Ana içeriğe geç
Sözlük

bulan ile cümle

bulan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ancak bu sayıyı abartılı bulanlar da vardır.A quantity of one dirham-weight (ca.
Fazlası: Bulantı ve kusma yapar.WAISTS: makes WIT and ASS.
En iyisini bulana kadar birilerini daha iyileriyle değiştirebilmektedirler.Modifications can be made continuously until the best solution is found.
Ancak kaleyi bulan 10 şutu tutarak olası bir farkı engelledi.But the Gang of 10 has reached a potential breakthrough.
Kavga sırasında Nikki, makyaj masasını devirdi ve oradaki Maryse'in yüzü pudraya bulandı.During the brawl, Nikki tipped over a make-up table, spilling the powder over herself and Maryse.
Bulan kişi Vuk Karadžić'dir.One book was in possession of Vuk Karadžić.
Bulanık mantık klasik küme gösteriminin genişletilmesidir.Thus CoL is a conservative extension of classical logic.
L'Alpe d'Huez'de iki defa son bulan tek yarışdı.It was the only tour to finish at Alpe d'Huez twice.
Bu kulüp bugünkü Bulancaksporun temelini oluşturur.This strip now forms the basis of the club's away strip.
Dansçıların duygulu yüklemleri bulanık ve neşenin ikisini de kapsar.Emotional attributes of the dances include both somberness and joy.
Bulantı gibi yan etkileri yaygındır.Side effects such as nausea are common.
Bulanıklara ve Melezlere dikkat etmelidir.Neferneferure and Neferneferuaten Tasherit.
Çünkü yaşadığı ortam genellikle bulanıktır ve görüş alanları bu sebeple gelişmemiştir.Because their aquatic environment is often turbid, their vision is not as well developed.
Toprakta ve suda bulanabilirler.It may occur on land or in water.
Kusma, bulantı, ishal vb. belirtiler değerlendirilir.Polynomials, Power Series, and Calculus.
Mide bulantısı ilaçları çocuklarda kusma tedavisinde faydalı olabilir.Antiemetic medications may be helpful for treating vomiting in children.
Giresun iline 10 km, Bulancak ilçesine 5 km uzaklıktadır.松江にもダイオウイカ 5メートル、陸揚げ後死ぬ.
Adı köyde bulanan Far Taşı denilen bir taşdan geldiği söylenmektedir.Eventually, they come to know about a mountain called Stone Boy.
Kasabanın birinde foyaları meydana çıkınca katran ve tüye bulanarak oradan kovulurlar.When a great number starts to come inside, they are trapped and brought out from there.
Belirtileri bulanık görme ve her iki gözde de aynı olmayan koyu veya bozuk görüntülerdir.Its symptoms are blurred vision and darkened or distorted images that are not the same in both eyes.
Bazı yazarlar katı bilim kurgu ve sosyal bilim kurgu arasındaki sınırı bulanıklaştırmışlardır.Together, they want to break down boundaries between science and the arts.
Ergen erkek çocukları, vücutları beyaz çamura bulanmış halde toplumdan kopuk yaşıyorlarTeenage boys lived in isolation, their bodies covered with white clay.
Onlar doktora giderler, hiçbir sorun bulanamaz.They go to the doctor, they can't find anything wrong with them.
Vay anasını, pisliğe bulanmış güneş gözlüklü bir armut! -Ne?-Whoa, a dirty pear with sunglasses!
En azından evimiz yeniden inşa edilene ya da başka bir ev bulana kadar.At least until the house is rebuilt or we find another one.
Sonucu doğru bulan tek kişi Shanan.So the only person who got it right was Shanan.
Eğer gerçekten uzaklaşırsam bulanıklaşıyorum.And if I get really far away I'm blurry.
Tabii ki, bunlardan hoşlanmayan insanlar var ve bunu çok şaşırtıcı bulanlar var.Of course, there are people who dislike this stuff and people who find it very surprising.
Hayal güçleri ile, buzdan bir hayat çıkarmanın, bir yolunu bulan insanlar.A people who find a way, with their imagination, to carve life out of that very frozen.
Bir çýkar yol bulana kadar yine annemi özlemeye devam edeceđim.Until i find a solution, i will keep missing my mom again
Bugün onu penisilini bulan adam olarak hatırlıyoruz.Today we remember him for his discovery of penicillin.
Operasyonla ilgili bir şey bulana kadar kimse harekete geçmesin.No one can find out about this until we've found something.
Uzunluğu 30 kilometreyi bulan ağlar kullanıyoruz.We use nets that are 20 miles long.
Empatinin, anlayışın ve arkadaşlığın ışığı, bir kez daha kendilerini yalnız bulana kadar.The light of empathy, understanding and friendship, only to once again find themselves alone.
Harika, ben de bulan kişiye "Rahat olabilirsin.Great, so I tell the guy, "Look, relax.
Görüşünün titremesinden ve bulanıklaşmasından başka, herhangi bir semptom var mı ?Aside from your eyesight shaking and becoming blurred, do you have any other symptoms?
Doğru cevabı bulana kadar ne yapabilirim diye düşünüyorum. .I just keep messing around with it until I get the right answer.
Mide bulandýrýcý deđil mi?Doesn’t it make you sick?
Ve ilk kez halk arasında vuku bulan böyle bir huzursuzluktan etkilendim.And for the first time, I was affected by this communal unrest.
Göktaşını bulan, adını da koyabilir, doğru mu?The person that finds her gets to name her, right?
250 metreyi ilk bulan takım kazanır. Şimdi.First team that hits 800 feet wins.
Mide bulantısı hissedebilirsiniz. Hazırlıklı olun.It's gonna make you queasy, so prepare yourself.
Fakat, onlar daha iyi birşey bulana kadar, sahip olduğumla mutluyum.But, until they find something better, I'm happy with what we got.
Belki ufak bir farkla: Fareleri, mayın bulan köpeklere göre 1/5 masrafla eğitebiliriz.Maybe one slight difference: we can train rats at a fifth of the price of training the mining dog.
Bunu bulana kadar hiçbir şey işe yaramadı.Nothing worked until I found this.
Bulunan şeyleri otomatik bir şekilde bulan bir yapı var:These are automatically constructed using the found objects:
Bu midemi bulandırdı. beni sarsan, bir gece önce,It made me sick at my stomach.
Ve eğer midesi kolay bulanan biriyseniz, lütfen başka tarafa bakın.And if you're squeamish, please look away now.
Çocukları suda katrana, zifte bulanıyor, tüm giysilerine, sandaletlerine yapışıyor.Their kids are in the water; they're getting tar all over their clothes and their sandals--
Genellikle çok bulanık olan sulara girmeyi tercih etmezler çünkü.They don't usually like to go into water that is very cloudy anyway.
Petrole bulanmış pelikan. Ne kadar da içler acısı değil mi? Değil mi!That you're insane.
"Sizi yaşadığınız maceradan sonra burda görmek istiyorum, çamura bulanmış bir şekilde."He said, "I want to see you back here girls, at the end of this experience, covered in mud."
Koordinasyonu etkileyerek mide bulantısı ve kusmaya yol açıyor.It affects coordination and brings on nausea and vomiting.
Onları beyaz, bulanık, elipse benzer şeyler olarak görüyorsunuz.They're the white, fuzzy, elliptical things here.
Newcastle'da bunun çok büyük bir nöronla ilgili olduğunu bulan biri var.There's a person at Newcastle who has figured out that it's a very large neuron.
Masamda bilirsiniz şarabı müthiş bulanlar vardı.There were people at my table who thought it was, you know, fantastic.
Aslında enerji midir yoksa kütle midir, konu buralarda giderek bulanıklaşıyor.But it starts to get fuzzy whether they are energy or mass.
Ve sonra, diğer eksen girince, hacim içinde bulanıklaşıyor.And then, as the other axis kicks in, those actually blur into a volume.
Bir problem buldum. Bu becerinizde bilfiil hata bulan spesifik bir problemI found a problem, a specific problem that actually found an error with that.
Bakın BMW'nin reklam kampanyasında cisim bulan dahiyane feraseti.Here was BMW's brilliant insight, which they embodied into an ad campaign.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod