Gizlenmekteki mahareti yüzünden parsı bulmak aslan veya çitayı bulmaktan daha zordur.Datorita acestor aptitudini el este mai greu de depistat decât leul sau tigrul.
Teknoloji yol haritaları iş dünyasında planlarda en iyi olasılığı bulmak için kullanıldı.Cu toate acestea, calculatoarele sunt utilizate în întreaga lume în scopuri tehnologice foarte bune.
Bu formül bir karmaşık sayı için ninci kökleri bulmak için kullanılabilir.Studiul acestora este necesar pentru calcularea rădăcinii de ordinul n a unui număr complex oarecare.
Ondan sonra çok uğraştım sesimin kimliğini bulmak için."Nu-mi voi pierde timp să explic cum sună”.
Bu arada Nikki, Jake'i bulmak için kasabaya gelir.Paul ajunge în oraș, în căutarea lui Irmy.
Tek amacı eşini bulmaktır.Singura sa preocupare este de a-i găsi fiicei sale un iubit.
Amacı kötü karakterleri yakalamak ve dedesini bulmak.Ea este bună în a descoperi punctele slabe și a le exploata.
Soruna çözüm bulmak amacıyla 1409 yılında Piza konsili toplanır.În 1409, Grigore al XII-lea a fost anchetat de către Conciliu din Pisa.
Anahtarı bulmak zorundayız.Trebuie să găsim cheia.
Bunu kimin yaptığını bulmak için her taşın altına bakacağım.O să caut sub fiecare piatră pentru a afla cine a făcut-o.
Hepsinin istediği tek şey vardı: İlk Anahtar'ı bulmak.Mindenki ugyanazt akarja: rátalálni az Első kulcsra.
Ailesini bulmak için yola koyulur ve yol boyunca diğer birçok sağ kalan kişiyle karşılaşır.Elindul hát, hogy felkutassa családját, és útja során sok más túlélővel is összeakad.
Jack, Doktor'u bulmak için uğraştığını söyler.Jack meglepődik rajta, hogy Arzt is velük akar tartani.
Annesini sürekli sıkıcı bulmaktadır.Anyja állandóan szidta.
Ne var ki, bela hep onları bulmaktadır.Ám a bajok valahogy mindig rátalálnak.
Sorularına yanıt bulmak oldu.Keressünk választ kérdéseinkre!
Churchill, "Savaşı kazanacak bir General bulmak gerçekten olanaksız mı" demektedir.Churchill őrjöngött: "Tényleg nincs egy tábornokom sem, aki képes megnyerni egy csatát?".
Locke su bulmak amacıyla ormana dalar.Locke elindul a dzsungelbe, hogy forrást találjon.
Fakat Harry Potter'ı öldürememesinin nedenini bulmak istemektedir.Ugyanakkor nem említette, hogy ne szeretné a Harry Potter-regényeket.
Ölen Ülke'yi bulmak için Anita, Rick ve Jason gizlice yollara düşüyor.Anita, Rick és Jason titokban elindulnak a Haldokló Falu felkutatására.
Tıraş bıçaklarını bulmak zor olabilir ama halen satılmaktadır.Szőrméje nem túl értékes, de eladható.
Günümüzde tarihçilerin çoğu Herodot'u daha güvenilir bulmaktadır.A modern történészek többsége szerint Hérodotosz adatai a reálisabbak.
Ağustos 1987'de Marr gruptan ayrıldı, yerine birini bulmak için yapılan seçmeler ise sonuç vermedi.Azonban Shill elhagyta a projektet 2012 januárjában, helyette viszont senkit se vettek fel.
Toplantıdan ejderha yuvasını bulmak için sefer yapma kararı çıkar.Elhatározzák, hogy megkérdezik az egyik sárkányt.
Oxford Üniversitesi, dünyanın ilk 10 üniversite sıralamasında sürekli yer bulmaktadır.A különféle ranglistákon Oxford mindig benn van a világ 10 legjobb egyeteme között.
Bunların yaşları da dört bin yılı bulmaktadır.Lehet, hogy koruk a 4 milliárd évet is eléri.
Bu sefer, kaynağı bulmak için kararlıydı.Ezúttal Pokucie megszerzését tűzte ki célul.
Sanji'nin amacı, bütün deniz canlılarının bulunduğu yer olan "All Blue" denen büyük denizi bulmaktır.Sanji álma, hogy megtalálja az All Blue-t.
Altınları bulmak istemektedir.Pénzt akarok keresni.
Kara yollarının uzunluğu 13 bin kilometreyi bulmaktadır.A burkolt utak hossza 13 000 km.
Tek amacı eşini bulmaktır.A cél megtalálni a gazdáját.
Merrick 13 yaşında okulu bıraktı ve iş bulmakta zorlandı.Finlay 14 éves korában otthagyta az iskolát, és alkalmi munkákból élt.
"Aradığınızı bulmak konusunda çok dikkatli olun."Erre szokták azt mondani, hogy vigyázz, mit kívánsz!”
İkisinin de beklentileri sevebilecekleri birini bulmaktır.Olyan megoldást keresnek, amellyel mindkét fél nyertesnek érezhetné magát.
Oyunun temel amacı, blöf yapan kişi veya kişileri bulmaktır.A játék fő célja az, hogy meghatározzuk a gyilkos ember-e vagy valami természetfeletti.
Amaç, muhafızlardan birine bir soru sorarak hangi kapının kaleye açıldığını bulmaktır.A feladat az, hogy egy kérdést feltéve az egyik őrnek találjuk meg a Mennyországba vezető kaput.
Genç yaşına rağmen kadroda kendisine yer bulmaktadır.Fiatal kora ellenére köztiszteletben állt a városban.
Grup saklanacak yer bulmak için koşmaya başlar.Gyorsan, az uraknak el kell bújniuk valahova.
Cümlede özneyi bulmak için kim ve ne soruları sorulur.Kérdéses, hogy vajon kiről vagy miről is szól a felvétel.
Bugün bilim adamları bu durumu yıldızların hangi elementlerden oluştuklarını bulmak için kullanmaktadırlar.Ez lehetővé tette a mai történészeknek, hogy kiderítsék, kik készítették őket.
Ancak bundan şikayet edecek zamanı bile bulmakta zorlanır.Azonban ennek bizonyításra csak Oresme tett kísérletet.
XPath bir XML dokümanındaki bilgiyi bulmak için kullanılan bir dildir.XPath egy elérési utakat leíró nyelv, mely adatok kiválasztására használható az XML fájlon belül.
Bunlar tek bir atla yetinmek ve kendi acemilerini bulmak zorundaydılar.Miután felépült, egy lovat is adtak neki a sajátjaik közül.
Kübü n olan bir sayı bulmak için küp kök ters işlemi uygulanır.A rejtett rétegek hibájának meghatározásához alkalmaznunk kell a hiba-visszaterjesztést.
İki takım da maçın ilk devresinde pozisyon bulmakta çok güçlük çektiler.De ők ketten nem voltak elegek ahhoz hogy a csapat harcba tudjon bocsátkozni az első helyért.
"Ben promosyon ile medya takıntısı bulmak ve demografik üzücü," Beatty dedi.A következtetés ezért azonos az összeadással és kivonással" - mondja Hobbes.
Tek amacı, ne pahasına olursa olsun Kira'yı bulmak.Egyetlen céljuk: bármi áron elpusztítani az idegeneket.
Son birkaç yıldır gönüllü olarak yaptığı işleri bırak yeni bir gelir kaynağı bulmak zorunda kaldı.Az utóbbi éveket töltött itt önkéntes elvonulásban.
Sadece çekçek sürücülerinin sayısı bile 400,000'i bulmaktadır.A zergék összegyedszámát mintegy 400 000 egyedre becsülik.
Rick, kaybolan eşi ve oğlunu bulmak için tehlikeli bir yolculuğa çıkar.Hän lähtee vaaralliselle matkalle löytääkseen kadonneen vaimonsa ja lapsensa.
500px, ilham bulmak ve fotoğrafçıları birbirleriyle buluşturmak için en ideal yer olarak görülüyor."500px" on nähty paikkana, jossa voi saada näkyvyyttä, uusia ideoita sekä tutustuttaa valokuvaajia keskenään.
Annesini sürekli sıkıcı bulmaktadır.Hän on koko ajan huolissaan sairaasta äidistään.
Ailesini bulmak için yola koyulur ve yol boyunca diğer birçok sağ kalan kişiyle karşılaşır.Hän lähtee etsimään perhettään ja tapaa muita selviytyjiä matkan varrella.
İkili, David'in Pinokyo'nun Maceraları'ndan hatırladığı Mavi Peri'yi bulmak için yola çıkar.Kaksikko lähtee etsimään Sinistä haltijatarta, jonka David muistaa Pinocchio-sadusta.
Tersi ise maksimuma çıkarmadır, bu da, çoğu veya bütün alternatiflerin en iyisini bulmak için aramaktır.Optimointi tarkoittaa optimiarvon tai -määrän, tai yleisemmin parhaan vaihtoehdon etsimistä.
Sorularına yanıt bulmak oldu.Kysymyksiin on esitetty monenlaisia vastauksia.
Tek gayesi prenseslerini bulmaktır.Välineet prinsessan löytämiseksi.
Sanji'nin amacı, bütün deniz canlılarının bulunduğu yer olan "All Blue" denen büyük denizi bulmaktır.Sanjin unelma on löytää All-Blue meri, jossa kaikki maailman kalalajit elävät yhdessä.
Profesör Oak, Tracey, Delia ve Gilbert onları bulmak için yola çıkarlar.Professori Oak, Tracey, Delia ja Gilbert eivät voineet muutakaan kuin lähteä etsimään karkulaisia.
Dedektif birçok sorunun cevabını bulmak zorundadır.Tiedonetsijällä on mielessään tietyt kysymykset, joihin hän haluaa saada vastauksen.