Bu Moğol orduları arasındaki ilk savaştı ve imparatorluk birliğinin bozulmasının açık göstergesiydi.Acesta a fost primul război deschis între mongoli și a semnalat sfârșitul imperiului unit.
Bunun dışında forum 1203-1204'teki Dördüncü Haçlı Seferi'ne kadar neredeyse bozulmadan kalmıştır.Forul a rămas aproape intact până la cea de a patra Cruciadă (1203-1204).
Her ikisinin sebebi de ekonomide dengelerin bozulmasıdır.Se presupune că cei doi și-au stricat legăturile de afaceri din cauza banilor.
Bilgisayarların bozulması yüzünden kayıt, tamirat yapılana dek ertelenmek zorunda kaldı.Calculatorul s-a stricat, înregistrările fiind amânate până când acesta s-ar fi putut repara.
Blok zincirinde saklanan veriler genel olarak bozulmaz olarak nitelendirilir.Datele stocate pe blockchain sunt considerate, în general, incoruptibile.
Ancak bir süre sonra ikilinin ilişkileri bozulmaya başlar.În scurtă vreme totuși relațiile dintre cei doi soți se strică.
Ayrıca atlama bozulması negatif geri besleme kullanılarak ta azaltılabilir.El poate emite și recepta infrasunete.
Taylor ile Clough'un arasının bozulmasına sebep olan olaysa bu değildi.Acest scandal a avut ca rezultat întreruperea colaborării dintre Gorgoroth și Nuclear Blast.
Halen eşitlik bozulmaz ise ülkeler alfabetik sıra ile yazılır.Dacă scorul este egal, țările sunt ordonate alfabetic.
Distopik bir gelecekte Avustralya’da kanun ve nizam enerji kıtlığı sebebiyle bozulmaya başlamıştır.Într-un viitor distopic, în Australia, legea și ordinea nu mai au autoritate.
Kırık, kemik bütünlüğünün bozulmasıdır.Fractură înseamnă întreruperea continuității unui os.
Artık Norman'ın psikolojisi yavaş yavaş bozulmaya başlamıştır.Confuzia lui Gumm crește treptat.
Çevre kirliliği, çevrenin doğal olmayan bir şekilde insan eliyle bozulmasıdır.Cea mai mare parte a districtului este nelocuită, cu regiuni de natură neatinsă de mâna omului.
Claudius'un rahatsızlıkları ortaya çıkmaya başlayınca ailesiyle olan ilişkisi bozulmaya başladı.Amikor Claudius betegsége egyre nyilvánvalóbbá vált, családjával megromlott a kapcsolata.
Marić'in akademik kariyeri, 1901 yılında Einstein’dan hamile kalmasıyla bozulmaya başladı.Marić tudományos karrierje 1901-ben törést szenvedett, mikor Einstein teherbe ejtette.
Havanın bozulmaya başlaması sebebiyle operasyon bir sonraki güne ertelendi.A viharossá váló időjárás miatt a hadműveletet elhalasztották másnapra.
Shepard değişen masa illüzyonu şekil sabitliği bozulmasına dayalı illüzyona bir örnektir.Shepard változó asztal illúziója egy olyan illúzióra példa, amely az alakállandóság torzulásain alapszik.
Eğer beraberlik bozulmazsa ilk gol atan kazanır.Ha senkinek sincs, az utolsó ütés győz.
Bu uzun oruç sağlığının daha da bozulmasına neden oldu.A pihenés hiánya tovább rontotta egészségi állapotát.
Bu yüzden düzensizlikler genellikle bozulmaya eğilim gösterir.Az ellentmondások végül természetszerűleg robbanáshoz vezetnek.
Artık Norman'ın psikolojisi yavaş yavaş bozulmaya başlamıştır.Lear elmeállapota lassan helyreállt.
Kaşıntı deride bozulmaya neden olabilir ve nadiren bakteriyel bir enfeksiyona neden olabilir.A szülés megindítására adott gyógyszer, mely nagyon ritkán infarktust okozhat.
Napolyon bu sırada geleneğin bozulmasından dolayı hayal kırıklığına uğramıştı.Emanuel ezért igyekezett szakítani a tradícióval kórusműveiben.
Ama sağlığının bozulması üzerine Fransa'ya dönmek zorunda kaldı.Terveyden horjuessa hän palasi Ranskaan.
Ancak bir süre sonra ikilinin ilişkileri bozulmaya başlar.Ennen pitkää tämä alkaa tuoda säröjä parin suhteeseen.
Çarlık Rusya’nın yıkılması ve iç işlerinin karışıp bozulması Rusları geri çekilmek zorunda bırakmıştı.Emigranttien erimielisyydet ja Venäjän-yhteyksien heikkeneminen johtivat sen lakkaamiseen.
Bu da ocağın bozulmasının baş sebeplerindendir.Tämä oli myös yksi radan rakentamisen keskeisistä perusteista.
Atatürk'ün sağlık durumu 1937 yılından itibaren bozulmaya başladı.Viktorian terveys oli alkanut heiketä vuonna 1900.
Toplumsal bozulmayı anlatmıştır.Yhteiskunnallisen murroksen tiellä.
Ancak, babası Immanuel Nobel'in işleri bozulmaya başlar.Näistä onnettomuuksista johtuen Immanuel Nobelin oli hakeuduttava konkurssiin.
Ama her zaman için bu dönüşümün bozulması ve kaosun geri gelmesi mümkündür.Αλλά ήταν πάντα πιθανό ο κύκλος αυτός να διαταραχθεί και να επιστρέψει το χάος.
Ancak bir süre sonra ikilinin ilişkileri bozulmaya başlar.Σύντομα όμως άρχισε να επικρατεί ένταση στις σχέσεις των δύο γυναικών.
Sonuç alışın bozulmasıdır.Η ανισορροπία αντιπροσωπεύει τη διαταραχή.
Eğer eşitlik bozulmaz ise bir tane daha 15 dakikalık uzatma devresi oynanır.Hvis det stadig står lige, spilles femten minutter mere.
Havanın bozulmaya başlaması sebebiyle operasyon bir sonraki güne ertelendi.Pga. dårligt vejr blev den udskudt til dagen efter.
Napolyon bu sırada geleneğin bozulmasından dolayı hayal kırıklığına uğramıştı.Napoleon afveg dog fra denne skik ved at krone sig selv.
Bir eşitsizliğin her iki tarafına aynı sayı eklenir ya da aynı sayı çıkarılırsa eşitsizlik bozulmaz.Man kan lægge et tal til eller trække et tal fra på begge sider af ulighedstegnet.
Taş döşeme yol bugün bile hala bozulmadan durmaktadır.Enden op mod Tagensvej er i dag ret stille.
Ayrıca atlama bozulması negatif geri besleme kullanılarak ta azaltılabilir.Ved at øge den negative spænding kan tilbagestrømende elektroner undgås.
Sağlığı gittikçe bozulmaya başladı ve 20 Ocak 842'de öldü.Hans helse ble gradvis dårligere og han døde av dysenteri den 20. januar 842.
Pist üzerindeki birçok noktada bozulmalar olmuştu.Flere andre steder har hatt steinbrudd.
Güney Amerika'nın bozulmamış faunası, 30 milyon yıl boyunca evrimleşmiştir.Regnskogen i Amazonas har utviklet seg uavbrutt i 15 millioner år.
Halen eşitlik bozulmaz ise ülkeler alfabetik sıra ile yazılır.Der årstall ikke var tilgjengelige blir albumene listet opp i alfabetisk rekkefølge.
Ancak bu anlaşmalar Küba ile ilişkilerin bozulmasına sebep oldu.Disse hendelsene førte til at kommunikasjonen med India ble avbrutt.
Bunlar DNA'da bozulmaya sebep olur.Dette blir fremdeles markert i Dnk.
Pişirilen besinler uzun süre bozulmadan saklanabilir.Tørkede krotekaker kan lagres i stor skala uten kjøling over lengere tid.
Geri kalan bozulma ise bant değiştirilmiş yüklemedeki bant genişliğiyle bağlantılıdır.Dekkvingene er noe tilsmalnende bakover, med opphøyde lengderibber.
Bu manyetikler ses titreşimlerini bazı elektronik devreler ile bozulmaya uğratan manyetiklerdir.Disse tilfeldige bevegelsene er årsaken til støy i elektroniske komponenter.
Ancak kararın bozulması üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda tüm suçlamalardan beraat etti.Til gjengjeld for hans tilståelse ble han gitt full immunitet fra rettsforfølgelse.
Marić'in akademik kariyeri, 1901 yılında Einstein’dan hamile kalmasıyla bozulmaya başladı.Karier akademik Marić itu terganggu pada 1901 ketika ia menjadi hamil oleh Einstein.
Salgın hastalıklar ve kıtlıklar önemli bozulmalara ve demografik değişimlere neden olmuştu.Wabah penyakit dan kelaparan mengakibatkan gangguan besar dan perubahan demografi.
Bu esnada tencere fazla hareket ettirilmemeli ki üzerini örten bu hamurlaşmış un bozulmasın.Anda harus tetap berhati-hati, jangan sampai terbawa arus yang cukup kuat.
Optimizasyon ayrıca izleme ağ kalitesi ile video kalitesi bozulması ile elde edilir.Optimasi lebih jauh baik dengan pengurangan kualitas video, pemantauan kualitas jaringan.
Ancak, babası Immanuel Nobel'in işleri bozulmaya başlar.(Inggris) Laman mengenai Immanuel Nobel
Tedaviler görmesine rağmen sağlığı gittikçe bozulmaya başladı.Ketika kesehatannya memburuk, yang lainnya mulai mengetahui tentang kondisinya.
Ancak bir süre sonra ikilinin ilişkileri bozulmaya başlar.Namun tak lama kemudian, hubungan keduanya membaik.
Eğer eşitlik bozulmaz ise bir tane daha 15 dakikalık uzatma devresi oynanır.Jika tidak harus minum, orang dapat menghemat waktu 53 menit seminggu.
Bir müddet sonra ise Irak ile Kuveyt arasındaki diplomatik ilişkiler gitgide daha da bozulmaya başladı.Di sinilah kemudian hubungan antara Malayalam dan Tamil mulai merenggang.
Claudius'un rahatsızlıkları ortaya çıkmaya başlayınca ailesiyle olan ilişkisi bozulmaya başladı.Khi mà khuyết tật của Claudius trở nên rõ ràng, mối quan hệ với gia đình của ông trở nên chua chát.
Bozulma, yaklaşık 18. yüzyılın sonlarında olarak İzlanda'da denizciler tarafından tanındı.Sự lệch này đã được những ngư dân ở Iceland nhận thấy vào khoảng cuối thế kỷ XVIII.