buğday ile cümle
buğday kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Çünkü iki karbonhidrat kaynağınız olursa, buğday ve patates, o zaman ekmeğin fiyat değişimi daha az olurdu.왜냐하면, 탄수화물을 섭취할 경로가 밀과 감자 두 가지로 늘어나면 빵 가격이 폭등할 염려가 줄어들고
Çünkü iki karbonhidrat kaynağınız olursa, buğday ve patates, o zaman ekmeğin fiyat değişimi daha az olurdu.Vì ông ấy nhận ra nếu bạn có 2 nguồn carbonhydrate, lúa mỳ và khoai tây, giá bánh mỳ sẽ ổn định hơn.
Çünkü iki karbonhidrat kaynağınız olursa, buğday ve patates, o zaman ekmeğin fiyat değişimi daha az olurdu.משום שהוא הבין, שאם יש שני מקורות לפחמימות, חיטה ותפוחי אדמה, יש פחות תנודה במחיר הלחם.
Çünkü iki karbonhidrat kaynağınız olursa, buğday ve patates, o zaman ekmeğin fiyat değişimi daha az olurdu.لانه أدرك أنه في حال وجود مصدرين للكربوهيدرات القمح والبطاطا فإن هذا سوف يؤدي حتما لنقص في أسعار الخبز
Çünkü ne oluyor, ekmek buğday ya da diğer bir tahıl olarak başlıyor.Ce qui se passe, c'est que le pain commence en tant que blé ou toute autre céréale.
Çünkü ne oluyor, ekmek buğday ya da diğer bir tahıl olarak başlıyor.그래서 무엇이 일어났는가 보려면, 빵은 밀 또는 다른 곡식으로 부터 시작합니다.
Çünkü ne oluyor, ekmek buğday ya da diğer bir tahıl olarak başlıyor.Mert ami történik, a kenyér búzából vagy bármilyen más gabonából indul.
Çünkü ne oluyor, ekmek buğday ya da diğer bir tahıl olarak başlıyor.Pentru că ceea ce se întamplă este, pâinea începe ca grâu sau ca orice altă cereală.
Çünkü ne oluyor, ekmek buğday ya da diğer bir tahıl olarak başlıyor.Perché quello che succede è che il pane inizia come grano o come altro cereale.
Çünkü ne oluyor, ekmek buğday ya da diğer bir tahıl olarak başlıyor.Ponieważ to, co się dzieje to fakt, że chleb zaczyna się od pszenicy lub innego ziarna.
Çünkü ne oluyor, ekmek buğday ya da diğer bir tahıl olarak başlıyor.Porque lo que sucede es que el pan comienza como trigo o cualquier otro grano.
Çünkü ne oluyor, ekmek buğday ya da diğer bir tahıl olarak başlıyor.Sebab apa yang terjadi adalah, roti dimulai dari gandum atau biji-bijian lain.
Çünkü ne oluyor, ekmek buğday ya da diğer bir tahıl olarak başlıyor.Vì bánh khởi nguồn chỉ là hạt lúa mỳ hoặc hạt ngũ cốc khác.
Çünkü ne oluyor, ekmek buğday ya da diğer bir tahıl olarak başlıyor.Want wat gebeurt er? Brood begint als tarwe, of elk ander graan.
Çünkü ne oluyor, ekmek buğday ya da diğer bir tahıl olarak başlıyor.Wenn was passiert, ist, Brot beginnt als Weizen oder als anderes Korn.
Çünkü ne oluyor, ekmek buğday ya da diğer bir tahıl olarak başlıyor.Защото онова, което се случва, е, че хлябът започва като пшеница или някакво друго зърно.
Çünkü ne oluyor, ekmek buğday ya da diğer bir tahıl olarak başlıyor.Хлеб начинается как пшеница или любое другое зерно.
Çünkü ne oluyor, ekmek buğday ya da diğer bir tahıl olarak başlıyor.כי מה שקורה הוא, שהלחם מתחיל את דרכו כחיטה או גרעין אחר.
Çünkü ne oluyor, ekmek buğday ya da diğer bir tahıl olarak başlıyor.ان الذي يحدث هو ان الخبز يبدا من القمح
Çünkü ne oluyor, ekmek buğday ya da diğer bir tahıl olarak başlıyor.パン作りは小麦や他の穀物から始まります では小麦とは何でしょう?
Çünkü rüzgar eken kasırga biçer. Baş vermeyen buğday un vermez. Verse bile yabancılar yutacak onu.저희가 바람을 심고 광풍을 거둘 것이라 심은 것이 줄기가 없으며 이삭은 열매를 맺히지 못할 것이요 설혹 맺힐지라도 이방 사람이 삼키리라
Çünkü rüzgar eken kasırga biçer. Baş vermeyen buğday un vermez. Verse bile yabancılar yutacak onu.כי רוח יזרעו וסופתה יקצרו קמה אין לו צמח בלי יעשה קמח אולי יעשה זרים יבלעהו׃
Çünkü rüzgar eken kasırga biçer. Baş vermeyen buğday un vermez. Verse bile yabancılar yutacak onu.انهم يزرعون الريح ويحصدون الزوبعة. زرع ليس له غلّة لا يصنع دقيقا. وان صنع فالغرباء تبتلعه.
Çünkü rüzgar eken kasırga biçer. Baş vermeyen buğday un vermez. Verse bile yabancılar yutacak onu.他 們 所 種 的 是 風 、 所 收 的 是 暴 風 、 . 所 種 的 不 成 禾 稼 、 就 是 發 苗 也 不 結 實 、 即 便 結 實 、 外 邦 人 必 吞 喫
Çünkü rüzgar eken kasırga biçer. Baş vermeyen buğday un vermez. Verse bile yabancılar yutacak onu.他 們所種 的 是風 、 所 收 的 是 暴風 、 . 所 種 的 不成 禾稼 、 就是 發苗 也 不 結實 、 即便 結實 、 外邦人 必吞喫
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.de deux femmes qui moudront à la meule, l`une sera prise et l`autre laissée.
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.Din două femei cari vor măcina la moară, una va fi luată şi alta va fi lăsată.
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.Dos mujeres estarán moliendo en un molino; la una será tomada, y la otra dejada
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.Dua wanita sedang menggiling gandum: Seorang akan dibawa, dan seorang lagi ditinggalkan
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.Due donne macineranno alla mola: una sarà presa e l'altra lasciata
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.Dve bosta mleli na mlinu: ena bo vzeta in ena puščena.
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.Dvě budou ve mlýně při žernovu; jedna bude vzata, a druhá zanechána.
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.Dve budú mlieť vo mlyne; jedna bude vzatá a druhá zanechaná.
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.Dwie będą mleć we młynie; jedna będzie wzięta, a druga zostawiona;
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.estando duas mulheres a trabalhar no moinho, será levada uma e deixada a outra.
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.Kaksi naista on jauhamassa käsikivillä; toinen korjataan talteen, ja toinen jätetään.
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.Két asszony õröl a malomban; az egyik felvétetik, a másik ott hagyatik.
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.두 여자가 매를 갈고 있으매 하나는 데려감을 당하고 하나는 버려둠을 당할 것이니라
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.To Kvinder skulle male på Kværnen; den ene tages med, og den anden lades tilbage.
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.To kvinner skal male på kvernen; en blir tatt med, og en blir latt tilbake.
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.Två kvinnor skola mala på samma kvarn; en skall bliva upptagen, och en skall lämnas kvar.
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.Twee vrouwen zullen bezig zijn koren te malen. De een zal worden meegenomen, de ander achterblijven.
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.và có hai người nữ đương xay cối , một người được đem đi , còn một người bi để lại .
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.và có hai người nữ đương xay cối, một người được đem đi, còn một người bi để lại.
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.Zwei werden mahlen auf der Mühle; eine wird angenommen, und die andere wird verlassen werden.
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.δυο γυναικες θελουσιν αλεθει εν τω μυλω, μια παραλαμβανεται και μια αφινεται.
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.Две жени ще мелят на мелницата; едната се взема, а другата се оставя.
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.две мелющие в жерновах: одна берется, а другая оставляется.
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.Дві молоти муть на жорнах; одна візьметь ся, а одна зоставить ся.
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.שתים טוחנות ברחים אחת תאסף ואחת תעזב׃
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.اثنتان تطحنان على الرحى. تؤخذ الواحدة وتترك الآخرى
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.兩 個 女 人 推 磨 . 取 去 一 個 、 撇 下 一 個
Değirmende buğday öğüten iki kadından biri alınacak, biri bırakılacak.兩個 女人 推磨 . 取去 一 個 、 撇下 一 個
Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.A tak nahromadil Jozef obilia ako morského piesku, veľmi mnoho, takže prestal i počítať, lebo mu nebolo počtu.
Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.José acumuló trigo como la arena del mar, tantísimo que dejó de calcularlo, porque era incalculable
Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.저장한 곡식이 바다 모래같이 심히 많아 세기를 그쳤으니 그 수가 한이 없음이었더라
Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.Tako je nabral Jožef žita silno mnogo, kakor peska morskega, da so nehali šteti, ker ga je bilo brez števila.
Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.Иосиф събра жито твърде много, колкото морския пясък, така щото престана да го мери; защото беше без мяра.
Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.И скопил Иосиф хлеба весьма много, как песку морского, так что перестал и считать, ибо не стало счета.
Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.ויצבר יוסף בר כחול הים הרבה מאד עד כי חדל לספר כי אין מספר׃
İlgili Sayfalar