Belgradlı bir satıcı olan Mirjana Raduloviç, sendikaların siyasete bulaşmaması gerektiğini söylüyor.Mirjana Radulovic, a saleswoman in Belgrade, says unions should not get involved in politics.
Toplumlarında bir çeşit gizemli bulaşmadan korkan insanlardan çekinmektedirler.They may be shunned by others in their community who fear a sort of mysterious contagion.[17]
Spermisid Nonoksinol-9'un CYBE bulaşma olasılığını azalttığı iddia edilmiştir.The spermicide Nonoxynol-9 has been claimed to reduce the likelihood of STI transmission.
Anal seks yaparken bireylerin maruz kaldığı ana risk HIV bulaşmasıdır.The main risk which individuals are exposed to when performing anal sex is the transmission of HIV.
Bulaşma nüanslarıNuances of contamination
Radyoaktif bulaşmaRadioactive contamination
Gezegenler arası bulaşmaInterplanetary contamination
Kimyasal bulaşmaChemical contamination
Yiyecek, içecek ve ilaçta bulaşmaFood, beverage, and pharmaceutical contamination
Birincil bulaşma yöntemi, belirli bir bölgede kronik HBV enfeksiyonunun yaygınlığını yansıtır.The primary method of transmission reflects the prevalence of chronic HBV infection in a given area.
UVGI suyu yeniden bulaşmayı önleyecek şekilde taşınmalı veya teslim edilmelidir.UVGI water must be transported or delivered in such a way as to avoid reinfection.
Türkiye sınırları içinde ilk kez bir kişiden diğerine bulaşma ise 26 Temmuz 2009'da bildirilmiştir.The first case of person to person transmission within Turkey was announced on 26 July 2009.
Batı psikolojisinde, bu "duygu bulaşması" veya limbik rezonans fenomenini belgelenmiştir.Western psychology has documented this phenomenon of 'mood contagion' or limbic resonance.
Bulaşmanın ısırma ve tımarlama davranışları yoluyla gerçekleştiği varsayılmıştır.Transmission has been hypothesized to occur through biting and grooming behaviors.
FeLV'nin bulaşma yolları arasında kan, tükürük, idrar ve süt bulunur.The modes of transmission for FeLV include blood, saliva, urine, and milk.
Bazı potansiyel bulaşma yolları: [1] [2]Here are some potential routes of transmission:[280][281]
İnsandan insana bulaşmaz.Cradle cap is not spread from person to person (contagious).
Bu genellikle patojenlerin vajinal epitelyuma bulaşmasını azaltır. [6]This usually reduces pathogens from infecting to the vaginal epithelium.[10]
Sana bulaşmak istemiyorum.Ich möchte dich nicht anstecken.
Victor’u ve Lance’i bazı kirli işlere bulaşmasını sağlar.Dabei sieht er Alice und Victor in inniger Umarmung.
Yakın temaslar, virusun bulaşmasında önemli rol oynar.Adhäsine spielen eine wichtige Rolle beim Infektionsprozess.
Hastalık bulaşmasaydı, öksürüğe tutulmazdım.Je n'aurais pas attrapé le rhume si je n'avais pas été contaminée.
Bir bildiride CIA'nin araç kontrol sistemlerine bulaşma yollarını araştırdığı bildirildi.Un document montrerait que la CIA a recherché des moyens pour infecter les systèmes de contrôle de véhicule.
Tek bir bulaşmadan sonra ömür boyu bağışıklık kazanılır.Après avoir été infectée, une personne gardera toute sa vie une immunité à l’égard du virus.
Ellerin düzenli olarak yıkanması, nezle virüslerinin bulaşmasını azaltmaktadır.Elle se lave sans cesse les mains pour se débarrasser des microbes.
Ayrıca, Taşkent'te yaşadığı süre boyunca herhangi bir suça bulaşmadığı belirtildi.Il a ajouté que ce qui s’est passé avec la Crimée est impossible en Asie.
İtalyan Dış İşleri Bakanı görüşmelere asla bulaşmadı.Les clubs en lettres italiques ne participèrent pas au tour final.
Toplumlarında bir çeşit gizemli bulaşmadan korkan insanlardan çekinmektedirler.Durante el ascenso, se encuentran con el peligro que tanto temían los enanos: los Sin Rostro (Faceless One).
Virüsün bulaşması vajinal, anal veya oral seks sırasında gerçekleşebilir.La transmisión del organismo se produce durante el sexo vaginal, anal u oral.
Dört farklı şekilde bulaşma gerçekleşebilir.Así que podrás ver hasta cuatro distintas.
Treponemal antikor testleri genellikle ilk bulaşmadan iki ila beş hafta sonra pozitif hale gelir.I test per gli anticorpi treponemici diventano positivi generalmente 2-5 settimane dopo l'infezione iniziale.
İğne paylaşımından bulaşma riskinin sınırlı olduğu görülmektedir.Il rischio di trasmissione da aghi condivisi appare limitato.
Tek bir bulaşmadan sonra ömür boyu bağışıklık kazanılır.Dopo una singola infezione l'individuo acquisisce una immunità per il resto della sua vita.
Bunların dışında enfekte hastalarla temas da bulaşmada önemli bir etkendir.Il contatto con gli altri malati è insopportabile.
İkincil frengi, ilk bulaşmadan yaklaşık olarak dört ila on hafta sonra oluşur.Il periodo secondario ha inizio circa 4-10 settimane dopo l'infezione primaria.
Nozokomiyal yol bilinen bir bulaşma yoludur.L'accesso alla vetta è un percorso di tipo escursionistico.
Bununla birlikte şifre çözücü modül de her dosya bulaşmasında değişmekteydi.Infine il Change Manager deve assicurarsi che tutta la documentazione sia stata aggiornata.
Hastalık sadece insanlara bulaşmaktadır.Инфекция поражает только людей.
İtalyan Dış İşleri Bakanı görüşmelere asla bulaşmadı.Министерство иностранных дел Италии не принимало участие в процессе переговоров.
Cüzzamın bulaşma kaynağı sadece insandır.Единственным источником возбудителя инфекции является человек.
1905 ve 1906'da Neisser Cava Adası'nda hastalığın maymunlardan insanlara bulaşma olasılığını inceledi.В 1905 и 1906 гг. работал на Яве с целью изучения возможностей передачи сифилиса от обезьяны к человеку.
Toplumlarında bir çeşit gizemli bulaşmadan korkan insanlardan çekinmektedirler.ومن الخائفين من منعه خوف جهنم من الضحك، وكان جماعة من السلف قد عاهدوا الله أن لا يضحكوا أبدا.
Hepatit C’nin cinsel ilişki yoluyla bulaşıp bulaşmadığı bilinmemektedir.من غير المعروف ما إذا كان من الممكن أن ينتقل فيروس ج من خلال الممارسة الجنسية أم لا.
Hepatit C’nin enfekte olmuş bir anneden çocuğuna bulaşması, hamileliklerin %10’undan daha azında görülür.يحدث انتقال فيروس ج من الأم المصابة إلى جنينها في أقل من 10% فقط من حالات الحمل.
Amerika Birleşik Devletleri'nde, yılda 6 ila 12 milyon arasında çocuğa bulaşmaktadır.Nos Estados Unidos, entre 6 e 12 milhões de crianças são infectadas por ano.
Uzun süren bir doğum, daha yüksek bir bulaşma riski ile ilişkilendirilmektedir.Os trabalhos de parto longos estão associados a um maior risco de transmissão.
Şapkalar, yatak takımları veya kıyafetlerin paylaşılmasıyla bulaşma daha az yaygındır.A transmissão através da roupa ou roupas de cama é muito menos comum.
Bir bildiride CIA'nin araç kontrol sistemlerine bulaşma yollarını araştırdığı bildirildi.Um documento declarou que a C.I.A. estava pesquisando maneiras de infectar sistemas de controle de veículo.
İğne paylaşımından bulaşma riskinin sınırlı olduğu görülmektedir.O risco de transmissão através da partilha de seringas aparenta ser reduzido.
Hastalık sadece insanlara bulaşmaktadır.A doença só infecta os seres humanos.
Bu, Bordeaux bulamacının fungal hastalıklar bulaşmadan önce kullanılması gerektiği anlamına gelir.Sendo assim, a Calda Bordalesa deveria ser usada preventivamente antes do estabelecimento de doenças fúngicas.
Doğru prezervatif kullanımı HIV virüsünün bulaşmasını %80 oranında engeller.O uso de preservativos reduz o risco de transmissão de HIV em cerca de 80% a longo prazo.
Bundan sonra kokaine bulaşması yüzünden futbol hayatı istediği gibi gitmedi.Após a contusão seu futebol não era mais o mesmo.
Bulaşma genellikle; öksürük, yıkanmamış ellere dokunmak ya da öpüşmek gibi doğrudan temas gibi yollarla olur.A doença às vezes o impede de realizar atividades simples, como amarrar os sapatos ou escrever direito.
Toplumlarında bir çeşit gizemli bulaşmadan korkan insanlardan çekinmektedirler.Zij beschikten over huurmoordenaars (jagunços) die in de omgeving de schrik aanjaagden.
Ellerin düzenli olarak yıkanması, nezle virüslerinin bulaşmasını azaltmaktadır.Regelmatig handen wassen verkleint de kans op overdracht van koude virussen.
Hastalık sadece insanlara bulaşmaktadır.De ziekte komt alleen bij mensen voor.
Bir bildiride CIA'nin araç kontrol sistemlerine bulaşma yollarını araştırdığı bildirildi.Uit een van de documenten blijkt dat de CIA onderzocht hoe de besturing van auto's kon beïnvloed worden.
Victor’u ve Lance’i bazı kirli işlere bulaşmasını sağlar.Tommy en Lance knappen een aantal klusjes voor hem op.
Uzun süren bir doğum, daha yüksek bir bulaşma riski ile ilişkilendirilmektedir.Mensen die dicht bij elkaar zitten, lijken een groter risico op infectie te hebben.