Ana içeriğe geç
Sözlük

bulgu ile cümle

bulgu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Satıcılar bakımında da ortaya önemli bulgular çıkmaktadır.بالنسبة للبائع، تكون المزايا جوهرية أيضًا.
Yerleşimin büyük bir yangın geçirdiği yönünde bulgular vardır.هناك تعجب من آثار حريق كبير.
Menenjizm’in diğer bulguları arasında pozitif Kernig bulgusu ve Brudzinski bulgusu yer almaktadır.وتشمل العلامات الأخرى من السحائية وجود علامة كيرنيغ الإيجابية أو علامة برودزنسكي.
Bu yaklaşımı uyarlayarak Marx anahtar bulguları ideolojik önyargılardan ayırmaya çalışmıştır.وباعتماده على هذه الطريقة حاول ماركس أن يفصل النتائج الرئيسية عن الانحياز الأيدولوجي.
Madımak aşı: Madımağa biraz bulgur katılarak yapılan yemek oldukça lezzetlidir.هل تقصد: تمليح (طعم) إكساء الطعام طعماً مالحاً.
Tahıl yemekleri BULGUR PİLAVI: Kaynayan suyun içerisine bulgur atılır.بلازما اللبن: الماء المتبقي من اللبن المتخثر.
Bu bulgular, proteinin değil DNA'nın kalıtsal madde olduğunu kanıtlamıştır.الاستنتاج: DNA هو المادة الوراثية وليس البروتين.
Bu bulgu, elektronların atomların bileşenleri olduğu fikri için bir kanıt oluşturmaktaydı.فعززت هذا الدليل الرأي القائل بأن الالكترونات توجد كعناصر في الذرات.
Bulgu ise diğer insanlar tarafından da fark edilir.على الرغم من أن هذا التعليق يُنسَب أيضًا إلى آخرين.
Burada daha önceki çağlara ait bulgular ele geçmemiştir.حيث لم يكن لديهم خيار آخر للاعتبارات الواردة آنفاً.
Bu veri, araştırmada bulgulanan diğer değişkenlerle birlikte yorumlanabilir.يمكن استخلاص أسباب المشاكل من التغييرات ذات الصلة المكتشفة عند تحليل المشكلة.
Fakat teorinin tamamlanmadığını gösteren güçlü bulgular vardır.Mesmo assim, há fortes indícios de que a teoria seja incompleta.
Aloe vera hakkındaki bulgular zayıf niteliktedir.Por outro lado, as evidências para a eficácia da aloe vera são de pouca qualidade.
Ayrıca Ebers papirüs’ü (M.Ö. 1550) geleneksel deneyciliğin bulgularını da içerir.O papiro Ebers (cerca de 1550 a.C.) também contém evidências do tradicional empirismo.
Bunun yanında daha az ciddi seviyedeki hastalar için kesin bir bulgu yoktur.Não há evidências claras para pessoas com casos menos graves.
Daha önce yaşamış türler de, evrimsel tarihlerine dair kayıt bulgular geride bırakmıştır.Espécies passadas também deixaram registos da sua história evolutiva.
Çizelge bu bulguları göstermektedir.Na tabela mostram-se os resultados.
Yerleşimin büyük bir yangın geçirdiği yönünde bulgular vardır.Mostra também sinais de um grande incêndio no lugar.
Bu bulgu, elektronların atomların bileşenleri olduğu fikri için bir kanıt oluşturmaktaydı.Esta evidência fortaleceu a visão de que os elétrons existiam como componentes dos átomos.
Yaşlı kişilerde bulgular daha ağırdır.Em idosos isto é mais acentuado.
Prognostik bulgular.Virada espetacular.
Her iki taraf da fark ederse bu bir belirti ve bulgu olur.Já que ambos enxergam isso como um sinal de fraqueza.
Galileo Galilei, Güneş Sistemi’nin üyeleri hakkında fiziksel bulguları keşfeden ilk kişidir.Galileu Galilei foi o primeiro a resolver as primeiras estrelas individuais do aglomerado.
Bu bilimin elde etmiş olduğu bulgular çeşitli amaçlar için uygulanabilir.Como comentado, a técnica de Gnose, alcançada por qualquer meio, pode ser utilizada para variadas finalidades.
Uzmanların gecici hesaplarına göre bu iki bulgular yaklaşık birkaç milyon yıl yaşında olduğu belirtilmiştir.As datas das suas assinaturas demonstravam que haviam chegado há mais de dois anos atrás.
Bu bulguların klinik önemi bilinmemektedir.Não foi possível estabelecer a importância clínica destes achados.
Kuru fasulye pirinç veya bulgurla birlikte servis edilir.Serve-se o prato acompanhado de farinha ou de arroz.
Kitridlerin en eski fosil bulguları İskoçya'da Devonian-devrine ait olarak bulunmuştur.Os insetos mais antigos datam do Devoniano.
Bu ayrıca, İsrailoğullarının varlığından bahseden en eski bulgudur.Trata-se de uma das mais antigas sinagogas de Israel.
Pişmiş buğday tüm tane bulgur niteliği taşır.Alle snoepgoed brengt een laatste wals.
Biniciliğe ait ilk tarihî bulguya Çin'deki bir mezarda rastlandı.De eerst bekende wanmolen wordt afgebeeld in een Chinese graftombe.
Bu bulgular, proteinin değil DNA'nın kalıtsal madde olduğunu kanıtlamıştır.Dit experiment toonde aan dat DNA, en niet proteïne, drager van het genetische materiaal was.
Sigara dumanındaki radikallerin akciğerde bulunan alfa-1 antitripsini inaktive ettiğine dair bulgular vardır.Verder zijn radicalen in sigarettenrook ook betrokken bij de inactivatie van α-1-antitripsine in de longen.
Bu bulguların klinik önemi bilinmemektedir.Deze complexen zijn klinisch niet relevant.
Fakat diğer arkeolojik ve belgesel bulgular bu duruma yeni açılar getirmiştir.Andere historische en archeologische bronnen geven weer een ander beeld.
Kuşkuşu: Bulgur ile unun küçük yuvarlaklar haline getirilmesiyle ve suda kaynatılmasıyla yapılan yemek.Bij het eten wordt de buis uitgerold en wordt het vloeibare voedsel opgezogen.
Diagnostik (tanı) bulgular.Van klacht naar diagnose.
Arkeolojik bulgular bölgenin Orta Tunç Çağında (MÖ y.Archeologische opgravingen hebben aan het licht gebracht dat er in de Middenbronstijd (ca.
Başka önemli bir bulgu ise tasarruftur.De andere grote aftakking is de Tiền.
Bu ayrıca, İsrailoğullarının varlığından bahseden en eski bulgudur.Het oudste zekere bewijs komt uit Israël.
Flame, Flamer, sKyWIper ya da Skywiper 2012'de bulgulanmış bir kötücül yazılımdır.Flame, ook bekend als Flamer en Skywiper, is modulaire malware ontdekt in mei 2012.
Dolayısı ile 1 bulgu tek başına tanı koymak için yeterli değildir.Het is niet voldoende om een SLA eenmalig op te stellen.
Sarmısaklı bulgur köftesi gibi.Zo fijn als gemalen poppenstront.
Bu çeşitliliğe rağmen evcil türlere ilişkin bir bulgu yoktur.In dit opzicht verschillen ze niet van veel gedomesticeerde paarden.
(Bu bulgu sol yanlılıkla bağlantılı olabilir.)(Het blijkt overigens wel mogelijk om niet-rond buis met deze methode te lassen.)
Ancak Pioneer'in bulguları bundan öteye gidememiştir.Echter, de komst van oppas Mrs. Sturak hindert dit allemaal.
Bulgur Ayranpınar Köyünün en ünlü yiyeceğidir.Bulgogi is een van Korea's populairste rundvleesgerechten.
Kesin bulgu yoktur ama olasılık dahilindedir.Echt hard bewijs ontbreekt echter, hoewel het zeker tot de mogelijkheden behoort.
Bununla birlikte Allah ve Hubel’in farklı tanrılar olduğuna dair bulgular da bulunmaktadır.Istnieją jednakże dowody wskazujące, że Allah i Hubal stanowią dwóch różnych bogów.
Cinsel araştırma ve deneyler yapan klinik ve doktorların bulguları kesin midir?Czy ustalenia lekarzy i klinik prowadzących badania i eksperymenty seksuologiczne są prawdziwe?
Ancak, bulgular değişiklik gösterebilir ve diğer pnömoni türlerinde diğer örnekler yaygındır.Wyniki mogą jednak się różnić, a w innych typach zapalenia płuc powszechne są inne wzory zmian.
Röntgen bulguları genellikle dört hafta içerisinde bilgi sağlar ve ölüm oranı düşüktür (%1'den az).Wyniki RTG normalizują się zazwyczaj w przeciągu czterech tygodni, a śmiertelność jest niska (poniżej 1%).
Gözlem yolu ile öğrendikleri bildirilmiş olsa da bu bulguların geçerliliği tartışmalıdır.Uczą się one przez obserwowanie, choć jakość tych doniesień jest kwestionowana.
Anafilaksi teşhisi klinik bulgulara dayanır.Anafilaksja diagnozowana jest na podstawie objawów klinicznych.
Galileo Galilei, Güneş Sistemi’nin üyeleri hakkında fiziksel bulguları keşfeden ilk kişidir.Galileo Galilei pierwszy odkrył fizyczne właściwości poszczególnych ciał niebieskich.
Bu olgu, aynı kökenden gelen dillerin bulgulanmasında da yardımcı olmaktadır.Uświadomiło im to także, że tylko oni właśnie należą do tego samego obszaru językowego.
Üstelik, bulgular "hatalı babalık olaylarının" çok az sayıda olduğunu göstermiştir.Zgłoszony został m.in. problem "nadmiernego apetytu" chłopca.
Bununla birlikte klinik bulgular da hastalığı düşündürür."Jest pewne, że koty potrafią wykryć chorobę".
Bulgur çorbası ikram edilirken peynirli dürümde bulundurulur.Cream i Cheese zostają zauważeni na przyjęciu.
Bilgilerin bir kısmı da Hitit kayıtlarından ve arkeolojik bulgulardan elde edilmiştir.Pewne informacje można czerpać z dzieł sztuki i znalezisk archeologicznych.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
bulgu ile cümle - Sayfa 7 - bulgu kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App