buğday ile cümle
buğday kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››Dve bosta mleli skupaj: ena bo vzeta, a druga puščena.
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››Dvě budou mleti spolu; jedna bude vzata, a druhá opuštěna.
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››Dve budú spolu mlieť; jedna bude vzatá a druhá zanechaná.
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››Dwie będą mleć z sobą; jedna wzięta będzie, a druga zostawiona.
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››Hai người đờn bà xay chung cối , một người được rước đi , còn một bị để lại .
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››Hai người đờn bà xay chung cối, một người được rước đi, còn một bị để lại.
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››Kaksi naista jauhaa yhdessä; toinen korjataan talteen, mutta toinen jätetään."
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››Két asszony õröl együtt; az egyik felvétetik, és a másik elhagyatik.
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››두 여자가 함께 매를 갈고 있으매 하나는 데려감을 당하고 하나는 버려둠을 당할 것이니라
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››To Kvinder skulle male på samme Kværn; den ene skal tages med, og den anden skal lades tilbage.
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››To kvinner skal male på samme kvern; den ene skal tas med, og den andre skal lates tilbake.
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››Två kvinnor skola mala tillhopa; den ena skall bliva upptagen, den andra skall lämnas kvar.»
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››Zwei werden mahlen miteinander; eine wird angenommen, die andere wird verlassen werden.
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››δυο γυναικες θελουσιν αλεθει ομου, η μια παραλαμβανεται και η αλλη αφινεται
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››две будут молоть вместе: одна возьмется, а другая оставится;
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››Две жени ще мелят заедно; едната ще се вземе, а другата ще се остави.
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››Дві молоти муть укупі; одна візьметь ся, а друга зоставить ся.
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››שתים תהיינה טחנות יחד האחת תאסף והאחרת תעזב׃
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››تكون اثنتان تطحنان معا فتؤخذ الواحدة وتترك الاخرى.
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››兩 個 女 人 一 同 推 磨 . 要 取 去 一 個 、 撇 下 一 個 。 〔 有 古 卷 在 此 有
Birlikte buğday öğüten iki kadından biri alınacak, öbürü bırakılacak.››兩個 女人 一同 推磨 . 要 取去 一 個 、 撇下 一 個 。 〔 有 古 卷 在 此 有
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.Allora i dieci fratelli di Giuseppe scesero per acquistare il frumento in Egitto
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.Also zogen hinab zehn Brüder Josephs, daß sie in Ägypten Getreide kauften.
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.A tak odišlo dolu desať bratov Jozefových, aby nakúpili obilia z Egypta.
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.Da drog Josefs ti brødre ned for å kjøpe korn i Egypten.
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.Då foro tio av Josefs bröder ned för att köpa säd i Egypten.
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.Diez de los hermanos de José descendieron a comprar trigo en Egipto
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.Dix frères de Joseph descendirent en Égypte, pour acheter du blé.
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.Então desceram os dez irmãos de José, para comprarem trigo no Egito.
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.Jechało tedy dziesięć braci Józefowych kupować zboże, do Egiptu;
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.요셉의 형 십인이 애굽에서 곡식을 사려고 내려 갔으나
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.Lalu pergilah kesepuluh abang Yusuf itu membeli gandum di Mesir
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.Leméne azért Józsefnek tíz bátyja Égyiptomba gabonát venni.
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.Mười người anh của Giô-sép bèn xuống Ê - díp-tô đặng mua lúa .
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.Mười người anh của Giô-sép bèn xuống Ê-díp-tô đặng mua lúa.
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.Niin kymmenen Joosefin veljeä lähti ostamaan viljaa Egyptistä.
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.Så drog de ti af Josefs Brødre ned for at købe Korn i Ægypten;
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.Šlo je torej deset bratov Jožefovih doli nakupit žita iz Egipta.
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.Tedy šlo deset bratrů Jozefových, aby nakoupili obilí v Egyptě.
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.Zece fraţi ai lui Iosif s'au pogorît în Egipt, ca să cumpere grîu.
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.Zo trokken Jozefs tien oudere broers naar Egypte om graan te kopen.
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.Και κατεβησαν οι δεκα αδελφοι του Ιωσηφ δια να αγορασωσι σιτον εξ Αιγυπτου.
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.Десять братьев Иосифовых пошли купить хлеба в Египте,
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.Тогава десетте Иосифови братя слязоха да купят жито от Египет.
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.וירדו אחי יוסף עשרה לשבר בר ממצרים׃
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.فنزل عشرة من اخوة يوسف ليشتروا قمحا من مصر.
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.於 是 約 瑟 的 十 個 哥 哥 都 下 埃 及 糴 糧 去 了
Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.於是 約瑟 的 十 個 哥哥 都 下 埃及 糴糧 去了
Bu arada şaka yapmıyorum, oldukça fazla çiviyazısı buğday ve keçi hakkında.A proposito: non sto scherzandp; un sacco di scrittura cuneiforme riguarda grano e capre.
Bu arada şaka yapmıyorum, oldukça fazla çiviyazısı buğday ve keçi hakkında.저는 지금 농담하는 것이 아닙니다. 많은 cuneiform의 주제가 보리와 염소 입니다.
Bu arada şaka yapmıyorum, oldukça fazla çiviyazısı buğday ve keçi hakkında.En vitsaile, muuten; iso osa nuolenpääkirjoituksesta käsittelee vehnää ja vuohia.
Bu arada şaka yapmıyorum, oldukça fazla çiviyazısı buğday ve keçi hakkında.Ik maak trouwens geen grapje; een boel cuneiform gaat over tarwe en geiten.
Bu arada şaka yapmıyorum, oldukça fazla çiviyazısı buğday ve keçi hakkında.Jeg joker forresten ikke. En masse kileskrift handler om hvede og geder.
Bu arada şaka yapmıyorum, oldukça fazla çiviyazısı buğday ve keçi hakkında.No bromeo, por cierto, una gran parte de la escritura cuneiforme es sobre trigo y cabras.
Bu arada şaka yapmıyorum, oldukça fazla çiviyazısı buğday ve keçi hakkında.Я серьезно: какую табличку ни возьми, на ней будет про зерно или коз.
Bu arada şaka yapmıyorum, oldukça fazla çiviyazısı buğday ve keçi hakkında.אני לא צוחק, דרך אגב; הרבה מכתבי היתדות עוסקים בחיטה ועיזים.
buğday 1color연한노랑1color
buğday 1colorblé 1color
buğday 1colorbúzasárga 1color
buğday 1colorcolor
İlgili Sayfalar