buğday ile cümle
buğday kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.وخزن يوسف قمحا كرمل البحر كثيرا جدا حتى ترك العدد اذ لم يكن له عدد
Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.約 瑟 積 蓄 五 穀 甚 多 、 如 同 海 邊 的 沙 、 無 法 計 算 、 因 為 穀 不 可 勝 數
Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.約瑟 積 蓄 五 穀 甚 多 、 如同 海邊 的 沙 、 無法 計算 、 因為穀 不 可 勝數
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Acum, domnul meu să trimeată slujitorilor tăi grîul, orzul, untdelemnul şi vinul de care a vorbit.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Agora mande meu senhor para os seus servos o trigo, a cevada, o azeite, e o vinho, de que falou;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Ahora pues, envíe mi señor a sus siervos el trigo, la cebada, el aceite y el vino que ha prometido
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Azért most, a mely búzát, árpát, olajat és bort igért az én uram, küldje el az õ szolgáinak;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Kami menantikan kiriman kedua jenis gandum, anggur dan minyak zaitun yang Tuan janjikan itu
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.내 주의 말씀하신 밀과 보리와 기름과 포도주는 주의 종들에게 보내소서
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Lähettäköön siis herrani palvelijoillensa nisut, ohrat, öljyn ja viinin, niinkuin on sanonut.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Må alltså nu min herre sända till sina tjänare vetet och kornet, oljan och vinet som han har talat om.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Maintenant, que mon seigneur envoie à ses serviteurs le froment, l`orge, l`huile et le vin dont il a parlé.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Min Herre skal derfor sende sine Trælle Hveden, Byggen, Vinen og Olien, han talte om;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Nu kan min herre sende sine tjenere hveten og bygget, oljen og vinen som han har talt om.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Poslej naj pošilja torej gospod moj hlapcem svojim pšenice in ječmena, olja in vina, kakor je obljubil.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Pšenice však toliko a ječmene, oleje a vína, což řekl pán můj, nechť pošle služebníkům svým.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.So sende nun mein Herr Weizen, Gerste, Öl und Wein seinen Knechten, wie er geredet hat;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Stuur mij de tarwe, de gerst, de olijfolie en de wijn waarover u sprak,
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Teraz tedy pšenicu a jačmeň, olej a víno, o čom hovoril môj pán, nech pošle svojim služobníkom.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.Vậy bây giờ xin chúa tôi hãy gởi cho các tôi tớ chúa lúa miến, lúa mạch, dầu, và rượu, mà chúa tôi đã nói đến;
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.А пшеницу и ячмень, оливковое масло и вино, о которых говорил ты, господин мой, пошли рабам твоим.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.ועתה החטים והשערים השמן והיין אשר אמר אדני ישלח לעבדיו׃
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.والآن الحنطة والشعير والزيت والخمر التي ذكرها سيدي فليرسلها لعبيده.
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.我 主 所 說 的 小 麥 、 大 麥 、 酒 、 油 、 願 我 主 運 來 給 眾 僕 人
‹‹Efendim, sözünü ettiğin buğday, arpa, zeytinyağı ve şarabı kullarına gönder.我 主 所 說 的 小麥 、 大麥 、 酒 、 油 、 願我 主運來 給眾 僕人
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?( 39 : 15 ) Chờ thì ngươi cậy nó đem ngũ_cốc về , Và nhờ nó gom lúa_mì lại trong sân ngươi ư ?
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?(39:15) Chờ thì ngươi cậy nó đem ngũ cốc về, Và nhờ nó gom lúa mì lại trong sân ngươi ư?
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?(39:15) Te fies-tu à lui pour la rentrée de ta récolte? Est-ce lui qui doit l`amasser dans ton aire?
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?Akar-é szolgálni néked a bölény? Avagy meghál-é a te jászolodnál?
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?Apakah kaupercayakan dia mengumpulkan panenmu, dan membawanya ke tempat penebahanmu
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?Či mu budeš veriť, že svezie tvoje semeno a sprace tvoje humno?
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?Conterai su di lui, che torni e raduni la tua messe sulla tua aia
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?¿Crees que él ha de regresar para recoger el grano de tu era
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?Er Vildoksen villig at trælle for dig, vil den stå ved din Krybbe om Natten?
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?Fiarás dele que te torne o que semeaste e o recolha � tua eira?
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?Har vel villoksen lyst til å tjene dig? Vil den bli natten over ved din krybbe?
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?그것이 네 곡식을 집으로 실어오며 네 타작 마당에 곡식 모으기를 그것에게 의탁하겠느냐
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?Magst du ihm trauen, daß es deinen Samen dir wiederbringe und in deine Scheune sammle?
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?Moreš se li zanesti nanj, da spravi žetev tvojo in zbere žito na gumnu tvojem?
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?Powierzyszże mu się, żeby zwiózł nasienie twoje, a do gumna twojego zgromadził?
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?Skall vildoxen finnas hågad att tjäna dig och att stanna över natten invid din krubba?
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?Taipuuko villihärkä sinua palvelemaan, ja yöpyykö se sinun seimesi ääreen?
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?Te laşi tu pe el, pentru căratul rodurilor tale, ca să le strîngă în aria ta?
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?Zal de wilde os u willen dienen? Zal hij 's nachts bij uw voerbak blijven staan?
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?Zdaž se jemu dověříš, že sveze semeno tvé, a na humno tvé shromáždí?
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?Θελεις εμπιστευθη εις αυτον να σοι φερη τον σπορον σου και να συναξη αυτον εν τω αλωνιω σου;
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?Поверишь ли ему, что он семена твои возвратит и сложит на гумно твое?
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?Ще се довериш ли на него да ти прибере житото ти И да го събере в гумното ти?
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?התאמין בו כי ישוב זרעך וגרנך יאסף׃
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?أتأتمنه انه يأتي بزرعك ويجمع الى بيدرك
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?豈 可 信 靠 他 把 你 的 糧 食 運 到 家 、 又 收 聚 你 禾 場 上 的 穀 麼
Ekinini getireceğine, Buğdayını harman yerinde toplayacağına güvenir misin?豈 可信 靠 他 把 你 的 糧食運 到家 、 又 收聚 你 禾場 上 的 穀麼
Günümüzde uygarlaştılılan ve yetiştilmeye devam ... ...edilen buğday en önemli üründür.밀은 인류가 가장 먼저 재배하기 시작한 작물이었고 지금도 우리가 재배하는 작물 중 가장 중요합니다.
Günümüzde uygarlaştılılan ve yetiştilmeye devam ... ...edilen buğday en önemli üründür.Pszenica, pierwsza roślina uprawna, którą udomowiono, wciąż jest najważniejszym ze zbóż.
Günümüzde uygarlaştılılan ve yetiştilmeye devam ... ...edilen buğday en önemli üründür.Пшеница является важнейшей культурой - первой одомашненной культурой и самой важной из выращиваемых сегодня.
Günümüzde uygarlaştılılan ve yetiştilmeye devam ... ...edilen buğday en önemli üründür.חיטה הינה היבול החשוב ביותר-- היבול הראשון שבייתנו והיבול החשוב ביותר שאנו מגדלים גם כיום.
Günümüzde uygarlaştılılan ve yetiştilmeye devam ... ...edilen buğday en önemli üründür.القمح هو المحصول الأكثر أهمية -- إنّه يُمثّل أول محصول تمّ تدجينه وأهمّ المحاصيل التي تُزرع حتى اليوم.
Günümüzde uygarlaştılılan ve yetiştilmeye devam ... ...edilen buğday en önemli üründür.私達が今日育てている穀物の中で最重要です しかし今、おかしな事に、パンは
Hamuru hazırlamak için önce buğdayı hasat ediyorum.Ich ernte also Weizen, um den Teig zu machen.
Hamuru hazırlamak için önce buğdayı hasat ediyorum.Jadi saya memanen gandum untuk membuat adonan.
İlgili Sayfalar