"12 Eylül ve "iki buçuk parti"li seçimler".Maar de twaalf en een half jaar trouwe dienst is het belangrijkste.
Şarkı, bir buçuk saat içinde tamamlandı.Hij schreef het lied binnen een kwartier.
Bir buçuk yılı aşkın sürenin sonunda, nihai sürüm 6 Kasım 2007'de çıktı.De eerste promotiefilm van ongeveer een minuut verscheen eind maart 2007.
Başkan ve başkan yardımcıları her iki buçuk yılda bir parlamento içinde milletvekilleri tarafından seçilir.De president en vice-president zouden elke 20 maanden gekozen worden uit de leden van de Raad.
Ancak dizinin yazarları, bunu bir buçuk sezona yaymayı tercih etti.Hier tekende de middenvelder voor anderhalf.
Ama gerçek ortadaydı, bavullarında iki buçuk kilo eroin vardı.In een valse bodem in zijn koffer werd 4,32 kilogram heroïne aangetroffen.
Okul sekiz buçukta başlar.De school begint om half negen.
Sekiz buçuktan önce başlamaz.Het begint niet voor half negen.
Trenimiz sekiz buçukta kalkar.Onze trein vertrekt om half negen.
Saat bir buçuk.Het is half twee.
Saat sekiz buçuk.Het is half negen.
About.com yazarlarından Bill Lamb, şarkıya beş üzerinden dört buçuk yıldız verdi.Bill Lamb z About.com dał piosence 3,5 gwiazdki na 5.
Gidemiyorum— çünkü genelde gittiğim zaman bilirsiniz, bir buçuk şişe viski ve sonra yine işe dönmem gerekiyor.Nie wychodzę i dlatego zazwyczaj, jeśli mi się to uda, (...) wystarczy whiskey i muszę wracać do pracy."
35 buçuk sanat evinde eğitim gördü.35 lat Pracowni Doświadczalnej Tkactwa Artystycznego.
Yolculuk iki buçuk saat sürmektedir.Ich podróż trwa 13 i pół godziny.
Cesedi bir buçuk saat sonra bulunmuştur.Odnalazły się półtora tygodnia później.
Rolling Stone'dan Peter Travers filme dört üzerinden üç buçuk yıldız verdi.Peter Travers z Rolling Stone ocenił film na 3 z 4 gwiazdek.
İki buçuk saat süren ameliyat başarılı geçmiştir.Operacja trwała 7,5 godziny i zakończyła się pomyślnie.
Yayın üç buçuk saat sürdü.Jazda konna zajęła mu trzy i pół godziny.
4 buçuk yaşında bir oğlu olduğunu öğrenir.Poczęła syna w wieku 4 lat i 10 miesięcy.
Pavliçenko, Odessa yakınlarında yaklaşık iki buçuk ay savaştı ve 187 düşman askerini öldürdüğü kaydedildi.Następnie walczyła dwa i pół miesiąca w obronie Odessy, gdzie uzyskała 187 trafień.
Bu sadaret, tam 4 buçuk saat sürmüştü.Nie mylił się, kaźń trwała 2 i pół godziny.
Çift, iki buçuk yıllık birlikteliğin ardından 11 Mart 2018'de evlendi.15 lutego 2018 roku, po dwóch i pół roku małżeństwa, ogłosili separacje.
İlk etaptaki sarmallar da bir ya da bir buçuk olurlar; Ağırlık daha çok ikinci etaptaki sarmallardadır.Pierwsze (po lewej) otwierają się wzdłuż nadwozia, a drugie (po prawej) – prostopadle na zewnątrz.
Bir Sestercius iki buçuk as değerindedir.Cerkiew posiada jedną półkulistą apsydę.
Bir buçuk yıl görev yaptıktan sonra hapsedildi.Następnie był zmuszony przez półtora roku zawiesić karierę.
Burada üç buçuk sezon sıkça oynama fırsatı buldu.Grał tam przez sześć i pół sezonu.
Bu durum bir buçuk yıl sürdü.Trwało ono przez półtora roku.
Dört buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldı.Skazano go na cztery i pół roku więzienia.
Burada bir buçuk yıl çalıştı.Przepracował tam półtora roku.
Cesedi bir buçuk saat sonra bulunmuştur.Han räddades efter en och en halv timme.
23 Kasım 2012 tarihinde Davies, Swansea ile üç buçuk yıllık yeni sözleşme imzaladı.Den 23 november 2012 tecknade Davies ett nytt 3,5-års-kontrakt med Swansea.
İki buçuk yıllık bir sözleşme imzaladı.Kontraktet är skrivet på två och ett halvt år.
Vgchartz.com sitesinden alınan bilgilere göre oyunun ön siparişlerinin bir buçuk milyonu geçtiği bildirildi.Enligt VGChartz.com har spelet totalt sålts i fler än sex miljoner exemplar.
Yolculuk iki buçuk saat sürmektedir.Resan tog tre och ett halvt dygn.
Burada üç buçuk sezon sıkça oynama fırsatı buldu.Där har han nu spelat i två och en halv säsong.
Bir buçuk yıl sonra bu öğrenimi tamamlamak zorunda kaldı.Hon avbröt utbildningen efter ett och ett halvt år.
Dört buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldı.Han satt i fyra och ett halvt år i fängelse.
AllMusic'den Stephen Thomas Erlewine beş üzerinden üç buçuk yıldız verdi.Stephen Thomas Erlewine från Allmusic gav American Ride tre och en halv stjärnor av fem möjliga.
Yapı, Sovyetler Birliği'nin desteğiyle iki buçuk yılda inşa edilmiştir.Міст був побудований за два з половиною роки з допомогою радників і ресурсів Радянського Союзу.
Burada bir buçuk yıl çalıştı.Пропрацював тут два з половиною роки.
Chip Martin Boyu bir buçuk metre kadar fakat "bir Adonis maketi gibi yapılı"dır.Чіп Мартін Півтора метра зросту, зате «тіло Адоніса».
İki buçuk saat süren ameliyat başarılı geçmiştir.Операція тривала близько півтори години.
Darbeden sonra bir sonraki on yedi buçuk yıl sürgünde yaşayacağı Brezilya'ya kaçtı.Сам Стресснер втік до Бразилії, де він жив у вигнанні ще сімнадцять з половиною років.
Gidemiyorum— çünkü genelde gittiğim zaman bilirsiniz, bir buçuk şişe viski ve sonra yine işe dönmem gerekiyor.Крізь принадливі очка — знаю — Не раз, не два я промкнусь, В баговінню садів погуляю, А колись таки попадусь.
Burada üç buçuk sezon sıkça oynama fırsatı buldu.Там він відіграв три з половиною сезони.
İki buçuk yıllık bir sözleşme imzaladı.Контракт був підписаний на два з половиною роки.
Şarkı, bir buçuk saat içinde tamamlandı.Благо, що все закінчилося протягом півгодини.
Sekiz buçuk ay bu makamda kaldı.У команді виступав протягом восьми з половиною років.
İki buçuk yıl Gulag'da, çalışma kamplarında kaldı.Він провів два місяці в таборі ГУЛАГ на Соловках.
İzzet Mehmet Paşa dört buçuk ay Filibe'de oturdu.Мальовничі водоспади Кпа-Таве лежать в 4,5 годинах їзди з Монровії.
Saat üç buçuk.Зараз половина на четверту.
Daha sonra Tu, geleneksel Çin tıbbında iki buçuk yıl eğitim aldı.Následně získala dvouapůlleté vzdělání v tradiční čínské medicíně.
Dört buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldı.Byl odsouzen ke čtyřem a půl roku vězení.
Şeyhülislam olarak yedi buçuk yıl görevde kaldı.V srbské armádě odsloužil celkem 7 a půl měsíce.
Artık plakaları otuz beş değil, otuz beş buçuktur.Řadová číslovka je třicátý pátý nebo pětatřicátý.
Gidemiyorum— çünkü genelde gittiğim zaman bilirsiniz, bir buçuk şişe viski ve sonra yine işe dönmem gerekiyor.Vezmeme si hoblík, pilku, zahrajem si ještě chvilku, až to kolo spravíme, tákhle se zatočíme.
İki buçuk yıllık bir sözleşme imzaladı.Podepsal smlouvu na dva a půl roku.
İkinci defa İstanbul’a geldi ve üç buçuk ay burada kaldı.Mimo jiné, rok pobýval v Istanbulu a pak tři roky v Káhiře.
Ve bir buçuk sene ülkede kaldı.V klubu zůstal další rok a půl.