élete csak a szerencsén múlik.
Bununla birlikte bu evrim bir ilerleme ya da gelişmeye işaret etmez.Eközben természetesen hangsúlyozta, hogy nem veti meg az egészséges fejlődést és a progressziót.
(Bununla birlikte milletvekili olmayan kişiler de bakan olarak atanabilir.)(Ide tartozik az is, hogy aki nem hívő, azt sem érheti hátrány.)
Bununla birlikte kesin olmamakla birlikte Erken Tunç Çağı III. evre sonuna tarihlendirilmesi mümkündür.Szintén nem véletlen, hogy, rendkívüli szervezettsége ellenére, a Han-kor elejére teljesen kihalt.
Bununla birlikte bu iki teknik arasındaki fark çoğu zaman çok belirsiz olur.A fenti különbség e két tudomány között nem mindig nyilvánvaló.
Bununla birlikte diğer tüm partiler sistem dışında bırakıldı.A többi pártot felszámolták.

İlgili Sayfalar