bununla birlikte ile cümle

bununla birlikte kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
16
HARF
6
HECE
9
ORT. KELİME
Bununla birlikte, bu işlem pahalı olabilecek büyük miktarda kiral paketleme malzemesi gerektirebilir.Toch kan dit een interessante langetermijnspaarformule zijn.
Bununla birlikte anlaşma yürürlüğe girmedi.De deal ging echter niet door.
Bununla birlikte, 1952 yılında Gifhorn şehir meclisinde seçilerek meclis üyesi oldu.In 1952 werd hij als raadslid voor de BHE in de raad van de stad Gifhorn gekozen.
Bununla birlikte, gerçekte, Pakistan büyük ölçüde laiktir (dini olmayan).In sommige landen is dit nog steeds een belangrijke oorzaak (Pakistan).
Bununla birlikte, sonuç olarak az sayıda insana uygulandı.Het moet dan echter om een zeer beperkt aantal individuen gehandeld hebben.
Bununla birlikte 1930'larda kulüp bir düşüş yaşadı.Ergens midden jaren dertig verdween de club.
Bununla birlikte, Zen yazmaları boşlamış da değildir.De Tome van Leo werd echter niet voorgelezen.
Bununla birlikte listede 17 hafta kalmıştır.In totaal bleef hij zeven weken in de lijst.
Bununla birlikte performans aralığı saniyede 1 den 7000 e 1024 bit RSA imzası kadardır.Het is tegenwoordig aan te raden N {\displaystyle N} ten minste 1024 bits lang te kiezen.
Bununla birlikte daha az olarak sığırda da görülebilir.Bij runderen zouden ze minder lang aanwezig blijven.
Bununla birlikte, anlatılanlara bakıldığında da ölü sayısının oldukça az olduğu sanılmaktadır.Huidige onderzoeken duiden er echter op dat het aantal slachtoffers weleens te laag geschat zou kunnen zijn.
Bununla birlikte her elemanın bir öncel elemanı olmak zorunda değil.Niet iedere partij hoeft een beginselprogramma te hebben.
Bununla birlikte, iyi bir yerçekimi ile karıştırılmamalıdır.Het dient niet te worden verward met een maligniteit.
Bununla birlikte ölünceye kadar Mexico Kent Meclisi üyeliğini korudu.Nadien bleef hij verder gemeenteraadslid tot aan zijn dood.
Bununla birlikte Allah ve Hubel’in farklı tanrılar olduğuna dair bulgular da bulunmaktadır.Istnieją jednakże dowody wskazujące, że Allah i Hubal stanowią dwóch różnych bogów.
Bununla birlikte bu Simurg sözcüğünün doğru etimolojisi değildir.Nie jest to jednak właściwa etymologia tego słowa.
Bununla birlikte, otomobil endüstrisi yol yapımından daha hızlı bir oranda büyümekte idi.W tym samym czasie, przemysł samochodowy rozwijał się szybciej, niż postępowała budowa dróg.
Bununla birlikte diğer ülkelerde üretimi devam etmiştir.Jego produkcja w innych krajach trwa nadal.
Bununla birlikte, çifti sonunda ayrıldı.Ostatecznie para rozstała się.
Bununla birlikte, François Ozon'un yönettiği 8 Kadın filminin (2002) sekiz aktrisine kaybetti.Najbardziej znana z roli w filmie 8 kobiet (2002) François Ozona.
Bununla birlikte, ondansetron kullanımı, çocuklarda hastaneye dönüş oranda artış ile ilişkilendirilebilir.Stosowanie ondansetronu może wiązać się z rosnącym odsetkiem dzieci powtórnie przyjmowanych do szpitala.
Bununla birlikte bu hastalık hâlâ üçüncü dünya ülkelerinde önemli bir sağlık sorunudur.Niepokojem napełnia go także wciąż trudna sytuacja w krajach Trzeciego Świata.
Bununla birlikte Lenin'e göre emperyalizm, kapitalizmin tekelci aşamasıdır.Według Lenina imperializm jest szczytowym stadium kapitalizmu.
Bununla birlikte oyunun "beklenmedik sonunun" çok başarılı işlendiği belirtilmiştir.Dodał, że "finał turnieju był wielce niezadowalający".
Bununla birlikte, "Sue" olarak bilinen Tyrannosaurus rex türünün gut hastalığına yakalandığına inanılmaktadır.Uważa się jednak, że na dnę cierpiał okaz gatunku Tyrannosaurus rex znany jako "dinozaur Sue".
Bununla birlikte, yetkileri sınırsız değildir.Lecz czy ta władza jest nieograniczona?
Bununla birlikte birçok düşünür bu model üzerine düşünmüştür.Pewni ludzie myśleli już o tym koncepcie.
Bununla birlikte ilksel kara deliklerin varlığı halihazırda doğrulanmış değildir.Obecnie nie ma żadnych obserwacyjnych dowodów istnienia pierwotnych czarnych dziur.
Bununla birlikte listede 17 hafta kalmıştır.Łącznie na liście znajdował się przez 17 tygodni.
Bununla birlikte, bu tarih tüm binanın bitiş tarihini göstermemektedir.To jednak nie cała historia tego sezonu.
Bununla birlikte, hastaların %60'ı bir yıl içerisinde ikinci bir atak geçirir.W 60% przypadków w przeciągu roku następuje jednak drugi atak.
Bununla birlikte açık yaralardan da enfeksiyon kapılabilir.Możliwe jest także zarażenie przez rany.
Bununla birlikte herhangi bir materyal gibi tamamen aşılmaz değildir.Nie ma zatem żadnej istoty istniejącej niezależnie od układu jako całości.
Bununla birlikte enfeksiyon kan veya lenf yoluyla da ortaya çıkabilir.Jednak do zakażenia może również dojść poprzez krew lub chłonkę.
Bununla birlikte bazı ekonomik ve toplumsal reformlar yaptı.Przeprowadził szereg reform gospodarczych i socjalnych.
Bununla birlikte bazı farklılıklar da vardı.Dochodziły tu też inne różnice.
Bununla birlikte şafakta değil öğleden sonranın geç saatlerinde ölmüş olmalıdır.Należy ją odmówić po zmroku, lecz nie później niż o północy.
Fakat bununla birlikte binlerce izotopun kararsız olduğu karakterize edilmiştir.Niemniej istnieją tysiące dokładnie opisanych izotopów, które nie są stabilne.
Bununla birlikte bugüne ulaşan büyük oranda ikonografik materyal bulunmaktadır.Bardzo bogata jest, jak już wspomniano, wymowa ikonograficzna.
Bununla birlikte bir dizi kaçırılma ve şiddet olayları meydana gelmeye başladı.Doszło przy tym do szeregu gwałtów i grabieży.
Bununla birlikte, değişik başarı derecelerine sahip uygulanabilen çeşitli tedavi yöntemleri vardır.Pomimo to, niektóre ze stosowanych form leczenia przynosiły pozytywne efekty.
Bununla birlikte olayın TAK tarafından yapılmadığına dair iddialar da mevcuttur.Interesują go też sytuacje kiedy cel nie został osiągnięty.
Bununla birlikte evi ve kilisesi, eylemlerine misilleme olarak dinamitlendi.Władze i duchowieństwo były jednak rozczarowane jego wystąpieniem.
Bununla birlikte epey sessizdir.Ten jednak uparcie milczy.
Bununla birlikte Play Station için de oyunu yapılacağı resmi olarak duyurulmuş durumdadır.Jednocześnie oficjalnie zostały ogłoszone prace nad grą.
Bununla birlikte klinik bulgular da hastalığı düşündürür."Jest pewne, że koty potrafią wykryć chorobę".
Bununla birlikte görüntü ve ses kalitesini artırdı.Jego zainteresowanie poszło w kierunku ulepszania jakości nagrywania i dźwięku.
Bununla birlikte büyük bir meydan savaşı da önlenmişti.Opodal miała też toczyć się wielka bitwa.
Bununla birlikte var olan yolların genişletilmesi de planlanmaktadır.Planowane jest poszerzenie tej drogi.
Bununla birlikte halen operasyon yapacak gücü kalmıştı.To właśnie ich siłami miała zostać przeprowadzona operacja.
Bununla birlikte Croix de Guerre nişanı takdim edildi.Został odznaczony Croix de guerre.
Bununla birlikte uluslararası listelerde hiç önemsenmedi.Płyta nie miała charakteru międzynarodowego.
Bununla birlikte bazı kaynaklarda hareketin çözüm süreci ile birlikte hızla yayılma gösterdiği belirtilmiştir.Trzeba jednakże stwierdzić że inne źródła oceniły Presto bardzo dobrze.
Bununla birlikte bu sorunun kesin bir cevabının bulunabilmiş olacağı mümkün değilmiş gibi görünür.Trudno znaleźć jednoznaczną odpowiedź na to pytanie.
Bununla birlikte, ilkinin kısa sürede üzerindeki ilgiyi kaybetmesi, ikinciyi de etkilemiştir.Wyjątkowo gdy wcześnie utraci swój lęg, może założyć drugi tego samego roku.
Bununla birlikte hatların doluluk oranı da önemli bir faktördür.Oczywiście walące się domy były również czynnikiem znaczącym.
Bununla birlikte, Stalin aksini kararlaştırdı.Staley wyraził zgodę.
Bununla birlikte, Yüzüklerin Efendisi'nde İkinci Çağ hakkında bazı bilgiler verilir.Pewne informacje na jego temat można też znaleźć w Dodatkach do Władcy Pierścieni.
Bununla birlikte toprak reformlarını uyguladı ve çiftçilere mülkiyet hakkını verdi. ^Przeprowadził wiele reform w relacjach z poddanymi, założył kasę oszczędnościową dla chłopów.
Bununla birlikte, sonuç olarak hanedanın çökmesine yol açan Suudi ailesi içindeki iç çekişmeler de devam etti.Wywoływało to zemstę rodu, z którego ten się wywodził, co z kolei prowadziło do wróżd (prywatnych wojen).

İlgili Sayfalar