Annesini sürekli sıkıcı bulmaktadır.いつも退屈そうに母親の帰りを待っている。
Toplantının ana nedeni “Avrupa’daki Yahudi problemine” çözüm bulmak için tartışmaktı.そこでは「ヨーロッパのユダヤ人問題の最終的解決」について討議された。
"Aradığınızı bulmak konusunda çok dikkatli olun."』っというと探し物が見つかるというおまじない。
AVN Ödülleri yaklaşık 100 kadar kategoride sahibini bulmaktadır.ノーベル賞受賞者は100人を超える。
Soruna çözüm bulmak amacıyla 1409 yılında Piza konsili toplanır.1409年 - 教会大分裂の事態収拾のためピサ教会会議が開会。
Bazı teknolojileri ilk olarak bulmak oyunculara büyük avantaj sağlar (uçak yapımı gibi).最初に有効な技術を手に入れることは大きな優位をもたらす。
Iş bulmak için Çin’in kuzeyine seyahat eden bir öğrenci kız hakkında hikâye.中国から日本の大学に来た留学生。
Şehirde her bütçeye uygun otel bulmak mümkündür.警察は法的に可能な程度までホテルを捜索した。
Japonya dışında gerçek vasabi bitkisini bulmak zordur.日本のみならず海外でも評価の高い日本の数学者。
Petrol endüstrisi, potansiyel hidrokarbon yatakları bulmak için foram gibi mikrofosillere çok güveniyor.石油産業は以前は油層の候補を見つけるために有孔虫などの微化石に依存していた。
Şehrin gerçek yerini haritada bulmak zordur.その縄張りは現在も街の地図に見て取れる。
O da bu kasabaya iş bulmak arzusuyla ve mümkün olduğu kadar çabuk ayrılmak isteğiyle gelmiştir.しかし今回はできるだけ早く現地に着きたかった。
Tek amacı eşini bulmaktır.目下の悩みは嫁探し。
Durumumu anlatacak kelimeler bulmakta zorluk çekiyorum.今の気持ちを言葉で言い表すのは難しい。
Altınları bulmak istemektedir.師匠は金子貴志。
Bundan dolayı FIBA yeni bir isim bulmak zorunda kaldı: SuproLeague.ソフィアは、そこで新しく「サーフィエ」というトルコ名を与えられた。
Kübü n olan bir sayı bulmak için küp kök ters işlemi uygulanır.クエストを行うことで指定量のAPを消費する。
Şu halde 360 derecelik yıldız gününün süresini bulmak için bir orantı kurmak yeterlidir.恒星日 - 天体が360°自転するのに要する時間である。
Indianapolis olan bir şehir bulmak zorundasın.アトランティスに似た都市がある。
Ta'u da gece konaklama tesisi bulmak mümkündür.伊澄の方も咲夜に相談を持ちかけることがある。
Sonradan idam edilenlerle birlikte bu sayı 50.000’i bulmaktadır.後に、「新五万節」としてリメイクされた。
Braun'un saatlerini piyasada bulmak gitgide daha zorlaşmaktadır.そして置時計購入の背景にあった妙子の想いが明らかになる。
Amaç, muhafızlardan birine bir soru sorarak hangi kapının kaleye açıldığını bulmaktır.そこでのパズルは、どちらの扉が城に通じているかを知るために、守衛のうち1人に1つだけ質問をするというもの。
Gelir elde etmenin bir başka yolu ise kayıp hazineleri veya kayıp şehirleri bulmaktır.財宝や失くし物を発見する力も持つ。
Süperiletkenliğin işleyişini bulmak için birçok deneme yapıldı.表面部分の仕上げのために行われることが多い。
CSM öğrenci birliği öğrencilerin sorunlarına çözüm bulmakta ve organizasyonlar düzenlemektedir.乙女の鏡委員会 生徒たちの抱える問題を解決する組織。
Popüler olan her şeyi bulmak mümkün bu ortamda.彼らはこのような普遍的なものに気づくだろうから。
Sorularına yanıt bulmak oldu.質問に対する答えを募集。
Oh Dae-su bunu kendine yapanı bulmak için, yaptığı tüm kötü şeylerin listesini çıkarır.イドは自分を生み出した元凶たる全てを破壊しようと画策。
Geminin içerisinde "sözde katili" bulmak amacıyla bir komisyon kurulur.そしてその中で空母に搭載する機体を「艦上攻撃機」と称した。
Bu beldenin nüfusu 6000'i bulmaktadır.私は町の7千人の全住民を殺した。
Savaş döneminde sabun bulmak çok zordur.降魔戦争の際に消息不明となる。
Amacı kötü karakterleri yakalamak ve dedesini bulmak.容姿悪い両親をもち、その悪いところ取りの顔。
Wget LIST komutunu indirilecek ek dosyaları bulmak için kullanır.その際、Wgetはダウンロード対象となるファイルを発見するためにLISTコマンドを発行する。
Ayak daraldıkça kafiye bulmak zorlaşır.バランスをとるのが難しいため裸足で行なうほうがよい。
Bu haberle birlikte Utku, Ali’yi bulmak için harekete geçer.そんな彼を立ち直らせようと、アランは行動をともにする。
Daha sonra da grubun geri kalanını bulmak için ilerlemeye başlarlar.それから自分の生のため、さらに修羅の道を進むこととなる。
Ama bu kelimeyi bulmak bir haftamı aldı."依頼から撮影までが、たった一週間だったのが合点がいった」と語っている。
Goldeen’i bulmak için su içlerine bakmak gerekir.水のゴッドロットを狙うビルソードに敗北する。
Kaçakları bulmak için 30 dakika.討伐時間は30分。
İki taşın toplam satır sayısı 62'yi bulmaktadır.巻数では第62巻に相当する。
Sadece alkol almak ve zengin koca bulmakla ilgilenmektedir.女好きでエロ本を愛読し、ヘビースモーカーで大酒のみ。
O ve Curtis, yaşanabilir bir gezegen bulmak amacıyla geçitten geçerler.風竜篇 … ラスとセシアが風竜を探して旅に出る説話。
Bazıları evine dönmüş, bazıları farklı sebeplerle (aşkını bulmak gibi) ayrılmıştır.様々な境遇に育ち、みんな何らかの形で親に見捨てられた子供たち。
Kasabada gerekenleri bulmak için pazartesine kadar beklemelidirler ve o gün cumartesidir.過去作は1週間の予定で組む必要があったのに対し、月曜から土曜までのスケジュールはその日その日で決定する。
Triton'un yörüngesini bulmak son derece tuhaf olurdu.トリトンの大気は構造化されている。
Sahnede bulunan herkes olayların böyle acayip gelişmesini eğlenceli bulmaktadırler.出演者はみんなこれは面白い作品になりそうだと大変撮影に入れ込んだ。
Primler de göz önüne alınırsa, toplam transfer ücreti 20 milyon euroyu bulmaktaydı.債務超過だったため、買い取り額は2千万円ほどだったという。
Bunların yaşları da dört bin yılı bulmaktadır.彼らには4000年の歴史があります。
Toplantının ana nedeni “Avrupa’daki Yahudi problemine” çözüm bulmak için tartışmaktı.会议最初的目的是讨论“欧洲犹太人问题”的彻底解决方案。
Ailesini bulmak için yola koyulur ve yol boyunca diğer birçok sağ kalan kişiyle karşılaşır.接著他決定開始尋找自己的家人,並在沿路中遇到許多其他的生還者。
Smullyan'ın eserlerinde benzer örnekleri bulmak mümkündür.從 Smullyan 的著作中,亦可找到類似的謎題。
İnsanların motivasyon bulmak ve hedefler koymak için amaca ihtiyaçları vardır.人们需要目的来寻求动力和设定目标。
Altınları bulmak istemektedir.一心想要找到金世遺。
Sadece alkol almak ve zengin koca bulmakla ilgilenmektedir.興趣是喝酒和磨練部下。
Maddeyi altına çevirmek ve ölümsüzlüğü bulmak.龙集己丑,功成不朽。
Onun icin babasını bulmak üzere yola çıkmak istemektedir.她的目的地其實是要去找爸爸。
Buyruk adresini bulmak için program sayacı kullanılır.能搜尋地址的過濾器。
Arzuyu bulmak zorundaydık.我有受想行識。
Herhangi bir devre için, bir küçük sinyal analizi genellikle gerçekte ölçülen impendansy bulmak içindir.任何特定電路,小信號分析,往往是用來尋找實際的阻抗。