Bazı bulgular maske takmanın da faydalı olduğunu göstermektedir.Maska samozřejmě slouží i k obraně.
Bu bulgular genetik faktörlerin cinsel yönelim üstündeki etkisinin önemli olduğunu destekler.Za cíl si kladli rozpoznat, jak velkou roli v procesu imigrace hraje etnická identita přistěhovalců.
Aloe vera hakkındaki bulgular zayıf niteliktedir.Dovezile cu privire la aloe vera sunt de calitate scăzută.
Röntgen bulguları genellikle dört hafta içerisinde bilgi sağlar ve ölüm oranı düşüktür (%1'den az).Rezultatul radiografiei pulmonare devine negativ în patru săptămâni, iar mortalitatea este scăzută (sub 1%).
Ancak, bulgular değişiklik gösterebilir ve diğer pnömoni türlerinde diğer örnekler yaygındır.Cu toate acestea, rezultatele pot varia, iar alte caracteristici sunt obișnuite în alte tipuri de pneumonie.
Bu ayrıca, İsrailoğullarının varlığından bahseden en eski bulgudur.Este, de asemenea, de departe, cea mai veche atestare cunoscută a gentilicului Israel.
Fakat teorinin tamamlanmadığını gösteren güçlü bulgular vardır.Chiar și așa, există indicii solide că teoria este incompletă.
Arkeolojik bulgular şehrin tarihinin en az 2500 yıl civarında olduğunu göstermiştir.Dovezile arheologice indică faptul că cultura lor are cel puțin 2.500 de ani.
Latent frengi, hastalık belirtileri olmadan serolojik enfeksiyon bulgusu olarak tanımlanır.Sifilisul latent este definit ca prezența dovezilor serologice de infecție fără simptomele bolii.
KKA, izole bir bulgu olabilir.Acea entitate poate fi, de exemplu, un ISP.
Beş yaşın altındaki çocuklarda görülen belirgin bulgu ve belirtiler ateş, öksürük ve hızlı veya güç solumadır.Semnele și simptomele tipice la copiii sub cinci ani sunt febra, tusea și respirația grea și rapidă.
Oftalmoskopi bulguları kişinin ne kadar süredir hipertansif olduğunu da ortaya koyabilir.Rezultatele oftalmoscopiei pot indica și durata stării hipertensive a persoanelor.
Bu, pankreas ve şeker hastalığı arasındaki ilişkiyi ortaya koyan ilk bulgu olmuştur.A fost printre primii care a realizat distincția dintre paralizia spinală și cea cerebrală.
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Anafilaxia este diagnosticată în baza unor fapte clinice obiective.
Medya Farkındalık Ağı bulgularını "Çok başarılı bir film için tekrar izleme oranı yaklaşık %5'tir.Media Awareness Network a spus că, „Rata de repetare a vizionării unui blockbuster este de aproximativ 5%.
Fakat bulgular “tekrar” olmadan da hatırlamanın mümkün olduğunu ortaya koymuştur.Și puteau să spună "da" referindu-se la "nu" în același timp.
Genelde bir hastalığın belirtisi değil, bulgudur.Letargia nu este de cele mai multe ori o boală în sine, ci un simptom.
Eğer bu üç bulgunun hiçbiri de görülmüyorsa menenjit olma durumu tamamen olağandışıdır.Dacă niciunul dintre cele trei semne nu este prezent, probabilitatea de meningită este extrem de redusă.
İki tip bulgu vardır.Există două tipuri de gângurit.
En eski tarım yerleşimiyle ilgili bulgulara ise Gächlingen'de (MÖ 5300'lü yıllardan kalma) rastlanır.Cele mai vechi așezări agrare din Elveția, găsite la Gächlingen, au fost datate în preajma anului 5300 î.e.n.
Eldeki bulgulara göre piyade alaylarının gücü 1.200 asker, süvarilerin ise 600 askerdi.Dintre aceștia 2.000 erau infanteriști, iar 6.000 erau cavaleri.
Bulgu ise diğer insanlar tarafından da fark edilir.Un semn este observat de alte persoane.
Menenjizm’in diğer bulguları arasında pozitif Kernig bulgusu ve Brudzinski bulgusu yer almaktadır.Alte semne ale meningismului includ prezența semnului Kernig sau a semnului Brudzinski.
Fakat Peltier bulgularını Seebeck'inkilerle ilişkilendirmedi.Cu toate acestea, Mantell încă nu a recunoscut relația cu Cetiosaurus.
2009 yılı itibarıyla klinik bulgular baskılı sargının halen sınırlı olarak kullanıldığını gösterir.Cercetările recente, din 2009, de asemenea, demonstrează că în această locație este anume un crater de impact.
(Bu bulgu sol yanlılıkla bağlantılı olabilir.)(Ilustrația din dreapta nu include acest detaliu important.)
En erken bulgular da Neolitik Dönem'e aittir.Cele mai vechi piese datează din perioada neolitică.
Fakat teorinin tamamlanmadığını gösteren güçlü bulgular vardır.Azonban erős jelei mutatkoznak, hogy az elmélet nem teljes.
Bu bulgu, elektronların atomların bileşenleri olduğu fikri için bir kanıt oluşturmaktaydı.Ez erősítette azt a nézetet, hogy az elektronok az atomok részei.
Oftalmoskopi bulguları kişinin ne kadar süredir hipertansif olduğunu da ortaya koyabilir.Az oftalmoszkópiás eredmények azt is jelezhetik, hogy mennyi ideje áll fenn a hipertónia az illetőnél.
Röntgen bulguları genellikle dört hafta içerisinde bilgi sağlar ve ölüm oranı düşüktür (%1'den az).Négy hét elteltével a tüdőröntgen általában negatív, és a halálozási arány alacsony (kevesebb mint 1%).
Çoğu durumda, bulguların tümüne bir arada rastlanmaz.Feltűnő, hogy legtöbbször nem látunk egy alakot teljes egészében.
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Az anafilaxia diagnosztizálása klinikai tényeken alapul.
Aloe vera hakkındaki bulgular zayıf niteliktedir.Néhány boltívet pedig aloe vera motívumok díszítenek.
Beş yaşın altındaki çocuklarda görülen belirgin bulgu ve belirtiler ateş, öksürük ve hızlı veya güç solumadır.Az öt év alatti gyermekek körében jellemző tünet a láz, a köhögés és a kapkodó vagy nehézlégzés.
Başka önemli bir bulgu ise tasarruftur.Egyéb foglalkozása közgazdász.
Ancak, bu bulgular genellikle hastalığın 1. haftası geride kaldıktan sonra belirgin hale gelir.Ezek a hatások gyakran már a kezelés első hetében jelentkeznek.
1811'de ise Amedeo Avogadro, bu bulguları kullanarak Avogadro yasasını yaratmıştır.1814-ben Avogadrótól függetlenül kidolgozta azt a törvényt, amit Avogadro-Ampère törvénynek is nevezünk.
Ancak, sicim esaslı güçlü kuvvetin tanımı deneysel bulgulara ters düşen çok fazla öngörüde bulunmuştur.A központi hatalom gyengülése szinte azonnal elszakadási kísérletekhez vezetett.
İçine bulgur katılır ve dövmeye devam edilir.A lárva ebben bábozódik be és telel át.
Fakat son birkaç yılın bulgularına göre bu bölümlerin de kodlandığı anlaşıldı.Az utóbbi évek leletmentéseinek eredményei alapján megállapítható, hogy ez a terület egészen a Kr. u.
Diagnostik (tanı) bulgular.Labor diagnosztika).
Amarna olarak bilinen bu döneme ait arkelojik bulgular oldukça detaylıdır.Az itt készitett agyagpipák elég ismeretesek.
Hiperkalseminin klinik bulguları kan kalsiyumunun düzeyi ile ilişkilidir.Ezen alvadási faktorok hiányát a klinikai vérzéshez társítják.
Diğer hepsi meteorit bulguları olarak bilinir.A csoportokat a legjellemzőbb meteoritről nevezték el.
(Bu bulgu sol yanlılıkla bağlantılı olabilir.)(Egy hullámhossz kiszűrhető.)
Ancak bugün medresenin kalıntılarına ait hiçbir bulgu yoktur.A névadó Neumünsterből azonban mára semmi sem maradt.
Lakin Arcanilerin varlığına dair tatmin edici bulgular ve kanıtlar mevcuttur.Az avarok ittlétét is igazolják régészeti feltárások és tárgyi bizonyítékok.
Ancak bu bulgunun deha ile olan ilgisi tartışma konusudur.Teidän tulisi kuitenkin kysyä itseltänne, mitä tekemistä tällä on käsiteltävän tapauksen kanssa.
Bu deneylerden elde edilen bulgular Tajfel ve Turner’in sosyal kimlik kuramını geliştirmelerine yol açmıştır.Tulosten perusteella Tajfel ja John Turnerin kehittivät sosiaalisen identiteetin teorian.
Daha önce yaşamış türler de, evrimsel tarihlerine dair kayıt bulgular geride bırakmıştır.Menneet lajit ovat myös jättäneet merkkejä omasta kehityshistoriastaan.
İçerisine bulgur atılır.Suuosa on sisään vedettävä.
Esmond Emerson Snell tarafından bulgulanmıştır.Suomentanut Emerik Olsoni.
Yazılı bilgilerde elde edilen bulgulara göre yöre İşuva adıyla anılmaktaydı.Lehtikirjoitusten mukaan he olisivat todellisuudessa saaneet potkut.
IUCN bulgularına göre, soyu ciddi tehdit altında bulunmaktadır.IUCN:n uhanalaisuusluokituksen mukaan laji on elinvoimainen.
Ancak, daha ayrıntılı ölçümlerin yararlı olduğuna dair bulgular artmaktadır.Tämä kuvaa, miksi lukuja on aiheellista arvioida syvällisemmin.
Fakat Peltier bulgularını Seebeck'inkilerle ilişkilendirmedi.Muuta tekemistä Kleopatran kanssa obeliskeilla ei ole.
Ayrıca Ebers papirüs’ü (M.Ö. 1550) geleneksel deneyciliğin bulgularını da içerir.Ο Πάπυρος Έμπερς (περ. 1550 π.Χ.) περιέχει επίσης στοιχεία του παραδοσιακού εμπειρισμού.
Amarna olarak bilinen bu döneme ait arkelojik bulgular oldukça detaylıdır.Η ιστορία του Ανηλίου από εδώ και πέρα είναι αρκετά ξεκαθαρισμένη.
Kararlar, bulgulara göre verilmelidir.Οι αποφάσεις θα πρέπει να παίρνονται με βάση τις ενδείξεις.