buluşma ile cümle

buluşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bazı üyeler Oxford'da da buluşmalarını yapıyorlardı.Größtenteils fanden diese in Oxford statt.
Ona sabırlı olmayı öğütler ve onunla son bir daha buluşmak ister.Sie begehren , was man ihnen gibt, und wünschen aufrichtig den Gebenden Glück und Segen allezeit.
Anna kadınla buluşmaya gitti.Hans ist mit Maria zur Party gekommen.
Komünizme karşı mücadele politikası onların buluşma noktası oldu.Der Verein zum Kampf gegen Kommunismus hatte zu einer Gegendemonstration aufgerufen.
Onlar beraber buluşmak için bir tarih planlarlar.Sie verabreden sich zu einem Date.
Arap Yüksek Komitesi bu buluşmayı boykot etti.Das arabische Oberkommando widersprach dieser Darstellung allerdings.
Onu da topla ilk buluşmamda üzerimden attım.Ich bin darauf reingefallen, als ich es das erste Mal gesehen habe .
Evi sanatçıların buluşma noktası haline geldi.Seine Wohnung wurde zum Treffpunkt zeitgenössischer Künstler.
Venedik'teki türlü aşk mekanları genç aşıkların buluşma noktasıdır.In Haan gibt es als Treffpunkt für Jugendliche das Jugendhaus.
Fidel Castro ile Donovan'ın ilk buluşması çok kısa sürdü.Bei den ersten Begegnungen mit Fidel Castro trat dieser Donovan gegenüber sehr kühl und formal auf.
10 Kasım 2009: Anıtkabir buluşması.August 2003, Thema: Wir Affen.
İki lider Glassboro'da buluşmaya karar verirler.Die beiden Männer beschatten Clara auf dem Glastonbury Festival.
Burada toplantılar ve buluşmalar gerçekleşiyordu.Außerdem werden dort Vorträge und Versammlungen abgehalten.
Onunla saat 5'te garda buluşmalıyım.Je dois la rencontrer à cinq heures à la gare.
Neden bilmiyorum ama ilk buluşmadan beri onun bir yabancı olmadığını hissediyorum.Je ne sais pas pourquoi, mais dès la première rencontre, je n'ai pas ressenti qu'il était un étranger.
Onunla buluşmalısın.Vous devriez le connaître.
Onunla buluşmak istemiyorum.Je ne veux pas la rencontrer.
Benimle buluşmak istedi.Elle a voulu me rencontrer.
1975 yılında kadın yazarların bir buluşmasına katılmıştır.En 1975, elle participe à une rencontre d'écrivains sur la femme.
6 Eylül'de EXO küçük bir hayran buluşması düzenledi ve orada "Power"ı ilk defa söylediler.Le 6 septembre, EXO a tenu un mini fan-meeting où ils ont interprété "Power" pour la première fois.
Grup ilk fan buluşmasında, fan isminin ” Pink Panda” olduğunu açıkladı.Lors du premier fanmeeting, le groupe choisit le nom de son fanclub, « Pink Panda ».
Hurley onu hatırlayamaz, ancak buluşmayı teklif eder.Cependant, Hurley ne se le rappelle pas, mais l'invite en rendez-vous.
Tutkuyla öpüşürler ve Moskova'da yeniden buluşmak üzere plan yaparlar.Ils s'embrassent passionnément et font le projet de se rencontrer dans la capitale.
Otho, Claudius Senecio ve Annaeus Serenus, Nero ve Acte'nin buluşmalarına yardım ediyorlardı.Othon, Claudius Sénèque et Annaeus Serenus aident Néron et Acte à se rencontrer secrètement.
Max buluşmaya giderken kendisini neyin beklediğini bilmektedir.Max fait tout pour le rencontrer...
Bu buluşma sırasında her şey ortaya çıkar.Tout naît de cette rencontre.
1997'de buluşmalar o kadar büyüdü ki artık küçük yerler yetmez hale geldi.En 1997, les locaux sont devenus trop exigus.
Onyedinci ve ondokuzuncu yüzyıllar arasında meydan önemli bir buluşma yeriydi.Entre le XVIIe et le XIXe siècle, la place était un important lieu de rendez-vous.
"Genç Sokak Sanat Buluşması".Le "street art" par exemple.
Bazı üyeler Oxford'da da buluşmalarını yapıyorlardı.Il se rend alors auprès de ses alliés à Oxford.
Sonunda tarafların 10 Eylül 1419'da Montereau Köprüsü'nde buluşmalarına karar verildi.Son père fut assassiné sur le pont de Montereau le 10 septembre 1419.
Anna kadınla buluşmaya gitti.Il part rejoindre Anne.
Arap Yüksek Komitesi bu buluşmayı boykot etti.De nombreux pays arabes ont boycotté ce sommet.
Fan buluşmasının biletleri çıktıktan 30 dakika sonra tükendi.En moins de 40 minutes la vente des truffes est terminée.
İkinci buluşma sergi içinde bulunan bir televizyon stüdyosunda gerçekleşti.Deuxième rendez-vous Le deuxième rendez-vous se déroule dans un studio d'animation.
Baba ve oğul çok sevinçle yeniden buluşmalarını kutlarlar.Père et fille se réconcilient.
5 yıl boyunca devam eden Büyük Buluşma dizisinde rol aldı.Une décision fut prise de faire ce grand rassemblement tous les 5 ans.
Beklenen buluşma 1655 yılı Eylül ayında gerçekleşir.La rencontre doit avoir lieu en décembre 1355.
Oliphant’ ın ‘ buluşmaya gelmesini’ Allison şöyle hatırlıyor, ‘’… ve kesin bir şekilde ‘bomba’ dedi.Il raconte : "Oliphant vient à une réunion, et parle de 'bombe' en termes précis.
Ben, Alex ile buluşmaya gelir ancak kimse evde değildir.Heureusement, Alex est là, et grâce à lui, personne n'est blessé !
Her üye, haftanın ziyaretçi üyesiyle birlikte buluşma yerine geliyorlar.Une Assemblée générale se réunit tous les ans avec l'ensemble des membres de l'association.
Bu cümlede ise “buluşma” işi birden çok özne tarafından ve karşılıklı yapılmıştır.Si le point se trouvait plus loin de la plaque, on le « verrait » plus loin et réciproquement.
Bir ara bir içki için buluşmalıyız.Tenemos que juntarnos a beber alguna vez.
Tom Mary ile Boston'da buluşmak için bir şans yakaladı.Tom tuvo la oportunidad de encontrarse con Mary en Boston.
Tom'un gerçekte istediği şey Maria ile bir buluşmaydı.Lo que Tom verdaderamente quería era tener una cita con María.
Tom'a benimle tren istasyonunda buluşmasını istedim.Le pedí a Tom que se encontrase conmigo en la estación de tren.
Bence Tom'la Boston'da buluşmalısın.Creo que deberías encontrarte con Tom en Boston.
Bence Tom'la Boston'da buluşmalısınız.Creo que deberías encontrarte con Tom en Boston.
Gelecek hafta Tom'la buluşmak için Boston'a gitmek zorunda kalacaksın.Tendrás que ir a Boston la próxima semana para ver a Tom.
Burası ilk buluşmamızda kız arkadaşımı götürdüğüm yer.Aquí es donde llevé a mi novia en nuestra primera cita.
22 Temmuz 2004: İbranice Vikipedistlerinin ilk buluşması Tel Aviv, İsrail'de yer aldı.22 de julio de 2004: La primera reunión de wikipedistas hebreos tuvo lugar en Tel Aviv, Israel.
Buluşmanın son iki gününde NASA yöneticileri fırlatmayı 27 Ağustos 2006'da gerçekleştirmeye karar verdiler.Al final de los dos días de reuniones, la NASA decidió proceder con el lanzamiento el 27 de agosto del 2006.
Büyük alışveriş merkezleri ve kafeler, özellikle genç nüfusun buluşma yerlerinin başında gelir.Sirven de bares particulares y de lugar de reunión sobre todo para los jóvenes.
Mistress Quickly Falstaff'i Alice ile buluşmak üzere bir randevuya çağıracaktır.Las mujeres regresan a casa y le piden a la señora Quickly que invite a Falstaff a un encuentro con Alice.
Buluşma yeri Atina'da yapılacak yeni zeus tapınağıydı.El punto de encuentro sería el Templo de Zeus de Atenas.
Szekszárd, Transdanubian Dağları ile Büyük Macaristan Ovası' nın buluşma noktasında yer almaktadır.Szekszárd se encuentra en el punto de encuentro de las colinas del Transdanubio y la Gran Llanura Húngara.
Bazı üyeler Oxford'da da buluşmalarını yapıyorlardı.Además mantiene una afiliación con Oxford.
Baba ve oğul çok sevinçle yeniden buluşmalarını kutlarlar.Después de tantos años, padre e hijo se reencuentran.
Onu da topla ilk buluşmamda üzerimden attım.Ya me llamó la atención en nuestro primer encuentro.
Ben, Alex ile buluşmaya gelir ancak kimse evde değildir.Kate acude a la cita, pero Alex no se presenta.
İlgili Sayfalar