Ana içeriğe geç
Sözlük

bulan ile cümle

bulan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Gerçeği arayanlara inan ve onu bulanlardan kuşkulan.Believe those who are seeking truth and doubt those who have found it.
Su soğuk ve bulanıktı.The water was cold and dark.
Bazen öğleden sonra benim başım ağrır ve midem bulanır.Sometimes in the afternoon I get a headache and I feel nauseous.
Saatini bulan genç burada.Here is the boy who found your watch.
Yeni bir fikir bulan kişi Tom'du.Tom was the one who came up with the idea.
Bu tasarım için bulanık renkler kullanmak iyi bir fikir değil.Using muddy colors for this design is not a good idea.
Neredeyse midem bulandı.I almost became nauseated.
Mide bulandırıyor.It does get nauseating.
Bu benim midemi bulandırır.It makes me nauseous.
Su bulanıktı.The water was murky.
Çeşitli nedenlerle kendilerini böyle bir durumda bulan birçok insan var.There are a lot of people who find themselves in such a situation for various reasons.
Midem bulandı.I felt nauseous.
Tom sınıfımızda iş bulan ilk kişiydi.Tom was the first one in our class to find a job.
Bu resim bulanık.This picture is blurry.
Bunu yapan kişiyi bulana kadar dinlenmeyeceğim.I will not rest until I find the person who did this.
Bunu yapan kişiyi bulana değin dinlenmeyeceğim.I won't rest until I find the person who did this.
Tom ve ben Mary'yi bulan kişilerdik.Tom and I were the ones who found Mary.
Sami baş dönmesi ve bulantı hissetti.Sami felt dizzy and nauseous.
Baş dönmesi ve mide bulantısı hissettim.I felt dizzy and nauseous.
Sami, Leyla'yı bulana kadar aramayı bırakmayacak.Sami won't stop looking until he finds Layla.
Sami, Leyla'yı bulana kadar aramayı durdurmayacak.Sami won't stop looking until he finds Layla.
Tom'un anahtarını bulan kişiyim.I'm the one who found Tom's key.
Ben, Tom'u bulan kişiyim.I'm the one who found Tom.
Sami'nin öfkesi onun yargısını bulanıklaştırdı.Sami's rage clouded his judgment.
Sami'nin midesi bulanıyordu.Sami was feeling nauseous.
Bu aralar bulantınız oluyor mu?Have you experienced nausea recently?
Mideni mi bulandırıyoruz?Do we disgust you?
Robert'ın görüşü gittikçe bulanıklaşıyordu.Robert's vision was getting blurry.
Daha sonra Maria ve Mike'ı bulan Zayn, onlara zaten iki kez özür dilediğini söyledi.Later, Zayn found Maria and Mike and said that he had already apologized twice.
Buland Darwaza Buland Darwaza arka kısım.Buland Darwaza Buland Darwaza back side.
Yepyeni Mercedes-Benz CLS55 AMG marka aracın İngiltere’deki bulanan ilk örneği olduğu söyleniyordu.The car, a brand new Mercedes-Benz CLS55 AMG, was said to be the first of its kind in Britain.
Hoa: Essun'u ormanda bulan ve yolculuğunda ona eşlik eden gizemli bir çocuk.Hoa: a mysterious boy who finds Essun in the woods and accompanies her on her journey.
Bir görüntü engellendiğinde, Aile Güvenliği onu bulanıklaştırır.When an image is blocked, Family Safety blurs it out.
İkisi de "çok rahatsız edici şekilde bulanıklaşmaya başladı" ve kitap fikrini oluşturdu.The two "began to blur in this very unsettling way" and the idea for the book was formed.
Görme muhtemelen günün geri kalanında bulanık kalacaktır.Vision will most likely remain blurry for the rest of the day.
1997 MTV Film Ödülleri 10 Haziran 1997 gecesi Mike Myers'ın sunumuyla sahiplerini bulan ödüllerdir.The 1997 MTV Movie Awards were held on June 10, 1997, and hosted by Mike Myers.
Sumatriptan gibi triptanlar, kişilerin neredeyse %75'inde hem ağrı hem de bulantı için etkilidir.Triptans such as sumatriptan are effective for both pain and nausea in up to 75% of people.
Kendimi unutuyorum ve zihnim bulanıyor.I am forgetting myself, and my mind is reeling.
Schapiro’nun çalışmaları güzel sanat ve zanaat arasındaki çizgiyi bulanıklaştırdı.Schapiro's artwork blurs the line between fine art and craft.
2000 MTV Film Ödülleri Sarah Jessica Parker'ın sunumuyla sahiplerini bulan ödüllerdir.The 2000 MTV Movie Awards were hosted by Sarah Jessica Parker.
Horner şarkıyı Cameron'a sunmak için onun uygun ruh halinde olduğu zamanı bulana kadar bekledi.Horner waited until Cameron was in an appropriate mood before presenting him with the song.
Muayeneden sonra, yakın çekim görüşü birkaç saat bulanık kalabilir.After the examination, close-up vision may remain blurred for several hours.
Bunun ardından, birkaç nesil geçtikten sonra Bulan adında bir kral başa geçti.After this, several generations passed until a certain King arose whose name was Bulan.
2003 MTV Film Ödülleri, 31 Mayıs 2003 tarihinde Los Angeles'ta sahiplerini bulan ödüllerdir.The 2003 MTV Movie Awards was held on May 31, 2003 in Los Angeles.
Tatyana Bulanova, Rus şarkıcı.Tatyana Bulanova is a Russian pop singer.
Kıskanç April onu öldürmeye çalışınca, Katrina'nın midesi bulanır ve Warren'dan ayrılır.When the jealous April tries to kill her, Katrina is disgusted and breaks up with Warren.
Bulan, bulunan, bulucu demektir.The moon (Ayyur) was conceived as being masculine.
Tip IV, genomları 8'e kadar olabilen ORF ile beraber 4-kb'ı bulan büyük genomlardandır.Type IV genomes have the largest genomes of nearly 4-kb, with up to eight ORFs.
Ayrıca gebelikde bulantı eşlik eden bir olgudur.It is worn in conjunction with a lamé.
Filtresiz olduğu için bulanık bir görünüme sahiptir.I think she lacks a filter.
Kitap, dağlarda mistik bir taş bulan genç çiftçi çocuğu Eragon'un hikâyesini anlatır.The book tells the story of a farm boy named Eragon, who finds a mysterious stone in the mountains.
Bulancaka her gün dolmuş minibüsleri bulunmaktadır.These infants continue to need oral carbohydrates every few hours.
Astigmatizması olan kişilerin uzak ya da yakın mesafe görüşü bulanık ya da gölgeli olur.The dark dots disappear if one is too close to or too far from the image.
Bulanık ve Patnos'a da yakındır.The Distant and the Close (Далекие, близкие).
O, ayrıca kübik denklemlerin genel geometrik çözümünü bulan ilk kişi idi..He was also the first to find the general geometric solution to cubic equations.
Fransız fizikçi Léon Foucault(1819–1868), 1855’te, eddy akımını bulan kişi olarak tarihe geçmiştir.French physicist Léon Foucault (1819–1868) is credited with having discovered eddy currents.
Merzifonspor ve Bulancakspor kulüpleri kura sonucunda 5. kademeye yükseldiler.Universidad and Broncos fought for 5th place.
Savaş zamanında savaş gemisi ile ticari gemi arasındaki fark sıklıkla bulanıktır.In wartime, the distinction between warships and merchant ships is often blurred.
Filmin hikâyesinin fikrini bulan Bob Peterson filmi Ağustos 2013'e kadar yönetti.Peterson, who came up with the idea for the story, directed the film until August 2013.
Fotoğrafta hiç renk bulunmamasına karşın, optik aberasyon görseli bulanıklaştırır.Although there are no colors in the photograph, chromatic aberration will blur the image.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
bulan ile cümle - Sayfa 2 - bulan kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App