buğday ile cümle
buğday kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Arpa, buğday için dövünün, ey ırgatlar, Ağıt yakın, ey bağcılar, Çünkü tarlaların ürünü yok oldu.Wstydzą się oracze, narzekają winiarze dla pszenicy i dla jęczmienia; bo zginęło żniwo polne.
Arpa, buğday için dövünün, ey ırgatlar, Ağıt yakın, ey bağcılar, Çünkü tarlaların ürünü yok oldu.Краснейте от стыда, земледельцы, рыдайте, виноградари, о пшенице и ячмене, потому что погибла жатва в поле,
Arpa, buğday için dövünün, ey ırgatlar, Ağıt yakın, ey bağcılar, Çünkü tarlaların ürünü yok oldu.Посрамете се, земеделци, и лелекайте, лозари, За пшеницата и за ечемика; Защото жетвата на нивата се изгуби.
Arpa, buğday için dövünün, ey ırgatlar, Ağıt yakın, ey bağcılar, Çünkü tarlaların ürünü yok oldu.הבישו אכרים הילילו כרמים על חטה ועל שערה כי אבד קציר שדה׃
Arpa, buğday için dövünün, ey ırgatlar, Ağıt yakın, ey bağcılar, Çünkü tarlaların ürünü yok oldu.خجل الفلاحون ولول الكرّامون على الحنطة وعلى الشعير لانه قد تلف حصيد الحقل.
Arpa, buğday için dövünün, ey ırgatlar, Ağıt yakın, ey bağcılar, Çünkü tarlaların ürünü yok oldu.農 夫 阿 、 你 們 要 慚 愧 、 修 理 葡 萄 園 的 阿 、 你 們 要 哀 號 、 因 為 大 麥 小 麥 與 田 間 的 莊 稼 都 滅 絕 了
Arpa, buğday için dövünün, ey ırgatlar, Ağıt yakın, ey bağcılar, Çünkü tarlaların ürünü yok oldu.農夫阿 、 你 們 要 慚愧 、 修理 葡萄園 的 阿 、 你 們要 哀號 、 因為 大麥小麥與 田間 的 莊稼 都 滅絕了
Aynı yüzde yüzde tam büyük taneli buğday elmas şeklinde.여전히 100% 통밀로 만들었지만, 더욱 맛있는 다이아몬드 모양!
Aynı yüzde yüzde tam büyük taneli buğday elmas şeklinde.100% lúa mỳ nguyên hạt hình tinh thể kim cương thơm ngon.
Aynı yüzde yüzde tam büyük taneli buğday elmas şeklinde.100 persen sereal gandum dalam bentuk wajik yang lezat.
Aynı yüzde yüzde tam büyük taneli buğday elmas şeklinde.Aceleasi cereale 100% integrale in forma delicioasa de diamant.
Aynı yüzde yüzde tam büyük taneli buğday elmas şeklinde.Dezelfde 100 procent volkoren tarwe in een verrukkelijke ruitvorm.
Aynı yüzde yüzde tam büyük taneli buğday elmas şeklinde.Dieselben 100 Prozent Vollkornweizen in einer köstlichen Karo-Form.
Aynı yüzde yüzde tam büyük taneli buğday elmas şeklinde.El mismo cereal 100% integral en forma de diamante delicioso.
Aynı yüzde yüzde tam büyük taneli buğday elmas şeklinde.Il 100% di frumento integrale di sempre, in buonissimi rombi.
Aynı yüzde yüzde tam büyük taneli buğday elmas şeklinde.Les mêmes céréales 100% blé complet dans une délicieuse forme de diamant.
Aynı yüzde yüzde tam büyük taneli buğday elmas şeklinde.O mesmo trigo, 100% grãos, numa deliciosa forma de losangos.
Aynı yüzde yüzde tam büyük taneli buğday elmas şeklinde.Samma hundraprocentiga fullkornsvete i en läcker diamantform.
Aynı yüzde yüzde tam büyük taneli buğday elmas şeklinde.Samme 100 procent fuldkornshvede i lækker diamantform.
Aynı yüzde yüzde tam büyük taneli buğday elmas şeklinde.Stejných 100 % celozrnných obilnin v lahodném kosočtvercovém tvaru.
Aynı yüzde yüzde tam büyük taneli buğday elmas şeklinde.Te same 100 procent pełengo ziarna w pysznym diamentowym kształcie.
Aynı yüzde yüzde tam büyük taneli buğday elmas şeklinde.Ugyanaz a 100 százalék teljes kiőrlésű búza, finom gyémánt alakban.
Aynı yüzde yüzde tam büyük taneli buğday elmas şeklinde.Η ίδια 100% ολικής αλέσεως βρώμη σε νέο διαμαντένιο σχήμα.
Aynı yüzde yüzde tam büyük taneli buğday elmas şeklinde.Същата стопроцентова пълнозърнеста пшеница във вкусна ромбоидна форма.
Aynı yüzde yüzde tam büyük taneli buğday elmas şeklinde.Те же 100 процентов цельно зерновой пшеницы в восхительной форме ромба.
Aynı yüzde yüzde tam büyük taneli buğday elmas şeklinde.אותם מאה אחוז של חיטה מלאה בצורה טעימה של יהלום.
Aynı yüzde yüzde tam büyük taneli buğday elmas şeklinde.نفس حبات الفطار المصنوعة من القمح 100% أصبحت معينة الشكل
Aynı yüzde yüzde tam büyük taneli buğday elmas şeklinde.(拍手)
Bazıları, ‹‹Biz kalabalığız›› diyordu, ‹‹Oğullarımız, kızlarımız çok. Yaşamak için buğdaya ihtiyacımız var.››Ada yang berkata, "Anakku banyak. Kami perlu gandum untuk hidup.
Bazıları, ‹‹Biz kalabalığız›› diyordu, ‹‹Oğullarımız, kızlarımız çok. Yaşamak için buğdaya ihtiyacımız var.››혹은 말하기를 우리와 우리 자녀가 많으니 곡식을 얻어 먹고 살아야 하겠다 하고
Bazıları, ‹‹Biz kalabalığız›› diyordu, ‹‹Oğullarımız, kızlarımız çok. Yaşamak için buğdaya ihtiyacımız var.››Nebo někteří pravili: Synů a dcer máme tak mnoho, že za ně obilé jednáme, abychom jísti a živi býti mohli.
Bazıları, ‹‹Biz kalabalığız›› diyordu, ‹‹Oğullarımız, kızlarımız çok. Yaşamak için buğdaya ihtiyacımız var.››Nogen sa: Vi med våre sønner og døtre er mange; la oss få korn, så vi kan ete og berge livet!
Bazıları, ‹‹Biz kalabalığız›› diyordu, ‹‹Oğullarımız, kızlarımız çok. Yaşamak için buğdaya ihtiyacımız var.››Nogle sagde: "Vore Sønner og Døtre må vi give i Pant for at få Horn til Livets Ophold!"
Bazıları, ‹‹Biz kalabalığız›› diyordu, ‹‹Oğullarımız, kızlarımız çok. Yaşamak için buğdaya ihtiyacımız var.››Sommigen hadden namelijk niet genoeg voedsel voor hun kinderen.
Bazıları, ‹‹Biz kalabalığız›› diyordu, ‹‹Oğullarımız, kızlarımız çok. Yaşamak için buğdaya ihtiyacımız var.››Unii ziceau: ,,Noi, fiii noştri şi fetele noastre, sîntem mulţi; să ni se dea grîu ca să mîncăm şi să trăim.``
Bazıları, ‹‹Biz kalabalığız›› diyordu, ‹‹Oğullarımız, kızlarımız çok. Yaşamak için buğdaya ihtiyacımız var.››Unos decían: --Nosotros, nuestros hijos y nuestras hijas somos muchos, y necesitamos grano para comer y vivir
Bazıları, ‹‹Biz kalabalığız›› diyordu, ‹‹Oğullarımız, kızlarımız çok. Yaşamak için buğdaya ihtiyacımız var.››ויש אשר אמרים בנינו ובנתינו אנחנו רבים ונקחה דגן ונאכלה ונחיה׃
Bazıları, ‹‹Biz kalabalığız›› diyordu, ‹‹Oğullarımız, kızlarımız çok. Yaşamak için buğdaya ihtiyacımız var.››وكان من يقول بنونا وبناتنا نحن كثيرون. دعنا نأخذ قمحا فنأكل ونحيا.
Bazıları, ‹‹Biz kalabalığız›› diyordu, ‹‹Oğullarımız, kızlarımız çok. Yaşamak için buğdaya ihtiyacımız var.››有 的 說 、 我 們 和 兒 女 人 口 眾 多 . 要 去 得 糧 食 度 命
Bazıları, ‹‹Biz kalabalığız›› diyordu, ‹‹Oğullarımız, kızlarımız çok. Yaşamak için buğdaya ihtiyacımız var.››有的 說 、 我們 和 兒女 人口 眾多 . 要 去 得 糧食 度命
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.Alţii ziceau: ,,Punem zălog ogoarele, viile şi casele noastre, ca să avem grîu în timpul foametei.``
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.Anderen hadden hun akkers, wijngaarden of huizen moeten verpanden om aan geld voor voedsel te komen.
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.Andre sagde: "Vore Marker, Vingårde og Huse må vi give i Pant for at få Korn under Hungersnøden!"
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.Andre sa: Våre marker og vingårder og hus må vi sette i pant; la oss få korn til å stille vår hunger!
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.D`autres disaient: Nous engageons nos champs, nos vignes, et nos maisons, pour avoir du blé pendant la famine.
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.혹은 말하기를 우리의 밭과 포도원과 집이라도 전당 잡히고 이 흉년을 위하여 곡식을 얻자 하고
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.Och några sade: »Våra åkrar, vingårdar och hus måste vi pantsätta; låt oss få säd till att stilla vår hunger.»
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.Toiset sanoivat: "Peltomme, viinitarhamme ja talomme meidän täytyy pantata saadaksemme viljaa nälkäämme".
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.ויש אשר אמרים שדתינו וכרמינו ובתינו אנחנו ערבים ונקחה דגן ברעב׃
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.وكان من يقول حقولنا وكرومنا وبيوتنا نحن راهنوها حتى نأخذ قمحا في الجوع.
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.有 的 說 、 我 們 典 了 田 地 、 葡 萄 園 、 房 屋 . 要 得 糧 食 充 飢
Bazıları da, ‹‹Kıtlıkta buğday almak için tarlalarımızı, bağlarımızı, evlerimizi ipotek ediyoruz›› diyordu.有的 說 、 我們典 了 田地 、 葡萄園 、 房屋 . 要得 糧食 充飢
Bir buğday tarlasında çalışıyormuş.Lavorava in un campo di grano
Bir buğday tarlasında çalışıyormuş.Trabajaba en un campo de trigo.
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››de deux femmes qui moudront ensemble, l`une sera prise et l`autre laissée.
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››Dos mujeres estarán moliendo juntas; la una será tomada, y la otra dejada
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››două femei vor măcina împreună: una va fi luată, şi alta va fi lăsată.
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››Duas mulheres estarão juntas moendo; uma será tomada, e a outra será deixada.
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››Dua wanita sedang menggiling gandum, seorang akan dibawa dan seorang lagi ditinggalkan
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››due donne staranno a macinare nello stesso luogo: l'una verrà presa e l'altra lasciata»
İlgili Sayfalar