bu arada ile cümle
bu arada kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Bu arada saçlarını tekrar eski rengine kavuşturdu.In seguito ha sempre portato i capelli rasati.
Bu arada Ogre en güçlü dövüşçülere saldırıp onların güçlerini çalmaya başlamıştır.A quel punto Grom raccolse a se tutti i suoi migliori guerrieri e attaccò le forze degli Ogre.
Bu arada Andrei'in treni istasyondan ayrılmıştır.Generalmente l'incrocio dei treni avveniva nella stazione di Andria.
Bu arada Michael da başkanla görüşmek konusunda son derece kararlıdır.Michael ha però il tempo di vedere l'Agente.
Bu arada diğer gitarist de gruptan ayrıldı.Il gruppo, dunque, perse il chitarrista.
Bu arada Sara da iki erkek arasında kalmıştır.Sara se n'è già andata, lasciandogli però uno dei due guanti.
Bu arada Rosalie onu büyüten annesinin katili olan Madam de Polignac'ın gerçek annesi olduğunu öğrenir.Per ironia della sorte, Rosalie scopre che la sua vera madre è proprio la contessa di Polignac.
Bu arada Yugoslavya 1945 yılında cumhuriyet oldu.Il Pakistan divenne una repubblica nel 1956.
Bu arada Baron da aralarından çekilmiştir.Perciò, inoltre, le geniture divennero lontane (da lui).
Bu arada Lincoln kelepçelerinden birini tutan boruyu sökmeye başlar.Nel frattempo, Vince sta avendo problemi a trovare uno smoking.
Bu arada Selçuklu Devleti’ni iki büyük tehlike tehdid ediyordu.La Chiesa persiana era allora agitata da due gravi questioni.
Bu arada çantasını çaldırır.Inoltre gli viene sequestrato il suo baule.
Bu arada Doktor ve arkadaşları şaşkınlıklar içinde ortada kalır.Il Dottore e i suoi compagni ne rimangono coinvolti.
Bu arada karşılarında Carrie'yi görürler.Sembra che abbia una cotta per Carrie.
Bu arada tanınmış bir yazar olmuştu.Fu comunque uno scrittore prolifico.
Bu bu aradan sonra takımlar için takas dönemi sona erer.Intanto, arriva il giorno del ritiro per la squadra.
Bu arada ardı ardına bir erkek ve bir kız çocuğu sahibi oldu.Scopre tuttavia un ragazzo e una ragazza rubare.
Jane bu arada mutsuz evliliğini de kaleme almaya başladı.Ross intanto pensa solo all'ennesimo matrimonio fallito.
Bu arada patlayan yakıt yüklü kamyonlar Sovyet tank mürettebatında paniğe yol açtı.Al centro del vano, il serbatoio corazzato del carburante funge da panca per l'equipaggio.
Bu arada Frank'te kulüptedir.Nel 2000 è al Club Italia.
Bu arada yolda karşılaştığı bir korkuluk da ona eşlik eder.Questa passione per le corde lo accompagna tuttora.
Bu arada bir özel durumdan da söz edilmiştir.Inoltre sussiste anche una questione da sollevare dal punto di vista giuridico.
Bu arada Londra Gazetecilik Okulu’nun derslerini uzaktan takip ederek sertifika aldı.Dopo l'università ha frequentato a Londra la scuola di giornalismo.
Bu arada Regan hiçbir sorun göstermemektedir ancak psikologlar tarafından izlenmeye devam etmektedir.Intanto Regan continua a peggiorare, ma i medici non capiscono quale sia la causa dei suoi problemi.
Bu arada Doctor ile karşılaşır.Un giorno conosce il dott.
Bu arada karşısına kendisine hayran olan başka bir amatör boksör Tommy Gunn çıkar.Un giovane promettente pugile, Tommy Gunn, gli chiede di fargli da manager.
Bu arada, Amy bir arayüzle karşılaşır.Nello stesso momento Amy si recava in tournée.
Bu arada ana Moğol kuvvetleri Çin topraklarında ilerlemeye başlamıştı.In questo periodo i monaci Kuchanesi iniziarono a viaggiare in Cina.
Bu arada T-Bag bir psikiyatriste görünmeye başlamıştır.Nel frattempo, Butt-head si propone come medico.
Bu arada Angel, Buffy'nin kendisine olan aşkının ileride kötü sonuçlar doğuracağını düşünmektedir.Nel frattempo, il nonno sembra eliminare la costante sfortuna che ha Barry nella vita.
"Bu arada, sorun para kazanmak değil onu ele geçirmek.L'obiettivo, tuttavia, è di perdere soldi invece di guadagnarli.
Bu arada birçok stüdyoda çalışmalarını sürdürdü.Si mantiene agli studi facendo diversi lavori.
Bu arada eski düzeni yeniden oluşturmaya çalışır.Nel frattempo pensa a trovare una nuova sistemazione.
Bu arada Alesia kentinde yaşam koşulları günden güne daha da kötüye gidiyordu.In città intanto la situazione dei civili si andava aggravando di ora in ora.
Bu arada Fuzulî (ölm.Ad esempio, fuzzoje (fu).
Bu arada grubun ana vokalisti Nicole Scherzinger solo kariyere yöneldi.Infine, scrivono per Nicole Scherzinger il singolo Try With Me.
Bu arada 130.Sono ben 130.
Bu arada Kıral'dan ayrıldı.Nel frattempo, si è pure licenziato dal Chronicle.
Bu arada iki genç birbirine aşık olur.Nel frattempo, i due giovani si innamorano.
Bu arada köyde yumurta bile bırakmamışlardır.Invece, egli faceva scomparire anche l'uovo.
Bu arada DP Vatan Cephesi'ni kurdu.Nel frattempo si lessa del sedano.
Bu arada, Bolşevikler de Ermenistan'da iktidarı ele geçirmişlerdi.Nel frattempo Stalin stava anche centralizzando il potere politico in Ucraina.
Bu arada, Osmanlı kara orduları geri çekilmeye başladı.Sei giorni dopo, le armate ottomane si ritirarono.
Bu arada albümleri de Oricon listesinde 12. sıraya oturdu.L'album raggiunse la 12ª posizione nella classifica Oricon.
Bu arada bilimsel çalışmalarıyla da meşgul oldu.Parallelamente procedeva la sua carriera scientifica.
Bu arada Gent kıza ilgi duymaya başlar.Owen intanto finisce per baciare Carina.
Bu arada Şehzade Korkut da İstanbul'da idi.Che cosa accadeva, nel mentre, a Parigi?
Bu arada Vica, Tet'le birlikte Jack'i aramaktadır.Nel mentre Jack organizza una cena con Ruby.
Bu arada bir salgın hastalığa yakalanmışlar, birçoğu burada ölmüştür.Nel frattempo, la città è invasa dalle aberrazioni e in molti vengono uccisi.
Bu arada çeşitli küçük hırsızlıklar yapmıştır.Seguirono un numero di piccole azioni.
Bu arada "Yuki" fikrini buldu.Ha per Yuki un gran attaccamento.
Bu arada sosyal, siyasî ve diplomatik kuruluş ve faaliyetlere de katılmaya başladı.Nel contempo intraprese anche attività imprenditoriali e finanziarie e politiche.
Bu arada Yemen İsyanı çıkmıştır.Peccato che nel frattempo Eva sia già scappata in moto.
Ancak bu arada gece eve gelen kişiler onlara saldıran kişlerdir.Chiunque passando di là a quell'ora poteva vederle...
Bu arada son buluşmalarında birbirine söyledikleri yalanlar ortaya çıkar.La trama intreccia varie storie che si incontrano alla fine.
Bu arada "Hukuk-u Ceza Müruru Kanunu" konulu ilk mesleki çalışması yayınlandı.Il principio di "parità di retribuzione per pari lavoro" venne così ufficialmente legiferato.
Bu arada kentte birkaç önemli manastır da kuruldu.Nella zona si trovano molti grandiosi monasteri.
Bu arada sinemaya da merak saldı.Si interessò inoltre di cinema.
Bu arada Jack, geleceğinde tekrar babasını görür.Jack fa di nuovo visita alla madre.
Bu arada Baldwin, Selahaddin Eyyubi’nin Mısır'daki ana askeri gücüne bir saldırı planlıyordu.Poco dopo, Baldovino avviò i preparativi di un attacco al cuore del dominio di Saladino, l'Egitto.