Biz bunu kimin yaptığını bulmak zorundayız.Dobbiamo scoprire chi ha fatto questo.
Kolayca bulmak ve kopyaları birleştirme.Trova facilmente e unisce i duplicati.
Indianapolis olan bir şehir bulmak zorundasın.Ottiene un secondo posto a Indianapolis.
Fontan ödünç bisiklet bulmak için kapı kapı dolaştı.Fontan dovette quindi andare di casa in casa per trovare una bicicletta da prendere in prestito.
Bugüne dek yayımladıkları, kitap, sözlük, makale olarak, toplam 10.000 sayfayı bulmaktadır.Le opere, tra cui libri, dizionari, articoli, pubblicate ammontano a più di 10000 pagine.
Arzuyu bulmak zorundaydık.Ho lasciato andare il desiderio.
Simyacıların asıl amacı felsefe taşını bulmaktır.Gli alchimisti cominciano a ricercare la pietra filosofale.
Yaz döneminde ise nüfus 20.000'i bulmaktadır.In estate il paese arriva a contare 20.000 abitanti.
Remus Lupin ve Bill Weasley cesedi bulmak için yola çıkmışlardır fakat cesedi bulamamışlardır.Arthur Weasley, Bill e Lupin cercheranno il suo corpo senza però ottenere risultati.
Annesini sürekli sıkıcı bulmaktadır.In più sua mamma lo mette di continuo in imbarazzo.
Sovyetler Birliği'nin dahil edilmesiyle bu sayı dokuzu bulmaktadır.Con la Nazionale sovietica conta 9 presenze.
Bu yüzden, kadın oyuncu bulmak, uzun süre önemli bir mesele olarak kaldı.La ricerca degli attori per Pretty Woman fu un processo piuttosto lungo.
O ve Curtis, yaşanabilir bir gezegen bulmak amacıyla geçitten geçerler.Egli riesce a fuggire e vaga attraverso il cosmo alla ricerca di un pianeta vivibile.
Peter’ı bulmak için okuluna saldırır.A scuola tutti temono Peter.
Zorlu geçen kayıtlar sonrasında grup kalıcı bir basçı bulmak için seçmelere başladı.Furono così aperte le audizioni per trovare un nuovo bassista.
Bazıları evine dönmüş, bazıları farklı sebeplerle (aşkını bulmak gibi) ayrılmıştır.Alcuni di essi versano in stato di abbandono, mentre altri sono stati recuperati per le più svariate finalità.
Annesini bulmak için geri dönmeden önce yaptığı bir yolculuğu anlatır.Egli descrive un viaggio che aveva intrapreso un po' di tempo prima, prima di venire a trovare la madre.
Austin onu tekrar bulmak istemektedir.Rossella si ripropone di riconquistarlo.
Bununla tüm 80-turluk bir özet fonksiyonunda çakışma bulmak için muazzam şekilde işlem süresi gerekiyor.È un vero successo, considerando la portata oraria di 80 passeggeri per ciascun senso.
Kaçakları bulmak için 30 dakika.Lasciare 30 minuti al riparo della luce.
Güvenilir bir Arapça baskı bulmak oldukça zordur.Una traduzione esatta e completa dell'espressione araba è molto difficile.
Soruna çözüm bulmak amacıyla 1409 yılında Piza konsili toplanır.Nel 1409 prese parte Concilio di Pisa.
Amacı, sağlığı için elverişli bir yer bulmaktı.Il problema principale era trovare una sede adatta.
Sentineller onları bulmak üzeredir.Bisogna a questo punto trovare i compratori.
Fidye istenmeyen bu kaçırmada onu bulmak için yapılan ilk girişimler sonuç vermez.Susan sa che questo fallimento non sarà perdonato come il primo.
Sonuç olarak, koalisyon güçleri isyancıları araştırarak bulmak için bir saldırı hazırlığına giriştiler.Come risultato, le forze della coalizione iniziarono a preparare offensive per sradicare le forze ribelli.
Jack, Doktor'u bulmak için uğraştığını söyler.Jack cerca di ritardare il suo trattamento.
Onun icin babasını bulmak üzere yola çıkmak istemektedir.Dichiara di stare cercando suo padre.
Sahnede bulunan herkes olayların böyle acayip gelişmesini eğlenceli bulmaktadırler.Per fortuna, tutti credono la vicenda uno show molto realistico.
Kuantum Bilmecesi: Saklı Anahtarı Bulmak.Voce principale: Memoria cache.
Görevin en önemli amacı Mars'ta yaşam için kalıntılar bulmaktı.Questo avrebbe di per sé ostacolato il raggiungimento di Marte.
Merrick 13 yaşında okulu bıraktı ve iş bulmakta zorlandı.Alfred dovette lasciare la scuola all'età di quattordici anni per prendere la direzione dei lavori.
Taşın sırrını bulmak onun işidir.Il suo obiettivo è scoprire il segreto del villaggio.
50 yıldır sorduğu sorunun cevabını artık bulmak zorundadır.Ma la sua carta d'identità denuncia ormai 35 anni.
Taksi bulmakta zorlandım.Мне было сложно поймать такси.
Bu günlerde iş bulmak zordur.В наше время тяжело найти работу.
Onlara bir otel bulmak kolaydı.Они легко нашли гостиницу.
Hepsinin istediği tek şey vardı: İlk Anahtar'ı bulmak.И все желалают одного и того же: найти Первый ключ.
Arzuyu bulmak zorundaydık.Нашлось бы желание.
Yüzük Savaşı sırasında Yüzük'ü bulmak için görevlendirilmişlerdir.О том, как было найдено Кольцо.
Hayattaki tek amacı kaybolan annesini bulmaktır.Там они находят свою мать, оставшуюся в живых.
Prodüksiyon ekibi Doktor için uygun bir oyuncu bulmakla görevlendirilmiştir.В первую очередь члены производственной команды должны были найти подходящего актёра на роль Доктора.
Amaç, muhafızlardan birine bir soru sorarak hangi kapının kaleye açıldığını bulmaktır.Смысл головоломки состоит в том, чтобы узнать, какая дверь ведёт к замку, задав один вопрос одному стражнику.
Sanji'nin amacı, bütün deniz canlılarının bulunduğu yer olan "All Blue" denen büyük denizi bulmaktır.Мечта Санджи — найти Олл-Блу (англ. All Blue), место, где встречается рыба из всех четырёх морей.
İki savaş esnasında da ses ile düşman silahlarının mesafesini bulmak üzerine çalışmıştır.Во время обеих войн он работал над методом звукового обнаружения пушек противника.
Ne var ki, bela hep onları bulmaktadır.Но всё дело в том, что неприятности всегда сами находят его.
Japonya dışında gerçek vasabi bitkisini bulmak zordur.Для литературного японского закрытые слоги нехарактерны.
Çok geçmeden halk daha iyi iş bulmak için köyden ayrılmaya başladı.С течением времени работники покидали город в поисках лучшей жизни.
Buffy onları bulmak istediğini söyler.Джоди находит то, что искала.
Örneğin, itfaiyeciler onu insanları dumanın içinden bulmak ve yangının merkezini tespit etmekte kullanırlar.Например, пожарные используют их для обнаружения в условиях задымления людей и установления очагов возгорания.
Ölen Ülke'yi bulmak için Anita, Rick ve Jason gizlice yollara düşüyor.Анита, Рик и Джейсон втайне отправляются на поиски Умирающего города.
Neredeyse her atış hedefi bulmaktaydı.Почти все попали в цель.
2008 verilerine göre kişisel serveti 1.5 milyar doları bulmaktadır.Его личное состояние на 2008 год оценивалось в 1,5 миллиарда $.
50 yıldır sorduğu sorunun cevabını artık bulmak zorundadır.У него ушло 50 лет, на то, чтобы найти способ вернуться в своё время.
O da katilini bulmak için şehre gider.Они решают остаться в городе и поймать убийцу.
Grup saklanacak yer bulmak için koşmaya başlar.Они начинают искать где можно спрятаться.
Iş bulmak için Çin’in kuzeyine seyahat eden bir öğrenci kız hakkında hikâye."Слепая Гора" - история китайской девушки, которая едет на север страны в поисках работы.
Ancak kimi kaynaklar bu bilgileri de güvenilmez bulmaktadır.Некоторые исторические источники, впрочем, эти сведения считают недостоверными.
Bundan dolayı FIBA yeni bir isim bulmak zorunda kaldı: SuproLeague.В результате село получило новое название — Аушигер.
Herhangi bir zamanda da bulmak mümkündür.Их можно встретить в любой момент.