Bundan böyle Romeo olacak asla.מכאן ואילך אני לעולם לא יהיה רומיאו.
Bundan böyle Romeo olacak asla.من الآن فصاعدا لن اكون ابدا روميو.
Bundan böyle Romeo olacak asla.こうしてstumblestそこで、私の助言で、夜にbescreen'd、ジュリエットは何人のなた?
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.Acum ia bine seama, să nu bei nici vin, nici băutură tare, şi să nu mănînci nimic necurat.
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.Agora pois, toma cuidado, e não bebas vinho nem bebida forte, e não comas coisa alguma impura;
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.Ahora, guárdate, por favor, y no bebas vino ni licor. Tampoco comas nada inmundo
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.Denk erom dat u geen wijn of sterke drank drinkt en dat u niets eet, dat onrein is.
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.ért most megójjad magad, és ne igyál se bort, se [más] részegítõ italt, és ne egyél semmi tisztátalant.
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.그러므로 너는 삼가서 포도주와 독주를 마시지 말지며 무릇 부정한 것을 먹지 말지니라
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.Maintenant prends bien garde, ne bois ni vin ni liqueur forte, et ne mange rien d`impur.
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.Ora guardati dal bere vino o bevanda inebriante e dal mangiare nulla d'immondo
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.Preto sa teraz vystríhaj a nepi vína ani nijakého nápoja opojného ani nejedz ničoho nečistého.
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.Protož nyní vystříhej se, abys vína nepila aneb nápoje opojného, a abys nejedla nic nečistého.
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.Przetoż się teraz strzeż, abyś nie piła wina, i napoju mocnego, i abyś nie jadła nic nieczystego;
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.Så ta dig nu i vare og drikk ikke vin eller sterk drikk og et ikke noget urent!
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.Sebab itu jagalah dirimu baik-baik. Jangan minum anggur atau minuman keras, atau makan sesuatu yang haram
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.Sedaj pa varuj se, pravim, da ne piješ vina in močne pijače in ne ješ nič nečistega.
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.So hüte dich nun, daß du nicht Wein noch starkes Getränk trinkst und nichts Unreines essest;
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.Tag dig nu till vara, så att du icke dricker vin eller starka drycker ej heller äter något orent.
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.Varo siis, ettet juo viiniä ja väkijuomaa etkä syö mitään saastaista.
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.Vậy , từ bây_giờ hãy cẩn_thận , chớ uống rượu hay_là vật chi say , và cũng đừng ăn vật gì chẳng sạch ;
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.Vậy, từ bây giờ hãy cẩn thận, chớ uống rượu hay là vật chi say, và cũng đừng ăn vật gì chẳng sạch;
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.Vogt dig vel for at drikke Vin eller stærk Drik og for at spise noget som helst urent!
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.και τωρα λοιπον προσεχε μη πιης οινον η σικερα και μη φαγης μηδεν ακαθαρτον
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.Затова, пази се сега да не пиеш вино или спиртно питие, и да не ядеш нищо нечисто.
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.итак берегись, не пей вина и сикера, и не ешь ничего нечистого;
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.ועתה השמרי נא ואל תשתי יין ושכר ואל תאכלי כל טמא׃
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.والآن فاحذري ولا تشربي خمرا ولا مسكرا ولا تأكلي شيئا نجسا.
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.所 以 你 當 謹 慎 、 清 酒 濃 酒 都 不 可 喝 、 一 切 不 潔 之 物 也 不 可 喫
‹‹Bundan böyle şarap ya da içki içmemeye dikkat et, murdar bir şey yeme.所以 你 當謹慎 、 清酒 濃 酒 都 不 可 喝 、 一切 不 潔之物 也 不可喫
Bundan böyle şehri bilmek ve yönetmek için orada bulunmak zorunda değilim.Ich muss nicht mehr persönlich dort sein, um alles zu wissen und die Stadt zu verwalten.
Bundan böyle şehri bilmek ve yönetmek için orada bulunmak zorunda değilim.Ik hoef niet meer ter plekke te zijn om de stad te besturen.
Bundan böyle şehri bilmek ve yönetmek için orada bulunmak zorunda değilim.제가 도시를 관리하기 위해서 저기에 있을 필요가 더 이상 없습니다.
Bundan böyle şehri bilmek ve yönetmek için orada bulunmak zorunda değilim.Não é preciso estar lá para gerir a cidade.
Bundan böyle şehri bilmek ve yönetmek için orada bulunmak zorunda değilim.Nemusím tam být, abych řídil město.
Bundan böyle şehri bilmek ve yönetmek için orada bulunmak zorunda değilim.Nie muszę być już na miejscu, aby zarządzać miastem.
Bundan böyle şehri bilmek ve yönetmek için orada bulunmak zorunda değilim.Non devo più essere lì per conoscere e amministrare la città.
Bundan böyle şehri bilmek ve yönetmek için orada bulunmak zorunda değilim.Nu mai trebuie să fiu acolo pentru a cunoaște şi a administra oraşul.
Bundan böyle şehri bilmek ve yönetmek için orada bulunmak zorunda değilim.Plus besoin d'être sur place pour savoir et administrer la ville.
Bundan böyle şehri bilmek ve yönetmek için orada bulunmak zorunda değilim.Saya tidak butuh berada disana untuk tahu dan untuk mengatur kota.
Bundan böyle şehri bilmek ve yönetmek için orada bulunmak zorunda değilim.Tôi không cần phải ở đó để biết và điều hành thành phố.
Bundan böyle şehri bilmek ve yönetmek için orada bulunmak zorunda değilim.Ya no necesito estar allí para saber y administrar la ciudad.
Bundan böyle şehri bilmek ve yönetmek için orada bulunmak zorunda değilim.Δεν χρειάζεται πια να είμαι εκεί για να ξέρω και για να διαχειρίζομαι την πόλη.
Bundan böyle şehri bilmek ve yönetmek için orada bulunmak zorunda değilim.Мені не потрібно більше бути присутнім безпосередньо на місці, щоб керувати містом.
Bundan böyle şehri bilmek ve yönetmek için orada bulunmak zorunda değilim.Мне не нужно быть в самом городе, чтобы им управлять.
Bundan böyle şehri bilmek ve yönetmek için orada bulunmak zorunda değilim.Не трябва да бъдат там, за да зная и да администрирам града.
Bundan böyle şehri bilmek ve yönetmek için orada bulunmak zorunda değilim.אני לא צריך להיות שם יותר בכדי לדעת מה קורה ולנהל את העיר.
Bundan böyle şehri bilmek ve yönetmek için orada bulunmak zorunda değilim.لا اريد ان اكون هناك بعد الان لاعرف ولا لأديرالمدينة
Bundan böyle şehri bilmek ve yönetmek için orada bulunmak zorunda değilim.しかし今日私が申し上げたことは
Bundan böyle Simon'ın köpekbalığı salgısı olarak adlandırıldı.Aşa că a fost foarte entuziasmat.
Bundan böyle Simon'ın köpekbalığı salgısı olarak adlandırıldı.A tak byl velice nadšený.
Bundan böyle Simon'ın köpekbalığı salgısı olarak adlandırıldı.Bol strašne nadšený. Preslávilo sa to ako Simonov žraločí sliz.
Bundan böyle Simon'ın köpekbalığı salgısı olarak adlandırıldı.Chất lỏng này được đặt tên là chất lỏng cá mập của Simon
Bundan böyle Simon'ın köpekbalığı salgısı olarak adlandırıldı.Das wurde als Simons Haifisch-Schleim bekannt.
Bundan böyle Simon'ın köpekbalığı salgısı olarak adlandırıldı.Él estaba muy entusiasmado. Y se hizo conocido como "el lodo de tiburón de Simon".
Bundan böyle Simon'ın köpekbalığı salgısı olarak adlandırıldı.Elle est maintenant connue sous le nom de pituite de requin de Simon.
Bundan böyle Simon'ın köpekbalığı salgısı olarak adlandırıldı.È stato denominato "muco dello squalo di Simon", e io ho pensato:
Bundan böyle Simon'ın köpekbalığı salgısı olarak adlandırıldı.Ficou todo entusiasmado. Ficou conhecido como o "lodo de tubarão do Simon".
Bundan böyle Simon'ın köpekbalığı salgısı olarak adlandırıldı.Het werd bekend als Simon's haaienslijm.
Bundan böyle Simon'ın köpekbalığı salgısı olarak adlandırıldı.우리는 그걸 Simon의 상어 점액이라고 불렀죠.