bu arada ile cümle

bu arada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bu arada Stan fesat ablasıyla uğraşmaktadır.Jej miejsce w Sejmie zajął Stanisław Fal.
Bu arada Doctor ile karşılaşır.Potem zostaje z doktorem.
Genç kızlar bu arada oyun oynayarak eğlenirler.Razem z nimi najmłodsi uczą się poprzez zabawę.
Bu arada diğer 6 deniz kızı ortaya çıkar.Dzięki niej podniesiono z dna sześć kolejnych dużych okrętów.
Bu arada kalenin giriş-çıkışı Almanların eline geçmiştir.W czasie wojny zamek przeszedł w ręce niemieckie.
Anlattığına göre bu arada kadın da kaçıp gitmiştir.Zadaje mu pytanie, czy wtedy także próbowałby uciekać.
Bu arada iki taraf da oraya varır.Obydwie strony docierają na miejsce.
Bu arada Szczuka'nın bir başka dramı daha olduğunu öğreniriz.Jakiś czas później Brzeziński opublikował kolejną płytę Kolejny etap.
Bu arada eşinden ayrılır.Postanawia się rozstać z żoną.
Bobby bu olaya çok sinirlenir, bu arada Bobby'nin bir oğlu vardır: Sean.Związany jest z Xaną, z którą ma jednego syna - Bebeto.
Bu arada Michael da başkanla görüşmek konusunda son derece kararlıdır.Tymczasem Frank próbuje wypracować konsensus z prezydentem Petrovem.
Bu arada Eski Yunan ve Latin edebiyatına gönül vermiştim.Wykładał też historię literatury greckiej i łacińskiej.
Bu arada işe bir polis daha karışır (Macy).Wtedy do akcji wkroczyła milicja (ZOMO).
Bu arada Frank'te kulüptedir.Ten jednak pozostał w klubie.
Bu arada 1968 yılında öğretmenlikten istifa etti.W roku 1968 wycofał się z nauczania.
Bu arada bilimsel çalışmalarıyla da meşgul oldu.Jednocześnie zajmował się pracą naukową.
Bu arada, bir başka cephe açılmıştı.Oprócz tego wtedy zaprezentowano nową czołówkę.
Bu arada senaryo yazmaya başladı.Zaczął także pisać scenariusze.
Ancak bu arada Harkov, savunulamaz duruma gelmişti.W tym czasie Berno przygotowywało się do obrony.
Bu arada Ebu Hanife'nin derslerine de devam etmiştir.Jednak on już kontynuował historię Pamiru.
Bu arada Scooby Çetesi üyeleri için havada aşk kokusu vardır.W parafii służą siostry Misjonarki Miłości.
Bu arada hem sigorta şirketi hem de polis gizlice peşlerine düşmüştür.Jednak policja i hycle ich ścigają.
Bu arada John üçüncü solo albümü olan To Record Only Water For Ten Days 'i çıkarmıştır.Album powstawał podczas nagrywania To Record Only Water for Ten Days.
Bu arada yeni anayasanın hazırlıkları da sürüyordu.Jednocześnie trwały prace nad nową konstytucją.
Bu arada İhlas Holding yönetimi Amerikalı News Corporation şirketine ortak olmuştur.Razem z firmą macierzystą wchodzą w skład holdingu United Technologies Corporation.
Fakat bu arada aşağı şehirde yangın çıktı.W tym samym okresie miasto spustoszył pożar.
Bu arada dörtlü ise ne yapacaklarını düşünürken bir anda garip bir olaya kulak misafiri olurlar.Przykład atrybucji zewnętrznej: Na pewno usłyszała właśnie coś śmiesznego.
Bu arada Gulam Ahmed, kendisine ilham geldiğini, kerametler görüldüğünü iddia etmeye başladı.Seung-il zauważył, że rzekomi goście zaczęli coś podejrzewać.
Bu arada okuldaki bazı öğretmenler de onlara yardım eder.Korzystają z nich również niektórzy nauczyciele w Stanach Zjednoczonych.
Bu arada diğer gitarist de gruptan ayrıldı.W międzyczasie zespół poszukiwał drugiego gitarzysty.
Bu arada mahallede dramatik bir gelişme olur.W okresie międzywojennym nastąpił znaczny rozwój dzielnicy.
Bu arada, 16.000 kişilik eşdeğer kayıba rağmen, Fransızlar hala sayısal üstünlüğe sahiptiler.Chociaż Brytyjczycy mieli przewagę liczebną, Francuzi przygotowali się najlepiej jak mogli.
Ancak bu arada yayıncı ölür.Sytuacja się komplikuje, gdy redaktor zostaje zamordowany.
Bu arada Romana, bilinmeyen nedenlerden dolayı rejenerasyon geçirmiştir.Chorował na śródmiąższowe zapalenie nerek o nieznanej przyczynie.
Bu arada, imparatorluğun topraklarının ayrılması da devam etti.Ponadto zaprzestano stopniowo rozróżniać cesarstwo od królestwa.
Bu arada elçiler aracılığıyla görüşmeler devan etti.Za jego pośrednictwem prowadzono pertraktacje.
Bu arada uzaktan da başka gemilerin gelmekte olduğu görüldü.My tylko chcemy wrócić do domu i oglądać statki z daleka.
Bu arada Britanya Faşistler Birliği de yasaklandı.British Union of Fascists förbjuds.
Şimdiki zamanda yalnız işlerin iyiye gideceğini ümit edip bu arada çalışmalarımızı sürdürebiliriz ...”För stunden kan vi bara hoppas att något gott kommer ur det och under tiden fortsätta vårt eget arbete..."
Bu arada da Clark Kent de Lois Lane ile boşanma sürecindedir.Samtidigt kämpar Clark Kent på grund av en nyligen skilsmässa med Lois Lane.
Bu arada Galactus dünyaya gelmiştir.Galactus har dock redan anlänt.
Bu arada Lois Lane kuzeni Chloe’nin ölümünü araştırmak üzere Smallville’e gelmiştir.Lois Lane kommer till Smallville för att ta reda på vad som dödade hennes kusin Chloe.
Bu arada Sakura ve Shikamaru, Naruto'yu aramak için ayrılırlar.Under tiden så har Sakura och Shikamaru delat på sig för att leta upp Naruto.
Genç kızlar bu arada oyun oynayarak eğlenirler.Brukar roa sig med att spela luta.
Bu arada grupta eleman değişiklikleri de oldu.Samtidigt hade det skett förändringar inom gruppen.
Bu arada Lincoln nihayet L.J.’e ulaşır.Han spelar Lincoln "L.J."
Bu arada Fransız ordusu Görice ve çevresini 29 Kasım 1916 tarihinde işgal etti.Den franska armén ockuperade Korça med sina omgivningar den 29 november 1916.
Fakat bu arada aşağı şehirde yangın çıktı.Under den här tiden brändes staden ner.
Bu arada Baron da aralarından çekilmiştir.Plötsligt kommer baron dit.
Bu arada Scarlett ikinci çocuğuna hamiledir.Cecilia var gravid med sitt fjärde barn.
Bu arada tanınmış bir yazar olmuştu.Hon var nu en etablerad författare.
Bu arada kadın tarafından fark edilir.För andra betydelser, se Weibern.
Bu arada 130.Se efter först 120.
Bu arada Hindistan-Pakistan Savaşı başladı.3 december Indo-pakistanska kriget börjar .
Bu arada 2009'da Yılın Prodüktörü dalında Grammy'ye aday gösterildi.Han tilldelades 1994 en Grammy som årets producent.
Bu arada, Holloway hızla hasta olmaktadır.Joyce blir plötsligt svårt sjuk.
Bu arada Szczuka'nın bir başka dramı daha olduğunu öğreniriz.Då utarbetade Sjuchov ett annat projekt.
Bu arada ahşap kaplama ustası olarak çalışmaya başladı.Vid detta laget hade han också börjat jobba som skogshuggare.
Bu arada koltukta uyuyan Bayan John uyanır.Claire sover lugnt i en stol på terrassen, och när hon vaknar är John borta.
Bu arada yapılan bira içme yarışmasında da kahramanlarımız rezil ederler.Utöver detta bedöms även de öl som bjuds ut på SM-dagen av publiken i tävlingen folkets val.

İlgili Sayfalar