Bu projelerden biri bir buçuk yaşında.أحد هذه المشاريع عمره حوالي عام ونصف.
Burada bir ve bu molekülde de 1 tane var ama molekülde bir buçuk oksijen var. aMáme jeden kyslík tady a jeden kyslík v této molekule... ale této molekuly máme 1,5.
Burada bir ve bu molekülde de 1 tane var ama molekülde bir buçuk oksijen var. aTu máme jeden kyslík a jedne kyslík je aj v tejto molekule. Lenže táto molekula sa tu nachádza 1.5krát.
Burada bir ve bu molekülde de 1 tane var ama molekülde bir buçuk oksijen var. aМи маємо один оксиген тут, та у цій молекулі, проте тут є 1.5 цілої молекули.
Burada bir ve bu molekülde de 1 tane var ama molekülde bir buçuk oksijen var. aلدينا واحدة هنا ، ولدينا واحدة في هذا الجزيء ، لكن لدينا واحدة ونصف في كل الجزيء
Burada hayat adaların yaşamından daha uzun sürer Son üç buçuk milyon yıldırSự sống ở đây bền lâu hơn chính miền đất.
Burada, iki buçuk yaşındayken, iki buçuk günlük kız kardeşini koruyabileceğini düşünüyor.Aici avea doi ani și jumătate, și crede că poate să o protejeze pe sora lui nou născută.
Burada, iki buçuk yaşındayken, iki buçuk günlük kız kardeşini koruyabileceğini düşünüyor.Aqui, aos 2 anos e meio, ele pensa que pode proteger a sua irmã mais pequena de 2 dias e meio de idade.
Burada, iki buçuk yaşındayken, iki buçuk günlük kız kardeşini koruyabileceğini düşünüyor.Aquí, con dos años y medio, piensa que puede proteger a su hermanita de dos días y medio.
Burada, iki buçuk yaşındayken, iki buçuk günlük kız kardeşini koruyabileceğini düşünüyor.Hiện nay 2 tuổi rưỡi, cháu nghĩ cháu có thể bảo vệ đứa em gái 2 ngày rưỡi tuổi của mình.
Burada, iki buçuk yaşındayken, iki buçuk günlük kız kardeşini koruyabileceğini düşünüyor.Hier denkt hij, als tweeënhalfjarige, dat hij zijn zusje van tweeënhalve dag oud kan beschermen.
Burada, iki buçuk yaşındayken, iki buçuk günlük kız kardeşini koruyabileceğini düşünüyor.Hier, im Alter von zweieinhalb Jahren, glaubt er, er könne seine zweieinhalb Tage alte Schwester beschützen.
Burada, iki buçuk yaşındayken, iki buçuk günlük kız kardeşini koruyabileceğini düşünüyor.Ici, à l'âge de deux ans et demi, il pense qu'il peut protéger sa petite soeur de deux jours et demi.
Burada, iki buçuk yaşındayken, iki buçuk günlük kız kardeşini koruyabileceğini düşünüyor.Kahden ja puolen vuoden ikäisenä hän uskoo voivansa suojella kahden ja puolen päivän ikäistä pikkusiskoaan.
Burada, iki buçuk yaşındayken, iki buçuk günlük kız kardeşini koruyabileceğini düşünüyor.여기 두살 반 정도 되었을 때 사진인데요, 이 녀석은 태어난지 이틀 반나절된 어린 동생을 보호 할 수 있다고 생각합니다.
Burada, iki buçuk yaşındayken, iki buçuk günlük kız kardeşini koruyabileceğini düşünüyor.Qui, all'età di due anni e mezzo, pensa di poter proteggere la sua sorellina di due giorni e mezzo.
Burada, iki buçuk yaşındayken, iki buçuk günlük kız kardeşini koruyabileceğini düşünüyor.Tady ve věku dva a půl roku si myslí, že může chránit svojí dvou a půl denní sestřičku.
Burada, iki buçuk yaşındayken, iki buçuk günlük kız kardeşini koruyabileceğini düşünüyor.W wieku dwóch i pół roku myśli, że potrafi chronić swoją pół-dniową siostrzyczkę.
Burada, iki buçuk yaşındayken, iki buçuk günlük kız kardeşini koruyabileceğini düşünüyor.Εδώ, σε ηλικία 2,5 ετών, πιστεύει ότι μπορεί να προστατέψει τη δυόμιση ημερών αδερφή του.
Burada, iki buçuk yaşındayken, iki buçuk günlük kız kardeşini koruyabileceğini düşünüyor.Тук, на две и половина години, си мисли, че може да защити своята малка сестра на два и половина дни.
Burada, iki buçuk yaşındayken, iki buçuk günlük kız kardeşini koruyabileceğini düşünüyor.כאן בגיל שנתיים וחצי, הוא חושב שהוא יכול להגן על אחותו הקטנה בת היומיים וחצי.
Burada, iki buçuk yaşındayken, iki buçuk günlük kız kardeşini koruyabileceğini düşünüyor.هنا في عمر السنتين والنصف، يعتقد أنه يستطيع حماية أخته ذات عمر اليومين والنصف.
Burada, iki buçuk yaşındayken, iki buçuk günlük kız kardeşini koruyabileceğini düşünüyor.彼の2才と少しの妹を 守ることができると考えています こんな若い子たちに
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.Anda duduk di kursi itu selama satu setengah jam.
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.Bạn sẽ phải ngồi trên mấy chiếc ghế cứng này trong một giờ rưỡi.
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.Będziesz siedział na twardym krześle przez półtorej godziny.
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.Budete sedět na poměrně tvrdé židli dobrou hodinu a půl.
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.Budete sedieť na týchto tvrdých stoličkách hodinu a pol.
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.Du sidder på nogle hårde stole i halvanden time.
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.Ezen a kemény támlájú széken fogtok ülni másfél órán keresztül!
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.Irão ficar sentados nestas cadeiras duras por uma hora e meia.
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.Istutte kovissa tuoleissa noin puolitoista tuntia.
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.Je zit voor anderhalf uur op harde stoelen.
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.여러분은 이 딱딱한 의자에 한 시간 반 정도를 앉아계실겁니다
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.Me siento en esta silla dura durante una hora y media.
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.Sarete seduti su queste sedie rigide per un'ora e mezzo.
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.Sie sitzen eineinhalb Stunden auf einem harten Stuhl.
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.Stai pe un scaun incomod o oră și jumătate.
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.Vous allez vous asseoir une heure et demie sur ces chaises inconfortables.
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.Θα κάθεστε σ' αυτές τις σκληρές καρέκλες για μιάμιση ώρα.
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.Люди сидят на твёрдых стульях час с лишним.
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.Люди сидять на незручних стільцях понад годину.
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.Предстои ви да седите на тези твърди столове час и половина.
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.יושבים על הכיסאות הקשים הללו במשך שעה וחצי.
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.ستجلس على تلك المقاعد لمدة ساعة ونصف
Bu sert sandalyelerde bir buçuk saat boyunca oturacaksınız.うさんくさい科学者があなたの腕に
Bu, tam olarak benim ailemin beş buçuk yıl önce giriştiği yolculuğun tanımı.Bene, questo è esattamente il viaggio che la mia famiglia ha iniziato cinque anni e mezzo fa.
Bu, tam olarak benim ailemin beş buçuk yıl önce giriştiği yolculuğun tanımı.Bien, ese es exactamente el viaje que emprendió mi familia hace 5 años y medio.
Bu, tam olarak benim ailemin beş buçuk yıl önce giriştiği yolculuğun tanımı.Dat is nou precies de reis waar mijn familie aan begon 5,5 jaar geleden.
Bu, tam olarak benim ailemin beş buçuk yıl önce giriştiği yolculuğun tanımı.Ei bine, aceasta e călătoria pe care a început-o familia mea acum cinci ani și jumătate.
Bu, tam olarak benim ailemin beş buçuk yıl önce giriştiği yolculuğun tanımı.Et bien, c'est exactement le voyage qu'a entrepris ma famille il y a cinq ans et demi.
Bu, tam olarak benim ailemin beş buçuk yıl önce giriştiği yolculuğun tanımı.Itulah perjalanan yang dimulai oleh keluargaku lima setengah tahun yang lalu
Bu, tam olarak benim ailemin beş buçuk yıl önce giriştiği yolculuğun tanımı.음 그건 정확히 저희 가족들이 오년 반 전에 시작한 여행입니다.
Bu, tam olarak benim ailemin beş buçuk yıl önce giriştiği yolculuğun tanımı.No a to je přesně ta cesta, kterou nastoupila moje rodina před pět a půl rokem.
Bu, tam olarak benim ailemin beş buçuk yıl önce giriştiği yolculuğun tanımı.Nun, genau dies war die Reise, die für meine Familie vor fünfeinhalb Jahren begann.
Bu, tam olarak benim ailemin beş buçuk yıl önce giriştiği yolculuğun tanımı.Nuž, presne to je cesta, na ktorú sa moja rodina vybrala pred päť a pol rokom.
Bu, tam olarak benim ailemin beş buçuk yıl önce giriştiği yolculuğun tanımı.Pontosan ez az a kaland, melybe a családommal belevágtunk öt és fél évvel ezelőtt.
Bu, tam olarak benim ailemin beş buçuk yıl önce giriştiği yolculuğun tanımı.Tę właśnie podróż moja rodzina rozpoczęła pięć i pół roku temu.
Bu, tam olarak benim ailemin beş buçuk yıl önce giriştiği yolculuğun tanımı.Và đó chính là cuộc hành trình mà gia đình tôi đã bắt đầu 5 năm rưỡi trước.
Bu, tam olarak benim ailemin beş buçuk yıl önce giriştiği yolculuğun tanımı.Αυτό ακριβώς είναι το ταξίδι που ξεκίνησε η οικογένειά μου πριν από πεντέμισι χρόνια.