Dallı budaklı kanallar inşa etmişlerdi ve suyu araziden çekip nehre akıtıyorlardı.Construyeron esta serie intricada de canales, y empujaron el agua ubicada en la tierra hacia el río
Dallı budaklı kanallar inşa etmişlerdi ve suyu araziden çekip nehre akıtıyorlardı.De byggde ett nät av kanaler, och de tryckte ut vattnet från markerna ner i floden.
Dallı budaklı kanallar inşa etmişlerdi ve suyu araziden çekip nehre akıtıyorlardı.Ei au construit această serie de canale complicate, şi au împins apa în afara zonei, înapoi în râu.
Dallı budaklı kanallar inşa etmişlerdi ve suyu araziden çekip nehre akıtıyorlardı.Họ đã xây dựng chuỗi kênh đào phức tạp và họ đẩy nước ra khỏi vùng đất vào lại sông.
Dallı budaklı kanallar inşa etmişlerdi ve suyu araziden çekip nehre akıtıyorlardı.복잡한 수로를 만들어서 습지의 물을 강으로 다 빼내버린 거에요.
Dallı budaklı kanallar inşa etmişlerdi ve suyu araziden çekip nehre akıtıyorlardı.Komplikált csatorna rendszert építettek és kipréselték a vizet a földből a folyóba.
Dallı budaklı kanallar inşa etmişlerdi ve suyu araziden çekip nehre akıtıyorlardı.Mereka membangun seri kanal yang rumit, dan mereka memaksa air keluar dari lahan menuju ke sungai.
Dallı budaklı kanallar inşa etmişlerdi ve suyu araziden çekip nehre akıtıyorlardı.Vybudovali propracovanou síť kanálů, kterou odváděli vodu ze svých pozemků do řeky.
Dallı budaklı kanallar inşa etmişlerdi ve suyu araziden çekip nehre akıtıyorlardı.Wybudowali skomplikowany system kanałów, i przekierowywali wodę z lądu do rzeki.
Dallı budaklı kanallar inşa etmişlerdi ve suyu araziden çekip nehre akıtıyorlardı.Ze bouwden een complex kanalenstelsel en ze duwden het water van het land de rivier in.
Dallı budaklı kanallar inşa etmişlerdi ve suyu araziden çekip nehre akıtıyorlardı.Έφτιαξαν ένα περίπλοκο δίκτυο καναλιών, και έδιωξαν το νερό από την ξηρά προς τον ποταμό.
Dallı budaklı kanallar inşa etmişlerdi ve suyu araziden çekip nehre akıtıyorlardı.Изградили сложна система от канали, по които изтласквали водата от сушата към реката.
Dallı budaklı kanallar inşa etmişlerdi ve suyu araziden çekip nehre akıtıyorlardı.Они построили сложный ряд каналов, выводя воду из земли и направляя её прямо в реку.
Dallı budaklı kanallar inşa etmişlerdi ve suyu araziden çekip nehre akıtıyorlardı.הם בנו סוללת תעלות מסובכת, והם דחפו את המים הלאה מהקרקע אל הנהר.
Dallı budaklı kanallar inşa etmişlerdi ve suyu araziden çekip nehre akıtıyorlardı.ببناء شبكة من قنوات التصريف لتصريف المياه خارجاً من الأرض إلى النهر
Dallı budaklı kanallar inşa etmişlerdi ve suyu araziden çekip nehre akıtıyorlardı.水を川に移した でも 農場はうまくいかなかった
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.A decir verdad, ningún seguro cubre actos idiotas.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.De facto žádné pojištění nekryje činy idiocie.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.De fapt, nici o asigurare nu acoperă idioţenia.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.En fait, aucune assurance ne les couvre.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Faktisk, ingen forsikring dækker imod idiotiens luner.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.In der Tat deckt keine Versicherung Taten aus Idiotie ab.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.In realtà, nessuna assicurazione copre i casi di idiozia.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Kenyataannya, tidak ada asuransi yang mencakup tindakan kebodohan.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.사실, 어느 보험도 어리석은 행동을 처리해주지 않습니다
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Nenhum seguro cobre atos de idiotice.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Persze semmilyen biztosítás sem fedi a hülyeségből elkövetett dolgokat.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Sterker nog, geen enkele verzekering dekt idioterie.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Tak naprawdę żadne ubezpieczenie nie obejmuje głupoty.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Thực tế mà nói, không có bảo hiểm nào bao gồm những hành động ngu ngốc cả.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Για να πούμε την αλήθεια, καμία ασφάλεια δεν καλύπτει ανόητες πράξεις.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Ако трябва да бъда точна, нито една застраховка не покрива идиощината.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.Направду жодне страхування не покриває нападів ідіотизму.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.На самом деле ни одна страховка не покрывает акты идиотизма.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.למעשה, שום ביטוח לא מכסה תאונות כתוצאה מטיפשות.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.فى واقع الأمر، لا يوجد تأمين ضد التصرفات الغبية.
Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu.愚かな行動に出ることは、本質上、
Domuzun budunu keser ve çöpe atar, ve o buda bakar ve şöyle der,Chystá se ukrojit konec šunky a vyhodit ho, přitom se dívá na ten kousek šunky a říká si,
Domuzun budunu keser ve çöpe atar, ve o buda bakar ve şöyle der,Empieza a quitar la cola del jamón para tirarla, y mira ese trozo de jamón, y se pregunta,
Domuzun budunu keser ve çöpe atar, ve o buda bakar ve şöyle der,Hun skal til at skære enden af skinken og smide den væk, da hun ser på den og tænker
Domuzun budunu keser ve çöpe atar, ve o buda bakar ve şöyle der,햄 끄트머리를 뚝 잘라서 버리는 겁니다. 그리고 버린 끄트머리를 바라보며 생각하죠.
Domuzun budunu keser ve çöpe atar, ve o buda bakar ve şöyle der,Levágja a sonka végét, hogy eldobja, lenéz erre a sonkadarabra, és arra gondol:
Domuzun budunu keser ve çöpe atar, ve o buda bakar ve şöyle der,Odcina piętkę i zamierza ją wyrzucić, ale patrzy na kawałek i myśli sobie,
Domuzun budunu keser ve çöpe atar, ve o buda bakar ve şöyle der,Odreže zadnji konec šunke in ko ga že hoče vreči v smeti, nenadoma dobi preblisk:
Domuzun budunu keser ve çöpe atar, ve o buda bakar ve şöyle der,Taglia il gambuccio del prosciutto e lo butta via. poi guarda quel pezzo di prosciutto e dice,
Domuzun budunu keser ve çöpe atar, ve o buda bakar ve şöyle der,Ze snijdt het eind van de ham af en wil het weggooien. Ze kijkt naar het stuk ham en bedenkt:
Domuzun budunu keser ve çöpe atar, ve o buda bakar ve şöyle der,Είναι έτοιμη να κόψει τα πισινά και να τα πετάξει, όμως κοιτάζει το χοιρομέρι και λέει μέσα της:
Domuzun budunu keser ve çöpe atar, ve o buda bakar ve şöyle der,Вона збирається відрізати задню частинку шинки і викинути її, дивиться на той шматочок і думає,
Domuzun budunu keser ve çöpe atar, ve o buda bakar ve şöyle der,Она собирается отрезать попку от окорока и выкинуть её и она смотрит на этот кусок ветчины и, типа:
Domuzun budunu keser ve çöpe atar, ve o buda bakar ve şöyle der,Отива да отреже бута от шунката и да го изхвърли, поглежда бута шунка и си казва:
Domuzun budunu keser ve çöpe atar, ve o buda bakar ve şöyle der,והיא ניגשת לחתוך את קצה הצלי ולזרוק אותו והיא מסתכלת על חתיכת הבשר וחושבת
Domuzun budunu keser ve çöpe atar, ve o buda bakar ve şöyle der,فإنها تقطع مؤخرة قطعة اللحم وترميها بعيدا , وتنظر إلي هذه القطعة من اللحم مفكرة ,
Domuzun budunu keser ve çöpe atar, ve o buda bakar ve şöyle der,捨てようとしたその端を見て 「すごく美味しそうなのになぜ捨てるんだろう?」
‹‹Eğer budala gibi kendini yücelttinse Ya da kötülük tasarladınsa, Dur ve düşün!Ak si sa dopustil bláznovstva povyšujúc sa a jestli si myslel na zlé, ruku na ústa,
‹‹Eğer budala gibi kendini yücelttinse Ya da kötülük tasarladınsa, Dur ve düşün!Bist du ein Narr gewesen und zu hoch gefahren und hast Böses vorgehabt, so lege die Hand aufs Maul.
‹‹Eğer budala gibi kendini yücelttinse Ya da kötülük tasarladınsa, Dur ve düşün!Dacă mîndria te împinge la fapte de nebunie, şi dacă ai gînduri rele, pune mîna la gură:
‹‹Eğer budala gibi kendini yücelttinse Ya da kötülük tasarladınsa, Dur ve düşün!Ha bolond voltál felfuvalkodásodban, vagy ha meggondoltad: kezedet szájadra vessed.
‹‹Eğer budala gibi kendini yücelttinse Ya da kötülük tasarladınsa, Dur ve düşün!Har du handlet som Dåre i Overmod, tænker du ondt, da Hånd for Mund!
‹‹Eğer budala gibi kendini yücelttinse Ya da kötülük tasarladınsa, Dur ve düşün!Har du vært så uforstandig at du har ophøiet dig, eller har du tenkt på ondt, da legg hånden på din munn!
‹‹Eğer budala gibi kendini yücelttinse Ya da kötülük tasarladınsa, Dur ve düşün!Hebt u in uw woede dwaas gehandeld of hebt u kwaad in de zin, zwijg dan en voer uw plan niet uit!