Ana içeriğe geç
Sözlük

bulmak ile cümle

bulmak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Japonya dışında gerçek vasabi bitkisini bulmak zordur.Het exporteren van de originele Japanse Wagyurunderen is verboden.
Bu arada Nikki, Jake'i bulmak için kasabaya gelir.Hierdoor is Jake gedwongen de stad te verlaten om Nicki op te sporen.
Fakat ülkenin pek çok yerinde marketlerde veya küçük dükkânlarda alkollü içki bulmak mümkündür.Toch vindt het bier soms in kleine hoeveelheden de weg naar winkels en cafés.
50 yıldır sorduğu sorunun cevabını artık bulmak zorundadır.Nu valt het hem in, dat hij reeds als vijftienjarige ervaren had, wat verantwoordelijkheid kan betekenen.
Daha sonra üçü, bebeğin ailesini bulmak üzere uzun sürecek bir yolculuğa çıkarlar.Samen hebben ze drie kinderen die door de carrières van hun ouders veel moeten ondergaan.
Taşın sırrını bulmak onun işidir.Hij is op zoek naar het geheim van zijn afkomst.
Bu kuşlar, eşek arıları, ve yabanarısı yuvalarını da larvalarını bulmak için eşeler.Daarin zaten bedwantsen, luizen, muggen en vlooien, die zich op de jongens stortten.
Fontan ödünç bisiklet bulmak için kapı kapı dolaştı.Menist kwam er zijn geleende fiets ophalen.
Ondan sonra çok uğraştım sesimin kimliğini bulmak için."Ik heb het al moeilijk genoeg om mijn eigen bestaansrecht te voelen.'
Şehirde her bütçeye uygun otel bulmak mümkündür.Het doel is de realisatie van een hotel in elke provincie.
Austin onu tekrar bulmak istemektedir.Christine zoekt Jas opnieuw op.
Kaçakları bulmak için 30 dakika.Hij heeft dertig seconden om weg te komen.
Bu beldenin nüfusu 6000'i bulmaktadır.De gemeente telt 6000 inwoners.
Daha sonra da grubun geri kalanını bulmak için ilerlemeye başlarlar.Daarna kunnen ze de rest van het team bevrijden.
Soruna çözüm bulmak amacıyla 1409 yılında Piza konsili toplanır.Het Concilie van Pisa (1409) werd bijeengeroepen met de bedoeling het Westers Schisma te beslechten.
Bu istek yankı bulmakta gecikmez.Deze attractie gaat niet over de kop.
Thorin dağa ulaştığında gizli kapıyı bulmak için aramaya başlamışlardır.Daarna komen ze aan bij de ingang van Erebor, waar ze de geheime toegangspoort van de berg zoeken.
Altınları bulmak istemektedir.Ze willen de mijn terugvinden.
Annesini sürekli sıkıcı bulmaktadır.Hij blijft altijd dicht bij de moeder.
AVN Ödülleri yaklaşık 100 kadar kategoride sahibini bulmaktadır.De kerkbanken bieden plaats aan ongeveer 100 gelovigen.
Deep-Ando, sığınak bulmak için diğerlerinden ayrılır.Sin-Dee gaat woedend op zoek naar de twee.
"Aradığınızı bulmak konusunda çok dikkatli olun."Wees voorzichtig met wat je vraagt.
Şehrin gerçek yerini haritada bulmak zordur.Het tracé van deze lijn is nog gemakkelijk terug te vinden op de kaart.
Çok geçmeden halk daha iyi iş bulmak için köyden ayrılmaya başladı.Na de oorlog trokken veel jongeren uit het dorp weg om in de stad beter werk te zoeken.
Karanlık güçlerden önce değerli hazineyi bulmak için hazırlar.Het telium wordt net voor het afsterven van de waardplant gevormd.
Durumumu anlatacak kelimeler bulmakta zorluk çekiyorum.Gevoelens zijn moeilijk onder woorden te brengen.
Kasabaya inen köylüler başlangıçta istedikleri samurayları bulmakta başarısız olurlar.De boeren die eerst niet wilden weten van de samoerai lopen nu uit schrik naar hun beschermers.
Diva Search yeni Divalar bulmak için yapılan bir yarışma.Headhunters die op zoek zijn naar nieuw talent.
Yugoslavya'nın dahil edilmesiyle bu sayı onu bulmaktadır.Het gebied wordt bij Joegoslavië gevoegd.
O ve Curtis, yaşanabilir bir gezegen bulmak amacıyla geçitten geçerler.Jeremiah en Kurdy zijn op weg en doorkruisen een gebied waar zij een avontuur beleven.
Tekrar kendini saklayacak bir barınak bulmak için Dorinda'nın kulübesine gelir.Daarna keert Corto terug in het huis van Guldenmond waarna hij op zoek gaat naar een schat.
Goro Butterfly'a laf anlamayı nerede imkânsız bulmaktadır.Dendrocoryne De betekenis van de botanische naam Tropilis is onduidelijk.
Uslan en başta stüdyo bulmakta zorlandı.De Betuweroute stond vanaf het begin van de studies onder druk.
Genç kuşak, iş bulmak amacıyla Merkez ilçeye göç etmektedir.Op zoek naar werk trekt de jeugd naar elders.
Amerika'da bir iş bulmak zordur.Het is moeilijk om een baan in de Verenigde Staten te vinden.
Iş bulmak için Çin’in kuzeyine seyahat eden bir öğrenci kız hakkında hikâye."Ślepa góra" to historia studentki podróżującej na północ Chin w poszukiwaniu pracy.
Kaçakları bulmak için 30 dakika.30 jednostek wyruszyło na poszukiwanie zbiegów.
Onun icin babasını bulmak üzere yola çıkmak istemektedir.On zaś decyduje się wyruszyć z bratem na poszukiwanie ojca.
Sanji'nin amacı, bütün deniz canlılarının bulunduğu yer olan "All Blue" denen büyük denizi bulmaktır.Marzeniem Sanjiego jest odnalezienie All Blue, legendarnego morza, w którym żyją ryby z wszystkich oceanów.
Şehrin gerçek yerini haritada bulmak zordur.Grudziewszczyznę trudno jest znaleźć na mapie.
Altınları bulmak istemektedir.Wyrusza na poszukiwanie złota.
Bu dönemde verdiği bir röportajda, kenara çekileceğini ve yeni sanatçılar bulmakla uğraşacağını söylemişti.W jednym z wywiadów stwierdził, iż zamierza usunąć się w cień aby zrobić miejsce dla nowych artystów.
Herhangi bir zamanda da bulmak mümkündür.Obawiałem się, że coś może mi się przytrafić w każdej chwili.
Bu olay Kutsal Aile' nin Mısır'dan dönüş olayından sonra vuku bulmaktadır.Główne malowidło przedstawia powrót Świętej Rodziny z Egiptu.
Indianapolis olan bir şehir bulmak zorundasın.Na stałe mieszka w Indianapolis.
Ana madde: Eratosten kalburu Eratosthenes asal sayıları bulmak için basit bir algoritma geliştirmiştir.Eratostenes użył algorytmu nazwanego sitem Eratostenesa do szybkiego znajdowania liczb pierwszych.
Bunların sayısı 200’ü bulmaktadır.W tej liczbie znajdowało się 200 tys.
Bir dizinin limitini bulmak her zaman kolay değildir.Znalezienie konstelacji nie jest łatwe.
Triton'un yörüngesini bulmak son derece tuhaf olurdu.W tym samym zdarzeniu orbita Trytona miałaby ulec dramatycznej zmianie.
Bu anlamda kullanım alanı için en uygun noktayı bulmak esastır.W ten sposób chciano lepiej wykorzystać dostępną przestrzeń.
Bu kayıp uygarlığı bulmak için çok aceleci davranıyordu.Bardzo szybko tracił on siły w walce z żywiołem.
Ancak bunlarda, günümüzde ayrıntılı biyografi anlayışı bulmak mümkün değildir.Odpowiadając na nie, należy jednak pamiętać, że w dzisiejszej biologii w ogóle nie ma pojęcia celu.
Ben' in parasının yerini bulmak için uğraşsa da ondan hiçbir şey öğrenemez.Tam Ben podejmuje decyzję aby go wysłać tam gdzie nikt go nie odnajdzie.
Programda sunucu sokaktan iki insan bulmakta ve onlara istedikleri konuda 5 soru sormaktadır.W tej rundzie drużyna odpowiada na 5 pytań z dwoma wariantami odpowiedzi.
Toplam personel sayısı ise 3.000'i bulmaktadır.Ich łączna liczba dochodzi do 3000.
Solitona kararlaştırılmış tek bir tanım bulmak oldukça zordur.Trudno precyzyjnie zdefiniować czym jest soliton.
Afrika'yı gezmiş ve Nil Nehrinin kaynağını bulmak için keşifler yapmıştır.W późniejszym czasie podróżował po innych częściach Afryki m.in poszukując źródeł Nilu.
Google Earth programında da köyü Mudanya olarak bulmak mümkündür.Nazwy miejscowości także za programem Google Earth wer.
Hayattaki tek amacı kaybolan annesini bulmaktır.Niespodziewanie odnajdują tam swoją żywą matkę.
Koğuş o kadar kalabalıktı ki, burada paşaya bir yer bulmak mümkün olmadı.Więźniów było tak wielu, że nie było dla nich miejsca do położenia się.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod