Ana içeriğe geç
Sözlük

bunalım ile cümle

bunalım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
16. yüzyıl ortalarında Osmanlı Devleti'nde ekonomik ve toplumsal bunalım baş gösterdi.دخلت إيطاليا مرحلة من التدهور الاقتصادي والاجتماعي في القرن السادس عشر.
Savaş bunalımı geçiren bazı kişilerde travma haline gelmiş ve kalıcı bir psikolojik rahatsızlık oluşturmuştur.الناس المصابين بصدمات نفسية يجدون أنفسهم في نوع من مزاج الإنذار المستمر.
Tropik Bunalım On, 2005 Atlantik kasırga sezonunun onuncu kasırgasıdır.يعد هذا الإعصار هو الإعصار الإستوائي التاسع و الثاني في موسم أعاصير المحيط الأطلسي لعام 2013.
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı ile bütün dünyada başlayan ekonomik kriz Yunanistan'ı daha ağır vurdu.كان للأزمة الاقتصادية العالمية في 1929 والتي أطُلق عليها الكساد الكبير تأثيرًا طاحنًا.
Millileştirme kararı İran'da giderek derinleşen bir siyasi ve ekonomik bunalıma yol açtı.وهذا أدى إلى أزمة مالية وسياسية ضخمة حيث دخلت أيرلندا مرحلة ركود.
Sosyal katılımlarının az olması utangaçlık veya bunalım olarak yorumlanmamalıdır.A sua falta de envolvimento social não deve ser interpretada como timidez ou depressão.
Neredeyse her zaman bunalım içindedir.Ele quase sempre se dá mal.
Bir bunalım dönemi gelir ve her şey altüst olur.De repente, acontece uma explosão e o tempo pàra.
Bu yüzden bir bunalıma girer ve işini bırakır.Fuce por aí e me arrume um emprego.
Bunalımlı varlıklar.Surpresas desagradáveis.
Burada geçirdiği günler boyunca Jaina hayatının en bunalımlı dönemlerinden birini yaşadı.Landa diz que esse foi um dos dias mais felizes da vida dele.
Bir daha konser veremedi, derin bir bunalıma düştü.Só que não conseguiu mais ganhar e acabou na zona do rebaixamento.
Döneminde Kureyş kabilesinde içine düştüğü maddi bunalımlara rağmen hep sözü dinlenenlerden olmuştur.Door te wijzen op de beloning in het hiernamaals zouden onderdrukten zich schikken in hun lot.
Neredeyse her zaman bunalım içindedir.Ze zijn bijna altijd samen in de weer.
Ardından kendisi de yeni bir bunalıma girer.Daarna overkwam hem nieuwe malheur.
Tropik Bunalım On, 2005 Atlantik kasırga sezonunun onuncu kasırgasıdır.Orkaan Stan was de achttiende tropische storm en de elfde orkaan van het Atlantische orkaanseizoen 2005.
Bir bunalım dönemi gelir ve her şey altüst olur.Er ontstaat een hele ravage en alles gaat stuk.
Ekim Füzeleri Bunalımına zemin hazırlanmıştır.In oktober werd het fusieplan afgeblazen.
Özellikle Büyük Bunalım dönemleri, polisiye yazınında Altın Çağ diye tabir edilen dönemle kesişmektedir.Zij getuigden immers van eeuwenoude ongelijkheid waar gelijkheid het politieke programma was.
İlgi isteyen hayvanlardır, ilgi görmeyince bunalıma girebilirler.Dieren zouden wel gevoelens hebben, maar daar verder geen aandacht aan besteden.
Art arda gelen hükümet değişiklikleri de ülkeyi tam bir siyasi bunalım içine soktu.Dit leidde tot grote veranderingen en volgens de regering tot een ware noodtoestand.
Ancak gene de ülke ekonomisi zaman zaman bunalıma düşmekte, bu da toplumsal sorunlara yol açmaktadır.Dit is uit het oogpunt van de maatschappij erg jammer, en leidt tot kapitaalvernietiging.
Kişi Bunalımı+Dişi Bunalımı (1970).Full cast and crew for En Annan (1970) (ang.).
Bu bunalımdan ancak arkadaşlarının aldığı yeni bir tüfekle kurtulmuştur.Był widziany po raz ostatni, gdy ogniem zdobytego karabinu osłaniał ucieczkę kolegów.
Neredeyse her zaman bunalım içindedir.Niemal zawsze przebywa w parach.
Küre Yayınları, 2001 "Küresel Bunalım".Rop från långt avstånd 2001 - Kommissarie Winter.
1980'li yılların başlarında ekonmik bunalım Macaristan'ın dışa açılmasını hızlandırdı.1980 års kval var Ungern säkert närmast att kvala in.
Bazen, özellikle de Mitsuki Eichi’den bahsetmeye başladığı zaman bunalıma girer.Shinigamin Takuto Kira, blir oftast irriterad när Mitsuki talar om Eichi Sakurai.
Vakıf, başlıca görevi bunalımdaki çocuklara yardım etmek olan bir yardım kuruluşudur.Den tredje är en plikt att hjälpa berövade människor.
Bir bunalım dönemi gelir ve her şey altüst olur.Men så kommer en sommar då allt blir fel.
Jimmy, bir metal fabrikasında çalışan genç ve bunalımdaki bir işçidir.Filmen handlar om en ung kvinna som har ett trist jobb på en tändsticksfabrik.
Bir daha konser veremedi, derin bir bunalıma düştü.Han lyckades dock inte upprepa succén och föll snart i glömska.
Albüme adını veren şarkı bir insanın tecritini ve cinsel bunalımlarına değinir.Budskapet är att kärleken enligt sångtexten inte känner till några gränser eller hudfärger.
Kararsızlığı ve kimlik bunalımları sonraki yıllarda ortaya çıkacaktır.Umbäranden och tragedier följer dem åt de närmaste åren.
Ancak ülke bu savaşla ekonomik bunalıma girmiş ve ülkede hiperenflasyon yaşanıyordu.Економічна ситуація була вкрай скрутною, окрім того країна страждала на гіперінфляцію.
Kararsızlığı ve kimlik bunalımları sonraki yıllarda ortaya çıkacaktır.Нетління і безпристрасність розкривається в останні дні.
Neredeyse her zaman bunalım içindedir.Майже завжди присутня тривожність.
Bunalım, sendikaların herhangi bir ekonomik reforma karşı ilk karşı çıkışıyla güçlenmişti.Spor se týkal úlohy odborů v souvislosti s probíhající ekonomickou reformou.
Tropik Bunalım On, 2005 Atlantik kasırga sezonunun onuncu kasırgasıdır.Hurikán Florence byl 10. bouří atlantické hurikánové sezóny 2000.
Marge, Homer'ın kendisiyle ilgilenmediğini ve saygı duymadığını düşünerek bunalıma girer.Marge je na Homera hrdá, že se nenechal uplatit a zlomit.
Millileştirme kararı İran'da giderek derinleşen bir siyasi ve ekonomik bunalıma yol açtı.Un șir de recolte proaste a dus la înrăutățirea și mai accentuată a situației politico-economice a Egiptului.
"Kimlik bunalımı" kavramını ilk kullanan psikologdur.A fost primul care a utilizat cuvântul psihiatrie.
Bu çılgınca büyüme 1873'te bütün dünyayı saran ekonomik bunalımla sona erdi.La nivel national panica din 1873 , de asemenea, încetinit de redresare economică.
Bunalım, sendikaların herhangi bir ekonomik reforma karşı ilk karşı çıkışıyla güçlenmişti.A válságot súlyosbította a szakszervezetek kezdeti ellenállása mindenféle reformmal szemben.
Neredeyse her zaman bunalım içindedir.Szinte állandóan honvágy gyötri.
Daha sonra uzun bir hükûmet bunalımının ardından UBP-TBP-DHP üçlü koalisyonu kuruldu.Az emiatt kiírt időközi választás után egy SPÖ-FPÖ-koalíció létre jött.
Bunalımlı varlıklar.Örökölt dilemmák.
Şirketin büyük ölçekli ilk işi bunalım yıllarında Colorado Nehri önüne baraj inşa edilmesidir.Első lépésként – a tényleges gát létrehozása előtt – el kellett terelni magát a Colorado folyót.
1929'da başlayan ekonomik bunalım sonucu iktidarı daha da zayıfladı ve 1930'da bir askeri darbeyle devrildi.Vuoden 1929 talouslama heikensi hänen valtaansa, ja presidenttikausi päättyi sotilasvallankaappaukseen 1930.
Neredeyse her zaman bunalım içindedir.Siksi sen ulkopuolella on lähes aina jonoa.
Bauer, bunalım ve aşırı kuşkudan muzdaripti.Taylor oli paniikissa ja epäröi.
Arjuna savaşmak istemez ve bunalıma girer.MY:n joukot eivät vähästä lannistu ja jatkavat taistelua.
Film ABD'de Büyük Ekonomik Bunalım'ın yaşandığı 1930'lu yıllarda Oregon eyaletinde geçer.Elokuva sijoittuu 1930-luvun laman runtelemaan Yhdysvaltoihin, Oregonin osavaltioon.
Burada geçirdiği günler boyunca Jaina hayatının en bunalımlı dönemlerinden birini yaşadı.Με την άφιξή του, ο Ρενέ πέρασε την πιο δύσκολη περίοδο της ζωής του.
Kararsızlığı ve kimlik bunalımları sonraki yıllarda ortaya çıkacaktır.Επιπρόσθετες μαρτυρίες και αναφορές προέκυψαν κατά τα επόμενα χρόνια.
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı ile bütün dünyada başlayan ekonomik kriz Yunanistan'ı daha ağır vurdu.Η παγκόσμια οικονομική κρίση του 1929 χτύπησε και την Ελλάδα.
1929 Dünya Ekonomik Bunalımı, aslında Amerika'da başlamıştır.I 1929 bryder USA´s økonomi sammen.
Neredeyse her zaman bunalım içindedir.De er næsten altid plettede.
Bu bunalımdan ancak arkadaşlarının aldığı yeni bir tüfekle kurtulmuştur.Han blev skudt ned af et maskingevær sammen med netop denne ven.
20. yüzyıla girerken imparatorluk büyük bir bunalımın eşiğinde görünüyordu.Ved indgangen til det 20. århundrede begyndte fortet at forfalde.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod