HIV'in cinsel yolla bulaşması o kadar da kolay değildir.HIV nu se transmite chiar aşa de uşor pe cale sexuală.
HIV'in cinsel yolla bulaşması o kadar da kolay değildir.HIV sebenarnya tidak semudah itu tersebarkan secara seksual.
HIV'in cinsel yolla bulaşması o kadar da kolay değildir.HIV thật ra không dễ để truyền qua đường tình dục thế đâu
HIV'in cinsel yolla bulaşması o kadar da kolay değildir.HIV ve skutečnosti není tak snadno přenosný sexuálně.
HIV'in cinsel yolla bulaşması o kadar da kolay değildir.le VIH ne se transmet pas si facilement par le sexe.
HIV'in cinsel yolla bulaşması o kadar da kolay değildir.Non è così facile trasmettersi l'HIV per via sessuale.
HIV'in cinsel yolla bulaşması o kadar da kolay değildir.ВИЧ не так-то легко передать половым путём.
HIV'in cinsel yolla bulaşması o kadar da kolay değildir.Всъщност не е лесно вирусът на ХИВ да се предаде сексуално.
HIV'in cinsel yolla bulaşması o kadar da kolay değildir.טוב, ברצינות, HIV לא כל כך בקלות
HIV'in cinsel yolla bulaşması o kadar da kolay değildir.إن مرض " نقص المناعة المكتسبة " ليس من السهل تناقله بواسطة الممارسة الجنسية
HIV'in cinsel yolla bulaşması o kadar da kolay değildir.セックスによって伝染しません 血液と体液にどれだけの
Hırsızların işlerine bulaşmak istemiyorum, Ve denizaşırı yolculuğa çıkıyorum.Je ne veux pas me mêler des affaires de voleurs, et en plus, je dois partir en voyage.
Hırsızların işlerine bulaşmak istemiyorum, Ve denizaşırı yolculuğa çıkıyorum.No quiero involucrarme en los negocios de los ladrones. Además me marcho a tierras lejanas.
Hırsızların işlerine bulaşmak istemiyorum, Ve denizaşırı yolculuğa çıkıyorum.Tôi không muốn dính líu đến chuyện của bọn trộm cắp, và tôi phải xuất ngoại rồi.
Hırsızların işlerine bulaşmak istemiyorum, Ve denizaşırı yolculuğa çıkıyorum.Не искам да се меся в бизнеса на крадците, а и заминавам на далеч.
Hırsızların işlerine bulaşmak istemiyorum, Ve denizaşırı yolculuğa çıkıyorum.Я не хочу лезть в воровские дела, я уже почти в Китае.
İranlı her sanatçı bir biçimde siyasete bulaşmak zorunda.Cada artista iraniano, de uma forma ou de outra, é político.
İranlı her sanatçı bir biçimde siyasete bulaşmak zorunda.Chaque artiste Iranien, d'une façon ou d'une autre, est politique.
İranlı her sanatçı bir biçimde siyasete bulaşmak zorunda.Elke Iraanse artiest is op één of andere manier politiek.
İranlı her sanatçı bir biçimde siyasete bulaşmak zorunda.Fiecare artist iranian, într-o formă sau alta, e politic.
İranlı her sanatçı bir biçimde siyasete bulaşmak zorunda.Jeder iranische Künstler ist auf die eine oder andere Art politisch.
İranlı her sanatçı bir biçimde siyasete bulaşmak zorunda.Każdy irański artysta, w ten czy inny sposób, jest artystą politycznym.
İranlı her sanatçı bir biçimde siyasete bulaşmak zorunda.Každý íránský umělec je, v různé podobě, politický.
İranlı her sanatçı bir biçimde siyasete bulaşmak zorunda.이란의 모든 예술가들은, 어느 형태로든 정치적입니다.
İranlı her sanatçı bir biçimde siyasete bulaşmak zorunda.Mỗi một nghệ sỹ Iran, bằng hình thức này hay hình thức khác, đều liên quan đến chính trị.
İranlı her sanatçı bir biçimde siyasete bulaşmak zorunda.Ogni artista iraniano, in un modo o nell'altro, è politico.
İranlı her sanatçı bir biçimde siyasete bulaşmak zorunda.Setiap artis Iran, dalam bentuk apapun, adalah politis.
İranlı her sanatçı bir biçimde siyasete bulaşmak zorunda.Toda mujer artista iraní, de una u otra forma, es política.
İranlı her sanatçı bir biçimde siyasete bulaşmak zorunda.Valamilyen formában minden egyes iráni művész politizál.
İranlı her sanatçı bir biçimde siyasete bulaşmak zorunda.Κάθε Ιρανός καλλιτέχνης, με τον ένα ή τον άλλο τρόπο, είναι πολιτικός.
İranlı her sanatçı bir biçimde siyasete bulaşmak zorunda.Каждый художник Ирана так или иначе политизирован.
İranlı her sanatçı bir biçimde siyasete bulaşmak zorunda.Кожен іранський митець, в той чи інший спосіб, є політичним.
İranlı her sanatçı bir biçimde siyasete bulaşmak zorunda.Политиката определя живота ни.
İranlı her sanatçı bir biçimde siyasete bulaşmak zorunda.כל אמן איראני, בצורה זו או אחרת, הוא אמן פוליטי.
İranlı her sanatçı bir biçimde siyasete bulaşmak zorunda.كل فنان إيراني، بشكل أو آخر، هو سياسي.
İranlı her sanatçı bir biçimde siyasete bulaşmak zorunda.政治に意欲的です 政治は私たちの命を左右するものです
İşte ben buna sosyal bulaşma derim. Gerçekten de çok etkili ve aynı zamanda heyecan verici.C'est ce que j'appelle la contagion sociale, et c'est vraiment puissant et vraiment passionnant.
İşte ben buna sosyal bulaşma derim. Gerçekten de çok etkili ve aynı zamanda heyecan verici.Das nenne ich "soziale Übertragung", ein mächtiges Werkzeug und sehr spannend.
İşte ben buna sosyal bulaşma derim. Gerçekten de çok etkili ve aynı zamanda heyecan verici.Dit is wat ik sociale besmetting noem, en het is bijzonder krachtig en enorm opwindend.
İşte ben buna sosyal bulaşma derim. Gerçekten de çok etkili ve aynı zamanda heyecan verici.Đó gọi là tuyên tuyền xã hội, và nó thật sự rất mạnh mẽ và rất thú vị.
İşte ben buna sosyal bulaşma derim. Gerçekten de çok etkili ve aynı zamanda heyecan verici.È ciò che io chiamo contagio sociale, ed è veramente potente e davvero entusiasmante.
İşte ben buna sosyal bulaşma derim. Gerçekten de çok etkili ve aynı zamanda heyecan verici.É o que chamo contágio social e é muito poderoso e muito emocionante.
İşte ben buna sosyal bulaşma derim. Gerçekten de çok etkili ve aynı zamanda heyecan verici.Es lo que llamo contagio social y es realmente poderoso y realmente emocionante.
İşte ben buna sosyal bulaşma derim. Gerçekten de çok etkili ve aynı zamanda heyecan verici.Itulah yang saya sebut "wabah sosial," dan hal itu sangat manjur dan menarik.
İşte ben buna sosyal bulaşma derim. Gerçekten de çok etkili ve aynı zamanda heyecan verici.Tomu říkám sociální nákaza, je to velmi silné a velmi zajímavé.
İşte ben buna sosyal bulaşma derim. Gerçekten de çok etkili ve aynı zamanda heyecan verici.Αυτό εγώ το ονομάζω κοινωνική μεταδοτικότητα και είναι ισχυρή και πραγματικά συναρπαστική.
İşte ben buna sosyal bulaşma derim. Gerçekten de çok etkili ve aynı zamanda heyecan verici.Це те, що я називаю соціальною інфекцією, і вона має силу впливу і це дійсно захоплює.
İşte ben buna sosyal bulaşma derim. Gerçekten de çok etkili ve aynı zamanda heyecan verici.Я это называю социальное заражение, и это мощное средство и ужасно захватывающее.
İşte ben buna sosyal bulaşma derim. Gerçekten de çok etkili ve aynı zamanda heyecan verici.他にも プリヤンカの暮らす村の近くの
İşte ben buna sosyal bulaşma derim.이것이 바로 사회적 전파에요.
İşte ben buna sosyal bulaşma derim.To właśnie nazywam zaraźliwością społeczną.
İşte ben buna sosyal bulaşma derim.אני קוראת לכך "הדבקה חברתית", ויש לזה באמת המון עוצמה
İşte ben buna sosyal bulaşma derim.هذا ما أسميه بالعدوى الاجتماعية، وهي حقاً قوية
Kimisi çok eğitimliydi, ancak sisteme bulaşmak istemiyordu. Uyum içinde yaşıyorlardı.Те принтират тортилите, можете да изядете менюто, оборудван е с HP плотери и други страхотни неща.
Kokain enjeksiyonu ayrıca HIV ve hepatit C gibi kanla geçen hastalıklarının bulaşması riskini de taşımaktadır.Az első csoport a kokaint por formában önmagában, illetve kannabisszal és/vagy alkohollal együtt fogyasztja.
Kokain enjeksiyonu ayrıca HIV ve hepatit C gibi kanla geçen hastalıklarının bulaşması riskini de taşımaktadır.De eerste groep gebruikt cocaïnepoeder, alleen of in combinatie met cannabis en/of alcohol.
Kokain enjeksiyonu ayrıca HIV ve hepatit C gibi kanla geçen hastalıklarının bulaşması riskini de taşımaktadır.Il primo gruppo fa uso di cocaina in polvere, da sola o in combinazione con cannabis e/o alcool.
Kokain enjeksiyonu ayrıca HIV ve hepatit C gibi kanla geçen hastalıklarının bulaşması riskini de taşımaktadır.Osoby te są dobrze zintegrowane społecznie, mają ustabilizowane warunki życia i stałą pracę.
Kokain enjekte etme, HIV ve hepatit C gibi kan yoluyla geçen hastalıkların bulaşması riskini taşımaktadır.Injekčná aplikácia kokaínu nesie riziko prenosu ochorení prenášaných krvou, napríklad HIV a hepatitídy typu C.
Kokain enjekte etme, HIV ve hepatit C gibi kan yoluyla geçen hastalıkların bulaşması riskini taşımaktadır.Injicering av kokain medför risker för överföring av blodburna sjukdomar, som hiv och hepatit C.