bu arada ile cümle

bu arada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bu arada babasıyla çalışmayı sürdürdü.그는 아버지와 함께 일하는 동안 자신의 장인과도 함께 일했다.
Bu arada Fra Giovanni (Fra; Peder demektir) de Fiesole adını aldı.본명은 아버지의 이름을 이어받아 조반니 디 피단자(Giovanni di Fidanza)로 불렸다.
Bu arada Tahran Üniversitesi'nde yüksek lisans eğitimine devam etti ve 1971'de diplomasını aldı.그동안 그녀는 테헤란 대학교에서 공부를 계속했고, 1971년 석사 학위를 받았다.
Bu arada Doktor "artık hiçbir şeye bakamayacağını" söyleyerek hâlâ kör olduğunu gösterir.보상액은 아직 밝힐 단계가 아니다'라고 나중에 처리하겠다는 의사를 밝혔다.
Bu arada iki dergi çıkardı.바로 이 무렵, 그는 두 개의 소식을 접했다.
Bu arada elçiler tebliğe devam ediyordu.그럼에도 불구하고 조선인들의 만주 범월은 계속되었다.
Bu arada malı ve mülkü devlet tarafından müsadere edildi.재산과 산업은 정부 소유로 국유화되었다.
Bu arada Nola hamile kalır.그 후 에스미는 임신을 하게 되었다.
Bu arada uluslararası siyasî hava değişmeye başlamıştı.그러나 그 당시 유럽의 정치적 상황은 급격히 변하고 있었다.
Bu arada Hürmüz Hanım’la evlendi.이 무렵 부인인 정현주씨와 결혼했다.
Bu arada öyküler ve piyasa romanları yazdı.장편 소설 및 단편 소설을 모두 썼다.
Bu arada kurtarma kuvvetleri aceleyle oluşturulmaktaydı.그러는 동안, 남부군은 괴멸 직전이었다.
Bu arada kendisiyla aynı adı taşıyan oğlu, yönetime başkaldırdı.이름이 같은 그의 아들도 대를 이어 정계에 진출, 연방 상원의원으로 재직하였다.
Bu arada Baldwin, Selahaddin Eyyubi’nin Mısır'daki ana askeri gücüne bir saldırı planlıyordu.한편 보두앵은 이집트에 있는 살라딘의 세력 기반에 대한 공격을 계획하고 있었다.
Bu arada bilimsel çalışmalarıyla da meşgul oldu.이와 동시에 그는 과학 연구를 재개하였다.
Bu arada, Konfederasyon kuvvetleri, güneydeki Albay Sigel komutasındaki Birlik hatlarını bozdu.한편, 남군은 스켁스 브랜치의 남쪽에서 시겔 대령의 부대를 패주시켰다.
İnisiyatifi 30 Ağustos'ta yeniden ele geçirmişlerdi ama bu arada çok az arazi ele geçirdiler.8월 30일, 루마니아가 공세의 주도권을 다시 잡지만 아주 작은 영토만을 점령했다.
Alman kuvvetleri bu arada yapılan bir teslim önerisini geri çevirdiler.독일은 또한 강제적 중재 제안에 대해서도 거절을 했다.
Bu arada, artık Bond yok.여러분은 더는 바바가 아닙니다.'
Bu arada Szczuka'nın bir başka dramı daha olduğunu öğreniriz.그리고 함이슬은 차찬희에게 또 다른 용을 만나게 해주겠다고 결심한다.
Bu arada vaizlik görevinde de bulundu.그러나 실제로는 군사적인 임무 내용도 포함되어 있었다.
Bu arada Pazarcık'a gelen Kılıç Ali ile de temas halinde bulunuluyordu.다른 하나는 단일 양날 검으로 한나라의 영향력을 받은 칼자루 안에 있었다.
Bu arada kadın tarafından fark edilir.여성과 구별된다.
Bu arada ineğin boynundaki çan sürekli çalar.또한 목에 노란 리본을 매고 항상 양산을 쓰고 있다.
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.그들은 돈은 살기 위해서 있는 것이 아니라 저금하는 것이라고 말했다.
Bu arada, yeni ve asî bir avcı, Faith (Eliza Dushku) kasabaya gelir.그 무렵, 불데오라는 맹수 전문 사냥꾼이 마을에 등장한다.
Ancak bu arada yeni bir yarası daha olacaktır.오히려 두번 세번의 새로운 상처만 남기는 경우가 있다는 것이다.
Bu arada cash-in bekleyen Miz hayranlarınıda hayal kırıklığına uğratmış oldu.이 트레이드가 한신 팬들에게는 팀의 손해라며 안타까워했다.
Bu arada gizli gücünü keşfeder.숨겨진 힘을 갖고 있다.
Bu arada İtalyan ileri hareketi gelişiyordu.그러나 이탈리아 편에서는 꽤 활약을 한다.
Bu arada bütün Sahra kabileleri de kendisine bağlılık yemini etti.또한 그 지도자들은 전쟁과 수렵에서 테무진에게 충성을 바칠 것을 맹세했다.
Bu arada halk ağır vergilerden şikayetçiydi.당시 대중들에게 격렬한 항의를 받았다.
Bu arada nesne ortadan kaldırılmıştı.그리고, 영지는 몰수되었다.
Bu arada bir yetişkin dergisinin kapak kızı olmayı başardı.성인 잡지에 나오는 여성 모델을 실물로 만들기 위해 제작되었다.
Bu arada hükümet ordu içindeki askerlerin siyasetle uğraşmasını yasaklar.하지만 전쟁 과정에서 공화국 내부에서는 육군의 정치력이 증가하였다.
Bu arada Kıral'dan ayrıldı.결국엔 한국시장에서 철수하였다.
Bu arada, Bayan Simpson 27 Ekim 1936'da kocasından boşandı.1927년 10월 6일 이화여전 출신 조영숙과 결혼하였다.
Bu arada Predacon tekrar Decepticon gemisine döner.보이저 호는 다시 델타 사분면으로 탐사 임무를 떠난다.
Bu arada bir veba salgının patlak vermesi çok büyük kayıplara sebep oldu.동시에 들고양이도 전염병을 옮긴다는 이유로 대부분 잡아서 소탕했다.
Bu arada son derece heyecanlıdır.이에 그녀는 아예 넋이 나가버린다.
Ancak bu arada yayıncı ölür.그와 동시에 편집장도 죽게 된다.
Bu arada grup bir klavyeci aramaya başladı.그러면서 점차 개신교에 대한 회의가 들기 시작했다.
Bu arada iki taraf da oraya varır.이 때 쪽을 한 두 짝패는 거두어 온다.
Bu arada detektif Williams ve Sandy güvenli bir şekilde daireye gelmişlerdir.동료 CIA 요원 테드 윈터와 피보디는 어쩔 수 없이 솔트를 의심하여 방에 가두었다.
Bu arada Brooks'un kızıda okuldan eve dönmüştür ve garip davranışlar sergilemektedir.제시카 러브조이(Jessica Lovejoy) 러브조이 부부의 딸로 신학교에 갔으나 성품이 바르지 못해 퇴학당했다.
Bu arada Fransa'da devrimi hazırlayan gelişmeler hızlanmıştı.그런데도 프랑스 혁명은 점점 진행되어 갔다.
Ancak bu arada telefondan da Jim'in bir sesli mesajını almıştır.어느 날, 그녀의 자동 응답 전화에 그의 메시지가 온다.
Bu arada Rumen taarruzu, takviye kuvvetlerinin bölgeye ulaşmasını beklemek için ertelenmiştir.한편, 루마니아군의 공세는 지원을 기다리기 위해 중지되었다.
Ama tam bu arada Bizans orta kanatın çöküp İV.그러나 중간에 곽영의 부하장수 김성헌 등이 도망갔다.
Bu arada sayısız yaralama ve ruhsatsız silah taşıma yüzünden hapishaneye girdi.이에 일본 경찰이 무차별 사격과 매질을 가해 많은 부상자가 발생하였다.
Bu arada Jack'in ameliyatı başlar.그러나 이 순간 잭슨은 후퇴를 시작.
Bu arada Doctor ile karşılaşır.כך פגש את הד"ר.
Bu arada II. Richard İrlanda'dan dönmede gecikti ve ancak 24 Temmuz'da Galler'e çıktı.בינתיים, התעכבה חזרתו של ריצ'רד מאירלנד והוא נחת בוויילס רק ב-24 ביולי.
Şimdiki zamanda yalnız işlerin iyiye gideceğini ümit edip bu arada çalışmalarımızı sürdürebiliriz ...”עלינו לקוות לעת עתה שיצא משהוא טוב מזה, ובינתיים להמשיך עם העבודה שלנו..."
Bu arada sivil Belçika Devlet Güvenlik Servisi, iki Belçika istihbarat servisinden biridir.זהו אחד משני שירותי המודיעין בבלגיה, יחד עם שירות ביטחון המדינה האזרחי.
Bu arada Baba ve oğul Sullivan hayatta kalabilmek için Chicago'ya kaçarlar.סאליבן האב ובנו נמלטים לשיקגו.
Genç kızlar bu arada oyun oynayarak eğlenirler.עבור ילדים, כיף קשור מאוד למשחק.
Bu arada Rory, Amy'nin arkasından eve döner.לורי נוסע מיד להיות לצדה של איימי.
Bu arada dava birkaç yıl sonra düştü.אולם פסק הדין בוטל לאחר מספר חודשים.
Bu arada Nikki, Jake'i bulmak için kasabaya gelir.מאוחר יותר, מלאני מגלה שג'ייק בא לניו יורק כדי לחפש אותה.

İlgili Sayfalar