Tek amacı eşini bulmaktır.Муж пытается найти свою жену.
Jack, Doktor'u bulmak için uğraştığını söyler.Макс пытается разыскать этого человека.
Yarı askeri birliklerin sayısı ise 17.000'i bulmaktadır.Численность английской армии достигала 17 тысяч человек.
Atmosfer basıncı 10GPa'yı bulmaktadır.Вблизи ядра давление может достигать 10 ГПа.
Asıl amaç bu topraklarda altın bulmaktı.В этих местах им было найдено золото.
Kolayca bulmak ve kopyaları birleştirme.Жаль, что не удалось собрать всех вместе и сфотографировать.
16. yüzyılda Afganistan'daki Kürt kolonilerinin nüfusu on binleri bulmaktaydı.Курдские аванпосты 16 века в Афганистане насчитывали 10 000 человек.
Tedavide öncelikli yapılacak iş, sebep olan maddeyi bulmak ve temastan kaçınmaktır.А с приобретённым можно, установив причину болезни и устранив её.
Eğer rezonans boşluğunun boyutları biliniyorsa dalganın dalgaboyunu bulmak için kullanılabilir.Если исходные данные можно упорядочить, можно использовать длину хорды.
Ama bu kelimeyi bulmak bir haftamı aldı."Понадобилось 3 месяца, чтобы прийти к этому решению.»
Taşın sırrını bulmak onun işidir.Именно там кроется тайна его убийства.
Hristiyan tarihçileri bu muharebeyi gayet önemli bulmaktadırlar .Христианам же будут свойственны рассказы о чудесном.
Sonunda ikisi de cin perisini bulmak için yola çıkarlar.Тем не менее, няня добивается, чтобы они оба отправились вместе на поиски феи джиннов.
Bu nedenle tam anlamıyla film yapacak büyük miktarda para bulmak mümkün değildi.С тех пор я не мог понять, что делать, чтобы снять хороший фильм.
Sawyer bambuyu bulmak için ormana gider.Кришна отправляется в лес на поиски Сьямантаки.
Bunların yaşları da dört bin yılı bulmaktadır.Их возраст доходит до четырёх миллиардов лет.
Yiyecekleri dokunarak bulmak için.В поисках пищи.
Güvenilir bir Arapça baskı bulmak oldukça zordur.На деле получить законный развод для саудовской женщины очень сложно.
Hazine bulmaktan çok, Kara İnci tayfası bunu geri götürmeyi amaçlıyordu.Масса жадных охотников за сокровищами устремилась расчищать канализацию.
Peter’ı bulmak için okuluna saldırır.Сначала он приезжает к школе, чтобы найти Артура.
1. sezonda Nene, kardeşini bulmak için ona yardım etmiştir.В 4 сезоне Эмма забрала его силы, чтобы оживить маму.
Onun da amacı Arno gibi babasının katilini bulmak.Именно он убил приёмного отца Арно.
Bir ÇDH üretiminde global optimal çözümünü bulmak için dinamik programlama tekniği kullanılır.Для построения глобального оптимального выравнивания напрямую используется динамическое программирование.
Braun'un saatlerini piyasada bulmak gitgide daha zorlaşmaktadır.В нём рекламировались наручные часы Bulova.
Joe, yapılması gereken şeyin paranın ilk sâhibini bulmak olduğunu söyler.Джо предполагает, что оставшаяся часть денег находится у неё.
Genç yaşına rağmen kadroda kendisine yer bulmaktadır.Несмотря на свою молодость район имеет свои характерные черты.
Öldürülenlerin sayısı 200 bin kişiyi bulmaktaydı.Убитых насчитывалось несколько сот тысяч.
Başka uydular bulmak için aramalar yapıld.Проводятся исследования по выявлению прочих побочных эффектов.
Oxford Üniversitesi, dünyanın ilk 10 üniversite sıralamasında sürekli yer bulmaktadır.Лауреат премии должен провести 10 недель в Северо-Западном университете.
Fakat Harry Potter'ı öldürememesinin nedenini bulmak istemektedir.Так провалилась третья попытка убить Гарри Поттера.
Bazı zamanlar akıntının hızı 5 deniz milini bulmaktaydı.وأحيانا كانت تصل سرعه التدفق إلي 5 ميل بحري.
İnsanların motivasyon bulmak ve hedefler koymak için amaca ihtiyaçları vardır.الناس بحاجة لدافع للتطوير وتحقيق الأهداف.
Altınları bulmak istemektedir.عاكش الذهب..
Tersi ise maksimuma çıkarmadır, bu da, çoğu veya bütün alternatiflerin en iyisini bulmak için aramaktır.والعكس هو التعظيم أو المثالية، حيث يتم فحص العديد أو كل البدائل من أجل العثور على أفضل خيار.
Sorularına yanıt bulmak oldu.نريد منك جوابا في كلمات..
Bu olay Kutsal Aile' nin Mısır'dan dönüş olayından sonra vuku bulmaktadır.بعد مرور الوقت، عادت العائلة المقدسة من مصر.
Çeşitli mesleklere sahip işçiler, katedralin çevresinde belirli alanlarda toplanarak iş bulmak için beklerdi.وبينما كان العمال من مختلف المهن يجتمعون في مواقع معينة حول الكاتدرائية في انتظار عروض العمل.
Tek amacı eşini bulmaktır.كان مصمما على العثور على زوجة له.
Arzuyu bulmak zorundaydık.في عنده رغبة بالمعرفة .
Afrika'yı gezmiş ve Nil Nehrinin kaynağını bulmak için keşifler yapmıştır.وبدأ كثيراً من الأوروبيين رحلاتهم لاكتشاف منابع النيل..
Russell ayrıca Alys’in annesini de sevmiyordu ve onu kontrolcü ve zalim bulmaktaydı.ولم يعجب راسل بوالدة أليس واجداً إياها مهووسة بالسيطرة وقاسية.
Amaç Gerçeğin Sandığı'nı bulmaktır.الإنسان الذي تبحث عن الحقيقة.
Taşlar sağlık bulmak için kullanılmaktadır.كما قد يتم إخضاعهم للحجر الصحي.
Onun icin babasını bulmak üzere yola çıkmak istemektedir.فعليه هجر عائلته لكى يحقق طموحه.
Programda sunucu sokaktan iki insan bulmakta ve onlara istedikleri konuda 5 soru sormaktadır.يتنقل رانما حول المدينة ويواجه مختلف الشخصيات الذين يسألونه أسئلة حول الأنمي رانما ½.
Bazıları evine dönmüş, bazıları farklı sebeplerle (aşkını bulmak gibi) ayrılmıştır.بعض الناس بمارسون الجنس بعادة، لكن آخرين قد يمتنعون من الجنس لأسباب عديدة (انظر عفة).
Ne var ki, bela hep onları bulmaktadır.نظرا لوصول الأشرار اليهم دائما..
Bu durumda 12 saat gerektiren nakliyat bir haftayı bulmaktaydı.ولكنها كانت تحتاج إلى عشرين ساعة، من المواصلات، في ذلك الوقت.
Bunlar tek bir atla yetinmek ve kendi acemilerini bulmak zorundaydılar.و لاواحدة منهما تحمل أي مقاليد للسيطرة على الخيول.
Bunların dışındaki bilimlerin de kökenlerini antik çağda bulmak mümkündür.ولكن هذا ما سيحاول الباحثون اكتشافه في المراحل القادمة.
Başka yol bulmak zorundayız.علينا أن نجد طريقا آخر.
Başka yol bulmak zorundayız.Nous devons trouver un autre chemin.
Kendi "Büyük Belki"sini bulmak için Culver Creek yatılı okuluna gider.Ele vai para o colégio Culver Creek, em busca do seu "Grande Talvez".
Bina 1987'de açıldığında, Silverstein kiracı bulmakta güçlük çekti.Quando o prédio foi inaugurado em 1987, Silverstein tinha dificuldades atrair inquilinos.
O ve arkadaşları sevgi hakkında şarkı söylerler ve aşkın 'özel kişiyi' bulmakla ilgili olduğunu anlatırlar.Ele e seus amigos cantam sobre o amor, dizendo que o amor verdadeiro é mantido por alguém "especial".
"Aradığınızı bulmak konusunda çok dikkatli olun."Vem ver quem está indicado!».
Ailesini bulmak için yola koyulur ve yol boyunca diğer birçok sağ kalan kişiyle karşılaşır.Ele sai em busca de sua família e encontra vários outros sobreviventes ao longo do caminho.
Mezun olduktan sonra Einstein iki yılını sıkıntılı bir şekilde bir öğretmen işi bulmak için harcadı.Depois de formado, Einstein passou quase dois anos frustrantes procurando um cargo de professor.
Her bölümde 6 Gobbo'yu bulmak yerine, oyuncu şimdi birbirinden değişik türden görevleri tamamlamalıdır.Em vez de simplesmente encontrar seis Gobbo em cada nível, o jogador deve agora completar várias tarefas.
Prodüksiyon ekibi Doktor için uygun bir oyuncu bulmakla görevlendirilmiştir.A equipe de produção também recebeu a tarefa de encontrar um ator adequado para interpretar o Doutor.