Arkeolojik bulguların büyük bir bölümü, ince işlemeli mühürlerdir.Większość znalezisk na stanowiskach archeologicznych stanowią wyroby garncarskie.
Fakat evcilleştirme konusunda bir bulguya ulaşılmamıştır.Nie zachowały się jednak żadne ślady starań o beatyfikację.
Mısır 'daki ilk mumyalama bulgusu.Jest to pierwsza monumentalna rzeźba w sztuce egipskiej.
Arkeolojik bulgular da sınırlıdır.Liczba archetypów jest ograniczona.
Bulguların tümünün aynı anda ortaya çıkması şart değildir.Nie ma potrzeby podawać wszystkich jednocześnie.
Bu bulgu, yerleşimdeki halkın çiftçi bir halk olmayıp kentli bir yaşam sürdüklerini göstermektedir.Film w sposób zabawny opowiada o tym, co dzieje się w gospodarstwie wiejskim, gdy nie ma farmera.
Bu bulguların klinik önemi bilinmemektedir.Nie jest znana kliniczna istotność tego działania.
Dehidratasyonun belirti ve bulguları kontrol edilir.Przedmiot i podmiot hipnozy są tożsame.
Röntgen bulguları genellikle dört hafta içerisinde bilgi sağlar ve ölüm oranı düşüktür (%1'den az).Röntgenfynd försvinner normalt inom fyra veckor och mortaliteten är låg (lägre än 1 %).
Galileo Galilei, Güneş Sistemi’nin üyeleri hakkında fiziksel bulguları keşfeden ilk kişidir.Galileo Galilei var den första som upptäckte fysiska detaljer på de enskilda kropparna i solsystemet.
Fakat teorinin tamamlanmadığını gösteren güçlü bulgular vardır.Det finns dock starka indikationer på att teorin är ofullständig.
Beş yaşın altındaki çocuklarda görülen belirgin bulgu ve belirtiler ateş, öksürük ve hızlı veya güç solumadır.De typiska tecknen och symptomen hos barn under fem år är feber, hosta och snabb eller tung andning.
(Dene: Bulgurun çok daha incesi.)(Han skriver mycket fortare nu. )
Birkaç NSAİİ hakkında kullanımlarını destekleyecek bulgular mevcuttur.Det finns data som stöder användning av ett antal NSAID.
Başka önemli bir bulgu ise tasarruftur.För andra betydelser, se Pematang Guntung.
Ancak, bulgular değişiklik gösterebilir ve diğer pnömoni türlerinde diğer örnekler yaygındır.Fynden kan emellertid variera och andra mönster är vanliga i andra typer av lunginflammation.
Bulgu ise diğer insanlar tarafından da fark edilir.Namnet har även burits av andra personer.
Eğer bu üç bulgunun hiçbiri de görülmüyorsa menenjit olma durumu tamamen olağandışıdır.Om inte något av dessa tre tecken finns, är det högst osannolikt att det är meningit.
Bulgurla yapılan pilavlar oldukça çeşitlidir.I Bulgarien hålls dessa raser däremot helt skilda.
Buna rağmen, bulgulara göre Avarlar 10. yüzyıla kadar varlıklarını sürdürebilmişlerdir.Enligt berättelser från aboriginer kan arten ha överlevt fram till 1950-talet.
Hastalık erişkin hayvanlarda klinik bulgularla seyretmez.Detta trots att fåglarna inte har uppvisat kliniska tecken på sjukdom.
Bu döküntü pek yaygın değildir, ancak özgün bir bulgudur.Den är inte särskilt talrik men inte heller sällsynt.
(Bu bulgu sol yanlılıkla bağlantılı olabilir.)(Det kan vara farligt att gå ända ut till kanten.)
Bazı bulgular hastalığın ilk yıllarında yok iken birkaç sene sonra ortaya çıkabilir.Det kan dröja flera år innan sjukdomen når detta stadium.
En önemli bulgusu sulu ishaldir.Den mest eftertraktade var svavelsyra.
Bulgur, pirinç ve kuskustan daha besleyicidir.Bulgur är något mer näringsrikt än ris och couscous.
Arkeolojik bulgulara göre kasaba, 13. yüzyıl başlarında madencilerin yerleşimiyle kurulmuştur.Det finns arkeologiska belägg för att platsen har varit bebodd åtminstone sedan 900-talets början.
En erken bulgular da Neolitik Dönem'e aittir.Anläggningen tillhör slutet av tidig neolitikum.
2004 yılındaki çalışmalarda 460 metre derinlikte elde edilen bulgular çalışmalar açısından risk taşımaktaydı.Under 2008 utmanade han på allvar Wariner på 400 meter.
Röntgen bulguları genellikle dört hafta içerisinde bilgi sağlar ve ölüm oranı düşüktür (%1'den az).Знімки рентгену звичайно проясняються протягом 4-х тижнів, і рівень смертності низький (менший від 1%).
(Bu bulgu sol yanlılıkla bağlantılı olabilir.)(Можливо, ці шість точок насправді просто випадково розкидано по прямій ліній.)
(Dene: Bulgurun çok daha incesi.)(Пий ще багато літ!).
Patonomik bulgular, belli bir hastalığın varlığı konusunda şüphe bırakmayan işaretlerdir.Патогномонічний симптом — ознака, яка свідчить про наявність лише однієї конкретної хвороби.
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Діагностування анафілаксії ґрунтується на клінічних критеріях.
Fakat teorinin tamamlanmadığını gösteren güçlü bulgular vardır.Однак є теоретичні підстави стверджувати, що загальна теорія відносності незавершена.
Oftalmoskopi bulguları kişinin ne kadar süredir hipertansif olduğunu da ortaya koyabilir.Результати офтальмоскопії можуть також вказувати на те, як довго людина була гіпертоніком.
Programın yeniden başlatıldığına dair hiçbir bulguya rastlanmamıştır.Повторне видання книги не передбачено.
Beş yaşın altındaki çocuklarda görülen belirgin bulgu ve belirtiler ateş, öksürük ve hızlı veya güç solumadır.Типовими ознаками та симптомами в дітей віком до п'яти років є: гарячка, кашель, швидке чи утруднене дихання.
Ancak, bulgular değişiklik gösterebilir ve diğer pnömoni türlerinde diğer örnekler yaygındır.Проте, результати можуть різнитися, й інші зразки можуть показати інші типи пневмонії.
Latent frengi, hastalık belirtileri olmadan serolojik enfeksiyon bulgusu olarak tanımlanır.Латентна стадія сифілісу визначається як наявність серологічного доказу інфекції без симптомів захворювання.
Bulgur rengini buğdaydan alır.Мегерки оздоблювали бубляхами з кольорової вовни.
Önemli bulgularını kaydet.Просто перезапишіть старі значення.
En fazla ve en eski bulgular Kuzey Pasifik kökenlidir.Більшість знахідок, зокрема найстародавніших, були зроблені в північному тихоокеанскому регіоні.
Ayrica denetçilerin kendi denetim bulgularını onaylar.Бойовики укріплюють власні позиції.
Bu bulgu; bebeklerin, bir başkasının amaçlı eylemini ayırt edebildiklerini şeklinde yorumlanır.Ця тема тісно переплітається з іншою — відплатою дітей за вчинки батьків.
Ancak bu bulgunun deha ile olan ilgisi tartışma konusudur.Однак, це приводить до дискусії, що вони повинні робити з цим силами.
Bulgurdan pilav ve kıyma (çiğ köfte)yaparlar.Сото (страва) — м'ясний бульйон з рисом або локшиною.
Röntgen bulguları genellikle dört hafta içerisinde bilgi sağlar ve ölüm oranı düşüktür (%1'den az).Rentgenový nález je obvykle čistý do čtyř týdnů a úmrtnost je nízká (méně než 1 %).
En erken bulgular Kofun Dönemine (3.-6. yüzyıllar) aittir.Nejranější objevy jsou z období Kofun (3. až 6. století).
Latent frengi, hastalık belirtileri olmadan serolojik enfeksiyon bulgusu olarak tanımlanır.Latentní syfilis je definována jako sérologický důkaz infekce bez symptomů nemoci.
Bu ayrıca, İsrailoğullarının varlığından bahseden en eski bulgudur.Je to nejstarší známé svědectví o existenci obyvatel nazývaných Izraelci.
Aloe vera hakkındaki bulgular zayıf niteliktedir.Důkazy o účinnosti aloe vera nejsou přesvědčivé.
Fakat teorinin tamamlanmadığını gösteren güçlü bulgular vardır.Existují však silné náznaky, že teorie je neúplná.
Ancak, bulgular değişiklik gösterebilir ve diğer pnömoni türlerinde diğer örnekler yaygındır.Nálezy se však mohou lišit, a u dalších typů zápalu plic jsou běžné jiné charakteristiky.
Arkeolojik bulgular insanlar Taş Devri beri burada yaşayan insanlar olduğunu kanıtlamıştır.Jsou zde archeologické nálezy dokazující, že lidé zde žili již v pravěku od doby kamenné.
(Bu bulgu sol yanlılıkla bağlantılı olabilir.)(Nahlášený durch se neschvaluje, je možné jej rovnou flekovat.)
Diğer hepsi meteorit bulguları olarak bilinir.Kapitola Jak se pozná meteorit?.
Ancak en aydınlatıcı bulgular Hititlerden öteye gitmiyor.Pozitivnějších slov nenachází ani pro peripatetiky.
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Pitevní nález odpovídá klinickému obrazu.
Bu tedavi yöntemleri memenin muayene bulgularına göre değişir.Odchylky od těchto hodnot vyžadují medicínskou prohlídku.