Ayrıca 43,5 milyon £ karşılığında, satın alma opsiyonunu elinde bulundurmaktadır.«За 4,25 GBP вы приобретёте часы удовольствия.
Portland International Raceway gibi bazı pistler seçimlik şikanlar bulundurmaktadır.Некоторые трассы, такие как Portland International Raceway, включают в себя необязательные шиканы.
Mağazalarında 43 bin çeşit ürün bulundurmaktadır.В заводе производится 34 вида продукции.
Hizmetleri bulundurmak ve teslimini sağlamak.Покупали и сдавали.
Pek çok ülke Belçika'daki elçiliği yoluyla NATO'da diplomatik misyon bulundurmaktadır.29 членов НАТО имеют дипломатические представительства в организации через свои посольства в Бельгии.
Şirket, TV8'i de bünyesinde bulundurmaktadır.Также город покрывает Tele2.
(IHH) şirketi şirket hisselerinin büyük çoğunluğunu elinde bulundurmaktadır.وتمتلك الشركة القابضة عادة أغلبية الأسهم في الشركة التابعة.
Bünyesinde bir kilise yapısı ve manastır bulundurmaktadır.ووجد في داخله معبد وقصر.
İmperial Kulüp 150 oda ve suit bulundurmaktadır.يتبع للدائرة 30 مشيخة و150 دوار.
Ayrıca kafeslerinde her zaman temiz, taze su bulundurmak gerekir.Ter sempre água limpa e fresca a sua disposição.
Bunlara ek olarak bir kitapçı, hediyelik eşya dükkanı, kütüphane, eğitim merkezi ve kafe bulundurmaktadır.Ele também tem uma livraria, loja de presentes, biblioteca, centro de ensino e café.
Ayrıca Shen ve Zhao, genel toplamda 216.57 puan ile yeni dünya rekorunu elinde bulundurmaktadır.Shen Xue e Zhao Hongbo, da China, cravaram um novo recorde para a pontuação total, com 216,57 pontos.
Molotof kokteyli bulundurmak veya fırlatmak dünyanın neredeyse tüm ülkelerinde yasadışıdır.A distribuição e o uso de cópias do crack é ilegal na maioria dos países.
Günümüzde arşivinde yaklaşık 7,5 milyon eser bulundurmaktadır.Agora já existem cerca de 7,5 bilhões de habitantes em nosso planeta.
ÖVP'nin (2008)de belediyesini elinde bulundurmaktadır.Hoje em dia (2008), Kubati permanece na prisão.
Hem pahalı ve geniş hem de daha makul olan konutları bulundurmaktadır.Toevoegen iets duurder, maar wel redelijk.
Almanya, mecburi askerliği kaldırıyor, en çok 100 bin kişilik bir ordu bulundurmak yetkisine sahip oluyordu.Duitsland mocht alleen nog een beroepsleger hebben, met maximaal 100.000 militairen.
Bünyesinde bir kilise yapısı ve manastır bulundurmaktadır.Het geheel bestaat uit een kerk en een klooster.
Radcliffe, kadınlarda halihazırda dünya rekorunu elinde bulundurmaktadır.Momenteel staat Winstanley bij de vrouwen eerste op de wereldranglijst.
Ayrıca bölgesel bazı kaynakları da tekelinde bulundurmaktadır.Binnen het gebied liggen ook enkele akkertjes.
Suriye Eyyubileri Kudüs şehrini hala ellerinde bulundurmaktaydılar.Oost-Jeruzalem bleef in Jordaanse handen.
Bugün 600.000 üyesi olan IFJ, dünyanın 100 ülkesinde temsil edilmekte ya da şubelerini bulundurmaktadır.Dziś IFJ zrzesza około 600 000 członków w ponad 100 państwach.
Bigpoint, bünyesinde 40 adetten fazla 20 farklı lisana çevrilmiş oyun bulundurmaktadır.Bigpoint stworzył ponad 40 gier w 20 różnych językach.
Pek çok ülke Belçika'daki elçiliği yoluyla NATO'da diplomatik misyon bulundurmaktadır.Do ambasady fińskiej w Rzymie zgłaszali się liczni ochotnicy.
Birleşik Krallık halen kıtada sekiz denizaşırı toprak parçası bulundurmaktadır.Skala amerykańska posiada bowiem aż 8 stanów gradacji.
Hem pahalı ve geniş hem de daha makul olan konutları bulundurmaktadır.De är även fysiskt större och betydligt dyrare.
Ayrıca Flavon türevleri ve triterpen türevleri de bulundurmaktadır.Det återfinns även på notställsprydnader och trumpetfanor.
Rosatom tesisi işletiyor ve geri kalan %75 mülkiyeti elinde bulundurmaktadır.75% förvaltas av det ryska försvarsdepartementet, medan resten förvaltas av Rosatom.
DVD versiyonu dublaj içermemekte, sadece alt yazı desteği bulundurmaktadır.Det icke-begränsade verbet måste sedan med-förekomma med andra hjälpverb.
5 Haziran 2012 itibarıyla 6.827 madde bulundurmaktadır.Den 15 oktober 2012 hade sidan 6 789 701 skrivna definitioner.
Ahırcık ve Alaylı mahalleleri bulundurmaktadır.Det finns både djupa och grunda slättsjöar.
Ayrıca ABD kretek piyasasının yaklaşık %80’ini de elinde bulundurmaktadır.De äger även cirka 80 procent av alla kommersiella lokaler.
Portland International Raceway gibi bazı pistler seçimlik şikanlar bulundurmaktadır.Деякі траси, такі як Portland International Raceway, включають в себе необов'язкові шикани.
Bu bölgede 16 tane üs bulundurmaktadır.Для цього міста існує 16 героїв.
Aynı zamanda Paolo Maldini, Serie A'da en çok forma giyen oyuncu unvanını da elinde bulundurmaktadır.Другий після Паоло Мальдіні в історії футболіст за кількістю проведених ігор у Серії «A».
Günümüzde arşivinde yaklaşık 7,5 milyon eser bulundurmaktadır.У списки виборців було внесено близько 7,5 млн осіб.
Ayrıca Roland Garros'ta en çok wild card alma (8) rekorunu da elinde bulundurmaktadır.V rámci Roland Garros získal také nejvyšší počet osmi divokých karet.
Knorr-Bremse, raylı ve ticari araç fren sistemleri üretiminde dünya liderliğini elinde bulundurmaktadır.Knorr-Bremse je výrobce brzdových systémů pro kolejová vozidla a nákladní automobily.
(IHH) şirketi şirket hisselerinin büyük çoğunluğunu elinde bulundurmaktadır.V těchto společnostech mají ŽP majoritní podíl.
Başta tekstil, bakır madeni ve kağıtcılık sektörlerinde yer alan şirketleri bünyesinde bulundurmaktadır.Zpočátku oceňovala zejména internetové firmy, produkty a služby v oblasti pornografického průmyslu.
Bu bölgede 16 tane üs bulundurmaktadır.V kraji se nachází 16 sídel.
Enstitü, Freire arşivlerini elinde bulundurmaktadır.Podílel se na uspořádání Freudových Sebraných spisů.
Bozuk para ya da elektronik bileti araca binerken hazır bulundurmak.Řidič mívá k dispozici bločkové jízdenky nebo přístroj, pomocí kterého jízdenku vytiskne.
Bina bünyesinde bir Imax sinema merkezi, bir planetaryum ve lazeryum bulundurmaktadır.Součástí knihovny je kino Kosmos a planetárium.
Ayrıca film dünyada en çok hasılat yapan 4. film unvanını 1.5 milyar $ ile elinde bulundurmaktadır.Vlastní také největší hotovost na světě dosahující 1,5 bilionu dolarů.
Motoru ortaya yerleştirilmiş ilk seri üretim araç sıfatını elinde bulundurmaktadır.Značka představila první sériově vyráběný automobil na světě s přeplňovaným motorem.
Müze yaklaşık içinde 3.5 milyon eser bulundurmaktadır.Muzeul adăpostește o colecție permanentă de peste 4,5 milioane de obiecte.
ÖVP'nin (2008)de belediyesini elinde bulundurmaktadır.În prezent (2008), Partidul Naționalist deține puterea.
Kuzey Amerika'da on beş hafta boyunca bir numarada kaldı ve bu alanda halen rekoru elinde bulundurmaktadır.A stat în America de Nord pe locul unu pentru 15 săptămâni consecutive, un record pentru orice film.
Bölge, Lüshunkou gibi askerî ve ekonomik yönden öneme sahip limanları bulundurmaktaydı.Câmpiile, laolaltǎ cu porturile au avut o importanță din punct de vedere economic și comercial.
"Indymedia" bağımsız medya organizasyonu Liverpool'u da kapsamı içinde bulundurmaktadır.A független médiaszervezetnek, az Indymedianak szintén van liverpooli kirendeltsége.
Törensel amaçlı olarak, ayrı bir birimsel otorite olan Kingston upon Hull şehrini de içinde bulundurmaktadır.A ceremoniális megyéhez az egységes hatóság területén kívül hozzátartozik még Kingston upon Hull is.
Ayrıca bölgesel bazı kaynakları da tekelinde bulundurmaktadır.Több forrás is található a területén.
Bu atışla birlikte çekiç atmadaki Olimpiyat rekorunu da elinde bulundurmaktadır.Ez a lista az olimpiai rekordokat tartalmazza gyorskorcsolyában.
Sika AG, ürün gruplarına göre birçok alt markayı bünyesinde bulundurmaktadır.Az Alpha-Vet a termékféleségek több nagy csoportjában rendelkezik saját készítménnyel.
Belediye şehrin tüm karar yetkisini elinde bulundurmaktadır.Az Önkormányzati Tanács határozata mindenkire nézve kötelező.
ÖVP'nin (2008)de belediyesini elinde bulundurmaktadır.Francia Köztársaság Nemzeti Érdemrendje (2008) OLY Home.
Hizmetleri bulundurmak ve teslimini sağlamak.Segítettek a segélyek fogadásában és elosztásában.
Burundi rekorunu elinde bulundurmaktadır.Hän pitää hallussaan Kyproksen ennätystä.
(IHH) şirketi şirket hisselerinin büyük çoğunluğunu elinde bulundurmaktadır.Intian valtiolla on osake-enemmistö yhtiöstä.