Ana içeriğe geç
Sözlük

bulgu ile cümle

bulgu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bulguların tümünün aynı anda ortaya çıkması şart değildir.Αυτά τα συμπτώματα δεν χρειάζεται να εμφανίζονται όλα την ίδια στιγμή.
Bulgur suyu çektikten sonra, üzerine tereyağı eritilerek dökülür.Μόλις λιώσει το βούτυρο, ρίχνουμε μέσα τα λουκάνικα.
Lister'in çalışması, Fransız biyolog Louis Pasteur'un önemli bulgularına dayanıyordu.Αλλά και τού Λίστερ η καινοτομία βασίστηκε στα σημαντικά ευρήματα του Γάλλου βιολόγου Λουί Παστέρ.
Sol kalp yetmezliği'nin en önemli bulgularından biridir.Είναι από τους πιο πολύπλοκους ιστούς της καρδιάς.
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Η διάγνωση της αναφυλαξίας γίνεται με βάση κλινικά στοιχεία.
Hiçbir bulgu gözlenmeden ölüm görülebilir.Ας πεθάνωμε κοιτάζοντας άφοβα τον θάνατο στα μάτια.
Bu bulgular, proteinin değil DNA'nın kalıtsal madde olduğunu kanıtlamıştır.Το πείραμα αυτό παρείχε επιπλέον ενδείξεις ότι το γενετικό υλικό ήταν το DNA, και όχι πρωτεΐνη.
(Bu bulgu sol yanlılıkla bağlantılı olabilir.)(Μπορεί δε να βρίσκεται υπέρ, υπό ή και επί της ισάλου γραμμής θέρους).
Çizelge bu bulguları göstermektedir.Midterspalten viser resultaterne.
Bu ayrıca, İsrailoğullarının varlığından bahseden en eski bulgudur.Bogen beretter derudover også generelt om det israelittiske folks forhistorie.
Beş yaşın altındaki çocuklarda görülen belirgin bulgu ve belirtiler ateş, öksürük ve hızlı veya güç solumadır.Hos børn under fem er de typiske symptomer feber, hoste og hurtig eller besværet vejrtrækning.
(Bu bulgu sol yanlılıkla bağlantılı olabilir.)(Denne anordningen må ikke forveksles med en elektrisk tredje skinne; strømskinnen.)
Başka önemli bir bulgu ise tasarruftur.En ny betydningsfuld tilføjelse, er indflydelse.
Kedilerin evcilleştirildiğine dair en güvenilir bulgular, MÖ 1500 tarihinden sonrasına rastlar.De gotiske, kamtakkede tilbygninger er af senere dato og menes at stamme fra det tidlige 1500-tal.
Karşı-nötrinolar ilk olarak kadmiyum çekirdeğinin bir su tankı ile etkileşmesi sonucu bulgulanmıştır.Senseoen fungerer først og fremmest ved at man fylder en tank op med vand.
2002’den beri böyle bir yıldızın varlığına dair kesin bir bulgu yoktur.Siden 2002 er det ingen bevis for at en slik stjerne kan eksistere.
Galileo Galilei, Güneş Sistemi’nin üyeleri hakkında fiziksel bulguları keşfeden ilk kişidir.Galileo Galilei var den første som oppdaget fysiske detaljer på den enkelte objektene i solsystemet.
Ancak bazı bulgular (fakat hepsi değil), sorgulanmıştır.Dette gir en rekke uløste spørsmål (se under).
Bu bulgular, proteinin değil DNA'nın kalıtsal madde olduğunu kanıtlamıştır.Dette eksperimentet ga altså bevis for at DNA, ikke protein, var det genetiske materialet.
Fakat evcilleştirme konusunda bir bulguya ulaşılmamıştır.Det ble imidlertid ikke satt en tallkarakter for strykresultater.
Örnek:Can simidi Simit: Gaziantep yöresinde köftelik ince bulgura verilen adHer er et eksempel hentet fra YouTube: Mandelbrotmengden
Arkeolojik bulgular insanlar Taş Devri beri burada yaşayan insanlar olduğunu kanıtlamıştır.Arkeologiske funn viser at det har bodd mennesker her siden steinalderen.
Başka önemli bir bulgu ise tasarruftur.En annen begrunnelse har vært innsparing av penger.
Bulgur, pirinç ve kuskustan daha besleyicidir.Bulgur er noe mer næringsrikt enn ris og couscous.
(Dene: Bulgurun çok daha incesi.)(Fortsatt ganske nøyaktig.)
Bulgur lapası ise en çok pişirilen yemeklerin başında gelir.Bulgogi er først og fremst en enkel måte å tilberede kjøtt på.
Ancak bu bulgunun deha ile olan ilgisi tartışma konusudur.Det er dette som gjør diskusjonen rundt kitschen så betent.
Yüzey araştırmalarında tabakalanmaya ilişkin bir bulgu elde edilememiştir.Men ingen var utstyrt for å studere selve overflaten.
Bu bulgular, döşemenin Erken Tunç Çağı başlarında inşa edildiğini gösterir.De sa at bygningen kollapset i de tidlige timene av dagen.
Sonra üzerine biraz bulgur katılır.Smak litt på den.
Ancak Pioneer'in bulguları bundan öteye gidememiştir.Perus problemer var ikke løst med dette.
Çoğu çiftçiler tarlalarına bulgur yapılan buğday eker.De fleste bøndene driver med korn.
Bununla birlikte Allah ve Hubel’in farklı tanrılar olduğuna dair bulgular da bulunmaktadır.Namun, ada juga bukti bahwa Allah dan Hubal adalah dua dewa yang berbeda.
Özdeğerler gözlenirler; bunlar deney bulgularını oluştururlar.Cetakan Muassasah Ar-Risalah, dishahihkan oleh para peneliti.
Oftalmoskopi bulguları kişinin ne kadar süredir hipertansif olduğunu da ortaya koyabilir.Hasil oftalmoskopi juga dapat memberi petunjuk berapa lama seseorang telah mengalami hipertensi.
Erişim tarihi: 17 Aug 2011. ^ "Seokguram Grotto and Bulguksa Temple".Diakses tanggal 28 Januari 2014. ^ "Seokguram Grotto and Bulguksa Temple".
Bazı bulgular maske takmanın da faydalı olduğunu göstermektedir.Beberapa bukti mendukung penggunaan masker wajah.
Ayrıca Ebers papirüs’ü (M.Ö. 1550) geleneksel deneyciliğin bulgularını da içerir.Papirus Ebers (sekitar 1550 SM) juga mengandung bukti empirisme tradisional.
Röntgen bulguları genellikle dört hafta içerisinde bilgi sağlar ve ölüm oranı düşüktür (%1'den az).Hasil rontgen biasanya bersih dalam waktu empat minggu dan mortalitas rendah (kurang dari 1%).
(Bu bulgu sol yanlılıkla bağlantılı olabilir.)(Penyangga dagu tersebut dapat tergabung dengan ekor biola ataupun dipasang di sebelah kirinya.)
Steno parçalara ayırdığı kadavrayı dikkatle inceleyerek buna dair elde ettiği bulguları 1667 yılında yayınlar.Steno membelah kepalanya dan empublikasikan penemuannya pada tahun 1667.
Kararlar, bulgulara göre verilmelidir.Keputusan harus dibuat berdasarkan pada bukti.
Bulgular ani başlar.Kelucuan mulai digarap.
Kuşkuşu: Bulgur ile unun küçük yuvarlaklar haline getirilmesiyle ve suda kaynatılmasıyla yapılan yemek.Makanan lain yakni mega mendhung, yaitu makanan kecil yang terbuat dari hungkwe berwarna biru dan putih.
Daha önce yaşamış türler de, evrimsel tarihlerine dair kayıt bulgular geride bırakmıştır.Spesies-spesies lampau juga meninggalkan catatan sejarah evolusi mereka.
Benzer bulgular, el-Bîrûnî ve Maimonides'in eserlerinde bulunmuştur.Sama dengan yang ditemukan oleh al-Bīrūnī dan Maimonides.
Bu ayrıca, İsrailoğullarının varlığından bahseden en eski bulgudur.Dari situ dilihatnyalah bagian yang paling ujung dari bangsa Israel.
IUCN bulgularına göre, soyu ciddi tehdit altında bulunmaktadır.Meskipun belum dievaluasi oleh IUCN, diyakini jenis ini berstatus terancam.
Fakat teorinin tamamlanmadığını gösteren güçlü bulgular vardır.Tuy nhiên, có những dấu hiệu cho thấy lý thuyết chưa hoàn chỉnh.
Ayrıca bazı kişilerin kalp krizi geçirdiği ve daha sonraki süreçte intihar ettiği yönünde bulgular vardır.Theo như một số tường thuật, một số người có mặt bị nhồi máu cơ tim, một số người khác sau đó đã tự tử.
Erişim tarihi: 30 Haziran 2018. ^ "Seokguram Grotto and Bulguksa Temple".Truy cập ngày 10 tháng 8 năm 2016. ^ “Seokguram Grotto and Bulguksa Temple”.
Çoğu durumda, bulguların tümüne bir arada rastlanmaz.Hơn thế nữa:Bố mẹ tôi thường không chắc chắn trong mọi chuyện.
Arkeolojik bulgular insanlar Taş Devri beri burada yaşayan insanlar olduğunu kanıtlamıştır.Những phát hiện khảo cổ học chứng minh rằng con người đã sống ở đây từ thời kỳ đồ đá.
Diğer hepsi meteorit bulguları olarak bilinir.Cả hai đều được biết đến từ thiên thạch.
Fakat diğer arkeolojik ve belgesel bulgular bu duruma yeni açılar getirmiştir.Những bi văn và tài liệu ở tỉnh đã cho thấy sự kiện này.
Yüzey araştırmalarında tabakalanmaya ilişkin bir bulgu elde edilememiştir.Nó gần như không thiếu vắng trong các khảo sát hố khoan.
2002’den beri böyle bir yıldızın varlığına dair kesin bir bulgu yoktur.2002年時点で、このような恒星が現実に存在するという確かな証拠はない。
Bu bulguların klinik önemi bilinmemektedir.当然、クローンたちはその事実を知らない。
Proje bulguları dünyanın her tarafındaki araştırmacıların erişimine ücretsiz olarak açıktır.このプロジェクトで得られた情報は、全世界の研究者に無償で公開される。
Birçok kuyruklu yıldızı bulgulayan kişidir.多くの彗星の発見者である。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod