buğday ile cümle
buğday kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Bunlar güzel şeyler, fakat buğdayın en lezzetli kısımları değil.Dat zijn de goede dingen, maar niet de meest smakelijke delen van de tarwe.
Bunlar güzel şeyler, fakat buğdayın en lezzetli kısımları değil.Ezek jó dolgok, de ezek nem a kenyér legízletesebb részei.
Bunlar güzel şeyler, fakat buğdayın en lezzetli kısımları değil.그러나 밀에서 가장 맛있는 부분이 아니긴 하죠.
Bunlar güzel şeyler, fakat buğdayın en lezzetli kısımları değil.Queste sono cose buone, ma non sono la parte più saporita del frumento.
Bunlar güzel şeyler, fakat buğdayın en lezzetli kısımları değil.Są to dobre rzeczy, ale nie są one najsmaczniejszą częścią chleba.
Bunlar güzel şeyler, fakat buğdayın en lezzetli kısımları değil.Това са добрите неща, но не са най-вкусните части от пшеницата.
Bunlar güzel şeyler, fakat buğdayın en lezzetli kısımları değil.Это хорошие вещи, но это не самые вкусные части пшеницы.
Bunlar güzel şeyler, fakat buğdayın en lezzetli kısımları değil.אך אלו אינם החלקים הטעימים של החיטה.
Bunlar güzel şeyler, fakat buğdayın en lezzetli kısımları değil.ولكن مذاقها ليس كذلك
Bunlar güzel şeyler, fakat buğdayın en lezzetli kısımları değil.全粒粉のパンは昔から
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Allora tutto Giuda portò ai magazzini le decime del frumento, del vino e dell'olio
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Alors tout Juda apporta dans les magasins la dîme du blé, du moût et de l`huile.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Atunci tot Iuda a adus în cămări zeciuiala din grîu, din must şi din untdelemn.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.A všecken Juda přinášeli desátky obilé, mstu a oleje nového do skladů.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.A wszystek Juda przynosili dziesięciny zboża, i moszczu, i świeżej oliwy do skarbu.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Az egész Júda pedig meghozá az olajnak, a mustnak és a gabonának tizedét a tárházakba.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Bấy giờ, cả Giu-đa đều đem đến trong kho thuế một phần mười về lúa mì, rượu mới, và dầu.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Bấy_giờ , cả Giu-đa đều đem đến trong kho thuế một phần mười về lúa_mì , rượu mới , và dầu .
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Da brachte ganz Juda den Zehnten vom Getreide, Most und Öl zum Vorrat.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Então todo o Judá trouxe para os celeiros os dízimos dos cereais, do mosto e do azeite.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Ja koko Juuda toi kymmenykset jyvistä, viinistä ja öljystä varastohuoneisiin.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.이에 온 유다가 곡식과 새 포도주와 기름의 십일조를 가져다가 곳간에 들이므로
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Och hela Juda förde fram till förrådshusen sin tionde av säd, vin och olja;
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Og hele Juda førte tienden av kornet, mosten og oljen til forrådskammerne.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Potom donášali, celý Júda, desatinu obilia i vína i oleja do skladov.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Så bragte hele Juda Tienden af Kornet, Mosten og Olien til Forrådskamrene;
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Tedaj je prinesel ves Juda desetino žita in vina in olja v založne shrambe.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.y todo Judá trajo a los almacenes el diezmo del grano, del vino y del aceite
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Τοτε εφερε πας ο Ιουδας εις τας αποθηκας το δεκατον του σιτου και του οινου και του ελαιου.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.И все Иудеи стали приносить десятины хлеба, вина и масла в кладовые.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.Тогава целият Юда донесе във влагалищата десетъка от житото, от виното и от дървеното масло.
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.וכל יהודה הביאו מעשר הדגן והתירוש והיצהר לאוצרות׃
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.واتى كل يهوذا بعشر القمح والخمر والزيت الى المخازن
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.猶 大 眾 人 就 把 五 榖 、 新 酒 、 和 油 的 十 分 之 一 、 送 入 庫 房
Bütün Yahuda halkı buğdayın, yeni şarabın, zeytinyağının ondalığını yine ambarlara getirmeye başladı.猶大眾人 就 把 五 榖 、 新 酒 、 和 油 的 十分之一 、 送入 庫房
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları...Hij had grote kaken, grote appelkaken, en vlasblond haar.
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları...그의 볼은 큰 사과와 같았고, 머리는 밀 색깔의 금발이었으며,
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları...Og han lignede en bondedreng med store æblekinder og korngyldent hår.
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları... Ve o kadar tatlı görünmüştü ki...Avea obrajii mari ca două mere și părul de culoarea grâului și părea atât de dulce.
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları... Ve o kadar tatlı görünmüştü ki...Aveva delle grandi guance, delle guance grandi come mele e dei capelli biondo grano, e sembrava così dolce.
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları... Ve o kadar tatlı görünmüştü ki...Dia memiliki pipi yang besar seperti apel dengan rambut pirang dan tampak sangat manis.
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları... Ve o kadar tatlı görünmüştü ki...Ele tinha bochechas grandes, umas grandes bochechas redondas e um cabelo louro claro e parecia tão amoroso.
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları... Ve o kadar tatlı görünmüştü ki...Er hatte diese großen Apfelbäckchen, weizenblondes Haar und er wirkte so lieb.
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları... Ve o kadar tatlı görünmüştü ki...Hänellä oli isot omenan muotoiset posket, ja pellavatukka, ja hän vaikutti niin ihanalta.
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları... Ve o kadar tatlı görünmüştü ki...Han hade två stora kinder, äppelkinder, och blont hår, och han verkade vara så trevlig.
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları... Ve o kadar tatlı görünmüştü ki...Imel je polna lica kot jabolka in pšenično blond lase in zdel se mi je tako prijazen.
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları... Ve o kadar tatlı görünmüştü ki...Měl takové velké tváře, tváře jako jablíčka, a vlasy blonďaté jako pšenice, a vypadal tak sladce.
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları... Ve o kadar tatlı görünmüştü ki...Miał takie duże, pełne policzki, i blond włosy koloru złocistej pszenicy i wydawał się taki uroczy.
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları... Ve o kadar tatlı görünmüştü ki...Nagy orcái voltak, kerek piros orcái, és búzaszőke haja, és nagyon aranyosnak tűnt.
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları... Ve o kadar tatlı görünmüştü ki...Tenía unos mofletes grandes como manzanas, y un pelo rubio trigo, y parecía tan dulce.
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları... Ve o kadar tatlı görünmüştü ki...Είχε μεγάλα μάγουλα σε σχήμα μήλου και ξανθά μαλλιά, φαινόταν πολύ γλυκός.
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları... Ve o kadar tatlı görünmüştü ki...У него были такие большие щёчки-яблочки и светлые пшеничные волосы, и он казался таким милым.
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları... Ve o kadar tatlı görünmüştü ki...У нього були такі великі щоки, наче яблука, і пшеничне волосся - він був таким милим.
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları...Имаше големи бузи и светло руса коса.
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları...היו לו לחיים גדולות, בצורת תפוחים, ושיער בלונדיני בגון חיטה,
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları...كانت لديه وجنتين كبيرتين ، الوجنات التي تشبه التفاح الكبير والشعر الأشقر القمحي،
Büyük yanakları vardı, büyük elma yanaklar ve buğday sarısı saçları...輝く金色の髪の毛 とても優しそうに見えました
Çünkü iki karbonhidrat kaynağınız olursa, buğday ve patates, o zaman ekmeğin fiyat değişimi daha az olurdu.2つの炭水化物源があれば パンの価格変動が減少すると気づいたからです 飢餓のリスクも減少します
Çünkü iki karbonhidrat kaynağınız olursa, buğday ve patates, o zaman ekmeğin fiyat değişimi daha az olurdu.Han insåg att om man hade två kolhydratskällor, vete och potatis, skulle brödpriserna vara mer stabila.
Çünkü iki karbonhidrat kaynağınız olursa, buğday ve patates, o zaman ekmeğin fiyat değişimi daha az olurdu.Hij besefte dat twee bronnen van koolhydraten, (tarwe en aardappel) de prijs van brood meer stabiel zou maken.
İlgili Sayfalar