Bu yüzden bir bunalıma girer ve işini bırakır.Hun blir rasende og gjør det slutt.
Bauer, bunalım ve aşırı kuşkudan muzdaripti.Lady Byron ble økende frustrert og desperat.
Bir bunalım dönemi gelir ve her şey altüst olur.Kemudian terjadi suatu periode yang kacau, semua tidak tentu.
SüngerBob bunalıma girer.Namun, diganggu Spongebob.
Tropik Bunalım On, 2005 Atlantik kasırga sezonunun onuncu kasırgasıdır.Trung tâm Cảnh báo Bão nhiệt đới Chung xác định Kamuri là cơn bão thứ mười trong mùa bão Thái Bình Dương 2008.
Neredeyse her zaman bunalım içindedir.ほぼ常時おしゃぶりをくわえている。
Annesi gibi uzun süre bunalım yaşayan kızı Marie-Jo, 1978 yılında 25 yaşındayken intihar etti.長きにわたって心配の種となってきたマリー・ジョーが1978年、25歳の時にパリで自殺した。
O, bir bayan arkadaşı olmadığı için duygusal olarak bunalımda olan biridir.友達がいないことを不安に感じる「少し・不安」な女の子。
1981'de annesi ölünce ‘‘bunalımlı yıllar başladı.80年代には、81年に"When She Was My Girl"がヒットするなど長い間活動を続けている。
Ekim Füzeleri Bunalımına zemin hazırlanmıştır.10月 消防音楽隊が発足。
Bunalım, sendikaların herhangi bir ekonomik reforma karşı ilk karşı çıkışıyla güçlenmişti.初期に提案された改革を労働組合がすべて反対したことによってさらに問題が広がった。
Kazadan sonra iyice bunalıma giren Hüsrev büyük yalnızlık içindedir.最後被遺留在那裏的是巨大的絕望。
Daha sonra annesinin bunalımın üstesinden gelmesinde kendisine yardım eden kişi olduğunu söyledi.나중에 우울증과의 싸움에서 엄마가 도와줬다고 말했다.
Büyük Bunalım'da iki sene boyunca ticari işlerde çalıştı.그는 두 살때 드럼에 대하여 굉장한 관심을 보였다고 한다.
1929'daki büyük ekonomik bunalım trenin yolcularının azalmasına yol açtı.עם פרוץ השפל הכלכלי הגדול של 1929 נסגר הקו לנוסעים.
Tropik Bunalım On, 2005 Atlantik kasırga sezonunun onuncu kasırgasıdır.הוריקן סטן - סופת ההוריקן האחד עשר בעונת ההוריקנים של האוקיינוס האטלנטי בשנת 2005.
1930'ların başında, dünya Ekonomik Bunalıma girdi; bugün ise bu Büyük Buhran olarak biliniyor.במהלך שנת 1930, ארצות הברית חוותה את משבר כלכלי קשה הידוע כיום בתור השפל הגדול.
1929 ekonomik bunalımı sırasında işini kaybetti.בזמן המשבר הכלכלי של 1929 היה ללא תעסוקה.
Neredeyse her zaman bunalım içindedir.Почти винаги е противоречива.
Büyük Bunalım'da iki sene boyunca ticari işlerde çalıştı.Кухнята работила на пълни обороти за период от 2 години.
Neredeyse her zaman bunalım içindedir.On je gotovo uvijek u nekakvoj nevolji.
Bunalım sürecinde işini kaybetti ama sonrasında araba yıkama işi buldu.Bond je potjeru nastaviti na nogama, ali kasnije uzima auto.
Joe'nin dul eşi ve bebeğini gören Sam iyice bunalıma girmiştir.Tereziji od Djeteta Isusa i sjedište joj je u Uskoplju.
Neredeyse her zaman bunalım içindedir.Skoro vždy sa treba ponáhľať.
Adada sağlanan barış ortamı ekonomik bunalımın derinleşmesi yüzünden uzun süreli olamadı.Nezdravé prostredie na ostrove malo za následok ďalšie ľudské straty.
SüngerBob bunalıma girer.Bratislava sa nafukuje.
Ancak eleştirmenlere ve Jimmy Jam'e göre bu sıralarda yaşadığı bunalımlar, müziğine yansımıştı.Komentátor Jim Ross povedal, že čo sa stalo v aréne bolo reálne.
Neredeyse her zaman bunalım içindedir.Skoraj vedno je zaseden.
1832'da ruhsal bir bunalımdan dolayı rahipliği bıraktı.Leta 1832 je prejel duhovniško posvečenje.
1929 ekonomik bunalımı sırasında işini kaybetti.Leta 1929 se je razočaran odpovedal političnemu delu.
1981'de annesi ölünce ‘‘bunalımlı yıllar başladı.1981 m. mirė jo tėtis ir jį tai labai sukrėtė.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.25 évesen, Emma bejött az irodámba mert az ő szavaival mondva identitásválságban szenvedett.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.엠마가 절 찾아 왔을 때, 그녀는 25세 였고, 정체성의 혼란을 겪고 있다고 했었죠.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.A 25 anni, Emma venne nel mio studio, perché stava attraversando, secondo lei, una crisi di identità.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.A 25 ans, Emma est venue dans mon bureau parce qu'elle avait, selon ses propres mots, une crise d'identité.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.A los 25, Emma llegó a mi oficina porque estaba, en sus propias palabras, teniendo una crisis de identidad.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Emma kam in mein Büro, als sie 25 war, weil sie, wie sie es ausdrückte, eine Identitätskrise hatte.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Emma přišla do mé ordinace ve věku 25 let, protože měla, dle svých vlastních slov, krizi identity.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Keď mala Emma 25, prišla do mojej kancelárie pretože, ako sama povedala, mala krízu identity.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Khi 25 tuổi, Emma đến văn phòng của tôi vì theo như lời cô ấy, thì cô ấy có một sự khủng hoảng về nhân dạng.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Kot 25-letnica je Emma prišla v mojo pisarno, ker je imela, kot je rekla sama, krizo identitete.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.La 25 de ani, Emma a venit la mine pentru că avea, cum spunea ea, o criză de identitate.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.När Emma var 25 kom hon på mitt kontor för att hon hade vad hon kallade en identitetskris.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Som 25-årig kom Emma ind på mit kontor fordi hun, som hun selv sagde, havde en identitetskrise.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Toen Emma 25 was, kwam ze naar mijn praktijk omdat ze naar eigen zeggen een identiteitscrisis had.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.W wieku 25 lat Emma przyszła do mnie, bo sądziła że przechodzi kryzys osobowości.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.Στα 25 της, η Έμμα ήρθε στο γραφείο μου επειδή είχε, κατά τα λεγόμενά της, μία κρίση ταυτότητας.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.В 25 лет Эмма пришла в мой офис, потому что у неё, по её словам, был кризис личности.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.На 25, Ема дойде в моя офис, защото имаше, според нея, криза на личността.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.У 25 Емма прийшла у мій офіс, бо у неї, з її слів, була криза особистості.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.בגיל 25, אמה באה למשרד שלי בגלל שהיא היתה, במילים שלה, במשבר זהות.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.في سن ال25، جاءت إيما إلى مكتبي لأنها، بتعبيرها، تعاني من معضلة الهوية.
25 yaşında Emma ofisime geldi, çünkü söylediğine göre kimlik bunalımı yaşıyordu.彼女の言葉を借りれば 自己喪失に陥っていたからです 芸術・娯楽の分野で働くのが いいのかなと思いつつも
Ama bu biraz bunalım içindeki genç adamın güncesinde şöyle yazıyor,Dans ce blog d'un jeune un peu déprimé qui disait
Ama bu biraz bunalım içindeki genç adamın güncesinde şöyle yazıyor,E quindi c'è questo blog di un ragazzo un pò depresso, e ha detto,
Ama bu biraz bunalım içindeki genç adamın güncesinde şöyle yazıyor,Er was dus zo'n blog van een jongere die ietwat depressief was en hij zei:
Ama bu biraz bunalım içindeki genç adamın güncesinde şöyle yazıyor,그리고, 이런 블로그가 있는데요. 낙담해 있는 젊은이의 블로그인데, 그가 블로그에 쓰기를,
Ama bu biraz bunalım içindeki genç adamın güncesinde şöyle yazıyor,Lalu ada juga blog yang satu ini di mana seorang anak muda yang sedang depresi, dan dia berkata,
Ama bu biraz bunalım içindeki genç adamın güncesinde şöyle yazıyor,Pues bien, tenemos este blog de un joven que estaba algo deprimido, y comentaba,
Ama bu biraz bunalım içindeki genç adamın güncesinde şöyle yazıyor,Și iată, acest blog al unui tânăr oarecum deprimat, și el zice,