Sami kokain bulundurmaktan tutuklandı.
Sami was arrested for cocaine possession.
Burundi rekorunu elinde bulundurmaktadır.
This is the current Burundian record.
Tom yasadışı silah bulundurmaktan aranıyordu.
Tom was wanted for an illegal weapons possession.
Şirket, TV8'i de bünyesinde bulundurmaktadır.
The company also owns TV8.
Her ihtimali göz önünde bulundurmak zorundayım.
I have to consider every possibility.
Adam uyuşturucu bulundurmaktan hapiste 3 yıl geçirdi.
Adam spent 3 years in jail for drug possession.
Müze yaklaşık içinde 3.5 milyon eser bulundurmaktadır.
The museum now contains about 3.8 million objects.
Göz önünde bulundurmak zorunda olduğun ilk şey zamandır.
The first thing you have to take into consideration is time.
Sistem, yaklaşık 14 milyon yer bilgisi bulundurmaktadır.
The single raised around 14 million views.
Bünyesinde bir kilise yapısı ve manastır bulundurmaktadır.
There he built a chapel and monastery.
Güven to't bulundurmak, yalan yere yemin etmiş değil edeceğiz:
Nor what is mine shall never do thee good:
Yaptiginiz sey, yakit deponuzda sizi itecek bir seyler bulundurmak.
So what you do is you keep stuff to push off in your fuel tanks.
bulundurmak ile daha fazla örnek cümle →