Ana içeriğe geç
Sözlük

bozulma ile cümle

bozulma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Buna rağmen Temuçin ve Camuka’nın aralarının bozulması çok uzun sürmemiştir.Tuttavia, i rapporti cordiali tra Nicola e Carlo non durarono a lungo.
Marić'in akademik kariyeri, 1901 yılında Einstein’dan hamile kalmasıyla bozulmaya başladı.Научная карьера Марич прервалась в 1901 году, когда она забеременела от Эйнштейна.
Asimetri, simetrinin olmaması ya da bozulmasıdır.Асимметрия — отсутствие или нарушение симметрии.
Optimizasyon ayrıca izleme ağ kalitesi ile video kalitesi bozulması ile elde edilir.Также оптимизация дополнительно достигается за счет ухудшения качества видео.
Stužica, Doğu Karpatlarda benzersiz bir şekilde korunmuş ve bozulmamış ilkel bir kayın ormanıdır.Stužica) — уникально сохранившийся нетронутый первобытный буковый лес в Восточных Карпатах.
1966'dan itibaren sağlığının bozulması nedeniyle gittikçe daha az eser verdi.Начиная с 1964 года играл всё меньше, из-за ухудшения состояния здоровья.
Ancak bu anlaşmalar Küba ile ilişkilerin bozulmasına sebep oldu.Постройка была вызвана ухудшением отношений с Бразилией.
Bu zaaf bir durum dışında genelde ortaya çıkmaz, yonga bozulması.Обычно всегда спокойная за исключением тех случаев, когда ей приходится делать что-то без Юмэ.
Eğer eşitlik bozulmaz ise bir tane daha 15 dakikalık uzatma devresi oynanır.Но даже если вы исчерпаете весь лимит, у вас все равно будет по 15 секунд на ход.
Ayrıca, bu kuşatma sonucunda Sui bürokrasisinin bozulmaya başladığı anlaşılmıştır.Именно на этом этапе ГАЗу в очередной раз пришлось столкнутся с бюрократией.
Her ikisinin sebebi de ekonomide dengelerin bozulmasıdır.Ведь и то, и другое — разрушение личности.
Birçok besin dondurularak uzun süre bozulmadan korunabilir.Многие лягушки могут выжить после замерзания.
Çarpma, ısı gibi etkenler, bozulmayı hızlandırır.Нагревание, ультрафиолетовое облучение, примеси ускоряют разложение.
Artık Norman'ın psikolojisi yavaş yavaş bozulmaya başlamıştır.Тем временем, поведение Скалли постепенно становится параноидальным.
Böylece Türkmen Dağı'nda dengeler rejim lehine bozulmaya başlamıştır.Отныне дела Скопинского банка покатились под гору.
Tedaviler görmesine rağmen sağlığı gittikçe bozulmaya başladı.Несмотря на то, что всё время занимается лечением, здоровье его только ухудшается.
Goryeo'nun sonlarında, Budizm rejimin bozulmasıyla ilişkilendirildi.В конце периода Корё появились признаки утраты буддизмом своих позиций.
Daha sonra bu görüşleri Rus sosyalist çevrelerle de ilişkisinin bozulmasına yol açacaktı.В скором времени обнаружила идейные разногласия с русскими социал-демократами.
Doğuş ve batış sırasında güneşin şeklinin bozulmasının ve yanıp sönen yıldız ışıklarının sebebi budur.О том, как светила появляются из-за лучей Солнца и как они скрываются за ними.
Atatürk'ün sağlık durumu 1937 yılından itibaren bozulmaya başladı.В 1937 году стали появляться признаки ухудшения здоровья Ататюрка.
Özgün vitrayların hemen hemen hepsi bozulmadan durmaktadır.Практически все притоки пересыпаны непроточными плотинами.
Davros'un sağlığı bozulmaya başlar.Сердце Авроры начинает угасать.
Burada tekrar muayene edildi ve bu kez akli olarak yeterli olduğu ve kişiliğinin bozulmamış olduğu görüldü.Сведений о том, как он выглядел тогда, и насколько был привлекателен, как наследство, не сохранилось.
Sonuç alışın bozulmasıdır.Данный счёт является результатом переигровки.
Geri kalan bozulma ise bant değiştirilmiş yüklemedeki bant genişliğiyle bağlantılıdır.Орешек сжатый, с остающимся расширенным основанием столбика.
Güney Amerika'nın bozulmamış faunası, 30 milyon yıl boyunca evrimleşmiştir.Образовалось в позднем олигоцене около 30 млн лет назад, в Южной Америке.
22 Eylül 2017'de Kanada, Venezuela'nın anayasal düzeninin bozulması nedeniyle Rodríguez'e yaptırım uyguladı.في 22 سبتمبر 2017 ، فرضت كندا عقوبات على رودريغيز بسبب انهيار النظام الدستوري الفنزويلي.
Pirincin mayalanmış olması, balığın bozulmasını önlemektedir.فقد كان تخمر الأرز يحول دون فساد السمك.
Galaksi, yakınında bulunan NGC 3166'nın kütleçekim etkisiyle bozulmalar yaşamıştır.ويبدو أن تفاعل جاذبيتهما عملت على تشويه قرص المجرة NGC 3166 .
Bir müddet sonra ise Irak ile Kuveyt arasındaki diplomatik ilişkiler gitgide daha da bozulmaya başladı.بدأت، بعد ذلك، العلاقات الـسعودية ـ الكويتية بالتحسن.
İsrail Savunma Bakanı Ehud Barak, ilişkilerdeki bu bozulmanın zamanla geçeceğini belirtti .وقال وزير الجيش الإسرائيلي إيهود باراك إن الحديث يجري عن كارثة خطيرة جداً.
Bu bozulma doğrudan grup hızını etkiler.هو في الواقع يساوي تسارع الجاذبية عند تلك النقطة.
Bir ya da her iki gözde renkli görmede ve görme keskinliğinde bozulmaya yol açabilir.في بعض الأحيان، واحدة أو كلتا العينين قد تبرز للأمام.
Blok zincirinde saklanan veriler genel olarak bozulmaz olarak nitelendirilir.تعتبر البيانات المخزنة على blockchain بشكل عام غير قابلة للفساد(10).
Bu hareket, yürütmenin bozulmasına neden oldu.هذا أدى إلى تدهور سريع للعلاقات داخل القيادة.
Kaşıntı deride bozulmaya neden olabilir ve nadiren bakteriyel bir enfeksiyona neden olabilir.الإصابة البكتيرية الثانوية غير نادرة، ويمكن أن تتسبب في رائحة كريهة.
Bu dönemde Girit Adası ikili ilişkilerin bozulmasında öncül rol üstlenip şiddetli mücadelelere neden olmuştur.وهكذا، بدأت صفحة جديدة في العلاقات بين القوتين العظميين آنذاك.
Ayranın bozulmaması için kaynayıncaya kadar tahta kaşıkla sürekli karıştırılır.تنظيف القفص بانتظام حتى لا تتسرب إليه الحشرات.
Bağırsak mukozal fonksiyonunda bozulma meydana gelir ve demir transportu bozulur.ونعهد في حياتنا اليومية تأكسد الحديد وينشأ صدأ الحديد.
Solunum zorlaştırılmıştır olacak ama diğer sinir bozulmamış olması koşuluyla devam edecektir.A respiração será mais difícil, mas vai continuar, desde que o outro nervo esteja intacto.
Justinianus'un Augustaion meydanı, devam eden yüzyıllarda bozulmadan muhafaza edildi.O Augusteu de Justiniano sobreviveu praticamente inalterado através dos séculos subsequentes.
Müzakerelerin bozulmasına rağmen, ana doğu sınırında tam ölçekli savaş 530'a kadar patlak vermedi.Apesar da ruptura das negociações, não foi até 530 que uma guerra aberta na fronteira oriental irrompeu.
Kaşıntı deride bozulmaya neden olabilir ve nadiren bakteriyel bir enfeksiyona neden olabilir.Coceira pode causar lesão da pele e pouco comumente resultar em uma infecção bacteriana.
Asimetri, simetrinin olmaması ya da bozulmasıdır.A assimetria é a ausência da simetria ou o seu inverso.
Bu uzun oruç sağlığının daha da bozulmasına neden oldu.Essa união prejudicou ainda mais sua saúde já frágil.
Teofanes, evliliğin bozulmasının sebeplerini İrini'nin entrikalarına bağlar.Teófanes atribuiu a ruína do casamento às maquinações de Irene.
Goryeo'nun sonlarında, Budizm rejimin bozulmasıyla ilişkilendirildi.No período Goryeo tardio, o Budismo foi acusado de estar ligado à corrupção do regime.
Bir terim olarak “dalga” sıklıkla bir mekânsal bozulmanın taşınması ile ilgili olduğu anlaşılır.Por exemplo, o "sorriso" de um macaco é muitas vezes um sinal de agressão.
Halk onu "Incorruptible" (Bozulmaz, satın alınamaz, yıkılmaz) olarak adlandırıyordu.Os seus amigos chamavam-lhe "O Incorruptível".
Bu prensibe göre evrende var olan her şey bozulma eğilimindedir.De modo geral, tudo na natureza tende ao equilíbrio.
Güney Amerika'nın bozulmamış faunası, 30 milyon yıl boyunca evrimleşmiştir.O superpantanal sul-americano era uma grande área alagada na América do Sul há 10 milhões de anos.
Bu gayet soğuk havada İsveç ordusu askerlerinin moralleri de gayet bozulmakta idi.O mau tempo durante a noite diminuiu ainda mais o moral dos soldados.
Ayrıca atlama bozulması negatif geri besleme kullanılarak ta azaltılabilir.Isto permite que o ganho da aplicação seja ajustado utilizando a realimentação negativa.
Toplumsal bozulmayı anlatmıştır.Denunciou a injustiça social.
Özellikle vandalizm başlıca bozulma sebebidir.Seu interesse é basicamente o vandalismo.
Optimizasyon ayrıca izleme ağ kalitesi ile video kalitesi bozulması ile elde edilir.S-Video possui melhor qualidade do que conexões de vídeo composto.
Fakat algı farklılıkları ilişkilerin daha da bozulmasına sebep olmuştur.Como resultado, as dividas ainda pioraram por causa dele.
Bilgisayarların bozulması yüzünden kayıt, tamirat yapılana dek ertelenmek zorunda kaldı.Os computadores poderiam se quebrar, e a gravação teria de ser adiada até que os aparelhos fossem reparados.
Hidroksiprolin metabolizması bozulmaz.Não se deve cortar a estrutura metálica.
Veri bütünlüğü bir veri kaybı şekli olan veri bozulmasının, tersidir.A integridade dos dados é o oposto da decomposição dos dados, que é uma forma de perda de dados.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod