İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, ilişkilerdeki bu bozulmanın zamanla geçeceğini belirtti .Bộ trưởng Quốc phòng Ehud Barack nói là Israel sẽ mở rộng cuộc hành quân nếu cần.
Bir müddet sonra ise Irak ile Kuveyt arasındaki diplomatik ilişkiler gitgide daha da bozulmaya başladı.Tương tự, những mối quan hệ vốn tốt đẹp trước kia của Liên bang Xô viết với Iraq cũng bắt đầu giảm sút.
1879'da sağlığındaki önemli bozulmadan sonra Basel'deki pozisyonundan istifa etmek zorunda kaldı.Vào năm 1879, sau khi sức khỏe suy giảm nghiêm trọng, Nietzsche phải từ chức khỏi vị trí tại Basel.
İzlanda, genellikle bozulmamış gelişmesini bu birlik dönemine borçludur.Tuy nhiên thời kỳ Liên bang ở Iceland phát triển hầu như không bị đứt quãng.
Ama sağlığının bozulması üzerine Fransa'ya dönmek zorunda kaldı.Nhưng ít lâu sau, cơn bệnh ông trở nặng buộc ông về Pháp chữa trị.
Ancak bir süre sonra ikilinin ilişkileri bozulmaya başlar.Từ hôm nay trở đi quan hệ của hai bên bị phá vỡ.
Artık Norman'ın psikolojisi yavaş yavaş bozulmaya başlamıştır.Sức khỏe của Adam Rainer bắt đầu giảm dần.
Özellikle NGC 3169 yakınında bulunan NGC 3166'nın etkisiyle bazı bozulmalar yaşamıştır.Chính vì khoảng cách này nên NGC 3169 đã bị NGC 3166 tương tác làm cho bị biến dạng.
Ancak bu anlaşmalar Küba ile ilişkilerin bozulmasına sebep oldu.しかしこの条約は連合国との関係悪化を招いた。
Ancak, babası Immanuel Nobel'in işleri bozulmaya başlar.おじはヌルを虐待し始める。
Dengenin bozulmasına karşılık olarak dengeyi tekrar korumaya yatkın olan kuvvetler ortaya çıkar.また警備を固めるよう主張する主簿の何無忌や功曹の栄建固の意見を退けた。
Kırık, kemik bütünlüğünün bozulmasıdır.一般的な骨折とはこの完全骨折を意味する。
Artık Norman'ın psikolojisi yavaş yavaş bozulmaya başlamıştır.一方でネロの治世は徐々に歪み始めていった。
Bunun dışında forum 1203-1204'teki Dördüncü Haçlı Seferi'ne kadar neredeyse bozulmadan kalmıştır.直到1203至1204年的第四次十字军东征,该广场基本保持不变。
Bozulma, yaklaşık 18. yüzyılın sonlarında olarak İzlanda'da denizciler tarafından tanındı.冰島水手早在18世紀末就已發現這一現象。
Galaksi, yakınında bulunan NGC 3166'nın kütleçekim etkisiyle bozulmalar yaşamıştır.該星系的形狀受到鄰近星系NGC 3166的重力擾動而變形。
Peyo’nun Sağlığı bozulmaya başladı.而裴隆健康也開始出現問題。
Bu Moğol orduları arasındaki ilk savaştı ve imparatorluk birliğinin bozulmasının açık göstergesiydi.這些戰爭是蒙古皇族之間第一次大規模的戰爭,最終導致了蒙古帝國的分裂。
Bu da ocağın bozulmasının baş sebeplerindendir.这也是城堡丧失其重要性的主要原因之一。
Pirincin mayalanmış olması, balığın bozulmasını önlemektedir.在米饭中发酵可以防止鱼肉腐败变质。
Bunu ön ayaklar arasındaki hareketlerin bozulması izler.然後對腳的關節部分進行亂擊。
Bu oluşum zamanla büyüyerek sabit disk in (Head Crash) tamamen bozulmasıyla son bulur.樂團當時以〈強力電線〉開場,以〈搖滾咖很難出人頭地〉作為結束。
Temyiz Mahkemesi, yapılan tetkik sonucu, hükmün bozulmasına veya tasdikine (onanmasına) karar verir.재판관소추위원회는 재판관에 대하여 국민이나 최고재판소에서의 소추 청구가 있었을 때 또는 파면 사유가 있다고 스스로 판단하였을 때 그 사유를 조사하여야 한다.
Bunun nedeni avlanma ve yaşadıkları coğrafyanın bozulmasından kaynaklanmaktadır.이 때문에 무분별한 사냥으로 인한 개체수 감소 및 멸종 위기의 원인이 되기도 했다.
Enron bununla birlikte kurumsal dolandırıcılığın ve bozulmanın en iyi bilinen örneği olmuştur.이때부터 엔론은 기업 사기와 부패의 유명한 사례가 되었다.
Meke'nin biçiminin bin yıllardır bozulmamasının nedeni budur.이러한 경위로 인해 매케인은 2000년이 되도록 Gook이라는 차별어를 사용했다.
Bu nedenle kamu güvenliğinin bozulmasının somut olgulara dayalı olarak ortaya çıkması gerekir.)즉, 다항식의 차수가 유한하여야 한다.)
Ama sağlığının bozulması üzerine Fransa'ya dönmek zorunda kaldı.그는 병 때문에 남부 프랑스로 다시 돌아왔다.
IV. Philippe'in papalıkla olan ilşkileri İngiltere'ye karşı sürdürülen savaş sırasında bozulmaya başlamıştı.그의 치세기 동안 이룩된 국내의 평화는 잉글랜드와의 전쟁으로 깨졌다.
Her ikisinin sebebi de ekonomide dengelerin bozulmasıdır.둘다 이유는 스테이크에서 나왔다.
Hatâ ile yanlışlıkla meydana gelmesinde ise günâh ve azab olmadığı gibi ibadet de bozulmaz.사신이 논평하기를, “임광재(任光載)는 성상께서 총애하여 매일 좌우(左右)에서 모시지 않음이 없었으니, 은사(恩賜)를 계산할 수가 없었다.
Her ikisi de damar sisteminin bozulması sonucu oluşan bir durumdur.두 요소는 컴플렉스 시스템의 결과이다.
Özgün vitrayların hemen hemen hepsi bozulmadan durmaktadır.은폐력이 커서 거의 모든 용매에 녹지 않는다.
Claudius'un rahatsızlıkları ortaya çıkmaya başlayınca ailesiyle olan ilişkisi bozulmaya başladı.כאשר החלו פגמיו של קלאודיוס להתגלות, היחסים עם משפחתו נעכרו.
Bölgenin aşırı kurak iklimi, bu çizgilerin bugüne değin bozulmadan kalmasında yardımcı olmuştur.העובדה שאין רוחות במדבר סייעה לשמור על הקווים גלויים עד עצם היום הזה.
Ayrıca, zaman aşımı ile iyi korunsa bile kendiliğinden bozulma söz konusu olabilmektedir.ורק אם ישוב בתשובה גדולה מאהבה יוכל לתקן עצמו.
Bu sayede eserlerdeki duygu bozulmazdı.בעקבות כך הרגשתי שהעצם בציור חסר.
Optimizasyon ayrıca izleme ağ kalitesi ile video kalitesi bozulması ile elde edilir.אופטימיזציה נוספת מושגת באמצעות המעלה של איכות הווידאו באמצעות ניטור רשת איכותי.
Kabuksu likenleri substrattan (ortam) bozulmadan ayırmak neredeyse imkânsızdır.תופעת לוואי לא שכיחה היא שברים בלתי טיפוסיים בעצם הירך (Atypical Subtrochanteric Hip Fracture).
Bu hareket, yürütmenin bozulmasına neden oldu.מחלוקת זו הובילה לפיצול התנועה.
İki yıl sonra sağlığının bozulması nedeniyle görevinden ayrıldı.כעבור שלוש שנים נאלץ לפרוש מהתפקיד, עקב מחלתו.
Eğer eşitlik bozulmaz ise bir tane daha 15 dakikalık uzatma devresi oynanır.Ако резултатът е равен, се изиграва още едно петнадесет-минутно продължение.
Bu uzun oruç sağlığının daha da bozulmasına neden oldu.Това приключение трайно уврежда и без това крехкото му здраве.
Bu Moğol orduları arasındaki ilk savaştı ve imparatorluk birliğinin bozulmasının açık göstergesiydi.Това е първата война между монголци, тя сигнализира края на обединената Монголска империя.
Çevre kirliliği, çevrenin doğal olmayan bir şekilde insan eliyle bozulmasıdır.Природата в района е непокътната от човешка ръка.
Yani duraylı (kararlı) izotoplar, radyoaktif bozulma göstermeyen izotoplardır.Стабилни изотопи са изотопите на химични елементи, които не са радиоактивни (не се разпадат спонтанно).
Radyo yayını bozma (İngilizce: radio jamming), Sahte sinyaller gönderilerek radyo yayınının bozulması.Радиото прекратява излъчване, защото губи правото да излъчва.
Kabuksu likenleri substrattan (ortam) bozulmadan ayırmak neredeyse imkânsızdır.Не е възможно самостоятелно отделяне на човека от тоководещите части (неотпускащ ток).
Vazifeden ayrılması, idarenin aksayıp bozulmasına sebeb oldu.Вътрешни разпри в съюза водят до неговото разпадане и поражение.
Eşitlik bozulmayan turlarda direkt olarak penaltı vuruşlarına geçiliyordu.Преди при равенство се изпълнявали директно дузпи.
Bu sırada yaratığın sağlık durumu kanala bırakılacağı gün yaklaştıkça bozulmaya başlar.Kako se dan puštanja bića na slobodu kroz kanal približava, njegovo zdravstveno stanje se počinje pogoršavati.
Bozulma, yaklaşık 18. yüzyılın sonlarında olarak İzlanda'da denizciler tarafından tanındı.Ovaj poremećaj prepoznali su Islandski mornari u osamnaestom stoljeću.
Diğer bir bozulma sebebi de hatalı onarımlardır.Druga vrsta grešaka su greške zaokruživanja.
Sağlığı gittikçe bozulmaya başladı ve 20 Ocak 842'de öldü.Mal podlomené zdravie a začiatkom roka 842 zomrel.
Şaşılık gözlerin paralelliğinin bozulması durumudur.Ophiotaenia racemosa je parazit užoviek.
İlk durum komedisi Joking Apart'ta çalışırken ilk evliliğinin bozulmasından esinlenmiştir.Jeho prvý sitcom, Joking Apart, bol inšpirovaný rozpadom jeho prvého manželstva.
Hindistan'ın tarım ürünlerinin üçte biri bozulmadan kaybolmuştur.Najmanj tretjina kmetijskih površin v Nemčiji ostane neobdelanih.
OAO-1 üç gün sonra güç kaynağının bozulması sonucu görev dışı kaldı.Ta satelit OAO-1 je zaradi izgube energije po treh dneh odpovedal in prekinil odpravo.
Her ikisinin sebebi de ekonomide dengelerin bozulmasıdır.Oba posledica potresne aktivnosti na tem območju.
Taş döşeme yol bugün bile hala bozulmadan durmaktadır.Danes je Luknja še vedno prehodna, peš seveda.